İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2008/1296 E. 2010/2496 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2008/1296
Karar No
2010/2496
Karar Tarihi

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Çevre ve Orman Bakanlığı Karşı Taraf (Davacı) : … … Turizm İşletmeleri A.Ş. Vekilleri : 1- Av. B 2- Av. A İstemin Özeti : Bursa 1. İdare Mahkemesinin 21.3.2008 günlü, E:2008/256, K:2008/319 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Burakhan Melikoğlu'nun Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması ve uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Gülsen Bişkin'in Düşüncesi : Duruşma istekli olarak açılan davada, vekaletnamesi olmayan avukatın katıldığı duruşma ile görüşülerek işlem iptal edilmiş,Dairenin bozma kararı üzerine yeni tarihli yetki belgesi ibraz edilmiş ve Mahkemece belge yeterli bulunarak yeniden duruşma yapılmadan işlemin iptali yolunda verdiği kararın Dairece bozulması ile temyize konu ısrar kararı verilmiştir. Danıştay 8. Dairesinin 5.11.2007 günlü ve E:2007/4199, K:2007/5694 sayılı kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, orman arazisi üzerinde kurulu tesisler için 2001-2002-2003 yılları için arazi tahsis bedeli ve gecikme faizi istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Bursa 1. İdare Mahkemesinin 18.1.2007 günlü, E:2006/1854, K:2007/37 sayılı kararıyla; Danıştay Sekizinci Dairesinin, duruşmaya katılan ve temyiz dilekçesine cevap veren Av. A'nın dosyada vekaletnamesinin bulunmadığı gerekçesiyle verdiği bozma kararı üzerine ara kararıyla, duruşmaya katılan ve temyiz dilekçesine cevap veren Avukat A adına düzenlenen vekaletname istenilmiş ve davacı şirket vekilince Av. A adına düzenlenmiş yetki belgesinin gönderilmesi üzerine faaliyete geçmiş olan davacı işletmeden proje maliyeti üzerinden %5 oranında arazi tahsis bedeli istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesinin 5.11.2007 günlü ve E:2007/4199, K:2007/5694 sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56. maddesine, 2.5.2001 tarihli 4667 sayılı Kanunla eklenen ek fıkrada, avukatlar veya avukatlık ortaklığının, başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortağına vekaletname yerine geçen yetki belgesi verebilecekleri, bu yetki belgelerinin vekaletname hükmünde olduğunun hükme bağlandığı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 17.maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve beşmilyon lirayı aşan tam yargı davalarında, taraflardan birinin istemi üzerine duruşma yapılacağı, duruşma davetiyelerinin duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderileceği kuralının yer aldığı; orman arazisi üzerinde kurulu tesisler nedeniyle 2001 - 2002 - 2003 yılları için arazi tahsis bedeli ve gecikme faizi istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemi iptal eden Bursa 1. İdare Mahkemesi kararının, Dairelerince dosyada davacı şirket vekili olarak Av. B'nin vekaletnamesinin bulunmasına karşın, duruşmaya katılan ve dosyadaki bir takım belgeleri imzalayan Av. A'nın davacı şirketi temsil etmesine olanak sağlayan geçerli bir vekalet ilişkisinin bulunup bulunmadığının ortaya konulmamış olduğu gerekçesiyle bozulduğu; idare mahkemesince bozma kararına uyularak ara kararıyla Av. A adına düzenlenen vekaletnamenin istenildiği, davacı şirket vekilince Av. A'nın yetkili kılındığının belgelendirildiği, İdare Mahkemesince de yeniden duruşma yapılmadan, işin esasının incelenerek dava konusu işlemin iptal edildiği; Av. A'yı yetkili kılan yetki belgesinin 15.6.2006 tarihinde düzenlenmiş olması karşısında, duruşmaya katılan adı geçen avukatın duruşma tarihinde davacı şirketin vekili olmadığı, yeniden duruşma yapılmadan verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. İdare Mahkemesince; davacının duruşma istemesinin, dava dilekçesindeki iddialarını sözlü olarak anlatıp netice-i talebinin, yani iptal kararını elde edebilmek için olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56. maddesi hükmü uyarınca yetki belgeli avukatların yaptıkları veya yapacakları hukuki işlemlerin de vekalet hükümlerine göre değerlendirileceği, davacı tarafından Av. B'ye verilen vekaletnamede tevkil yetkisi de bulunduğundan adı geçen avukatın Av. A'ya verdiği yetki belgesinin usulüne uygun olduğu, 2577 sayılı Kanunun 31. maddesinin yollamada bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 67. maddesi hükmüne göre mahkemenin gecikmesinde zarar umulan hallerde vereceği süre içinde vekaletnamenin getirilmesi şartıyla vekilin dava açmasına ve usul işlemleri yapmasına izin verebileceği ve verilen süre içinde vekaletnamenin ibraz edilmesi halinde vekil tarafından yapılan tüm işlemlerin geçerli sayılacağı, açılan bir davada vekilin vekaletnamesinin olmadığı fark edilmeden davaya bakılmış ve hüküm verilmiş ise bunun bir bozma sebebi olduğu, ancak bozma kararı uyarınca vekaletnamenin ibrazı için verilen sürede vekaletnamenin ibrazı halinde önceki bütün işlemlerin geçerli kabul edilmesinin zorunlu olduğu, dava konusu olayda da, Danıştay'ın bozma kararı üzerine Mahkemece vekaletnamenin istenildiği ve davacı vekilince de verilen 5 günlü süre içinde yetki belgesi sunulmuş olduğundan bu vekilin yaptığı önceki işlemler ve dolayısıyla duruşmanın da geçerli hale geldiği, duruşmanın geçersiz sayılma olanağı olmadığı için duruşma yapılmadan karar verilmesi halinin de söz konusu olmadığı, 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/d fıkrasında, ehliyetli şahsın avukat olmayan vekili tarafından açılan bir davanın dahi ehliyetten reddedilemeyeceği, sadece dilekçenin reddine karar verileceği öngörülmekle bizzat veya bir avukat vasıtasıyla davanın yenilenmesi halinde avukat olmayan vekilin yaptığı önceki işlemlerin, yani ilk davanın geçerli hale geleceğinin kabul edildiği, böylece davanın süresi, konusu gibi önemli unsurların ilk davaya göre belirlenmesi olanağı olmadığı, her ne kadar yetki belgesi 18.1.2007 tarihinde verilmiş ise de HUMK'nın 62. maddesinde, kanunen özel yetki verilmesini gerektiren hususlar dışında vekaletin, kesin hüküm elde edilinceye kadar davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapma iznini kapsadığı belirtildiğinden ve yetki belgesi de davada henüz kesin hüküm elde edilmeden verildiğinden zaman itibariyle de bir geçersizlik bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar edilmiştir. Davalı idare, Bursa 1. İdare Mahkemesinin 21.3.2008 günlü, E:2008/256, K:2008/319 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Uyuşmazlığın çözümü için, duruşmanın usule aykırı yapılıp yapılmadığından önce, iptalle sonuçlanan ve davalı idarece temyiz edilen davada, duruşma talep eden taraf davacı ise, ilk derece mahkemesince yapılan duruşmanın usule aykırı olmasının, davacı lehine olan kararın bozulması için bir neden oluşturup oluşturmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin (1/c) bendinde, usul hükümlerine uyulmamasının bozma nedeni olduğu kuralına yer verilmiştir. Burada söz konusu olan usul hükümleri, davanın açıldığı tarihten nihai kararın verildiği tarihe kadar geçen evrede, davaya bakan idari yargı yerince uygulanan veya uygulanması gereken yöntem kurallarıdır. Bu kurallara uyulmamış olması, kural olarak dava hakkında verilen nihai kararın üst yargı yerince (itiraz veya temyiz merciince) bozulmasını gerektirir. Ancak; her usule aykırılık, kararın bozulmasını gerektirmemektedir. Dava hakkında verilecek karara etkisi olmayan aykırılıklar bozma nedeni oluşturmamalıdır. Diğer bir anlatımla, yargılama sırasında usul hükümlerine uyulmamış olunmasının bozma nedeni oluşturabilmesi için, yanlış uygulamanın hükmü değiştirecek nitelikte olması gerekmektedir. İncelenen olayda, idare mahkemesi uyuşmazlık hakkında iptal kararı vermiş ve bu kararı davalı idare temyiz etmiştir. İdare Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında duruşma yapılmasını isteyen davacı, lehine verilen karara karşı duruşmanın usule aykırı olarak yapıldığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmadığı gibi, davalı idarenin de temyizde bu yönde bir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumda, 30.3.2005 tarihinde yapılan duruşmaya katılan avukat adına düzenlenen yetki belgesinin bu tarihten sonra 15.6.2006 tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla yetki belgesi düzenlendiği tarihten sonra mahkemece yeniden duruşma yapılmaması nedeniyle kararın duruşma yapılmadan verildiği, usule uyulmadığı yolundaki saptamanın idare mahkemesince verilen temyize konu kararın sonucunu değiştirecek nitelikte olmaması karşısında, söz konusu hususun Danıştay Sekizinci Dairesince re'sen dikkate alınarak bu yönde bozma kararı verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56. maddesine 4667 sayılı Yasa ile eklenen beşinci fıkrada; "Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekaletname hükmündedir." hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla yetki belgeli avukatların yaptıkları veya yapacakları hukuki işlemlerin de vekalet hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda Av. B'ye verilen vekaletnamede bulunan tevkil yetkisi nedeniyle adı geçen avukatın Av. A'ya verdiği yetki belgesinin bu avukatın vekaletnamesiz olarak yaptığı işlemlere sonradan icazet verilmesi anlamını taşıdığı da kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle, Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Sekizinci Dairesinin usul yönünden verdiği bozma kararına uyulmayarak, ısrar edilmesine ilişkin bulunan 21.3.2008 günlü, E:2008/256, K:2008/319 sayılı kararın onanmasına, uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine, 23.12.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2008/1296, K. 2010/2496, T. 23.12.2010, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2008-1296-e-2010-2496-k-d3c8435f4366