İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2006/2952 E. 2010/561 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2006/2952
- Karar No
- 2010/561
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) :Rekabet Kurumu Vekili : Av. … …
Karşı Taraf (Davacılar) : 1- A Otomotiv Pazarlama A.Ş. 2- A Otomotiv A.Ş. Vekilleri : Av. … … - Av. … …
İstemin Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 14.3.2006 günlü, E:2005/86, K:2006/1413 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Burakhan Melikoğlu'nun Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Emin Celalettin Özkan'ın Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; davacı şirketlerin, bayileriyle imzaladıkları Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinin 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğine uyumlu hale getirilmesi amacıyla değiştirilmesini öngören Rekabet Kurulu kararlarının kaldırılması için yaptıkları başvurunun reddine ilişkin olan ve Rekabet Kurumu Başkanlığının 17.4.2003 günlü işlemiyle bildirilen Rekabet Kurulu'nun 10.4.2003 günlü, 03-23/279-M sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesi 14.3.2006 günlü, E:2005/86, K:2006/1413 sayılı kararıyla; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olduğunun hükme bağlandığı, Kanun'un diğer maddelerinde de bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik maddi hukuk kurallarının yanı sıra, bu kuralları uygulayacak olan Rekabet Kurulunun izleyeceği usullerin ayrıntılı olarak düzenlendiği ve Kanun'un bu özelliği gereği özel bir idari usul yasası niteliği taşıdığı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde ise, idari işlemlere karşı başvuru öngörülerek itiraz yolunun düzenlendiği ve tüm idari işlemlere ilişkin genel bir hükme yer verildiği; ancak 4054 sayılı Kanun'da özel bir idari usul kuralı bulunduğundan, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliği taşıdığında kuşkuya yer bulunmayan Rekabet Kurulu kararlarına karşı ilgililerin başvuru yollarının 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre değil, özel hüküm niteliğinde olan, dolayısıyla öncelikle uygulanması gereken 4054 sayılı Kanun'un 55. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği; 4054 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinin 1. fıkrasında, Kurulun nihaî kararlarına, tedbir kararlarına, para cezalarına ve süreli para cezalarına karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren süresi içinde Danıştaya başvurulabileceği, bu süre içinde yargı yoluna başvurulmazsa kararın kesinleşeceği hükmüne yer verildiği; bu hüküm karşısında diğer idari işlemlerden farklı olarak, Kurul'un, belirtilen kararlarının kesinleşmesinin yargı yoluna başvurmaya bağlı olması nedeniyle, kanun koyucunun bu işlemler yönünden idari bir itiraz yolunu öngörmediği; A Otomotiv A.Ş.'nin dağıtım anlaşması şartlarına uymadığı, bayileri arasında ayrımcılık yaptığı ve B Otomotiv'den haksız kazanç sağladığı iddialarıyla ilgili olarak açılan önaraştırma sonunda Rekabet Kurulu tarafından 9.11.1999 günlü, 99-51/553-346 sayılı kararın alındığı, yine C Otomotiv Makina İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, A Otomotiv Pazarlama A.Ş. ve A Otomotiv A.Ş.'nin bayileri ile yaptıkları anlaşmaların feshinde, 2000/3 sayılı Tebliğ ile değişik 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin belirsiz süreli anlaşmalar için feshi ihbar süresinin düzenlendiği 6. maddesinin ikinci paragrafının (b) bendinde belirtilen sürelere uymadıkları yolunda yapılan şikayet üzerine de Rekabet Kurulu tarafından 30.4.2002 günlü, 02-26/279-115 sayılı kararın alındığı, sözü edilen kararların kaldırılması istemiyle davacı şirketler tarafından yapılan başvuru üzerine ise, dava konusu Kurul kararıyla başvurunun itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek ve gerekçeler yerinde bulunmayarak itiraz isteminin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı; bu durumda, 4054 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Rekabet Kurulu'nun 9.11.1999 günlü, 99-51/553-346 sayılı, 30.4.2002 günlü, 02-26/279-115 sayılı kararlarının, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca itiraz yoluyla incelenmesi olanağı bulunmadığından, aynı Kanun'un 55. maddesine aykırı olarak konunun yeniden incelenerek karar verilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı idare, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca resen araştırma yetkisi bulunan Kurumun maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla her aşamada yeni bir inceleme yapıp yeni işlemler tesis edebileceğini, dava konusu işlemin konuyla ilgili maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla açılan önaraştırma sonucunda tesis edildiğini öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Dosyanın incelenmesinden, A Otomotiv A.Ş.'nin dağıtım anlaşması şartlarına uymadığı, bayileri arasında ayrımcılık yaptığı ve B Otomotiv'den haksız kazanç sağladığı iddialarıyla ilgili olarak açılan önaraştırma sonunda Rekabet Kurulu tarafından alınan 9.11.1999 günlü, 99-51/553-346 sayılı karar ile, adı geçen şirket ile bayileri arasında düzenlenen yetkili satıcılık sözleşmelerinin 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğine aykırı olan yönlerinin Tebliğe uygun hale getirilmesi amacıyla yapılması gerekli olan değişikliklerin belirlendiği, yine C Otomotiv Makina İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, A Otomotiv Pazarlama A.Ş. ve A Otomotiv A.Ş.'nin bayileri ile yaptıkları anlaşmaların feshinde, 2000/3 sayılı Tebliğ ile değişik 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin belirsiz süreli anlaşmalar için feshi ihbar süresinin düzenlendiği 6. maddesinin ikinci paragrafının (b) bendinde belirtilen sürelere uymadıkları yolunda yapılan şikayet üzerine de Rekabet Kurulu tarafından alınan, 30.4.2002 günlü, 02-26/279-115 sayılı karar ile adı geçen şirketlerle ilgili olarak alınan 9.11.1999 günlü, 99-51/553-346 sayılı ilk kararın uygulanması gereğinin yeniden bildirilmesine karar verildiği, her iki kararın 26.12.2002 tarihinde tebliği üzerine davacı şirketler tarafından 7.2.2003 tarihinde davalı idareye başvurularak anılan kararların kaldırılmasının istenildiği, dava konusu Kurul kararıyla da başvurunun itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek ve iddialar yerinde bulunmayarak itiraz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olduğu hükme bağlanmış; aynı Kanunun 20. maddesiyle de, mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde teşekkülünün ve gelişmesinin temini ile bu Kanunun uygulanmasını gözetmek ve Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirmek üzere kamu tüzel kişiliğini haiz idari ve mali özerkliğe sahip Rekabet Kurumunun kurulduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun, Rekabet Kurumunun karar organı olan Rekabet Kurulunun görev ve yetkilerinin sayıldığı 27. maddenin (a) bendinde ise, bu Kanunda yasaklanan faaliyetler ve hukuki işlemler hakkında başvuru üzerine veya resen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak, bu Kanunda düzenlenen hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlallere son verilmesi için gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idari para cezaları uygulamak, Kurula verilen görev ve yetkiler arasında sayılmıştır. 4054 sayılı Kanunun anılan hükümleri ile diğer hükümleri bir bir arada incelendiğinde; mal ve hizmet piyasalarında oluşabilecek rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemenin, serbest sağlıklı bir rekabet ortamı oluşmasını sağlamanın ve bunu sürekli kılmanın, mal ve hizmet piyasalarında bir rekabet ihlali ortaya çıktığında, bu ihlale son verilmesi için gerekli tedbirleri alarak bir ön araştırma veya soruşturma sonucunda sorumlular hakkında yaptırım uygulamanın Rekabet Kurulunun görev ve yetkileri arasında olduğu anlaşılmaktadır. Kurula tanınan "resen inceleme" yapma yetkisi de belirtilen yetkilerin etkin bir şekilde kullanımını sağlamaya yöneliktir. Buna göre, Rekabet Kurulu, rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla belli bir mal ve hizmet piyasasına ya da piyasada faaliyet gösteren belli kişi ve kuruluşlara yönelik olarak işlemler tesis etmeye ve düzenleme yapmaya yetkili bulunmaktadır. Yapılacak düzenlemenin, kapsamında bulunan kişi ve kuruluşlara yükümlülükler veya kısıtlamalar getirebileceği, tesis edilmeleri ile birlikte hukuki sonuçlarını doğuran işlemlerden farklı olarak yürürlükten kaldırılmadığı sürece uygulanacağı ve ilgilileri bağlayacağı açıktır. Belirtilen yetkinin kullanılması suretiyle yapılan ve yürürlüğe girmesinin ardından uygulanmaya başlanan düzenlemelerin, piyasa koşullarının değişmesi veya düzenleme yapılmasına yol açan olguların ortadan kalkması gibi nedenlerle ilgili kişi ve kuruluşların başvurusu üzerine ya da resen değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması da anılan yetki kapsamında bulunmaktadır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde; ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı Yasanın anılan hükmü ile 4054 sayılı Yasanın yukarıda açıklanan hükümleri bir arada değerlendirildiğinde; piyasa koşullarının değişmesi veya düzenleme yapılmasına yol açan olguların ortadan kalkması gibi durumların ortaya çıkması üzerine, ilgili kişi ve kuruluşlar tarafından, rekabetin korunması amacıyla yapılmış olan düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi amacıyla yapılan başvurunun 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Davalı idare tarafından alınan 9.11.1999 günlü, 99-51/553-346 sayılı ve 30.4.2002 günlü, 02-26/279-115 sayılı kararların davacı şirketler ile bayileri arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesinin içeriğine yönelik düzenlemeler getirdiği, dolayısıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi düzenlediği açıktır. Davacı şirketler tarafından yapılan başvurunun ise kendilerine yönelik olarak yapılmış olan söz konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılması için yapılmış bir başvuru olduğu görülmektedir. Bu durumda, Rekabet Kurulunun, 4054 sayılı Kanun ile kendisine tanınan yetkileri kullanmak suretiyle yaptığı düzenlemeleri, ilgililerin başvuru üzerine değiştirme veya yürürlükten kaldırma yetkisi de bulunduğundan, bu yetkinin kullanılması suretiyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığı incelenerek uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmekte iken, dava konusu işlemlerin itiraz yoluyla incelenmesi olanağı bulunmadığının kabulü suretiyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 14.3.2006 günlü, E:2005/86, K:2006/1413 sayılı kararının bozulmasina, 8.4.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.