İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2013/10965 E. 2014/2675 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2013/10965
Karar No
2014/2675
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ..... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/02/2015 KARAR TARİHİ : 11/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DOSYA İstinaf öncesi yargılama; İDDA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesi ile; Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 05/08/2013 tarihinde sürücüsü ve plakası belirlenemeyen motosiklette yolcu olarak bulunan davacının, seyir halindeyken plakası ve sürücüsü belirlenemeyen mavi renkli bir otomobil ile çarpışması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin yaralandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin motosiklette yolcu olarak bulunduğunu, bu nedenle kusursuz olduğunu,, kazaya karışan motosiklet ve otomobil sürücülerinin araç plakalarının tespit edilemediğinden açılan davada ... ... sorumlu olduğunu, bu nedenlerle öncelikle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini, trafik kazasında bedensel zarara uğraması nedeniyle kalıcı iş gücü kaybına uğrayan davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalıya ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesi ile; 2 Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçe ile, açılan davayı kabul etmediklerini, kaza tarihi olan 05/08/2013 tarihi itibariyle ZMMS poliçesinin limitinin ölüm ve sakatlanma halinde 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili ... ... sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Zorunlu Trafik Sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğunu, davacının iddiasının somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu kaza ile ilgili olarak hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, yapılacak yargılama sonunda aleyhlerine karar verilmesi halinde sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, savunarak açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkememiz 2015/40 Esas 2017/213 Karar 20/02/2017 Tarihli Gerekçeli Karar İle Yapılan Değerlendirmede; "Açılan dava, yaralamalı trafik kazası nedeni ile maddi tazminat davasından ibarettir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm kanıtları toplanmış, Gaziantep C.Başsavcılığının 2013/44488 srş sayılı daimi arama kararı, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin S.G.K. yazısı, davacıya ait tedavi belgeleri, poliçe örnekleri, getirtilmiş, mahkememizce, yapılan keşfe istinaden kusur bilirkişisinden rapor alınmış, maluliyet ve aktüer-hesap uzmanı bilirkişiden raporlar alınmış, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememiz dosyasında toplanan delillerle birlikte meydana gelen kazada kusur oranları ve hasar miktarının belirlenmesi için mahallinde 02/04/2015 tarihinde keşif yapılmasına karar verilmiş, yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisi ... ...’dan alınan 06.04.2015 tarihli rapora göre; plakası tespit edilemeyen ve mavi renkli otomobil olduğu belirtilen aracın faili meçhul sürücüsünün 8/8 (%100) oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen motosikletin faili meçhul sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davacı ... ...’un motosikletin terkinde yolcu olduğu ve kazanın oluşumuna etken kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Davacının maluliyet oranının tespit edilmesi amacıyla dosya Adli Tıp, Uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinden alınan 30/11/2016 havale tarihli rapora göre davacının maluliyetinin %30.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 05/08/2013 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği mütülaa edilmiştir. Mahkememiz dosyası alınan kusur ve maluliyet raporu ile birlikte tazminat hesabı yapılması amacıyla bilirkişi ... ... ...’a tevdi edilmiş bilirkişiden alınan 02/01/2017 tarihli rapora göre davacının %30.0 iş gücü ve beden kaybından dolayı zararının bulunduğu, davalı şirketin işletenin kusuru oranında sorumlu olması nedeniyle %100 kusur oranına isabet eden 167.834,29 TL olduğu 540 günlük geçici iş göremezlik tutarının 27.511,26 TL olduğu, toplam 195.345,55 TL zararından sorumlu olduğu bildirilmiş, kazadan dolayı SGK ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, kaza tarihinin poliçeyi kapsadığı, tazminat miktarının poliçe limiti içerisinde kaldığı, bilirkişi raporlarının denetime elverişli, olayın oluşuna uygun ve hüküm kurmaya yeter nitelikte bulunduğu, davacı vekilinin davasını hesap bilirkişi raporunun sürekli iş göremezlik tazminatı doğrultusunda ıslah ederek ıslah harcının yatırdığı böylece davacının davasının sübuta erdiği anlaşıldığından, açılan davanın aşağıdaki gibi kabulü yönünde hüküm kurmak gerektiği vicdani kanısına varılmıştır." demiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/673 Esas 2017/643 Karar Sayılı İlamında; "İlk derece mahkemesince yargılama sonunda ilk derece mahkemesince; Davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar taraflara tebliğ edilmiş, davalı vekili süresi içinde istinaf talebinde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,kazaya plakası belli olmayan bir aracın karıştığı ispat edilemediğinden müvekkili kurum aleyhine tazminat hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kazanın davacının iddia ettiği şekilde gerçekleştiğinin davacı tarafından somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacının aşamalarda yolcu olarak bulunduğu motorsiklet sürücüsünün kim olduğunu bildiği halde söylemeyerek dürüst davranmadığını, davacının motorsiklette yolcu olması nedeniyle hatır taşıması indirimi ve koruyucu ekipman takmaması nedeniyle davacının müterafik kusurundan ötürü indirim yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. HMK'nun 355. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; Dosyanın incelenmesinde davacının dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunması nedeniyle davanın ilk açılışı sırasında, davacıdan başvuru harcı ile dava değeri olarak bildirdiği 1.000 üzerinden peşin harç alınmadığı, ancak mahkemece 28.11.2013 tarihli tensip ara kararıyla adli yardım talebinin reddine karar verilmesine rağmen başvuru harcı ve peşin harç eksikliği ikmal edilmeden yargılamaya devam edildiği, bilahare davacı vekilinin bedel artırım dilekçesiyle bildirdiği yeni bedel üzerinden eksik harç tamamlanırken de bu harçların yatırılmadığı anlaşılmıştır. Bu peşin harçlar yatırılmaksızın davanın görülerek esastan inceleme yapılması ve karar verilmesi mümkün değildir. Harç kamu düzenine ilişkin olup mahkemece gözetilmesi gerektiği gibi istinaf sebebi olarak ileri sürülmese bile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da gözetilir. Bu durumda mahkemece Harçlar Kanunu'nun 30, 32. maddeleri gereğince davacıya noksan harç tamamlamak üzere bir sonraki duruşmaya kadar süre verilerek, tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi, ikmâl edilmemesi durumunda 30. maddenin son cümlesi uyarınca işlem yapılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak Harçlar Yasası'nın 32. maddesine aykırı olarak yargılamaya devamla esastan inceleme yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin taraflar yararına ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a,4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir." demiştir. Akabinde kaldırma ilamı sonrası mahkememiz 2017/669 esas sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Mahkememiz 2017/669 Esas 2017/1034 Karar 23/10/2017 Tarihli Gerekçeli Karar İle Yapılan Değerlendirmede; "Açılan dava, kabul kararı verilmiş olup, karar istinaf edilmiş ve peşin harç eksikliği ikmal edilmeden yargılamaya devam edildiği gerekçesi ile karar kaldırılmış olup verilen istinaf kararına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm kanıtları toplanmış, Gaziantep C.Başsavcılığının 2013/44488 srş sayılı daimi arama kararı, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin S.G.K. yazısı, davacıya ait tedavi belgeleri, poliçe örnekleri, getirtilmiş, mahkememizce, yapılan keşfe istinaden kusur bilirkişisinden rapor alınmış, maluliyet ve aktüer-hesap uzmanı bilirkişiden raporlar alınmış, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememiz dosyasında toplanan delillerle birlikte meydana gelen kazada kusur oranları ve hasar miktarının belirlenmesi için mahallinde 02/04/2015 tarihinde keşif yapılmasına karar verilmiş, yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisi ... ...’dan alınan 06.04.2015 tarihli rapora göre; plakası tespit edilemeyen ve mavi renkli otomobil olduğu belirtilen aracın faili meçhul sürücüsünün 8/8 (%100) oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu konumunda olduğu, plakası tespit edilemeyen motosikletin faili meçhul sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davacı ... ...’un motosikletin terkinde yolcu olduğu ve kazanın oluşumuna etken kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Davacının maluliyet oranının tespit edilmesi amacıyla dosya Adli Tıp, Uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinden alınan 30/11/2016 havale tarihli rapora göre davacının maluliyetinin %30.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 05/08/2013 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği mütülaa edilmiştir. Mahkememiz dosyası alınan kusur ve maluliyet raporu ile birlikte tazminat hesabı yapılması amacıyla bilirkişi ... ... ...’a tevdi edilmiş bilirkişiden alınan 02/01/2017 tarihli rapora göre davacının %30.0 iş gücü ve beden kaybından dolayı zararının bulunduğu, davalı şirketin işletenin kusuru oranında sorumlu olması nedeniyle %100 kusur oranına isabet eden 167.834,29 TL olduğu 540 günlük geçici iş göremezlik tutarının 27.511,26 TL olduğu, toplam 195.345,55 TL zararından sorumlu olduğu bildirilmiş, kazadan dolayı SGK ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, kaza tarihinin poliçeyi kapsadığı, tazminat miktarının poliçe limiti içerisinde kaldığı, bilirkişi raporlarının denetime elverişli, olayın oluşuna uygun ve hüküm kurmaya yeter nitelikte bulunduğu, davacı vekilinin davasını hesap bilirkişi raporunun sürekli iş göremezlik tazminatı doğrultusunda ıslah ederek ıslah harcının yatırdığı böylece her ne kadar kazaya karışan araçların plakası tespit edilememiş ise de davacı ve tanığın ifadeleriyle soruşturma dosyası evraklarından davacının yaralanmasının trafik kazasından mütevellit olduğu anlaşılmıştır. Yine her ne kadar davalı ... ... hatır taşıması indirimi talebinde bulunmuş ise de davacının yolcu konumunda olan araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığı bu haliyle şartlar oluşmadığından hatır taşıması ile tüm dosya kapsamında davacının müteferik kusur oluşturacak bir eylemi yapmadığı anlaşıldığından müteferik kusur indirimi de yapılmayarak davacının davasının sübuta erdiği anlaşıldığından, açılan davanın aşağıdaki gibi kabulü yönünde hüküm kurmak gerektiği vicdani kanısına varılmıştır." demiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2018/413 Esas 2019/54 Karar Sayılı İlamında; "İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabul ile 167.834,29 TL sürekli maluliyetten kaynaklı tazminatın dava tarihi olan 26/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; kazanın davacının beyan ettiği şekilde meydana geldiğinin ispatlanamadığını, hatır ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; 1-Davacının yolcu olarak bindiği motosiklete plakası belirsiz bir aracın çarptığı tanık ifadesi ile sabit olup, kazanın oluşumunda kusuru bulunmayan motosikletin sürücüsü ve plakasının belirsizliği sonuca etkili görülmediğinden davalının bu yönde yaptığı istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2-Haksız fiil ile maluliyet arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davacının tedavisiyle ilgili evraklara göre kalıcı maluliyeti fibula (bacak kemiği) kırığından kaynaklanmakta olup, maluliyeti ile kask takıp takmaması arasında illiyet bağı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair istinaf itirazı yerinde değildir. 3-Davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmadığından hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. " demiştir. Mahkememiz 2017/669 Esas 2017/1034 KARAR 23/10/2017 Tarihli Karar Gaziantep Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1593 Esas 2020/4240 Karar 01/07/2020 Tarihli Yargıtay İlamında; "İlk derece mahkemesince, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 167.834,29 TL sürekli maluliyetten kaynaklı tazminatın dava tarihi olan 26/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle çalışma gücünün azalması nedeniyle uğradığı maddi tazminatın kazaya neden olan aracın plakası tespit edilemediğinden davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, 05.08.2013 tarihinde davacının sürücüsü ve plakası belirlenmeyen motosiklette yolcu olarak seyir halinde bulunduğu sırada, yine plakası ve sürücüsü belirlenemeyen mavi renkli bir otomobilin motorsiklete çarptığını ve bu kaza neticesinde davacı yolcu ... ... ağır yaralandığını ileri sürmüştür. Davacının hastanede 05.08.2013 tarihli trafik kazası giriş kaydı bulunmaktadır. Kazaya karışan araç sürücüleri olay mahallinden firar ettiğinden bahisle trafik kazası tespit tutanağı tanzim edilmemiş, ancak olay yeri görgü tespit tutanağı ve basit kroki düzenlenmiştir. Kazaya ilişkin düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanağında; olay yerinin iki sokağın (11 ve 6 nolu sokakların) kesiştiği yer olduğu, kavşak ortasında ve yolun değişik yerlerinde motosiklete ait far, sinyal ve plastik parçaların yerde parçalanmış halde bulunduğu, yolun tam ortasında kan izleri olduğu, civarda yapılan araştırmada mobese kamerası ve güvenlik kamerası kaydının olmadığı, kazaya karışan araçların kazadan hemen sonra olay yerinden kaçtıkları ve olayı gören kimse olmadığı tespitleri yer almaktadır. Davacının soruşturma dosyasındaki beyanında, olay günü mahallesinden tanıdığı ancak adını bilmediği arkadaşı ile beraber gezmeye gittikleri, plakası ve markasını bilmediği motorsiklette yolcu olarak giderken plakasını göremediği mavi renkli bir otomobilin yolcu olduğu motorsiklete çarptığını ve bu kaza neticesinde kendisinin yaralandığını ileri sürmüştür. Yine yargılama aşamasında 02.04.2015 tarihinde keşif mahallinde dinlenen tanık ... ..., kendisinin 11 nolu caddede seyir halinde iken, 11 nolu caddenin 6 nolu cadde ile kesiştiği yerde arkadan gelen mavi renkli plakasını tespit edemediği bir aracın kendi sağ şeridinde ilerleyen motorsikletin sol tarafına vurarak sağ tarafa devrilmesine neden olduğunu, motorsiklette 2 kişi olduğunu, olay yerinde duyduğu kadarıyla davacının bindiği motorsikletin kendi arkadaşına ait olduğunun söylendiğini, davacının kaza sırasında düştüğü yeri çok net hatırlamıyor olsa da tahminen motorsikletin gidiş istikametine göre yolun sağ tarafı olduğunu beyan etmiştir. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığınca taksirle yaralama suçu nedeni yürütülen soruşturma dosyası hakkında şüphelisi tespit edilemediğinden daimi arama kararı verilmiştir. Bu nedenle ceza soruşturması aşamasında yapılan bir kusur tespiti bulunmamaktadır. Keşif sonrası düzenlenen 06.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda; olay yeri basit krokisi ile görgü ve tespit tutanağına göre, kazaya ait emarelerin No:57/A önünde yani, araçların gidiş yönüne göre, yolun sol kenarında gösterildiği, tanığın ise çarpmanın sağ şerit içerisinde meydana geldiğini beyanla gösterdiğini, tanığın gösterdiği çarpma noktası ile olay yeri basit krokisinde gösterilen çarpma noktasının benzer olmadığının görüldüğü ancak, belirtilen gün ve saatte, belirtilen adreste, trafik kazası meydana geldiğine ilişkin bulguların (davacı ifadesi, olay yeri basit krokisi, görgü tespit tutanağı, kaza saatiyle uyumlu hastane giriş kaydı ve Dr.Raporu) mevcut olmasına ve kazanın aksi beyan görülmeyen tanık ile davacı ifadesinde geçen yer ve şekilde meydana geldiğinin kabulü halinde plakası tespit edilemeyen ve mavi renkli otomobilin faili meçhul sürücüsünün %100 oranda kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece; kazaya karışan araçların plakası tespit edilememiş ise de davacı ve tanığın ifadeleriyle soruşturma dosyası evraklarından davacının yaralanmasının trafik kazasından mütevellit olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesi uyarınca davacı iddiasını ispat ile yükümlü olup, Sigortacılık Yasası hükümleri ve TTK'nın 1409.maddesine kıyasen uygulanması halinde bunun aksinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Bu durumda iddia olunan trafik kazasının varlığını ve varsa araç sürücüsünün kusurunu ispat yükü davacıya aittir. Mahkemece öncelikle savcılık dosyası, kazaya ilişkin tüm belgeler, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, olayın meydana geliş şekli ve yeri göz önünde tutularak, davacıda oluşan yaralanmanın meydana geliş şekli itibari ile aracın motorsiklete sol tarafından çarpması (tanık beyanına göre) sonucu gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarının doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisi tarafından değerlendirilerek kazanın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumları konusu ayrıntılı, denetime elverişli şekilde aydınlatılarak sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." diyerek davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkememizce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULARAK mahkememiz 2020/460 Esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememiz 2020/466 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada; Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca dosyanın kusur bilirkişisine tevdi edildiği, hazırlanan 15/02/2021 tarihli raporda özetle; A)Plakası tespit edilemeyen Faili Meçhul Mavi Renkli otomobil sürücüsü yönünden; Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesindeki "kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak" ve 54/1-b-4 maddesindeki "geçmenin yasak olduğu yerlerde geçmek" kuralını ihlal ettiği, B)Plakası tespit edilemeyen Faili Meçhul Motosiklet Sürücüsü yönünden; Meydana gelen kazada HERHANGİ BİR KURAL İHLALİNİN BULUNMADIĞI, C)Davacı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede; Meydana gelen kazanın oluşumunda KUSURUNUN BULUNMADIĞI mahkememize bildirilmiştir. Mahkememizin ara kararı uyarınca dosyanın ATK'ya sevki ile, hazırlanan 25/04/2022 tarihli raporda özetle; 1)Hacı oğlu, 01.03.1986 doğumlu ... ...’un 05.08.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak; Gr1 XII (27Aa……….15)A %19, E cetveline göre; %16.0 (yüzdeonaltınoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, 3) Dosyada mevcut evraka göre motosikletin arka bölümünde yolcu olarak seyir halindeyken bir başka araçla çarpışma sonucu yaralandığı anlaşılan kişideki yaralanmanın, aracın motosikletin sol tarafına çarpması ile oluşabileceği gibi, aracın motosikletin başka bölümüne çarpması sonucu ile veya kişinin çarpışma esnasında düşmesi ile de oluşabileceği, mevcut verilerle kazanın oluş şekli hususunda kesin tıbbi ayrım yapılamadığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Bozma kararında "davacıda oluşan yaralanmanın meydana geliş şekli itibari ile aracın motorsiklete sol tarafından çarpması (tanık beyanına göre) sonucu gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarının doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisi tarafından değerlendirilerek kazanın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumları konusu ayrıntılı, denetime elverişli şekilde aydınlatılarak sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. Doktor bilirkişiden alınan rapor ve ATK'ndan alınan raporda kazanın meydana geliş şeklinin tıbben bilinmeyeceği mahkememize bildirilmiştir. Dosya kapsamında Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü'nden hastane vaka kayıt formu getirilmiş, hastane evrakları ve soruşturma dosyası tetkik edilmiştir. Davacının hastaneye girişi ve ambulans vaka kayıt formunda olayın trafik kazasından kaynaklı olduğunun yazılı olduğu görülmüştür. Soruşturma dosyası tetkik edildiğinde ise olay yerinde motosiklete ait kırık far ve plastik parçalarının bulunduğunun tespit edildiğinin olay yeri görgü tespit tutanağında yazılı olduğu görülmüştür. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davacı yolcunun kusurunun bulunmadığı kanaati oluşmuştur. Davalının kusur oranına bağlı olmaksızın sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalıdan alınarak" karar verilmesini talep etmiştir. Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğunu ve tarafların kusurunun olayın meydana gelmesinde önemini bulunmadığını bildirmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. 818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir. Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir. Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında; "Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı .. ... lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı) Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak yolcu konumundaki kazaya karışan motosiklette yolcu konumunda bulunan davacı bakımından plakası tespit edilemeyen motorsiklet ve araç sürücüsü bakımından davacı 3. Kişi konumunda bulunduğundan ve kazaya sebebiyet verenler bakımından ... ... sorumlu olduğundan oranına bağlı kalınmadan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Usuli kazanılmış hak bakmından yapılan değerlendirme; Kaldırma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurur. Kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/10965 E. 2014/2675 K., Gaziantep BAM 17HD 2021/96 Esas, 2021/333 Karar sayılı ilamları) Dosya kapsamında mahkememizin 2015/140 Esas ve 2017/213 Karar sayılı ilamının davacı lehine olduğu ve sadece davalı tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Kaldırma kararı sonrası eksiklikler giderildikten sonra verilen 2017/669 Esas ve 2017/1034 Karar sayılı kararı ise yine sadece davalı tarafından istinaf ve temyiz kanun yoluna götürüldüğü anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf ve temyiz dilekçesi tetkik edildiğinde hatır def'i ve müterafik kusur indirimi yapılmadığı hususları dile getirilmiştir. Davalının istinaf talepleri Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2018/413 Esas 2019/54 Karar Sayılı İlamı reddedilmiştir. Davalının temyiz başvurusu ise sadece olayın meydana geliş şeklinin irdelenmesi gerektiği yönündeki ilamı ile kabul edilmiştir. Bu kapsamda dava konusu edilen ilk karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden ve temyiz yoluna da başvurulmadığından davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alınarak güncel asgari ücret üzerinden ve TRH 2010 yaşam tablosu ile aktüer raporu alınmadan aynı hüküm tesis edilmiştir. Bu nedenlerle ilk karardaki hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. BİRLEŞEN DOSYA SAVUNMA: Davacı vekilinin ibraz etmiş olduğu dava dilekçesi ile; 05/08/2013 plakası belli olmayan bir motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkilinin seyehat halinde iken plakası ve sürücüsü belli olmayan mavi renkli bir otomobilin bahse konu motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralanmış olduğun belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici iş göremezlik ödemesi ile bakıcı gideri zararının davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesi ile; karşı tarafın açmış olduğu davanın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketine başvurunun usulüne uygun yerine getirilmediğini, davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin müvekkili kuruma başvurulmuş olmakla birlikte yapılan başvuru sürecinde ZMMS Genel Şartlarında belirlenen esaslara uygun yerine getirilmediğini, davacı taraftan eksiklikler talep edilmesine rağmen genel şartlar ekinde yer alan ve sigorta şirketine ibrazı gereken evrakların kurumu ibraz edilmediğini, davacı tarafından açılmış olan söz konusu davada, gerçekleştiği iddia edilen trafik kazasının varlığı ispat edilmediğini, kazaya ilişkin davacının tek taraflı iddiasını kabul etmediklerini, plakası belli olmayan aracın kusurunun tespitinin yapılmasını, maluliyetin kaza sonrası oluşan arazlar olup olmadığının araştırılmasını beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. Birleştirilen Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/582 Esas 2021/750 Karar 09/11/2021 Tarihli Kararında; " Dava dosyasının ve Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/466 Esas sayılı dosyasının incelemesinde; dosyanın halen derdest olup, dava konusunun ve taraflarının aynı olduğu, bu hali ile her iki dava dosyası arasında bağlantı bulunduğunun sabit olduğu, bu nedenle Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/. Esas sayılı dosyası ile bu dava dosyası arasında hukuki bağlantı bulunduğu, özellikle usul ekonomisi yönünden ve bir dava hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyecek nitelikte bulunması nedeni ile her iki davanın birleştirilerek görülmesinin gerektiği anlaşıldığından, bu dava dosyasının Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/466 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." demiştir. Akabinde dosya mahkememiz 2020/466 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 28/05/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacılara ödeme yapılmadığı görülmüştür. Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı) Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Bunun yanında usuli kazanılmış hakka ilişkin değerlendirmelerde bahsedildiği üzere bu hususta istinaf ve temyiz başvurusuna rağmen herhangi bir kaldırma ve bozma yapılmadığından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Usuli kazanılmış hakka ilişkin değerlendirmelerde bahsedildiği üzere bu hususta istinaf ve temyiz başvurusuna rağmen herhangi bir kaldırma ve bozma yapılmadığından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği kanaati hasıl olmuştur. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacıların maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Mahkememizin ara kararı uyarınca dosyanın ATK'ya sevki ile, hazırlanan 25/04/2022 tarihli raporda özetle; 1)Hacı oğlu, 01.03.1986 doğumlu ... ...’un 05.08.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak; Gr1 XII (27Aa……….15)A %19, E cetveline göre; %16.0 (yüzdeonaltınoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, 3) Dosyada mevcut evraka göre motosikletin arka bölümünde yolcu olarak seyir halindeyken bir başka araçla çarpışma sonucu yaralandığı anlaşılan kişideki yaralanmanın, aracın motosikletin sol tarafına çarpması ile oluşabileceği gibi, aracın motosikletin başka bölümüne çarpması sonucu ile veya kişinin çarpışma esnasında düşmesi ile de oluşabileceği, mevcut verilerle kazanın oluş şekli hususunda kesin tıbbi ayrım yapılamadığını mahkememize bildirmiştir. Mahkememizin bakıcı giderinin tespitine ilişkin ara kararı uyarınca dosyanın ATK'ya sevki ile, hazırlanan 27/01/2023 tarihli raporda özetle; Hacı oğlu 01.03.1986 doğumlu ... ...’un 05.08.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında bir başkasını devamlı veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı mahkememize bildirilmiştir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya kapsamında aldırılan 02/01/2017 tarihli aktüer bilirkişi raporu, 30/11/2016 tarihli maluliyet heyet raporunda belirlenen davacının 18 aylık geçici işgöremezlik süresi dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Dosya kapsamında aldırılan ATK raporunda da davacının 18 aylık geçici işgöremezliğinin mahkememize bildirildiği görülmüştür. Geçici işgöremezlik zararı niteliği itibari meydana geldiği tarihteki ücretlerin dikkate alınması suretiyle hesaplandığından yeniden bir aktüer raporu alınmadan daha önceden aldırılan aktüer raporu dikkate alınması suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 12/10/2021 tarihli değer arttırım dilekçesi ile dava dilekçesindeki 7.000,00 TL olan geçici işgöremezlik talebinin 27.511,26 TL'ye yükseltmiş, bakıcı gideri talebini ise arttırmamıştır. Değer arttırım dilekçesi ile davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Davacının kusur indirimsiz hali ile; geçici iş göremezlik zararının 27.511,26 TL olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden kusur indirimi ve yapılması başkaca indirim sebebi bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Davacının 27.511,26 Tl geçici işgöremezlik tazminat talebi aynen kabul edilmişken; bakıcı gideri zararının bulunmadığı tespit edildiğinden 500,00 TL bakıcı gideri tazminatı talebi bakımından davanın reddi ile birleşen davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 28/05/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 09/06/2021 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde asıl davanın usuli kazanılmış hakların dikkate alınması suretiyle kabulüne birleşen davanın ise kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; Mahkememizin 2020/466 Esas sayılı Asıl Davası Bakımından; 1-Davanın KABULÜ ile; 167.834,29 TL nin dava tarihi olan 26/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.434,02 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harç ve 569,83 TL ıslah harcının toplamı olan 601,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.832,79‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından 31,40 TL peşin harç ve 569,83 TL ıslah harcının toplamı olan 601,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 3.548,00 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ve 31,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.579,4‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 26.853,49 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Birleşen Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/582 Esas sayılı Davası Bakımından; 1-Davanın Kısmen Kabulü Kısmen Reddi ile; 27.511,26 TL geçici işgöremezlik tazminatının 09/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 27.511,26 TL üzerinden alınması gereken 1.879,29 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, 70,10 TL değer arttırım harcının toplamı olan ‭‭‭‭‭129,4‬0 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.749,89 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı ve 70,10 TL değer arttırım harcının toplamı olan ‭‭‭‭‭188,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin asıl davadaki hususlar araştırılırken sarfedilen yargılama giderleri olduğu dikkate alınarak asıl davada hükmedilen yargılam giderlerinden ayrı tutulamasına, asıl dava bu hususta karar verildiğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay ilgili Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.11/10/2023

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2013/10965, K. 2014/2675, T. 11.10.2008, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2013-10965-e-2014-2675-k-265b498a91bc