İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2009/262 E. 2010/601 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2009/262
Karar No
2010/601
Karar Tarihi

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … … Petrol Nak. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Vekilleri : Av. … … Av. … …

Karşı Taraf (Davalı) : Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Vekili : Av. … …

İstemin Özeti : Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 17.11.2008 günlü, E:2007/7826, K:2008/7317 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacılar tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar'ın Düşüncesi : Dava konusu işlem davacı şirkete Tebligat Yasası ve Tebligat Tüzüğü kurallarına uygun olarak tebliğ edilmediğinden kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Mehmet Karaoğlu'nun Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 27.10.2005 günlü, 570/182 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 17.11.2008 günlü, E:2007/7826, K:2008/7317 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin 15.12.2005 tarihinde tebliğ edildiği, 2577 sayılı Yasa'nın 7. maddesine göre tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde davanın açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 11.5.2007 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı, dava konusu işlemin usulsüz tebliğ edildiğini, davanın süresinde açıldığını belirterek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat" başlıklı 12. maddesinde, "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir." denildikten sonra; "Hükmi şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde ise "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler harhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır." hükmüne yer verilmiş; Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinin son paragrafında ise, hükmi şahsın yetkili kişisinin bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edildiği takdirde tebligatın o yerdeki diğer memur veya müstahdeme yapılabileceği öngörülmüş, 32. maddesinde ise "usulüne aykırı tebliğ" düzenlenmiş olup, bu maddeye göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemelere göre, hükmi şahıslara yapılacak tebliğin öncelikle hükmi şahsın yetkilisine yapılması, yetkili kişinin bulunamaması veya evrakı alacak durumda olmaması halinde ise memur veya müstahdemlerine tebligat yapılması gerekmektedir. Ancak memur veya müstahdemlere yapılacak tebligatta tüzel kişiliğin yetkilisinin işyerinde bulunamaması nedeniyle tebligatın bu kişilere yapıldığının belirtilmesi zorunludur. Dava dilekçesine ekli 12.9.2003 onay günlü imza sirküleri incelendiğinde şirket ortağı ve müdürü "… …"un şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Şirketin 15.12.2004 günlü dilekçeyle bayilik (istasyonsuz) ruhsatı almak için davalı idareye başvurduğu, gerek bu dilekçesinde gerekse işleme esas alınan mühürleme tutanağındaki kaşede şirketin adresi belli olmasına karşın, dava konusu işlemin mühürlemenin yapıldığı yere gönderilmiş olduğu dosyadan anlaşılmaktadır. Ayrıca dosyada bulunan dava konusu işlemi taşıyan tebliğ alındısının incelenmesinden, şirket yetkilisinin işyerinde bulunmadığı, tebligatı alacak durumda olmadığı yolunda herhangi bir kayıt düşülmeden işlemin işçisi … …'e tebliğ edildiği görülmektedir. Davacı şirketin böyle bir çalışanı olmadığını belirtmiş olduğu hususu da göz önüne alındığında, Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğüne uygun olmayan tebligata dayalı olarak dava açma süresinin başlatılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin davacının ıttılaına girdiği tarih esas alındığında, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine göre davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 17.11.2008 günlü, E:2007/7826, K:2008/7317 sayılı kararının işin esası hakkında karar verilmek üzere bozulmasina, kullanılmayan 25,60.-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 8.4.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2009/262, K. 2010/601, T. 17.11.2008, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2009-262-e-2010-601-k-6d30be7dc1d6