İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2013/22286 E. 2014/5067 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2013/22286
- Karar No
- 2014/5067
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1121 Esas KARAR NO : 2024/923 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 21/11/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkile şirket ....'in, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddesinin "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmü uyarınca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kurulmuş, .... Büyükşehir Belediyesi'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirketin ... Büyükşehir Belediyesinden ihale yoluyla aldığı işleri yapmak için İş Kanunu hükümleri çerçevesinde personel istihdam etmekte olduğunu, dava dışı .... isimli kişinin 24.08.2013 tarihinden 30.06.2016 tarihine kadar müvekkili işverenin temizlik işini üstlenen (alt işveren) davalı şirketler bünyesinde çalışmış olduğunu, bu kapsamda dava dışı ... tarafından İstanbul .... İş Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyası ile işçilik alacaklarına ilişkin asıl işveren olarak müvekkiline karşı dava açmış olduğunu, İstanbul ... İş Mahkemesinin ... E. ... Karar sayılı ilamı ile müvekkilinin, davacı ...'e Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, Yıllık İzin Ücreti Alacağı ve yargılama giderleri ile vekalet ücretini ödemesine karar verilmiş olduğunu, işbu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ....E. .... Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş olduğunu, bu kararı esas alarak dava dışı ...'nın müvekkili şirkete karşı Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esasa sayılı dosyasıyla ilamlı icra takibi başlatmış olduğunu, işbu icra takibi neticesinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ....bank hesabına 17.572,21 TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında alt işverenlik sözleşmesi bulunduğundan, esasen yapılan bu ödemenin alt işverenliğin sorumluluk kapsamında olmasına rağmen, dava dışı ... isimli personelin işçilik alacaklarına istinaden müvekkili şirkete karşı açmış olduğu dava ve icra takipleri sonucunda müvekkili şirketin ödeme yapmış olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemelerin davalı şirketlerden müteselsilen rucüen tahsilini talep etmek zarureti doğmuş olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketlerle İş Kanunu ve Kamu İhale Kanunu kapsamında ".... Şehir Tuvaletleri Temizlik Personel Hizmeti Alım İşi ihalesiyle" 2013- 2014-2015 ve 2016 yıllarında ekte sunulan hizmet alımı sözleşmelerini imzalamış olup, taraflar arasında alt işverenlik ilişkisi oluşmuş olduğunu, davalı şirketlerle imzalanan alt işverenlik sözleşmeleri müvekkili şirketin eski unvanı olan .... A.Ş. ile imzalanmış olduğunu, ayrıca ekte sunacakları ".... Şehir Tuvaletleri Temizlik Hizmeti Alım İşi" başlıklı yapılan alt işverenlik sözleşmelerinin teknik şartnamelerin tamamında her türlü işçi- işveren uyuşmazlıklarındaki işçi hak ve alacaklarından alt işverenin sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmakta olduğunu, Yargıtay içtihatlarından da açıkça bellidir ki, davalılar ile müvekkili arasında imzalanan hizmet alımları sözleşmesinde "personelin iş mevzuatı ile ilgili hakları yüklenicinin sorumluluğundadır” şeklinde hükmün mevcut olmasının davalıların kendi ihale döneminde doğmuş olan işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirketin taraf olduğu bir yüksek mahkeme kararında da alt işveren şirketlerin işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğuna ilişkin hüküm kurulmuş olduğunu beyanla; haklı davanın kabulüne, 17.572,21 TL işçilik alacaklarına ilişkin yapılan ödemenin, 03.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiliyle müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Bilgi İşlem Otom. Sağlık Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin tüm çalışması davacı kamu kurumunda geçmiş olup, sorumluluğun da kamu kurumu olan davacının olduğunu, 6552 sayılı yasa ile 4857 sayılı yasada yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatı ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğu kalmamış olduğunu, tüm tazminat ve ücret alacaklarından ilgili kamu kurum ve kuruluşu tek başına sorumlu olduğunu, nitekim yapılan yasal değişiklik ile kıdem tazminatının ihale maliyetinin içinde olmadığının, yasa koyucu tarafından kabul edilmiş olup yasanın gerekçesinin de bunu açıkça izah etmekte olduğunu, bu düzenleme ile işçilere ait tüm tazminat sorumluluğunun Kamu Kurumlarına yüklenmiş olduğunu, eğer bu konuda, alt işverene bir sorumluluk atfedilmiş olsaydı bunun açıkça belirtileceğini, yasanın ne lafzında ne de gerekçesinde Kurumun ödediği tazminatın rücu edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde çalışan işçilerin kıdem tazminatından doğan sorumluluğun, 11.09.2014 tarihli 6552 Sayılı Yasa'nın 8. Maddesi ile 4857 Sayılı Yasa'nın 112. Maddesine ilave edilen hüküm ile asıl işveren konumundaki ilgili kamu kurum kuruluşuna yüklenmiş olduğunu, mahkememizce ihale işlem dosyası içerisinde yer alan teklifler, maliyet analizleri, idari ve teknik şartname ve sözleşme incelendiğinde kıdem tazminatının maliyetler içerisine konulmadığının görülecek olduğunu, bu sebeple idarenin ödemediği tazminat kalemi için rücu hakkı bulunmadığını, davacının hem 6552 sayılı yasayla getirilen değişiklik başta olmak üzere tüm yasal düzenlemeler sebebiyle hem de müvekkili ile imzalamış oldukları sözleşme ve eki ihale dokümanları gereğince kıdem tazminatı için rücu hakkı bulunmadığını beyanla; haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İlaç Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin davacı kurumun davadışı işçilere ödediği tazminat ve diğer işçilik alacaklarının müvekkili şirket ve diğer davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş olduğunu, davacının davası görev, yetki, pasif husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve diğer usul ve esas yönlerinden kabule şayan olmayıp reddi gerektiğini, müvekkili şirkete diğer kurumlar tarafından açılan rucuen tazminat davalarının Asliye Hukuk mahkemelerinde açılıyor olmasına rağmen huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, bir an için davacının görev nitelendirimesi doğru olsa bile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açılamayacağını, müvekkili şirket ile davacı kurum arasındaki sözleşme ve eklerinde müvekkili şirkete ihale kapsamında çalışacak personelin ücretleri dışında kıdem tazminatının da maliyetlendiğine yönelik herhangi hüküm bulunmadığından işçiye ödenecek kıdem tazminatlarından ihaleyi yapan kurumun sorumlu olacağından hiç bir tereddüt olmaması gerektiğini, öyle ki nimet külfet dengesi içinde alt işverenin kuruma maliyet olarak yansıtmadığı bir alacak kalemini daha sonra işçiye, 3. şahısa veya tüzel kişeye ödenmesinin kurum tarafından ihale alıcısının ihale yoluyla aldatılması anlamına geldiğini, bu konuda konunun yoruma açıklığından hareket eden yasa koyucunun 6552 Sayılı Yasanın 8. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunun 112. Maddesi değiştirilerek işçinin kıdem tazminatından Asıl İşveren Kurumun sorumlu tutulmuş olduğunu, bu yasal düzenleme ile davacı kurumun rücu hakkı kalmamış olduğunu, İş kanunu 112. Madde değişiklikliğinin gerekçesinde "...Özellikle kamu sektöründe iş alan alt işverenlerin ihale konusu işin maliyetini hesaplarken kıdem tazminatını bu hesaplamaya dahil edemediği, “sözleşme gideri veya genel giderler” için ayrılan tutarın ise ihale bedelinin yüzde üçü ile sınırlandığı, dolayısıyla kıdem tazminatını ödemek isteyen alt işverenlerin dahi bu ödemeyi yapamadığı, işçilerin dava yoluna başvurmaları halinde ise işçilerin kıdem tazminatlarının faizi ile birlikte asıl işveren kabul edilen kamu tarafından ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Bu durum kamu kurum ve kuruluşları için ciddi mali külfet doğurmaktadır..." denilerek, alt işverenin bu tutarı ödeyemeyeceği ve ödemesinin gerekmediği gerekçesi ile bu düzenleme yapılmış olduğunu, keza KİK'in 01.11.2018 tarih ve 2018/UH.1-1916r nolu kararının"- Yukarıda akratılan mevzuat hüküm ve açıklamaları uyarınca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu, bu itibarla personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalellerinde idare ile sözleşme imzalayan ve alt işveren konumunda olan yüklenicilerin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığı, dolayısıyla isteklilierin kıdem tazminatlarını teklif fiyatlara dahil etmelerinin gerekmediği anlaşılmıştır. İdari Şartnamenin 25'nci maddesinde de kıdem tazminatlarının teklif fiyata dahil edileceği yönünde bir düzsenlemeye yer verilmediği,.......-Sonuç olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112'nci maddesinde yer alan emredici hükümler uyarınca, personel çalıştırışmasına dayalı hizmet işlerinde kıdem tazminatının, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödeneceğinin açık olduğu, söz konusu Kanun hükmü karşısında sözleşmenin uygulanması aşamasında herhnagi bir boşluk doğmayacağından bu hususla ilgili taraflarca sorun yaşanmayacağı, idarenin de yükleniciler gibi, ihale ve sözleşme sürecinin her aşamasında kanun hükümlerine uymak zorunda oldukları, y,ne kıdem tazminatına ilişkin maliyetlerin tekliflerin hazırlanmasında dikkate alınmasının gerekli olmadığı ve bu durumun teklif verilmesine engel bir durum oluşturmadı anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. şeklinde olduğunu, Yargıtay'ın ise konuya maliyetleme açısından bakmayıp sözleşme hükümlerinden hareketle emsal bir kararında aynen "Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. Maddesinin atıf yaptığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi... madde başlığında da açıkça belirtildiği üzere çalışanların fiili işçilik ücretleri ile ilgili özlük haklarına ilişkindir. O halde asıl işveren ve alt işveren olan taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde, fiili işçilik alacakları dışındaki iş akdinin feshedilmesi nedeniyle doğan söz konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, dava dışı işçiye yapılan dava konusu ödemeler nedeniyle davacı belediye ve davalının yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir..."( Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 03.11.2015 tarih 2015/30980 e. 2015/31667 k. ) denilmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davacı kurum arasındaki sözleşmede kıdem tazminatından müvekkili şirketin sorumlu olacağına yönelik herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, davacının iddiasını ispatlamak için müvekkili ile yaptığı sözleşme örneğini ibraz etmesi gerektiğini, kıdem tazminatının alt işverenlerce maliyetlendirilip maliyetlendirilmediğinin incelenmesi gerektiğini, öte yandan Mülga 1475 Sayılı Yasa'nın ayrık tutulup halen yürürlükte bulunan 14. maddesi gereğince "işçilerin kıdemleri hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı iş verenin bir veya değişik iş yerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İş yerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri ve işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.07.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12.07.1975 tarihinden evvel iş yeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinden aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur." hükmü mevcut olduğunu, devreden durumunda bulunan müvekkili şirketin kıdem tazminatından sorumluluğu işverenlik süresi ve bu sürenin sona erdiği tarihteki ücrete göre hesaplanacak kıdem tazminatı tutarı ile sınırlı olması gerektiğini, dava dışı işçinin o dönemdeki ücret bordrosu ve SGK kayıtlarının celbi gerektiğini, işçinin ücretinin daha sonra olağan veya olağan dışı olarak artmasından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, keza ödeme yapan üst işverenin yaptığı ödemeyi hangi kriterlere göre ödediğinin denetime tabi tutulması, ödemenin işçi açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açıp açmadığının da incelenmesi gerektiğini, öte yandan dava dilekçesi içeriğinden dava dışı işçinin, hizmet alım sözleşmeleri ile alt işverenlerini işçi olarak ve bilahere de 01.04.2018 tarihinde itibaren ise kanun hükmündeki kararnameye istinaden, davacı kurumda daimi işçi kadrosuna geçirildiğinin anlaşılmakta olduğunu, bu kapsamda dava dışı işçinin SGK hizmet cetvelinde alt işverenlerin yanından çıkış kodu olarak 39 (696 KHK ile kamu işçiliğine geçiş) bildirilip bildirilmediğinin tespiti gerektiğini, zira 375 Sayılı Kanunun Hükmündeki Kararnamenin geçici 23. Maddesinde gereğince dava dışı işçinin en son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan ettiği ve sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurduğu için davacı kurumda daimi işçi kadrosuna atanmış ve sigorta girişi 01.04.2018 tarihi itibarıyla davacı iş yerine girişi yapılmış olduğunu, davacı tarafından, Kanun Hükmündeki Kararnamenin 23. Maddesi uyarınca, daimi işçi kadrosuna geçirildiği 01.04.2018 tarihinden sonraki döneme işçin dava dışı işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekirken, Dava dışı işçi tarafından yasal olarak feragat edilen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı dönemler için kıdem tazminatı ödenip ödenmediği incelenerek davacı tarafından Alt işverenler adına yapılan bu ödemenin keyfiliği çerçevesinde işlem yapılması icap eder. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.10.2021 tarih, 2021/10561 Esas, 2021/14873 karar sayılı ilamında; " Alt İşveren İşçilerinin Kadroya Geçerken İmzaladıkları Sulh Ve Feragat Sözleşmesinin Geçerli Olduğu, Sulh Ve Feragat Sözleşmesi Gereği Kadro Öncesi Hakları Talep Edemeyecekleri" içtihat edilmekte olduğunu beyanla; davanın öncelikle görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine, aksinin kabulü halinde pasif husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve diğer usul ve esas yönlerinden reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. ve .... Hiz. Ltd. Şti.'ye usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; dava dışı ...'ya İstanbul .... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında davacı şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarından, asıl işveren - alt işveren ilişkisi kapsamında davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tutarın belirlenerek davalılardan ile rücuen tahsilinin gerekip gerekmediği, gerekmesi halinde miktarına ilişkindir. Mahkememizce dava dışı işçinin SGK kayıtları, İstanbul ... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, takip dosyası ve davacının sunmuş olduğu ödeme belgelerine ilişkin dekont örnekleri dosyaya celp edilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, dosyada mevcut sgk ve iş yeri dosyaları, rücuen tazminata dayanak olan dava dışı 3. Kişiye yapılan ödemeler dikkate alınarak; işçinin her bir iş verenin yanında çalıştığı dönemlerin belirlenmesi, varsa ödenen yıllık izin ve ihbar tazminatları yönünden yalnızca son iş verenin sorumluğunun belirlenmesi, bunun dışındaki tüm işçilik alacakları yönünden işçinin çalışmış olduğu davalı alt işverenlerin kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumluluğunun belirlenmesi, yine asıl işverenin yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarı oranında belirlenmesi ve bu doğrultuda rücuen tazminat hesabının yapılması için dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, İş Hukuku Uzmanı bilirkişi .... Solak 24/05/2024 tarihli raporunda özetle; huzurdaki davada uyuşmazlığın, dava dışı işçiye ödenen işçilik haklarının, asıl işveren tarafından alt işverenlere rücu hakkı olup olmadığı; rücu hakkının olduğunun değerlendirilmesi durumunda ise kimin ne oranda sorumlu olduğu noktasından ileri gelmekte olduğunu, uyuşmazlık konusuna ilişkin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin yerleşik hale gelmiş içtihatları yol gösterici nitelikte olup, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiğinin ifade edilmekte olduğunu, bu halde eğer sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş sözleşmelerinden doğan alacaklarına ilişkin kimin ne oranda sorumlu olacağına dair düzenleme var ise, anılan hükmün uygulanması gerektiğini; eğer bu yönde bir düzenleme yok ise de “tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği” 'nden hareketle sonuca gidilmesi gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, öte yandan, yıllık izinler kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğü, sözleşmeyi feshedenin de son yüklenici olması ve yıllık izinlerin de fesih ile ücrete dönüşmesi nedeniyle yıllık izin ücreti ile ihbar tazminatından son yüklenicinin sorumlu olacağı, bunların dışında kalan kıdem tazminatı, hafta tatili ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan ise yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sorumlu olacakları, yargı kararlarında ifade edilmekte olduğunu, dosya içeriğindeki belgelerden, dava dışı işçinin iş mahkemesindeki davasına konu ettiği ve hüküm altına alınan toplam 1036 günlük çalışmasının olduğu tespit edilmiş olup, bu sürenin ilgili dönemlere ait alt işverenlikler nezdindeki süreleri ile toplam süreye oranları; .... 129 gün 12,45% oran, ... 545 gün 52,61% oran, ...-.... Ortaklığı 89 gün 8,59% oran ... Temizlik 273 gün 26,35% oran toplam 1036 gün 100,00% oran şeklinde olduğunu, dava konusu ödemenin dayanağı icra dosyasına ilişkin icra emrinin incelenmesinde alacaklı tarafça, Kıdem Tazminatı 6.055,05 TL, İşlemiş Faiz 2.806,78 TL, İhbar Tazminatı 2.525,04 TL, İşlemiş Faiz 59,77 TL, Yıllık İzin 470,98 TL, İşlemiş Faiz 11,26 TL, Vekalet Ücreti 2.725,00 TL, İşlemiş Faiz 20,83 TL, Yargılama Gideri 688,60 TL, İşlemiş Faiz 5,43 TL olmak üzere toplam 15.368,74 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin istendiğini, 02.04.2019 tarihli kapak hesabına istinaden 03.04.2019 tarihinde 17.572,21 TL ödeme yapıldığını ve takip dayanağı ilamın 17.01.2022 tarihinde kesinleştiğinin görülmekte olduğunu, sonuç olarak; davacı kurumca ödenen tutardan, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı ile bunların ferilerinden, feshe bağlı alacaklardan olması nedeniyle son işverenin, bakiye tutardan ise hizmet süreleri oranında tüm alt işverenlerin sorumlu olabilecekleri değerlendirilmiş olup, bu nedenle ihbar tazminatı ile yıllık izin ücret alacağının, toplam asıl alacağa oranı ve bu oran üzerinden bunlara ilişkin feriler öncelikle hesaplanacak; akabinde davalıların hizmet süreleri oranında kıdem tazminatına ilişkin bakiye kısım hesaplanacak olduğunu, feshe bağlı alacaklara ilişkin son yüklenici olan ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğu icra emrinin incelenmesinde feshe bağlı alacakların ihbar tazminatı 2.525,04 TL, işlemiş faiz 59,77 TL, yıllık izin 470,98 TL, işlemiş faiz 11,26 TL olmak üzere toplam 3.067,05 TL olduğunu, bu tutarın, davacı kurumdan talep edilen toplam asıl alacağın %19,96 sına tekabül ettiğinin görülmekte olduğunu, bu oran esas alınarak, feshe bağlı alacaklara ilişkin takip sonrası işlemiş faiz ve ferilerin ise, 17.572,21 - 15.368,74 = 2.203,47 TL * %19,96 = 439,73 TL olarak hesaplanmış olduğunu, buna göre, dava dışı işçinin son işvereni olan ... Ltd. Şti.'nin feshe bağlı alacaklara yönelik sorumluluğunun; mahkememizce tamamından sorumlu olunacağına kanaat getirilmesi halinde 3.067,05 TL + 439,73 TL = 3.506,78 TL, mahkememizce yarısı oranında sorumlu olunacağına kanaat getirilmesi halinde ise 3.506,78 / 2 = 1.753,39 TL olarak hesaplanmış olduğunu, bakiye tutara ilişkin tüm yüklenicilerin hizmet süreleri oranında sorumluluğu; davacı kurumca ödenen toplam 17.572,21 TL'nin 3.506,78 TL'si feshe bağlı alacaklar ile bunun ferileri olmakla bunlardan s son işverenin tek başına sorumlu olmakla, bakiye 14.065,43 TL'den hizmet süreleri oranında davalıların sorumlu olduğu tutarlar; .... Çalışma Süresi 12,45% Bakiye Tutar 14.065,43 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutar 1.751,39 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutarın Yarısı 875,69 TL, ... Çalışma Süresi 52,61 Bakiye Tutar 14.065,43 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutar 7.399,28 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutarın Yarısı 3.699,64 TL, ...-... Ortaklığı Çalışma Süresi 8,59 Bakiye Tutar 14.065,43 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutar 1.208,32 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutarın Yarısı 604,16 TL, ... Temizlik Çalışma Süresi 26,35, Bakiye Tutar 14.065,43 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutar 3.706,43 TL, Çalışma Süresine İsabet Eden Tutarın Yarısı 1.853,21 TL olduğunu SONUÇ OLARAK: mahkememizce davalıların, davacı kurum tarafından ödenen tutarın tamamından sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, ... San. Ltd. Şti.'nin 1.751,39 TL, ... Ltd. Şti.'nin (3.506,78 + 7.399,28 olmak üzere) 10.906,07 TL, ... Ltd. Şti. ile - .... San. Tic. Ltd. Şti. (Yeni Unvan: ... Yön. Hiz. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.) Ortaklığı'nın 1.208,32 TL, .... Bilgi İşlem Otomasyon Sağlık Hiz. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin 3.706,43 TL, mahkememizce davalıların, davacı kurum tarafından ödenen tutarın yarısından sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, .... San. Ltd. Şti.'nin 875,69 TL, ... Ltd. Şti.'nin (1.753,39 + 3.699,04 olmak üzere) 5.453,03 TL, ... Ltd. Şti. ile - ... San. Tic. Ltd. Şti. (Yeni Unvan: ... Yön. Hiz. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.) Ortaklığı'nın 604,16 TL, .... Bilgi İşlem Otomasyon Sağlık Hiz. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin 1.853,21 TL olabileceğini bildirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 13. HD'nin 28.01.2014 tarih ve 2013/22286 E., 2014/2147 K; 25.02.2014 tarih ve 2013/23685 E., 2014/5067 K., sayılı ilamları ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve 3992 E., 4794 K.; 13.11.2014 tarih ve 9000 E., 7235 K; 30.10.2014 tarih ve 1137 E., 677 K; 26.10.2015 tarih ve 5859 E., 6854 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacaktır. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur. Dava dilekçesi ekinde yer alan hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinde "Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş ile İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları" başlıklı maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." düzenlemesinin yer aldığı, yine "Personellerle İlgili Şartlar ve Sorumlulukları" başlıklı maddesinde de "Sgk mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuattan dolayı işçi alınması, işçi maaş ve diğer haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması ve sair konularda tüm sorumluluk yükleniciye ait olup ,idare bu konularda sorumlu sayılmayacaktır." hükümlerinin yer aldığı görülmüştür. Yapılan bu açıklamalar, yasal mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapılmış olduğu görülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşme yükümleri uyarınca her iş verenin kendi dönemindeki çalışma süresi uyarınca ödenen ücretlerden sorumlu olacağı, alınan bilirkişi raporunda her iş veren bünyesi yer alan çalışma sürelerinin ayrı ayrı hesaplandığı ve oranlama yapıldığı, ne var ki son iş veren davalı ... Ltd. Şti.'nin feshe bağlı alacaklar olan ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının tamamınında sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda yapılan hesabın da bu yönde olduğu, yapılan bu hesaplama uyarınca her bir davalının sorumluluğunun belirtilendiği anlaşılmakla ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, davanın bu doğrultuda kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1- 1.751,39 TL rucüen tazminat alacağının 03/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....Ltd.Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 2- 10.906,07 TL rucüen tazminat alacağının 03/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 3- 1.208,32 TL rucüen tazminat alacağının 03/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ile ......Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4- 3.706,43 TL rucüen tazminat alacağının 03/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......A.Ş. 'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.200,36-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 300,09-TL harcın mahsubu ile bakiye 900,27- TL harcın; -89,76-TL'sinin .....Ltd.Şti.'den -558,71-TL'sinin ... Ltd. Şti.'den -61,94-TL'sinin ... Ltd. Şti. ile ......Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -189,86-TL'sinin ......A.Ş. 'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 7- Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85- TL başvurma harcı, 300,09-TL peşin harç, 5.000,00- TL bilirkişi ücreti ve 310,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 5.879,94-TL yargılama giderinin; -586,23-TL'sinin .....Ltd. Şti.'den -3.649,09-TL'sinin ... Ltd. Şti.'den -404,54-TL'sinin ... Ltd. Şti. ile .....Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -1.240,08-TL'sinin ......A.Ş. 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 8- Davalılar tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 17.572,21-TL vekalet ücretinin; -1.751,95-TL'sinin ....Ltd.Şti.'den -10.905,31-TL'sinin ... Ltd. Şti.'den -1.208,97-TL'sinin ... Ltd. Şti. ile ......Ltd. Şti. Ortaklığı'ndan -3.705,98-TL'sinin ...A.Ş. 'den tahsili ile davacıya verilmesine, 10- Bakiye gider/delil avansının talep halinde ilgili tarafa derhal iadesine, 11-Karar kesinleştiğinde dosya arasına alınan İstanbul .... İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının Mahkemesine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) diğer davalı tarafların yokluğunda İstinaf yasa yolu yargısal miktar sınırının altında kalmakla kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸