İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2008/562 E. 2009/553 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2008/562
Karar No
2009/553
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/694 Esas - 2024/523 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/694 Esas KARAR NO : 2024/523 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2023 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2024 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA Davacı vekili dilekçesinde özetle, davalı şirketlerle sıkı organik bağlantı içerisinde bulunan, Berlin-Almanya merkezli, ... ... International ... (şimdiki unvanı Cestron İnternational ...) şirketine, davacı şirket tarafından 19.08.2004 tarih, 519793 nolu ve 52.552,83 EUR bedelli fatura ile buna ilişkin 5555615 sayılı invoice, 24.08.2004 tarihli, 519796 nolu ve 34.409,30 EUR bedelli fatura ile buna ilişkin 5555616 sayılı invoice, 06.09.2004 tarih, 519812 nolu ve 17.304,01 EUR bedelli fatura ile buna ilişkin 5555619 sayılı invoice, 25.10.2004 tarih, 51989 nolu ve 182,33 EUR bedelli fatura ile buna ilişkin 5555623 sayılı invoice olmak üzere toplam 104.178,77 EUR bedelli 4 adet fatura kesilerek davalı şirkete gönderildiğini, borçlu şirketin bu fatura bedellerinden 7.850,47 EUR”sunu davacı şirkete ödeyip, bakiye 96.328 EBUR'yu ödemediğini, ödenmeyen toplam 96.328-EUR için ... ... Müdürlüğü'nün 2005/4286 sayılı dosyasıyla 10.06.2004 tarihinde ilamsız takip başlatıldığını, bu dosyadan Örnek 7 ödeme emrinin davalı şirkete 09.10.2005 tarihinde tebliğ edildiğini, bu takibin 11.10.2005 tarihinde ...'nin Almanya'da bulunan konsolosluğu aracılığı ile yapılan itiraz sonucu durduğunu, itirazın iptali istemi ile ... ...Ticaret Mahkemesi'ne başvurulduğunu, bu mahkemenin 04.11.2019 tarih 2008/562 E. 2009/553 K. Sayılı kararıyla takibin devamına karar verildiğini, borçlu şirketin (... ... International ...) ...'de bir alacağı ve malvarlığı bulunmadığından icra dosyasından başarı sağlanamadığını ve bu sebeple ... ...Ticaret Mahkemesi'nin kararının infazı için şirket merkezinin bulunduğu Postdam-Almanya Yerel Mahkemesi'ne başvurulduğunu, tenfiz istemi bu mahkemede ilk aşamada kabul edilmiş olsa da 18.12.2016 tarihinde ...Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu karar ile ...'de yapılan işlemleri geçerli görmediğini, Almanya'da yapılan başvuruyu yeni bir dava olarak değerlendirdiğini, ancak ...'de yapılan işlemleri de zamanaşımını kesen işlemler olarak görmediğini, alacak istemlerinin ve tenfiz taleplerinin reddine karar verdiğini, verilen karar ile davalı şirketler ile organik bağ ve grup şirket kapsamında bulunan borçlu şirketten tahsilat yapma şansı kalmadığını, zararlarının oluştuğunu, bu süreç boyunca alacağın tahsili için ciddi harcamalar yapıldığını, dava konusu zararın/alacağın oluşumuna neden olan siparişlerin davacı şirkete davalılardan ... Elektronik San. İç ve Dış Tic. Ltd. şirketi tarafından iletildiğini, borçlu şirketin ismini değiştirmeden önceki internet sitesinde ... Elektronik San. İç ve Dış Ltd şirketi grup şirketi ve irtibat ofisi olarak gözüktüğünü, borçlu şirketin ve davalı şirketlerin ortak ve yöneticisinin ... olduğunu, şirketlerin hepsinin internet sitelerindeki tanıtımlarında “Karanfil Sokakta Sn. ...tarafından 1976 yılında kurulmuştur” ibaresinin yer aldığını, davalı şirketlerin merkez adresleriyle borçlu şirketin irtibat adreslerinin Cinnah Cad. No:24 Kavaklıdere/... olduğunu, borçlu şirket ve davalı şirketlerin internet sayfalarında şirketlerin grup şirket olarak gösterildiğini, davalı şirketlerin tüzel kişilik yapılarını borçtan kaçınmak amacıyla kötü niyetli olarak kullandığını, bu sebeple davacı şirket tarafından davalı şirketle organik bağı bulunan ... ... INTERNATIONAL ... (Şimdiki unvanı; Cestron International ...) nezdinde bulunan alacağın tahsil edilememesinden ve bu süreçte oluşan eklenik zararlardan davalı şirketlerin de sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, fazlaya ilişkin zarar talep haklarının saklı kalması kaydıyla, davalı şirketler ile borçlu şirket ... ... International ... arasındaki organik bağlantı ve grup şirketi yapısı itibari ile davalı şirketlere ilişkin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, belirli hale geldiğinde arttırma hakkı saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL zarar bedelinin arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE Dava; organik bağ sebebi ile tespit davasına ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih ve 2019/815 E. Ve 2021/659 K. Sayılı kararında, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine değinmek gerekirse; bu teori ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, Ersin: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12). 33. Anlaşılacağı üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. 34. Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir. 35. Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, E. Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 2008, s. 209). 36. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. 37. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir olmadığı gibi şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir (Baycık, Gaye: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), ... İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20)., şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Dosyamız arasına ... 8. ATM dosyası ile ticaret sicil kayıtları alınıp, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. Bilirkişi raporunda, Davanın, satım sözleşmesine dayalı alacağının, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yoluyla, davalılardan tahsili talebine ilişkin olduğu, dava değerinin 10.000,00-TL. olduğu, Davacı yanca ... .... .... .... E. sayılı dosyasıyla ikame edilen itirazın iptali davasında verilen kararla, davacının, davalılardan ... Elektronik Sanayi İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nden 10.06.2004 tarihi itibariyle 174.958,82-TL. alacaklı olduğu hususunun kesinleşmiş olduğu, Davalı şirketler davaya cevap vermediği ve ticari defterleri incelenemediğinden, davalı şirketler arasında “iktisadi bütünlük” olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılamadığı, Dosya kapsamında bulunan diğer belgelerin, davalı şirketler arasında malvarlığının (aktif, pasif) birbirine karıştığını belirlemeye yeterli olmadığı hususunun, Sn. Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davacı vekili uzman görüşünü dosyaya sunmuş, organik bağ olduğunu iddia etmiştir. Mahkememizce bilirkişiden alınan rapor ile Yukarıdaki Yargıtay Genel kurulu kararı bir bütün halinde değerlendirilmiş, dava konusu şirketlerin ortaklarının aynı olması organik bağ için yeterli kabul edilmemiş, perdenin kaldırılması için alacaklıdan mal kaçırmak ve alacaklının zararına kötüniyetli hareket etmek gerektiğinin de ispatlanması gerekmektedir. Bu haliyle davacı sadece ortakların aynı olduğu gerekçesiyle davayı ikame etse de alacaklının mal kaçırdığına ve kötüniyetli hareket ettiğine dair dosyaya sunulan herhangi bir delil bulunmadığından uzman görüşü reddedilerek, mahkememizce alınan açık ve ayrıntılı bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, 269,85 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25.09.2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2008/562, K. 2009/553, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2008-562-e-2009-553-k-d83f5ed89430