İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2012/846 E. 2014/56 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2012/846
- Karar No
- 2014/56
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2018 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. .. DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2017 KARAR TARİHİ : 13/11/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili banka ile ... Kırtasiye Gıda Hayv. Tem. Mad. Day. Tük. Mal. Kuyum. Ak. Tur. Teks. İnş. Emlak ve Nak. Vas. Al. Sat. San ve Tic. Ltd. Şti arasındaki kredi ilişkisine istinaden dava dışı şirketin kredi borcundan mahsup edilmek üzere keşidecisi davalı olan icra takibinie konu olan çeki teslim aldığını, davaya konu icra takibinin dayanağı olan çek incelendiğinde takip konusu yapılan ... Katılım Bankası A.Ş. Dağkapı şubesine ait olan 30/10/2016 keşide tarihli ... çek nolu, 50.000 TL bedelli çekin keşidecisi davalı olup, hamil ise davacı müvekkili banka olduğunu, çekin yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediğinden 6102 sayılı kanunun 808 maddesi gereğince davacı müvekkili hamil, TTKnun 732 maddesinde hükme bağlanan sebepsiz zenginleşmeye dayalı ilamsız icra takibine konu edilmiş ve Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile takibe başlandığını, ancak davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, 05/12/2016 tarihli takibin durdurulmasına dair icra müdürlüğü kararı ile durdurulduğunu, davalının imzaya, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, itirazının yersiz ve haksız olduğunu, bu nedenlerle Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, taraf beyanları, imza örnekleri, Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından 29/11/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 02/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 05/12/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Davalı asile isticvap davetiyesi çıkarılarak, davalı asilin imza örnekleri alınmıştır. Dava konusu çekteki imzanını davalı asile ait olup olmadığının tespiti açısından dosya grafolog bilirkişi ...'ya tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 16/07/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: imzaların genel şekli ve tersim tarzları, imzaların başlama ve bitiş yerleri, imza içerisindeki el hareketinin yapılışları, işleklik ve meyilleri, kaligrafik ve karakteristik özellikleri bulgular yönünden aralarında farklılıklar olduğunun anlaşıldığı, tetkik konusu çekin keşide atrihi bölümünde atılı olan düzeltme paraf imzasının, mevcut mukayese imzalarına atfen ... eli ürünü olmadığı ve çektei keşideci imzasına bakarak takliden atılmış sahte imza olduğu mütalaa edilmiştir. Davacı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 732. Maddesine göre sebepsiz zenginleşme hükmüne göre alacak talep edilmiştir. Anılan 732. Maddeye göre : Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. Diğer yandan davalı tarafından çekin, keşide tarihinin (30/10/2016) alt kısmında bulunan paraftaki imzanın kendisine ait olduğunu çekin keşide tarihinin 30/10/2015 tarihi olduğunu 26/04/2018 tarihli celse de savunmuştur. Yapılan imza incelemesinde de parafın davacıya ait olmadığı tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu noktada senet metninde yapılan değişikliğin doğuracağı sonuçların incelenmesi gerekmektedir. Buna göre 6100 sayılı HMK’nin 207. maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 748. maddelerinin ele alınmalıdır. HMK’nin 207. maddesi “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” hükmünü haizdir. TTK’nın 748. maddesi ise “Bir poliçe metni değiştirildiği takdirde, değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kişiler, değişmiş metne ve ondan önce imzasını koyanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar” düzenlemesini içermektedir. HMK'nin 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu (keşideci) tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise, inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Senet metni üzerindeki bu gibi değişikliğin onaylanması halinde ise TTK’nın 748. madde düzenlemesinin uygulanması sözkonusu olamayacaktır. Senet metnindeki değişikliklerin onaylanmamış olması halinde ise çıkıntı, kazıntı veya silintinin senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte olup olmadığına göre, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilecektir. Kambiyo senedi vasfının zorunlu unsurlarında yapılan bir değişiklik sonucu bu zorunlu unsurun ortadan kalkması halinde kambiyo senedi niteliğini yitirmesine neden olacaktır. Aksi halde HMK’nin 207. maddesinde belirtildiği gibi inkar halinde düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Bu durumda ise TTK’nın 748. maddesi uyarınca değişiklikten sonra senet metnine imza koyanlar bu değişmiş metne, ondan önce imza koyanlar ise eski metne göre sorumlu olacaklardır. Öte yandan çekte tahrifat halinde Yargıtay İçtihatları ve Bam Kararları değerlendirildiğinde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/107 Esas ve 2016/4581 Karar sayılı Kararında "Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın 732. maddesi hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada çek olarak geçerli bir kambiyo senedinin bulunması gerekir. Somut olayda, davaya konu çek üzerinde tahrifat yapılarak keşide tarihinin değiştirildiği sabit olup İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/846 E. 2014/56 K. Sayılı kararı ile davacı tarafından başlatılan icra takibinin, takibe dayanak çekin keşide tarihinde yapılan tahrifata bağlı olarak çek vasfında olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla, ortada görünürde tahrif edilmiş bir çek bulunduğundan bu çeke istinaden TTK'nın 732. Maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiğinden sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." çekte tahrifat halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açılamayacağı vurgulanmıştır. Ancak aynı nitelikte direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/06/2018 tarihli 2017/19-1630 Esas ve 2018/1186 Karar sayılı Kararında "Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2015 gün ve 2013/19-1633 E., 2015/1086 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bir çekin keşide tarihinin değiştirildiği iddiasında, ibraz süresi belirlenirken değişiklikten önceki keşide tarihi esas alınır. Eldeki davada davacı vekili 20.04.2006 tarihinde keşide edilen çekin keşide tarihinin sahte parafla 20.08.2006 olarak değiştirildiğini ve gerçek keşide tarihine göre de süresinde ibraz edilmediğini iddia etmiş, davalı banka vekili ise 22.08.2006 tarihinde tahsil amacıyla başvurulduğunda muhatap bankanın ibraz süresi geçmesi sebebiyle değil, davacı-keşidecinin 14/08/2006 tarihli ödemeden men talimatı bulunması sebebiyle ödeme talebinin yerine getirilmediğini belirtmiştir. Dosya kapsamından İstanbul 11. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında davalı .............. A.Ş. tarafından davacı şirket ve diğer davalı şirkete yönelik olarak içinde dava konusu çekin de yer aldığı iki adet çekten ötürü icra takibi başlatıldığı ve 04.10.2006 tarihli kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri (örnek: 10) düzenlendiği, davacı tarafça aleyhine yapılan icra takibi nedeni ile 25.12.2006 tarihinde açılan davada 25.000,00 TL bedelli çekin tahrifata uğradığı ve paraf olarak atılan imzanın sahte olduğunu belirterek takibin iptalinin talep edildiği, İstanbul 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 29.11.2007 gün ve ........... E., ................ K sayılı kararı ile takibe konu 20/08/2006 keşide tarihli 25.000 TL bedelli çek yönünden İİK’nın 170/a maddesi uyarınca davacı hakkındaki takibin iptaline dair kararın davalı banka vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.06.2008 gün ve 2008/9380 E., 2008/12609 K. sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan bilgiler ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde davacı keşidecinin, tahrif edilen ve süresinde ibraz edilmeyen çek nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ilişkin olarak dava açtığı, süresinde ibraz edilmeyen çekin hamilinin kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitireceği, davacı ile davalı banka arasında temel ilişki bulunmayıp davalı bankanın çeki diğer davalı şirketten ciro yolu ile devraldığı, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ispatı bakımından davacının davasında 6762 sayılı Kanun (eTTK)’nın 644. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve davacı keşidecinin bu çekten ötürü sebepsiz zenginleşmediğini usulen kanıtlamak zorunda olduğu, mahkemece bu yönler üzerinde durulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile temel ilişkiye girilerek yargılama yapıldığı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu kabul edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 6762 sayılı eTTK’nın 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme davasının kambiyo hukukuna özgü bir dava olduğu, dava dilekçesinde senedin bedelsiz kaldığı, tahrifat yapılan senedin gerçek keşide tarihine göre süresinde ibraz edilmediği ve davalı bankanın senedi tahsil cirosu ile devraldığı iddialarına dayanıldığı, eTTK 644. maddeye göre açılan sebepsiz zenginleşme davasının dinlenebilmesi için kambiyo senedi niteliğinin korunması gerektiği, dava konusun çekin tahrifat yapılmış olması ve süresinde de ibraz edilmemiş olması nedeniyle çek vasfını yitirdiğinden bu maddeye dayalı olarak dava açılamayacağı, mahkeme kararının doğru olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir." çekin keşide tarihinde tahrifat halinde çekteki önceki keşide tarihinin esas alınacağından keşidecinin usulen kanıtlaması gerektiği vurgulanmıştır. Hukuk Genel kurulu görüşmelerinde, kambiyo senedinin tahrifatla niteliğinin kaybedildiğine dairde muhalif görüşler ileri sürülmüş ancak benimsenmemiştir. Gaziantep BAM 11. Hukuk Dairesinin 2017/156 Esas ve 2017/331Karar sayılı Kararında "Somut olay yapılan açıklamalar ışığında ele alındığında ise sebepsiz zenginleşmeye konu edilen çekin üzerinde tahrifat yapılarak 25.03.2013 olan keşide tarihinin 25.09.2013 tarihi olarak değiştirildiği vakıası taraflar arasında çekişme konusu değildir. Yapılan değişiklik ile çekin zorunlu unsuru olan keşide tarihinin ortadan kalktığı da söylenememektedir. Bu durumda çekin keşide tarihinde tahrifat yapılmış olması ise tek başına kambiyo senedi vasfını yitirmesi sonucunu doğurmayacaktır. Keşideci davalının bu değişikliğe yapmış olduğu savunmalardan onay vermediğinin de anlaşılması karşısında, böyle bir durumda çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki tarih olduğunun kabulü gerekmektedir. Netice olarak mahkemece yapılması gereken, çekin tahrifattan önceki keşide tarihi gözetilerek çekin süresinde ibraz edilip edilmediği ve TTK’nın 732. maddesi gereğince yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak sebepsiz zenginleşme koşullarının tarafların sunmuş olduğu deliller çerçevesinde tartışılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gösterilen delillere ilişkin her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir." Bam kararında da çekin tahrifattan önceki keşide tarihi gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. O halde toplanan deliller, yasal düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olayda, davacı tarafından Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına konu 50.000 TL bedelli, 30/10/2016 keşide tarihli, keşidecisinin davalı hamilin davacı olduğu, çeke dayalı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 732. Maddesine göre sebepsiz zenginleşme hükmüne göre alacağının olduğu ileri sürüldüğü, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığından davacının iddialarının inkar edildiği ancak borca itiraz dilekçesinde imzaya itiraz ediliği, duruşmada ve talimat duruşmasında davacı vekili ve asilin çekteki keşideci imzasına itiraz edilmediği, keşide tarihinin altında bulunan paraf imzasına itiraz edildiği, keşide tarihinin 30/10/2016 tarihi değil 30/10/2015 tarihi olduğunun savunulduğu anlaşılmakla, uyuşmazlık, keşide tarihindeki tahrifatın kambiyo senedine etkisi noktasında toplanmaktadır. Yukarıda açıklanan 6100 sayılı HMK’nin 207. maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 748. yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/06/2018 tarihli 2017/19-1630 Esas ve 2018/1186 Kararında vurgulandığı üzere çekin tahrifattan önceki keşide tarihi olarak davalı tarafından kabul edilen 30/10/2015 tarihi itibariyle çekin süresinde ibraz edilmediği, keşide tarihindeki tahrifatın kambiyo senedine etkisi olmayıp değişiklikten önceki keşide tarihinin geçerli olduğu ve TTK’nın 732. Maddesi sebepsiz zenginleşmediğinin ispat külfetinin davalıda olup davalı tarafından cevap dilekçesi sunmayarak delil sunmadığı anlaşılmakla davacının 50.000 TL bedelli çek yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağının ispat edildiğinden bu miktar yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın ferisi olan ödeme emrinde belirtilen gecikme tazminatının süresi içinde çekin bankaya ibraz edilmediğinden talep edilemeyeceği anlaşılmakla gecikme tazminatının reddine, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin alacağın kambiyo senedine dayalı olduğu, belirli olup likit olduğundan davalının itirazında haksız olduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulune ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kısmen kabulü ile, Davalının Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın 50.000 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacak 50.000 TL üzerinden asıl alacağa icra takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi, icra gideri, icra vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, Asıl alacağın ferisi olan gecikme tazminatı talebinin reddine, 2-İİKnun 67 maddesi gereğince alacağın %20'si olan 10.000 Tl icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 603,88 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.811,62 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 450,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 204,20 TL olmak üzere toplam 654,20 TL yargılama gideri ve 603,88 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.258,08 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden davanın esası yönünden kabulune karar verildiği, alacağın ferisi olan gecikme tazminatı yönünden takip talebinde miktar belirtilmediğinden davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 5.850,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/11/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.