İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1995/769 E. 1997/525 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1995/769
- Karar No
- 1997/525
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 10.11.1994 günlü, E:1993/1403, K:1994/5633 sayılı kararını davalı idare temyiz etmekte ve kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Emin Sınmaz'ın Düşüncesi : Danıştay Onuncu Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Sinan Yörükoğlu'nun Düşüncesi : Davacıya sarı basın kartı verilmemesine ilişkin işlemi, idari işlemlerin gerekçeli olması ilkesine aykırı olduğundan bahisle iptal eden Danıştay 10. Dairesinin 10.11.1994 gün ve E:1993/1403, K:1994/5633 sayılı kararının temyizen bozulması istenilmektedir. 2577 sayılı İ.Y.U.K.'nun 2 nci maddesinin 1/a bendinde iptal davalarında hukuka uygunluk denetiminin idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları üzerinde yapılacağı öngörülmüştür. Gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide sebep unsuru işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemin dayanağı olan sebebin yasalarda açıkça belirtilmemiş olması halinde dahi idari dava açılması durumunda yargı mercii önünde idare tarafından bildirilmesi zorunludur. 2577 sayılı İ.Y.U.K.nun 20 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yargıç idareden işlemin dayanağı olan sebebin gösterilmesini ister veya bu sebebi kendiliğinden araştırabilir. Dolayısıyla 2577 sayılı Yasanın 20 nci maddesinin yargıca tanıdığı re'sen araştırma yetkisi aynı zamanda davacılara da güvence sağlamaktadır. Öte yandan; Danıştay 10. Dairesinin temyize konu kararında belirtilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 28.9.1977 tarihli ve (77) sayılı olup "Bireyin Yönetsel İşlemler Karşısında Korunması" başlığını taşıyan kararının tavsiye kararı niteliğinde olduğu, kararda yer alan ilkelerden herhangi birinin bir idari makam tarafından çiğnenmesi durumunda da önlem öngörülmediği gerek karar metninden gerekse öğretide yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu genel anlatım çerçevesinde olayın incelenmesine gelince; işlemin dayanağı olan Basın Kartları Yönetmeliğinin 34, 35 ve 49 ncu maddelerine göre basın kartı komisyonunun kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Bu durumda, gerekçe işlemin sebebinden ayrılmakta ve şekil şartını teşkil etmektedir. Ancak, burada öngörülen şekil kuralı işlemin varoluş şartına ilişkin olmayıp sonucu etkilemeyen, ilgililerin durumunu değiştirmeyen bir özelliğe sahip bulunduğundan bu kurala uyulmamış olması işlemin iptalini gerektirmeyecektir. Dava konusu işlemin dayandığı sebep cevap dilekçesinde yönetmeliğin 22/c maddesi olarak belirtildiğinden bu sebep üzerinde hukuka uygunluk denetimi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken işlemin gerekçenin yazılı olmadığından bahisle iptalinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenle temyiz isteğinin kabulüyle kararın bozulması gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: ... Dergisi adıyla yayımlanan haftalık bir derginin sahibi ve sorumlu müdürü olan davacının, sarı basın kartı verilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin işlem ile Basın Kartı Yönetmeliğinin 34, 35, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49. maddelerinin iptali istemiyle açtığı dava sonucunda; Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve yönetmeliğin 46 ncı maddesi hükmü bir başka yönetmelik hükmü ile değiştirildiğinden davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıya sarı basın kartı verilmeme işleminin ise iptaline ilişkin bulunan 10.11.1994 günlü, E:1993/1403. K-.1994/5633 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve kararın bozulmasını istemektedir. Danıştay Onuncu Dairesince; davacının, 2.4.1993 gününde uygulama işlemini öğrenmesi üzerine 16.4.1993 tarihinde kayda geçen dilekçesinde bu işlem ile birlikte yönetmeliğin 46. maddesinin iptalini istediği, ancak, davalı idare savunmasına verdiği 3.8.1993 günlü cevapta, yönetmeliğin 34, 35, 41, 42, 43, 44, 45, 47, 48, 49. maddelerinin de iptalini isteği anlaşılmakta olup; dava açma süresi geçtikten sonra yapılan ve davanın genişletilmesi niteliği taşıyan bu istemin inceleme olanağının bulunmadığı, davalı idare tarafından ileri sürülen, davacının sarı basın kartı isteminin reddine ilişkin işlemi 2.4.1993 tarihinde öğrendiğinin kabul edilmemesi gerektiği evrakın 10.9.1992'de postaya verildiği savı, davacıya işlemin hangi tarihte tebliğ edildiğini gösteren tebliğ alındısı olmaması nedeniyle davacının dava dilekçesinde gösterdiği 2.4.1993 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilerek davanın süresi içinde açıldığının görüldüğü, 10.10.1986 gün ve 19217 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Basın Kartları Yönetmeliğinin davanın açıldığı tarihteki 46. maddesinin 29.6.1993 gün ve 21622 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Basın Kartları Yönetmeliğinin 44 ve 46 ncı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik"in 2. maddesi ile yeniden düzenlendiği, yeni düzenleme basın kartları komisyonunun kararlarını gerekçeli olarak alması ve tutanakla tespit etme esasını getirdiği, bu durumda iptali istenilen 46. madde hükmü değiştiğinden, konusu kalmadığı için davanın yönetmelik hükmüne yönelik bölümü hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı, 10.10.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi uyarınca hazırlanan Basın Kartları yönetmeliğinin amacının 1. maddede; yerli ve yabancı basın, yayın organları ile devlet enformasyon hizmeti mensuplarına verilecek basın kartlarına ait esas ve usulleri belirlemek olduğunun öngörüldüğü, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan yönetmeliğin 46. maddesinin basın kartı komisyonunun kararlarının gerekçeli olması yolunda bir düzenleme içermediği, dava dosyasının incelenmesinden davacının sarı basın kartı istemini inceleyen basın kartı komisyonunun 13.8.1992 tarihli toplantısında bu istemi gerekçesiz olarak reddettiğinin anlaşıldığı, idarenin işlemleri karşısında Bireyin Korunması Hakkındaki Avrupa Bakanlar Komitesinin 77 sayılı kararında, ilgilinin hak ve özgürlüklerine veya çıkarlarına değinen bir idari işlem söz konusu olursa, olabilecek itiraza olanak vermek için gerekçeli olmasının öngörüldüğü, idari işlemlerin gerekçeli olması ilkesi; işlemi yapan idareyi yönetsel işlemin dayandığı maddi ve hukuksal nedenleri açıklamaya, uyguladığı yasayı kavramaya, doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlayacağı, işlemde gösterilen gerekçenin işlemin yasaya uygunluğunu değerlendirme, itiraz edip etmeme ve yargı yoluna gidip gitmeme konusunda işlemin ilgilisine yardımcı olacağı, nitekim anılan yönetmeliğin 34. maddesinde; "müracaat sahibinin, kendisine kart verilmesini engelleyen durumu ortadan kalkmadıkça yeniden kart talebinde bulunamaz" düzenlemesi uyarınca, ilgilinin yeniden başvurusu için, önceki kart verilmeme nedenini bilmesi gerektiği, 35. madde; kart düzenlememe gerekçesinin yazı ile ilgiliye 15 gün içinde bildirilmesini düzenlemekle, işlemin gerekçeli olması zorunluluğunu getirdiği, 49. maddede yer alan son inceleme için red kararının gerekçesinde belirtilen hususta değişiklik olduğunu ilgilinin belgelemesinin arandığı, bütün bu düzenlemelerin de idari işlemin gerekçeli olmasını bir şekil şartı olarak öngördüğü, davacının sarı basın kartı talebinin reddine ilişkin dava konusu işlem "idari işlemlerin gerekçeli olması ilkesi"ne aykırı bulunduğu gerekçesiyle Basın Kartı Yönetmeliğinin 46. maddesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıya sarı basın kartı verilmeme işleminin ise iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı idare, basın kartı komisyonunun basın kartı taleplerini yönetmelik hükümleri bakımından inceledikten sonra kararların gerekçeli olarak almaları gereğinin Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünce de öngörüldüğünü ve yönetmeliğin 46 ncı maddesinin aynı doğrultuda değiştirildiğini, ancak davacı hakkında alınmış olan kararda gerekçeye yer verilmemiş olmasının davacının açıkça belgelenmiş olan ve anılan yönetmeliğin 22 nci maddesine aykırılıktan kaynaklandığını öne sürmekte ve Danıştay Onuncu Daire kararının bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinin 1/a bendinde iptal davası, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan idari dava olarak tanımlanmış olup; idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin iptal nedenleri olarak da belirlenen yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yapılacağı öngörülmektedir. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup; sebep, işlemin bir tür gerekçesidir. Yasalarda açıkça belirtilmemiş olması halinde dahi, idari işlemin dayanağı olan sebebin, idare tarafından idari dava açılması durumunda, idari yargı mercii önünde bildirilmesi zorunludur. 521 sayılı eski Danıştay Kanununun 30 uncu maddesinin gerekçesinde belirtildiği gibi "idari işlemde sebep gösterilmesini kanun emretmese bile hakimin kontrolünü yapabilmesi için idare, hakimin talebi üzerine dayanmış olduğu sebepleri bildirmekle mükellef olmalıdır" denilmiştir. Esasen 2577 sayılı Yasanın 20 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak mahkemelerin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapabilecekleri gibi her türlü bilgi ve belge ile idari işlemin sebebini idareden isteyebileceği açıktır. Dolayısıyla 2577 sayılı Yasanın 20 nci maddesinin hakime tanıdığı re'sen araştırma yetkisinin aynı zamanda davacılara da güvence sağlayacağı kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, işlemin dayanağı olan Basın Kartları Yönetmeliğinin 34, 35 ve 49 uncu maddeleri ile işlem tarihinden sonra yapılan düzenleme ile de olsa 46 ncı maddelerine göre basın kartı komisyonu kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Burada açıklanması gereken ise, kararda gerekçeye yer verilmemiş olmasının kararın şekil şartını oluşturmakta olduğudur. Ancak burada öngörülen şekil kuralı işlemin varoluş şartına ilişkin olmayıp sonucu etkilemeyen, ilgililerin durumunu değiştirmeyen bir özelliğe sahip bulunduğundan, bu kurala uyulmamış olması dava konusu işlemin esasının incelenmesini engellemeyecek ve yalnızca bu yönden iptalini gerektirmeyecektir. Bu durumda dava konusu işlemin dayandığı sebep, davalı idarece anılan Yönetmeliğin 22 nci maddesi olarak belirtildiğinden dava konusu işlemin, sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk denetimi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işlemin, gerekçeye yer verilmemiş olmasından bahisle iptal edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin dava konusu işleme yönelik isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 10.11.1994 günlü, E:1993/1403, K:1994/5633 sayılı kararının bozulmasına, 17.10.1997 günü oybirliği ile karar verildi.