İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2013/5071 E. 2014/2480 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2013/5071
- Karar No
- 2014/2480
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2021/146 KARAR NO : 2021/193 DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu) DAVA TARİHİ : 04/04/2016 KARAR TARİHİ : 16/03/2021 Mahkememize Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı görevsizlik kararı uyarınca tevzii edilen dava dilekçesi mahkememize gelmekle, yukarıdaki esas numarasına kaydedildi dava dilekçesi ve ekleri incelendi: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin ... plakalı aracın vadeli kasko sigortacısı olduğunu, sigortalı aracın ... tarihinde, ...'in sevk ve idaresinde iken yolda biriken yağmur sularından su aldığını, sigortalı araç sürücüsünün müvekkili şirkete hasar ihbarında bulunduğunu, bunun üzerine eksper görevlendirildiğini ve eksper raporuna göre aracın sel nedeniyle hasar gördüğünün sabit olduğunu, sigortalı aracın onarımının ...'de yapıldığını, firmaya ... tarihinde ...-TL ödeme yapıldığını, sigortalı araçta meydana gelen zararın sebebinin şehir içinde karayolunda biriken yağmur suları olduğunu, bu suların trafikteki araçlara zarar verecek ve trafiği aksatacak kadar birikmesinde kusurun davalı ...'a ait olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısına ödemiş olduğu meblağın davalıdan tahsili için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olarak yapıldığını, bu nedenlerle yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve faizi ile birlikte toplam ...-TL üzerinden devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesi ... K.sayılı kararıyla davaya bakmak görevinin Ticaret mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiştir. CEVAP: Davalı vekili Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesine verdiği cevabında özetle; usul bakımından itirazları bulunduğunu, davanın idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava sigorta hukukuyla ilişkili olduğundan davaya bakmakla asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu zararın yağmur suyuna ilişkin olduğunu, içme suyu veya kanalizasyon hizmetlerine ilişkin olmadığını, yağmur suyu uzaklaştırılması hizmetlerinin ise müvekkili idarenin görev ve sorumluluğunda olmadığını, sorumluluğunun ...'nde olduğunu, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olmadığını, yine dava konusu meblağ likit bir alacak olmadığından yargılamayı gerektiğinden davacının inkar tazminatı talebinin yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü. İhbar olunan ... vekili cevabında özetle; Davaya konu edilen olayın meydana gelmesinde müvekkili belediyenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, usule ilişkin itirazlarının bulunduğunu, davanın idari yargıda ikame edilmesi gerektiğini, yine zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu, davacının iddialarında kazanın meydana geldiği yer ve saatte yolda biriken yağmur suyu nedeniyle olayın meydana geldiğini ifade ettiğni, bu hususun kabul edilmesi halinde kazanın oluşumuna sebep olan kusurlu davranıştan davalı ...'ın sorumlu olacağını bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü. İhbar olunan ... vekili cevabında özetle; Müvekkili belediyenin oluşabilecek muhtemel su baskının önlemek gibi görev ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın konusunu oluşturan olay nedeniyle araçta meydana gelen hasarın yol kusurundan kaynaklanmadığını, sorumluluk ilkesi gereği sorumlu tarafın ... ve ... olduğunu bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki kasko sigorta poliçesine gereğince ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472-1481.maddeleri uyarınca sorumlulardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü karşısında davacının dava dışı sigortalısının dava haklarına halefiyet yoluyla sahip olduğu açıktır. Davada onun sahip olduğu tüm haklara halefiyet gereği davacı da sahiptir. Diğer bir anlatımla somut olaya ilişkin dava, dava dışı sigortalı tarafından davalı aleyhine açılmış olsa idi nasıl aradaki ilişkinin ticari iş olup olmadığını araştırmak gerektiğini söyleyebiliyorsak, halefiyet prensibi gereği de aynı şeyi düşünmek zorunludur. Değişen tek şey davacının taraf sıfatındadır. Bu da halefiyet prensibi gereği davada davacıya aktif husumet ehliyeti tanımaktadır. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden yukarıda da değinildiği üzere dava dışı sigortalı tacir olmadığı gibi, poliçenin de kasko sigorta poliçesidir ve hususi bir araca kasko sigortası yapılmıştır. Söz konusu uyuşmazlık niteliği itibariyle tacirler arası bir işten kaynaklanmamaktadır. İş, ticari nitelikte değildir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24/02/2014 Tarih ve 2013/5071 E. 2014/2480 K. ile 07/02/2017 Tarih ve 2014/13648 E. 2017/1118 K.) Sonuç olarak; dava dışı sigortalı dava tarihi olan tarihinde davasını nerede açması gerekiyorsa, sigorta şirketi de halefiyet hakları nedeniyle o mahkemede dava açmak zorundadır. Görev hususuna sanki dava dışı sigortalı dava açmış gibi bakılmalıdır. Davacının sigorta şirketi sıfatını taşımasının bir önemi yoktur. Zira ona davacı sıfatını kazandıran halefiyet ilkesidir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesi, tüketici işleminin kapsamını esaslı biçimde değiştirmiş, aynı Kanunun 83/2. maddesi ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme yapılması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." diyerek kanunun uygulama alanını daha da genişletmiştir. 6502 sayılı Kanunun 3. maddesinde "Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi kapsar." şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanunun 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır. Bundan böyle 6502 sayılı Kanunun tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile içeriği az yukarda yer alan 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle yukarda sayılan sözleşme ve işlemler tüketici mahkemesinin görev alanına girmiştir. Somut olayda davacı ..., davalıya karşı, dava dışı sürücü ile aralarındaki kasko sigorta poliçesine ve halefiyet haklarına dayanarak tazminat davası açmıştır. HMK.nun 448.maddesi gereğince usul kuralları derhal uygulanması gerekir. Dava tarihi olan ... tarihi itibariyle yürürlükte olan olan (Yürürlük Tarihi; 28/05/2014) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yürürlüktedir. Aynı yasanın 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan davalara bakma görevi tüketici mahkemelerine aittir. Uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle görevsizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava dilekçesinin usulden REDDİNE, 6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/03/2021 KATİP ... (E-imzalıdır) HAKİM ... (E-imzalıdır)