İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2011/25392 E. 2013/23002 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2011/25392
- Karar No
- 2013/23002
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/30 KARAR NO : 2021/174 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2019 KARAR TARİHİ : 24/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davayı ilk olarak açan davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine, müvekkili banka ile imzaladığı ... tarihli genel kredi sözleşmesi mucibince kullanılan kredilerden doğan borç sebebiyle Antalya ... icra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, borçluya ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye bir itirazın olmadığını, takibin hukuka uygun oldunu beyan ederek, davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. İcra dosyasına her ne kadar borçlu olduğu iddia edilen davalı, vekil aracılığı ile itiraz etmiş ise de mahkememizce iş bu davada davalı asile tebligatlar yapılmıştır. Çünkü, vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Yargıtay 15. HD., 02.11.2004 T., 2004/2041-5550 sayılı kararı; Yargıtay 9. HD., 18.09.2013 T., 2011/25392 E., 2013/23002 K.; Yargıtay 22. HD, 23.06.2020 T, 2017/29927 E., 2020/7453 K.; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. HD., 2019/794 E., 2019/888 K; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 29/12/2017 T, 2017/1262 E., 2017/1552 K.) C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... icra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. 10.Yargılama sürecinde, davacı, dava konusu alacağı ... ye devretmiştir ve davacı sıfatı HMK hükümleri gereği ... ye geçmiştir. 11.Aşamalarda deliller toplanmıştır ve mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmıştır. 12. ... tarihli bilirkişi raporuna göre özetle; Temlik eden ... ... Şubesi ile davalı borçlu ... arasında ... tarihli ... TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye istinaden ... tarihinde ...-...-... numaralı ... TL limitli aylık %1,57 yıllık %18,84 akdi faiz oranı ile ...-... tarihleri arasında 12 ay vadeli aylık ... TL eşit taksit ödemeli ticari kredi açılarak kullandırıldığı, krediye en son ... tarihinde ... vadeli 4. taksit ödemesinin yapıldığı, bu son ... vadeli taksit ödemesinden sonra kalan anapara bakiyesinin ... TL olduğu, dosyada mevcut hesap özetlerinden anlaşıldığı, yüksek Mahkemenin emsal kararlarına uygun olarak kredinin son taksit vadesinde kalan anapara tutarına kat tarihine kadar yürütülen akdi faiz ve gider vergisi ilavesiyle kat tarihi itibariyle bu krediden talep edebilecek asıl alacak hesabı belirlendiğini ancak, banka takip talebinde alacağını kapitalize etmeden asıl alacak talebinde bulunduğundan, raporda da aynı yöntemle hesaplama yapıldığını, davalının ... takip tarihi itibariyle temerrüdünün oluştuğunu, krediye fiilen uygulanan akdi faiz esas alınarak, sözleşme uyarınca akdi faizin %100 fazlası üzerinden temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, bankanın fiilen uyguladığı %18,84 akdi faiz oranına %100 ilave edilerek bulunacak %37,68 temerrüt faiz oranı üzerinden hesap yapılması gerektiğini, Davalının ... takip tarihi itibariyle sorumluluğunun hesaplanması ve sonucun; ... Kat tarihi itibariyle asıl alacak ... Kat öncesi işlemiş akdi faiz ... Kat öncesi gider vergisi ... ...-... 105 günlük %18,84 akdi faiz ... Gider vergisi ... İhtarname masrafı ... ... Takip tarihi itibariyle toplam alacak ... TL olduğunu; asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %37,68 oranında temerrüt faizine tabi bulunduğu beyan edilmiştir. 13.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 14.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 15.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 16.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. 17.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 18.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 19.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 20.Dosyaya baktığımızda; yukarıdaki kanuni şartların dosyada mevcut olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla, icra inkar tazminatının kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Antalya ... İcra müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ İLE; takibin ... TL asıl alacak; ... TL kat ihtar öncesi işlemiş faiz; ... TL kat öncesi gider vergisi (faizin BSMVsi); ... TL kat sonrası işlemiş faiz (kat ihtar sonrası işlemiş faiz); ... TL gider vergisi (faizin BSMVsi); ... TL ihtarname masrafı olmak üzere toplamda ... TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarının takip tarihinden itibaren %37,68 oranında temerrüt faizine tabi olmasına, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ve arabuluculuk sürecine davalının katılmadığı da görüldüğünden (18/A,11 gereği) ; ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/03/2021 Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/03/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır