İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1983/3 E. 1984/1 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1983/3
Karar No
1984/1
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/373 Esas KARAR NO : 2023/1266 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Yükleniciden İşyeri Alımına Dayalı) DAVA TARİHİ : 18/04/2022 KARAR TARİHİ : 13/12/2023 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2023 DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... San AŞ ile birleşme sözleşmesi akdetmek suretiyle şirket birleşmesi gerçekleştirdiğini, birleşme sözleşmesinin hukuki bir sonucu olarak devrolan şirketin hukuki varlığının sona erdiğini ve üçüncü kişilerde doğmuş veya doğabilecek her türlü ihtilafta müvekkili şirketin halef tayin edildiğini, birleşme sözleşmesinin aktedilmesinden önce devrolunan şirketin ... Ada ... parsel numaralarda kayıtlı gayrimenkuller için 07/03/2014 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdettiği ve akabinde yapım işini üstlendiği konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, 31/07/2015 tarihli inşaat yapım taahhütnamesi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yükümlenen tüm yükümlülükler için davalının taşeron olarak tayin edildiğini, 03/07/2014 tarihli ticaret sicil gazetesinden şirket ana sözleşmesinin 9.maddesine göre ...’nin yönetim kurulu başkanı olarak atandığı, şirketi münferiden temsile yetkili olduğunun anlaşıldığını, gelinen aşamada sözleşmenin imzalandığı tarihte şirketin yetkilisi olarak görünen ...’nin o tarihte hem ... AŞ hem de davalı şirket yetkilisi olarak hareket etmek suretiyle tamamen kendi oluşturduğu sözleşme süreci yönetimini gerçekleştirdiğini, her iki firmaya ilişkin temsil imzasının aynı olduğunu, sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılmamasının da şekle aykırılık sebebiyle hükümsüz olduğunu, sözleşmeler ile 13 gayrimenkulun KDV hariç 17.327.585,68 TL değer ile devredildiğini, gerçek değerlerinin ise 43.610.000,00 TL olduğunu, yeni kurulan şirketin sözleşme konusu işe yapabilecek ekipmana sahip olmadığını, gayrimenkullerin devrinden sonra ...’nin yönetim kurulu başkanlığından ayrıldığını, şirkete ait ortaklık hisselerinin hamiline yazılı hisse senedi olarak bastırıldığını, hisselerin ... a devredildiğini, buna rağmen yönetimsel kararların halen ... tarafından alındığını, yapılan incelemelerde usulsüz para transferleri tespit edildiğini, hiçbir basiretli tacirin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden elde edeceği tüm kazancı kendi taşeronuna devretmeyeceğini, devrin örtülü kazanç aktarımı olduğunu, sözleşmenin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek 31/07/2015 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine, tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, talep yerinde görünmediği taktirde dava tarihi itibariyle rayiç değerlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın terditli talebi yönünden ise müvekkillerinin adresi itibariyle yetkili mahkemenin Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ibra edilmiş yönetim kurulu üyesi aleyhine dava açılamayacağını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, TBK’nun 147/5 maddesi gereğince ortaklar arasındaki zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın 31/07/2015 tarihli sözleşme nedeniyle zarara uğratıldığını belirttiğini, davacı şirket ortaklarının 16/01/2019 tarihinde dava konusu taşınmazların kendilerine ait olmadığını taahhüt ettiğini, 30/12/2019 tarihinde bu taahhütlerine göre taşınmazları bir kısmını davacı şirket satın alarak müvekkili şirkete devrettiklerini, 31/07/2015 tarihinde müvekkili ... ile davacı şirket arasında bağ olmadığını, davacıyı zarara uğratmak için işlem yapıldığı iddiasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, 31/07/2015 tarihli sözleşmenin gerçek olup inşaatın ... tarafından yapılmış olması ve davacı tarafından bizzat taşınmazların devir edilerek ifanın gerçekleştirilmesinin bunun kanıtı olduğunu, 12/06/2018 tarihinde birleşmenin olmadığını, inşaatın bu tarihten önce davalı tarafından yapılmış ve tamamlanmış olduğunu, davacı aleyhine işlem yapılmadığını, 31/07/2015 ve ... şirketinin hakkediş faturası düzenlendiği 12/06/2018 tarihinde ... Yapı’nın şirket ortakları arasında ... ve ... bulunduğunu, temlik işleminin adi yazılı olmasının yeterli olduğunu, birleşme öncesinde ... Yapı’nın sahip olduğu taşınmazların paylaşılmasına dair ortaklar arasınrda 16/01/2019 tarihli protokol imzalandığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde taahhüt edilen inşaatın kim tarafından yapıldığının çok kolay tespit edilebildiği halde dava açılmış olmasının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. CEVABA CEVAP; Davacı vekili mahkememize ibraz ettiği cevaba cevap dilekçesinde özetle;31.07.2015 tarihli inşaat yapım taahhüt sözleşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine; 31.07.2015 tarihli inşaat yapım taahhüt sözleşmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti akabinde, ... numaralı davalı açısından, "... İli, .... İlçesi, ... ... mevkiinde kain, tapunun ... pafta, ... ada, ... parsel numaralarında davalı adına kayıtlı" gayrimenkullerin kaydının iptali ile davacı müvekkilim adına tesciline, talep yerinde görülmez ise terditli olarak "... ili, ... ilçesi, ... çift mevkiinde kain, tapunun ... pafta, ... ada, 1... parsel numaralarında davalı adına kayıtlı" gayrimenkullerin dava tarihi itibariyle rayiç değerlerinin yine usüz tescil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte ... ve ... numaralı davalıdan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İKİNCİ CEVAP; Davalılar vekili mahkememize ibraz ettiği ikinci cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilerek, hukuki yarar bulunmayan ihtiyati tedbir talebin reddi ile bu hususta verilmiş bulunan kararın kaldırılmasına, yetki itirazının kabulü ile, Mahkemece öncelikle kesin yetki kuralı nazara alınarak dosyanın yetkili Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin yetki kuralı cari olmayacak ise dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; -Dava tapu iptal tescil talebi ile olmadığı takdirde terditli talep olarak taşınmazın değerinin davalı şirketten ve yönetici sorumluluğu kapsamında yöneticiden tahsili istemine ilişkindir. -Tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın, 07/03/2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve 31/07/2015 tarihli inşaat taahhüt yapım sözleşmesi akabinde taşınmazların devrinin muvazaalı olup olmadığı, davacı tarafından taşınmazların bu sebeple tapularının iptal ve adına tescilinin talep edilip edilemeyeceği, taşınmazların kazanç aktarımı amacıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, terditli olarak taşınmazların değerinin davalıdan ve davalı şirketin şirket yöneticisinden tahsilinin talep edilip edilemeyeceği, edilebilecekse talep edilebilecek tutarın tespiti hususlarında toplandığı görülmektedir. -Mahkememiz dosyası uyuşmazlık konusu vakıalar irdelenmesi, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazların değerinin tespiti, akabinde davacı şirket ve davalı şirket defterleri, taraflar arasındaki birleşme sözleşmeleri ile kat karşılığı inşaat ve taahhüt yapım sözleşmeleri incelenmek suretiyle uyuşmazlık konularına ilişkin bilirkişi raporu düzenlenmesi amacıyla 1 SMM, 1 inşaat, 1 hukukçu, 1 gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08/05/2023 tarihli kök raporda özetle; Davalı ... tarafından 12.06.2018 tarihinde ... nolu fatura ile ... Yapı'ya “... Ediş Bedeli” açıklamalı 20.446.551,10 TL'lik faturanın düzenlendiğini, ... Yapı tarafından aynı tarih olan 12.06.2018 tarihinde ... nolu fatura ile davalı ... 13 adet gayrimenkulun ½ hissesi olarak 20.446.551,10 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davalı ... ticari defterlerinde de ... Yapı ile davalı ... ticari defter kayıtlarının birebir örtüştüğünü, davacı ... Kilit ticari defterlerinde, davalı ... 11.12.2019 tarihinde 13 adet gayrimenkulun ½'sinin %25,50'lik hissesinin 5.213.870,52 TL bedelle satın alındığını, akabinde 25.12.2019-26.12.2019 tarihlerinde davacının fatura bedelinin 5.213.870,52 TL olarak davalıya ödediğini, dava konusu 13 adet bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değerinin 147.500.000,00 TL olarak tespit edildiğini, davacı ... Aksesuarları San. ve Tic. AŞ'nin davaya konu gayrimenkullerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescillerini talep etmesinin, Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2. maddesinin “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” düzenlemesi karşısında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi hususunda takdir yetkisinin Mahkemede olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. - Bilirkişi raporuna itiraz bulunduğundan ve ayrıca taşınmazın satış tarihi itibari ile değerinin tespiti ile ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 19/10/2023 tarihli ek rapor özetle; Davalı taraf vekilinin, dava konusu tapu devir işleminin bizzat davacı şirketin şimdiki yetkilisi olan ... nin vekaleti ile 30.12.2019 tarihinde yapıldığını, 22.03.2019 tarihinde taşınmazların kat irtifakı tarihinde birleşme gereği önce ... A.Ş. adına tescil edildiğini, 30.12.2019 tarihine kadar tapu kaydının %50 arsa sahibi %50 ... şeklinde olduğunu, davalı ...'nin 28.11.2018 tarihinde genel müdürlük ve tek imza ile temsil yetkisinin sona erdiğini, davacı ... dava konusu ettiği taşınmazları bizzat kendisinin devrettiğini, davacının kendi işlemini sanki müvekkili ... yapmış gibi dava ettiği yönündeki iddiası dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Küçükçekmece Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nce E.... Sayı ile dosyaya gönderilmiş olan tapu kaydından, davaya konu gayrimenkullerin 30.12.2019 tarihinde, davacı ... San. Tic. A.Ş. tarafından davalı... San. ve Tic. A.Ş.ye devredilmiş olduğunu, devir tarihinde şirketi temsil ve ilzama ...'nin yetkili olduğunu, 20.08.2019 tarih ve 9891 sayılı TTSG'nin 213. Sayfasında, Üsküdar ....Noterliği'nin 02.08.2019 tarih ve ... sayılı tasdikli 30.07.2019 tarih ve ... Sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile ... nin 1 yıl için YK Başkanı seçildiği ve münferiden şirketi temsile yetkili olduğuna dair kaydın yer aldığını, yine resmi senet üzerinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi'nin 29.12.2019 tarih ve ... sayılı yetki belgesi uyarınca da ...'nin temsilci olarak kabul edildiğini, tapuda devir işleminin ... ve ...'ye vekaleten ... tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı ...'nin devreden sıfatıyla değil, devralan ... San. Ve Tic. A.Ş.'yi temsilen işleme katılmış olduğunu, bu hususun da kök raporda yer vermiş oldukları görüşleri ve varmış olduğu sonucu destekler nitelikte olduğunu, sair hususlara kök raporda yer vermiş olduğu görüşlerde ve varmış olduğu sonuçta herhangi bir değişiklik olmadığını, tarafların itiraz dilekçelerinde yer alan hukuki değerlendirme talepleri hususunda takdir ve yetkinin Mahkemeye ait olduğunun bildirildiği görülmüştür. -Alınan bilirkişi raporları ile tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında davacının iki hususu taleplerine dayanak olarak bildirdiği görülmektedir. -Bunlardan ilki; şirket tarafından devri yapılan gayrimenkullerin malın devrini taahhüt ediyor olmasına rağmen noterde düzenleme şeklinde yapılmaması nedeniyle şekle aykırı olduğu ve bu nedenle devirlerin en baştan beri geçersiz olduğuna ilişkindir. -TBK'nin 11/2. maddesine göre kanunun emrettiği şeklin dereceyi şumul ve tesisi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise, akit bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz. Şekle aykırılığın müeyyidesi açıklanan yasa maddesinde hüküm altına alındığı üzere kanunun öngördüğü bir şeklin kapsam ve sonuçları hakkında başka bir hüküm konulmamış ise, şekle uyulmadan yapılan sözleşme hükümsüzdür. Hükümsüzlüğe bağlanan sonuç ... tarihli ve ... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde belirtildiği gibi; kanun, öngördüğü şekil şartı bir geçerlilik şartı olarak düzenlenmiş bulunmakta ve buna uyulmadan yapılan sözleşmelere geçersizlik müeyyidesini (hukuki sonucunu) bağlamaktadır. -Kanunda öngörülen şekil şartı emredici nitelikte olduğundan, hakim şekil noksanlığını her safhada resen gözönüne almak zorundadır. 12.4.1944 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği gibi, geçerliliği şekle bağlı sözleşmelerde, kanunun öngördüğü şekle uyulmaması sözleşmeyi hükümsüz kılar ve bu husus itiraz nedeni olduğundan hakim tarafından doğrudan doğruya gözönünde tutulur. -Ancak şekle bağlı bir sözleşmede, şekle aykırı olarak yapılan sözleşme kural olarak geçersiz olmakla birlikte, bu sözleşmeden doğan edimler taraflarca tam olarak ifa edilmiş ise, şekil eksikliği nedeniyle geçersizliği ileri sürmek, hakkın kötüye kullanılmasını oluşturur. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop :Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7.Bası, İstanbul 1993 sh.134; Kılıçoğlu, Ahmet M. :Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 4. Bası, Ankara, 2004, sh.96 ) -Bu noktada "dürüst davranma" ve "hakkın kötüye kullanımı" ilkeleri üzerinde durulması gerekmektedir. -4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne yer verilmiştir. -Buna göre; dürüstlük, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Bu kural, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlaklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekalı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (DURAL, M. / SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı İstanbul 2011, s.226-227). -Diğer bir anlatımla dürüst davranma “bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuslu, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi” anlamındadır. -Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nin 2. maddesi hükmü herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanunu'na göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukuki yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hallerinde, TMK'nin 2. maddesi uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkan sağlar; haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getirir (25.1.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). -Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istinaî hallerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkânını sağlamaktır. -Buna göre her ne kadar davacı tarafça şekle aykırılık nedeniyle sözleşmenin ve devirlerin baştan itibariyle geçersiz olduğu iddia edilmiş ve bu doğrultuda dosyaya hukuki mütalaa ibraz edilmiş ise de bu yöndeki iddia ve hukuki görüşleri somut olay yönünden itibar edilmesi mümkün değildir. Yukarıda da ifade edildiği üzere davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 31.07.2015 tarihli sözleşmenin şekil şartlarına aykırı olduğunun kabulü halinde devir işlemlerinin baştan itibaren geçersizliği söz konusu olmayacaktır. Zira davacının yok hükmünde olduğunu iddia ettiği 31/07/2015 tarihli sözleşme ile yine bu sözleşmeye dayanak olan 07/03/2014 tarihli sözleşme kapsamında tüm edimler ifa edilmiş olup, bu konu tarafların da kabulündedir. Taraflar arasında sözleşme kapsamındaki edimler tam olarak ifa edilmiş, bu ifanın üzerinden dava tarihi itibariyle yaklaşık olarak 3 yıl geçmiş olup yalnızca şekle aykırılık nedeniyle devir ve tescillerin iptali hakkın kötüye kullanımı yasağının ihlali anlamına geleceği gibi dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacak nitelikte olacaktır. Bu nedenle davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Davacı tarafın taleplerine dayanak olarak ileri sürdüğü ikinci husus taşınmazların kazanç aktarımı amacıyla muvazaalı olarak şirketler arasında devredildiği, davalı ...'nin devir tarihi itibariyle çifte temsil nedeniyle işlemlerin geçersiz olduğu, davalı şirketin ve davalı ...'nin bu işlemler nedeniyle oluşan zararlarda sorumlu oldukları hususlarına dayanmaktadır. -Kural olarak temsilcinin kendisiyle işlem yapması yasaktır. Temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır. (Bkz:Doç. Dr. Erol Ulusoy, Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S:67-78-228) Çifte temsil, bir kimsenin aynı anda bir işlemin her iki tarafını da temsil etmesi ve iki farklı niteliği kullanarak sözleşme imzalaması halinde söz konusu olur. Örnek olarak, hem satıcının hem alıcının temsil edilmesi hali verilebilir. Kendi kendisiyle sözleşme, bir kişinin bir yandan üçüncü kişinin temsilcisi sıfatıyla hareket ederken, diğer yandan da sözleşmenin karşı tarafı olması halinde söz konusu olur. Örnek olarak, bir kimsenin satıcıyı temsil ederken, (üçüncü kişi gibi) alıcı olması verilebilir. -Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtları, satış senetleri ve diğer tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Davaya konu gayrimenkullerin 30.12.2019 tarihinde, davacı ... San. Tic. A.Ş. tarafından davalı ... San. ve Tic. A .Ş.ye devredilmiş olduğu, Devir tarihinde şirketi temsil ve ilzama ... nin yetkili olduğu, ... tarih ve ... sayılı TTSG’nin 213. Sayfasında, Üsküdar .... Noterliği’nin 02.08.2019 tarih ve ... sayılı ile tasdikli 30.07.2019 tarih ve ... Sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile ...’nin 1 yıl için YK Başkanı seçildiği ve münferiden şirketi temsile yetkili olduğuna dair kaydın yer aldığı, Yine resmi senet üzerinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’nin 29.12.2019 tarih ve ... sayılı yetki belgesi uyarınca da ... nin temsilci olarak kabul edildiği, Tapuda devir işleminin ... ve ...’ye vekaleten ... tarafından gerçekleştirilmiş olduğu, Davalı ...’nin devreden sıfatıyla değil, devralan davalı şirketi temsilen işleme katılmış olduğu görülmektedir. -Buna göre her ne kadar davacı tarafça davalı ...'nin çifte temsil yoluyla muvazaalı şekilde taşınmazları davalı şirkete devrettiği iddia edilmiş ise de devir ve satış tarihi itibariyle davalı ...'nin davacı şirketi temsile yetkili kişilerden olmadığı, devir işlemlerinin davalı ... tarafından gerçekleştirilmediği, ... ile devir işlemini yapan ve devir tarihi itibariyle davacı şirketi temsile yetkili ... arasında bir menfaat ilişkisi olduğuna dair bir delilin ibraz edilmediği, yine mevcut kayıtlara göre 01.11.20l2 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının (...) nolu gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma yasağının kaldırılmasına karar verildiği, iş bu yasağın kaldırılmasının şirket yönünden bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacı şirketin yukarıda yer verilen nedenlerle uğradığını iddia ettiği zararın tazminini talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Yine davacı tarafça dava dilekçesinde yer verilen davalı şirketin sözleşme ve işlerin yapıldığı tarih itibariyle araç kiralaması yapmaması, gerekli makine ve demirbaşının olmaması, inşaatın yapıldığı tarihteki sigortalı personel sayısı ve inşaatı tamamlamak üzere kredi kullanıp kullanmadığı hususlarının davacı tarafın muvazaa iddiaları yönünden dinlenebilir olmadığı, bu hususların muvazaa iddiasının ispatında yer verilebilecek hususlardan olmadığı anlaşılmakla bu hususta ayrıca inceleme yapılmamış, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Açılan Davanın Reddine, 1-Alınması gereken 269,85 TL'nin davacı tarafından peşin yatırılan 170.855,70 TL'den tenzili sonucu fazla yatırılan 170.585,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre takdir olunan 404.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yapılan 3.867,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 13/12/2023 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1983/3, K. 1984/1, T. 29.12.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1983-3-e-1984-1-k-77192c4b3485