İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1995/256 E. 1997/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1995/256
- Karar No
- 1997/483
- Karar Tarihi
İstemin Özeti: Davacının denizden dolgu taşınmazı işgal ettiğinden bahisle düzenlenen 28.1.1991 günlü, 4622 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen ve mahkemenin, Danıştay Onuncu Dairesinin 31.3.1994 günlü, E:1992/1378, K:1994/1396 sayılı bozma kararına uymayarak, davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 24.11.1994 günlü, E:1994/1304, K:1994/1667 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Dosyanın İncelenmesinden İstanbul 6. İdare Mahkemesinin ısrar kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler yerinde görülmüş olup, temyiz isteminin reddi ile İstanbul 6. İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı M.İlhan Dinç'in Düşüncesi : Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın füzulen işgal edildiğinden bahisle davacı şirketten ecrimisil istenmesi yolundaki ihbarnamenin iptali istemiyle açılan dava sonunda verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan kararın temyizi üzerine Danıştay 10. Dairesince ittihaz olunan bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmek suretiyle davanın tekrar reddine dair İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 24.11.1994 günlü E:1994/1304, K:1994/1667 sayılı kararı davacı tarafından temyiz olunmakla dosya incelendi. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen temyize konu ısrar ve davanın reddine ilişkin kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü. Davacının denizden dolgu taşınmazı işgal ettiğinden bahisle düzenlenen 28.1.1991 günlü 4622 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açmış olduğu dava, İstanbul 6 İdare Mahkemesinin 29.11.1991 günlü, E:1991/396, K:1991/2208 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin 1.1.1982-1.1.1991 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak istenilen ecrimisilin 1.1.1982-1.1.1986 dönemi için istenilen kısmının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iptal edilmiş, 1.1.1986 tarihinden sonrasında, davacının devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yeri işgalinin sabit olması nedeniyle ecrimisil istenilmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. İdare mahkemesi kararı, tarafların temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince incelenmiş ve 31.3.1994 günlü, E:1992/1378, K:1994/1396 sayılı kararla, davacının denizden dolgu taşınmazı yüzme havuzu ve plaj sahası olarak ... Büyükşehir Belediyesinden kiralamak suretiyle kullandığı, 2886 sayılı Yasanın 75 inci maddesi ve konu ile ilgili yönetmeliğin 2 nci maddesi hükümleri karşısında davacının hukuken geçerliliğini koruyan kira sözleşmesine dayanarak taşınması kullanmasını fuzuli işgal olarak değerlendirmeye olanak bulunmadığı, bu nedenle fuzuli işgali bulunmayan davacıdan ecrimisil istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmayıp idare mahkemesince dava konusu işlemin kısmen iptali davanın kısmen reddi yolunda verilen kararda yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin ise kabulüne ve davanın kısmen reddine ilişkin bölümünün bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul 6. İdare Mahkemesinin, Danıştay Onuncu Dairesinin davanın kısmen reddine ilişkin bölümü ile ilgili bozma kararına uymayarak, davanın reddinde ısrarı üzerine: davacı bu kez 24.11.1994 günlü, E:1994/1304. K.1994/1667 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden bu kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil isteneceği; ecrimisilin rızaen ödenmemesi halinde ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır. Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa Kiraya Verme Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2. maddesinde fuzuli şagil: kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin rızası ve muvafakati bulunmayan bir malın zil yedi iğini ele geçiren, elinde tutan ve her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimse" olarak tanımlanmıştır. Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden İstanbul 6. İdare Mahkemesinin ısrar kararında da açıklandığı üzere; ... Mahallesi. ... Caddesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazların önünde bulunan deniz dolgusu taşınmazın havuz ve plaj kabinleri yapılmak suretiyle davacı şirket tarafından işgal edildiğinin tespit edilmesi üzerine 2886 sayılı Yasanın 9 uncu maddesi uyarınca bilirkişice 1986 ve 1990 yılı sonuna kadar getirebileceği ecrimisil miktarının belirlendiği ve 13 üncü madde gereğince de 1986-1987-1988-1989 ve 1990 yılları arası 5 yıllık dönem için ecrimisil miktarının toplam 75.000.000.- lira olarak takdir ve tespit edildiği ve bu miktarı içeren 28.11.1991 günlü, 04622 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin davacıya tebliğ edildiği, davacının bu ihbarnameye yaptığı itirazın da 1.3.1991 günlü, 11188 sayılı işlemle reddedildiği, davacı, her ne kadar söz konusu deniz dolgusu taşınmazı ... Belediyesi ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından kiraladığını ve dol ayı sı ile anılan yerde fuzuli şagil olmadığını öne sürmekte ise de: davacı tarafından dava dilekçesine eklenen kıra kontratları ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, deniz dolgusu 1000 m² ²'lik alanla ilgili olarak (yüzme havuzu ve plaj sahası kullanılmak üzere) ... Belediyesi ile ... Hizmetler Kollektif Şirketi ... ve Ortağı Unvanlı bir şirket arasında 1.6.1979 başlangıç tarihi 3 yıllık bir kira sözleşmesi yapılmış olduğu, yine aynı alanla ilgili olarak (yüzme havuzu ve plaj sahası için) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ... Hizmetler ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı bir şirket arasında 1.8.1985-1.8.1986 arası dönemi kapsayan bir kira sözleşmesinin yapıldığı, her iki kira sözleşmesinin de davacı ...-ve Otel İşletmeleri A.Ş. ile akdedilen bir kira sözleşmesi olmayıp, başka unvanlı şirketlerle ... ve ... Büyükşehir Belediyesi arasında yapılmış kira sözleşmeleri olduğu, dol ayı sı ile söz konusu sözleşmelerin davacı şirket için hukuken geçerli sayılmasının olanaksız bulunduğu, bunun yanısıra 1.8.1986 tarihinden sonrası için bizzat davacı şirket ile belediye arasında yapılan bir kira sözleşmesinin dava dosyasına ibraz edilmediği, nitekim dosyada mevcut ecrimisil tespit ve hesap tutanağında not olarak; büyükşehir belediyesinin burada 1990 yılına ait işgaliye talep ettiği hususunun yazıldığı, dol ayı sı ile tutanaktaki bu notun anılan taşınmazla ilgili olarak davacı şirket ile Belediye arasında akdedilen bir kıra sözleşmesi bulunmadığına karine oluşturduğu, anlaşılmaktadır. Bu durumda yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında davacının hukuken geçerli bir kıra sözleşmesine dayanmadan taşınmazı kullandığının görülmesi nedeniyle, davacıdan ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından; davacının temyiz isteminin reddi ile İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 24.11.1994 günlü, E:1994/1304, K:1994/1667 sayılı ısrar kararının yukarıda yer alan gerekçe ile onanmasına, dosyanın anılan idare mahkemesine gönderilmesine, 17.10.1997 günü esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY X- Anayasanın 43 üncü maddesinde, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu hükmü yer almaktadır. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5 inci maddesinde de Anayasanın anılan hükmüne paralel bir düzenleme ile kıyıların, devletin hüküm ve tasarrufu altında, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu; aynı yasanın 7 nci maddesinde ise kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazı elde edilebileceği, bu arazilerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve özel mülkiyet konusu olamayacağı sonucuna varılmaktadır. Diğer taraftan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 nci maddesine, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek veya tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden bu kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği hükme bağlandığına ve Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2 nci maddesindeki tanımlamada da kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin rızası ve muvafakati bulunmayan bir malın zilyetliğini ele geçiren, elinde tutan ve her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimsenin fuzuli sağıl olduğu belirtildiğine göre; denizden doldurulduğu ve bu hali ile devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu tartışmasız bulunan yerin, hazinenin rızası ve muvafakati olmadan kullanılması karşısında, taşınmaz üzerinde hiç bir tasarruf hakkı bulunmayan belediye ile davacı arasında taşınmazın kiralanması yolunda bir kontrat bulunup bulunmadığının, davacının fuzuli sağıl olma durumunu ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bu durumda, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde, mevzuata aykırılık bulunmadığından ve idare mahkemesince bu durum dikkate alınarak verilen ret kararı hukuka uygun görüldüğünden, davacının temyiz isteminin reddi ve mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla karara gerekçe yönünden karşıyız. GEREKÇEDE KARŞI OY XX- 3621 sayılı Yasanın 7. maddesine göre veya bu madde uygulamaları dışında herhangi bir şekilde denizden doldurulan yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu hususu tartışmasızdır. Dava konusu olayda belediye tarafından denizin doldurulmasıyla işgali ve oluşan arsanın kiraya verilmek suretiyle tasarruf edilmesi sözkonusu olduğundan 2886 sayılı Yasanın 75 inci maddesi hükmü uyarınca ecrimisilin belediyeden alınması gerektiği kanısına vardığımdan mahkeme kararının bu gerekçeyle onanmasının gerekeceği oyuyla çoğunluk kararına gerekçede karşıyım.