Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/798 E. 2020/510 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/798
Karar No
2020/510
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO 2021/95 KARAR NO: 2024/225 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20.10.2020 NUMARASI: 2019/798 E. - 2020/510 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, 21.08.2019 tarihinde müvekkilinden e-posta yoluyla 20.000 adet, 30*40 cm boyutlarında beyaz ipli ayakkabı torbası teslimine ilişkin onaylı sipariş oluşturduğunu, davalının oluşturmuş olduğu siparişte termin tarihini 30.08.2019 olarak belirttiğini, davalının müvekkiline yöneltmiş olduğu beyanın Türk Borçlar Kanunu uyarınca öneri niteliğinde olduğunu, davalının müvekkiline sipariş için göndermiş olduğu e-postada siparişin acil olduğunu belirttiğini, yine siparişin verilmiş olduğu 21 Ağustos tarihinde davalı ile müvekkili arasındaki telefon konuşmalarında davalının, durumun aciliyetini defalarca belirttiğini, mail yoluyla verilen sipariş hakkında aynı gün müvekkili ile davalı arasında siparişin detayları ve aciliyetine ilişkin telefon konuşmalarının da TBK uyarınca müvekkili tarafından sözleşmenin kurulması yönünde kabul beyanı niteliğinde olduğunu, böylece 21.08.2019 tarihinde TBK uyarınca satım sözleşmesi kurulduğunu, müvekkilinin 22.08.2019 tarihinde sözleşmenin kurulmasına ilişkin duyduğu güvene dayanarak 20.000 ayakkabı torbası temini edimini ifa etmek için, terminin de kısa olması sebebiyle, ivedilikle tedarikçisinden kumaş ve iplik siparişi oluşturduğunu, müvekkilinin, kumaşı özellikle davalının siparişinde vermiş olduğu 30*40 cm. ebatlarına uygun olarak kesilmek suretiyle sipariş verdiğini, davalının 22 Ağustos tarihinde e-posta yoluyla bir sebep göstermeksizin siparişi iptal ettiğini, müvekkilinin davalının siparişi iptal ettiğine ilişkin mailini aldıktan sonra iplik siparişini iptal ettiğini, ancak kumaşın davalının vermiş olduğu ebada göre kesilmek üzere sipariş edildiği ve 22.08.2019 tarihinde iptalden önce müvekkiline tedarikçisi tarafından gönderildiği için müvekkilinin kumaş siparişini iptal etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin kumaş siparişine ilişkin tedarikçisi tarafından kesilen faturayı davalıya kesmek zorunda olduğunu ve kumaşı da kendi deposundan davalıya sevk edebileceğini e-posta yoluyla bildirdiğini, müvekkili ile davalı arasında 27 ve 28 Ağustos tarihlerinde yapılan telefon görüşmelerinde, davalının, konuyla alakalı bilgi vereceğini söylediğini ve müvekkiline dönüş yapmadığını, müvekkilinin kesilen faturayı davalıya, 06.09.2019 tarihinde iadeli taahhütlü gönderdiğini, ancak adres yetersizliğinden dolayı 11.09.2019 tarihinde taraflarına iade olduğunu, daha sonra 12.09.2019 tarihinde davalı tarafın adres tespitini yaparak ilgili faturayı bu adrese postaladığını ancak davalı firma tarafından tebliğ alındıktan sonra tekrar müvekkiline yollandığını, müvekkili ile davacı arasında dava konusu sipariş haricinde daha önce de kurulmuş ticari ilişkiler mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı ile arasındaki iş ilişkileri ve mevcut satım sözleşmesine duyduğu güvenle, davalının oluşturmuş olduğu siparişleri ivedilikle teslim edebilmek için hammaddeyi bir an önce sipariş ettiğini, nitekim müvekkilinin, davalı siparişi hiçbir sebep göstermeksizin iptal ettiğini bildirdiğinde dahi davalının mağduriyet yaşamaması için ham maddeye ilişkin tedarikçisinden vermiş olduğu siparişleri hemen iptal etmek için çaba gösterdiğini, iplik siparişini iptal edebildiğini fakat kumaş siparişini iptal edemediğini ileri sürerek davanın kabulüne, davaya konu kumaş bedelinin (5.423,76 TL) ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca sözleşmenin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulduğunu, tarafların beyanının sözleşmenin kurucu unsuru olduğunu, ayrıca tarafların irade beyanlarında sözleşmenin tüm unsurlarının bulunmasının zorunlu olduğunu, sözleşmenin unsurlarının; alım satıma konu malın türü, adedi, boyutu,birim ve toptan fiyatı, ödeme şekli ve tarihi, teslim tarihi, teslim şeklinin açık ve net olduğunu, müvekkili ile davalı arasında dava konusu malların alım satımına ilişkin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının mevcut olmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının dava konusu malların alım satımına ilişkin sözleşmenin unsurlarını içermediğini, müvekkili şirket çalışanı tarafından davacı şirket çalışanına gönderilen 20.08.2019 tarihli e-posta mesajında " Beyaz ipli ayakkabı torbası fiyatı” dava konusu malların fiyat bilgisi, 21.08.2019 tarihli e-posta mesajında da konu malların 30.08.2019 tarihinde teslim edilip edilmeyeceği hususunda davacı şirketten bilgi talep edildiğini, bunun üzerine davacı şirket çalışanı tarafından gönderilen 21.08.2019 tarihinde sipariş onayı talep edildiğini ancak malın 30.08.2019 da teslim edilip edilmeyeceği hususunda müvekkili şirkete cevap verilmediğini, bunun üzerine 22.08.2019 tarihinde müvekkili şirket çalışanı tarafından davacıya gönderilen e-postada siparişin iptal edildiğinin bildirildiğini, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının konu malların alım satımına ilişkin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı niteliğine haiz olmadığını, müvekkili şirketin konu mallara ilişkin siparişini iptal ettiğini davacı tarafa, yazılı olarak ve derhal bildirdiğini, dolayısıyla müvekkili şirket ile davacı arasında mal alım satım sözleşmesi kurulmadığını, müvekkili şirket çalışanı tarafından davacı yan çalışanına gönderilen e-posta yazışmalarının hiçbir şekilde icap, öneri ya da kabul beyanı olmadığını, e-posta yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin dava konusu ürün ile ilgili fiyat bilgisi talep ettiğini, malların teslim tarihinde hazır edilip edilmeyeceği hususunda davacı yandan bilgi talep ettiğini ve akabinde de sipariş talebini iptal ettiğini bildirdiğini, müvekkili şirketin davacıdan malları satın alacağına dair bir beyan ve bildirimde bulunmadığını, davacı yanın 21.08.2019 tarihinde taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunu ve müvekkilinin kabul beyanı olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasında dava konusu malların alım satımına ilişkin yazılı bir sözleşme mevcut olmadığını, müvekkili ile davacı yan arasındaki e-posta mesajlarının kabul ya da icap niteliğine haiz olmadığını, diğer yandan müvekkili şirket tarafından 22.08.2019 tarihinde davacı yana siparişin iptal edildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, davacı yanın, 22.08.2019 tarihinde tedarikçisi firmaya sipariş verdiğini ve sipariş konusu kumaşların talep edilen ebatlarda kesildiğini, dolayısıyla siparişi iptal edemediğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin siparişi 22.08.2019 tarihinde iptal ettiğini, davacının, siparişin iptal edildiği tarihte tedarikçiden ürün sipariş etmesi ve tedarikçinin ürünü talep edilen ebatlarda kesip hazır etmesi, bu nedenle davacının siparişi iptal edememesi iddialarının gerçek dışı ve mesnetsiz iddialar olduğunu, iptal edilen ürünün sipariş edilmesinin davacının kendi kusur ve ihmali olduğunu, davacının tedarikçiye siparişin verildiği ve tedarikçi tarafından ürünün hazır edildiği iddiasını ispata yarar hiçbir delil ibraz edemediğini, davacının bu yöndeki iddiaları ve kendisi ya da tedarikçisi tarafından düzenlenen belgelerin tek taraflı ve her zaman düzenlenebilir belgeler niteliğinde olduğundan delil vasfı bulunmadığını, davacı ve tedarikçisi tarafından kesilen fatura tarihlerinin de, davacının tedarikçiye mal siparişi ve malın ebatlara uygun kesilmesi hususundaki beyanlarının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu, ayrıca davacının bu yöndeki iddialarına konu işlemlerin, zaman, yer ve işin niteliği bakımından aynı gün içinde gerçekleşmesinin hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, davacı iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, muacceliyet ve temerrüt faizi işletilmesine ilişkin yasal koşullar oluşmadığını ,davacının faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Sözleşme karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur. Konuya ilişkin tanım 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 1. Maddesinde yer almaktadır. "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık veya örtülü olabilir." Beyan sözleşmenin kurucu unsurudur. Sözleşmenin kurucu unsurlarından beyan icap(öneri), icaba davet ve kabul olarak üç farklı formda yönetilebilir. İcap karşı tarafa yöneltilmesiyle sonuç doğuran ve karşı tarafın kabul beyanı ile sözleşmenin kurulmasını sağlayan, hukuki işlemlerde aranan geçerlilik şartlarını taşıyan ve yapılacak sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren bir hukuki işlemdir. Sözleşmenin esaslı unsurlarını içermeyen icap, icaba davet olarak kabul edilecektir. Tarafların beyanları her zaman öngörüldüğü şekilde birbirine uygunluk taşımayabilir yahut yöneltilen beyanın icap mı yoksa bir icaba davet mi olduğu hususu beyanların lafzından anlaşılamayabilir. Bu noktada beyanların yorumlanması ve güven teorisi devreye girecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/14-606 E. 2013/212 K. Sayılı ilamında " Bir beyanın, akdin yapılmasına olanak veren bir icap mı yoksa icaba davet mi olduğunu tespit, söz konusu beyanın yorumuna bağlıdır. Bu konuda irada beyanlarının yorumunda başvurulan ve genel kabul gören teori güven teorisi ışığında gerek beyanda bulunanın beyanının içeriğine, gerekse beyanın yapıldığı hal ve şartlara bakılarak bir sonuca varılır." şeklinde belirtilmiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davalı şirket tarafından 20.08.2019 tarihinde mail yoluyla 20.000 adet ayakkabı torbası -beyaz tela ipli 30*40 logosuz- fiyatının bildirilmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından fiyatının bildirildiği, davalı şirket tarafından siparişin açılmış olup; üretimin acil olarak yapılmasını talep ettikleri anlaşılmış olup, taraflar arasında satım sözleşmesinin kurulduğu sabittir. Taraflar arasında 20/08/2019 tarihinden önce de ticari ilişkinin mevcut olduğu tarafların ticari defter incelemesinden anlaşıldığı, davalı şirket 21/08/2019 tarihinde siparişi iptal ettiğini mail yoluyla bildirmiş olsa da davacı tarafından davalı tarafça istenen siparişe uygun kumaşların tedarikçiden istendiği, davalı tarafça özel olarak belirtildiğinden dosya kapsamından iptalinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, davacı ticari defter ve kayıtlarında faturanın ve alacağın kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı ticari defterinde fatura ve alacak kaydedilmişse de davalı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı ve cevap dilekçesinden davalının mail yazışmalarını ve olayların varlığını kabul ettiği sadece taraflar arasında satım sözleşmesinin kurulmadığını iptal edilen ürünün sipariş edilmesinin davacının kendi kusur ve ihmali olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla; yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında satım sözleşmesi kurulduğu, davacının davalı ile aralarında düzenlenen satım sözleşmesine istinaden tedarikçisinden kumaş sipariş ettiği ve kumaş bedelinin davalı tarafça ödenmesi gerektiği anlaşıldığından; 06/09/2019 tarihli ... seri numaralı faturaya konu kumaş bedeli olan 5.423,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.423,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında alım satım sözleşmesi kurulmadığını, müvekkili şirket çalışanı tarafından davacı şirket çalışanına gönderilen 20.08.2019 tarihli e-posta mesajında" 20.000 adet ayakkabı torbası, beyaz ipli 30x40 logosuz fiyatınızı rica ederiz" ve yine 21.08.2019 tarihinde e-posta mesajında da acil olarak yapılmasının rica edildiğini, bunun üzerine davacı şirket çalışanı tarafından sipariş onayının talep edildiğini ancak malın 30.08.2019 tarihinde teslim edilip edilmeyeceğinin müvekkiline bildirilmediğini, bunun üzerine müvekkili çalışanının 22.08.2019 tarihinde göndermiş olduğu e-posta mesajında siparişin iptal edildiğinin bildirildiğini, sipariş iptal tarihi arasında bir günlük sürenin dahi dolmadığını, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının malların alım satımına ilişkin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı niteliğine haiz olmadığını, müvekkili şirketin mallara ilişkin siparişini iptal ettiğini, davacı tarafa yazılı ve derhal bildirdiğini, zira sipariş formunda belirtilen teslim tarihinin 30.08.2019 tarihi olduğunu, bildirim ve teyidin müvekkili şirkete yapılmadığını, dolayısıyla taraflar arasında mal alım satım sözleşmesinin kurulmadığını, TBK gereğince sözleşmenin kurulmamış olduğunu, müvekkili şirket çalışanı tarafından gönderilen e-postanın icap ya da öneri niteliğine haiz olmadığını, ilk derece mahkeme kararının hukuka ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkili şirketin almadığı ve kendisine teslim edilmeyen bir ürün bedelini ödeme durumu ile karşı karşıya kaldığını, davacı tarafın sebepsiz yere zenginleştiğini, davacının ticari faaliyet ve üretim konusunun sadece tela torba yapmak olduğundan, aldığına iddia ettiğinin ürünün standart bir ürün olduğunu, müvekkili şirketin siparişi üzerine alınan bir ürün olmadığını, davacı stoklarında her zaman mevcut olan bir ürün olduğunu, rücu şartlarının bulunmadığını, davacının fatura konusu bedeli tedarikçiye ödemediğini, rücu şartlarından biri olan ödeme şartının gerçekleşmediğini, mahkeme tarafından hatalı eksik bilirkişi incelemesi ara kararı oluşturulması nedeniyle alınan raporun ihtilafın çözümüne ve denetime uygun olmadığını, davacının kendi kusurundan menfaat temin etmeye yönelik eylemlerini hukuken korunmayacağını, bilirkişi raporunda müvekkili şirkete ait sadece envanter defterinin ibraz edilmemesinden ötürü davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, sahibi lehine delil olma niteliği taşımadığı belirtilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, siparişe dair mail yazışmalarının gerçekleştirildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mail yolu ile gerçekleştirilen siparişe istinaden düzenlenen sipariş formu ve fatura karşılığında davacının siparişin iptal edildiği belirtilmesi karşısında alacağının sübuta erip ermediği, mahkeme hükmünün, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirkete hitaben 21.08.2019 tarihli olarak 20.000 adet ayakkabı torbası, 30x40 cm tela ipli beyaz açıklamalı teslim tarihi 30.08.2019 genel toplam 21.004,00 TL şeklinde sipariş formunun düzenlendiği, 21.08.2019 tarihli gönderilen mailde siparişin açılmış olduğu, üretimin acil olarak yapılmasının rica edildiği, 22.08.2019 tarihli mailde ise herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin siparişin iptal edildiğinin belirtildiği, davacı şirketin aynı tarihli cevabı mailinde ise 21.08.2019 tarihindeki siparişe istinaden terminin kısa olması nedeniyle şirket tarafından aynı gün içerisinde ivedilikle işleme alınarak ham madde siparişi verildiği, verilen kumaş ve iplik siparişinin iptal etmek zorunda kalındığı, lakin ip konusunun sorun olmadığı, ancak kumaşın verilen ebata göre kesildiği ve 22.08.2019 tarihinde tedarikçi tarafından yollandığı, şuanda depoda işlem için beklediği, iptal durumunda tedarikçi tarafından kendilerine kesilen faturanın karşı tarafa kesmek zorunda olunduğu, kumaşın tamamının sevk etmesi gerektiğinin belirtildiği ve tedarikçileri tarafından şirkete kesilen faturanın kopya olarak verileceğinin ifade edildiği, 27.08.2019 tarihli davacı şirketin mailinde ise 21.08.2019 tarihli verilen onaylı siparişle ilgili siparişin açıldığı, acil olarak yapılmasının talep edilmesinden dolayı taraflarınca teyit edilerek hammadde siparişinin yazılı olarak belirtildiği, bu tür ürünlerden yapılan satın alma işinin tamamen şirketin bilinci dahilinde gerçekleşen bir eylem olduğu, bu nedenle satın alınan ve şirkete özel olarak kesim yapılmış olan kumaşın tedarikçinin iadesinin söz konusu olmadığı, kumaşın tedarikçi tarafından şirkete kesilmiş olan fatura bedelini fatura edileceğinin belirtildiği, kumaşın fabrikada alınabileceği, sevkiyatın yapılabileceği, faturadan kalan cari hesabın kapatılmasının beklenildiğinin ifade edildiği, 04.10.2019 tarihli mailde ise 21.08.2019 tarihinde sipariş verildiğini, bu tür ürünlerde yapılan satın alma işinin tamamen şirketin bilinci dahilinde gerçekleşen bir eylem olduğunu, satın alınan ve şirkete özel olarak kesim yapılmış olan kumaşın tedarikçiye iadesinin söz konusu olmadığı, kumaşın tedarikçisi tarafından şirket adına kesilmiş olan fatura bedelinin 12.09.2019 tarihinde yollandığı, ancak tekrar iade edildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adın 06.09.2019 tarihinde 160 cm 200 metrelik siparişe özel kesim orijinal kumaş 21 Ağustos 2019 tarihinde verilmiş sipariş için açıklaması ile KDV dahil 5.423,76 TL tutarında fatura düzenlendiği, faturanın ödenmemesi üzerine iş bu alacak davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. 23.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; mahkemece verilen yetki uyarnca; 17.03.2020 ve 01.04.2020 tarihlerinde sunulan, davalı şirketin elektronik ortamda tutulan 2019 yılına ait Ocak-Kasım dönemi yevmiye ve kebir beratları ile aynı döneme ait yevmiye ve kebir kayıtları, davacı şirketle ilgili cari hesap ekstresinin incelendiği, davacı şirkete ait defterlerin açılış onaylarının yasal süresinde alındığı, rapor düzenlendiği tarihte yevmiye defterinin kapanış onayı için henüz sürenin mevcut olduğu, bu sebeple davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığının kanaate varıldığı, yapılan işlemler sonucu davalı şirket hesabına 16.299,36 TL borç kaydedildiği, borca karşılık 10.875,00 TL tahsilat yapıldığı, buna göre 10.09.2019 tarihi itibariyle davalı şirketin 5.424,36 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin 0,60 TL'lık kısmının 20.08.2019 tarihli faturadan, 5.423,76 TL'lık kısmının ise 06.09,2019 tarihli, 146294 no.lu dava konusu faturadan kaynaklandığının anlaşıldığı, 09.08.2019 tarihinde davacı şirkete yapılan 5.000,00 TL ödeme sebebiyle hesabına borç kaydedildiği, 23.08.2019 tarih, 146290 no.lu fatura sebebiyle de 10.875,60 TL alacak kaydedildiği, anılan tarih itibariyle davacı şirketin 5.875,60 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, 02.09.2019 tarihinde yapılan 5.875,00 TL'lık ödeme ile davacı şirketin alacak bakiyesinin 0,60 TL'ye gerilediğinin görüldüğü, davalı şirketin, elektronik ortamda tutulan 2019 yılına ait kebir defterindeki Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım dönemi kayıtları incelenerek, 320-Satıcılar kebir hesabı altında 320.02.0556 no.lu davacı şirket hesabı ve 191-İndirilecek KDV kebir hesabı altında 38 ve X18 İndirilecek KDV hesapları taranmış olup: kayıtlarda dava konusu faturaya rastlanılmadığı, davacı şirket yetkilisi ... ile (..com.tr) davalı şirket çalışanı ... (...com.tr) arasındaki mail yazışmalarında özet olarak; davalı şirket tarafından, 20.08.2019 tarihinde 20.000 adet ayakkabı torbası beyaz tela ipli 30*40 logosuz- fiyatının bildirilmesinin talep edildiği, talebe karşılık, davacı şirket tarafından düzenlenen, sipariş tarihinin 21.08.2019, termin tarihinin ise 30,08.2019 olarak belirtildiği sipariş formunda, 0,89 TL birim fiyattan KDV hariç 17.800,00 TL fiyat bildirildiği, sipariş durumu sorularak; olumlu ise tedarikçiye sipariş vermeleri gerektiği, aksi takdirde terminin yetişmeyeceğinin bildirildiğinin görüldüğü, davalı şirket çalışanı tarafından cevap olarak gönderilen aynı tarihli mailde, siparişlerinin açılmış olup; üretimin acil olarak yapılmasını talep ettikleri, 22.08.2019 tarihinde ise davalı şirket çalışanı tarafından bu kez, siparişlerinin iptal edildiği bildirilmiş, buna karşılık davacı şirket yetkilisi tarafından gönderilen cevabi mailde, tedarikçilerine bu işle ilgili verdikleri iplik siparişinin iptalinin gerçekleştiği, ancak kumaşın, sipariş üzerine, istenilen ebata göre kesilerek, tedarikçileri tarafından yollandığı ve depolarında işlem için beklediği, bu sebeple tedarikçi faturasının kendilerine yansıtılacağı davalı şirkete bildirildiği, davalı şirket tarafından cevap olarak 23.08.2019 tarihinde, siparişlerinin iptal edildiği, kumaşın bir sonraki siparişlerinde değerlendirilebileceğinin belirtildiği, buna karşılık davacı şirket tarafından 27.08.2019 tarihli mail ile tedarikçi faturasının yansıtılacağı davalı şirkete tekrar bildirildiği, yazışmalardan dava konusu fatura içeriği ürünlerin davalı şirkete tesliminin gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, buna göre davalı şirketin fatura bedelinden sorumlu olup olmadığı hususunun hukuki yorumu gerektirdiği , takdirin mahkemeye ait olduğu, dosyada dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. Tarafından (davacı şirket tedarikçisi) davacı şirket adına düzenlenen 22.08.2019 tarihli, ... no.lu 4.942,01 TL'lık (KDV hariç) fatura fotokopisi mevcut olduğu, davacı şirket tarafından ibraz edilen; ... Tic. Ltd. Şti. ile ilgili 01.01.2019-31.12.2019 dönemine ait cari hesap ekstresinden, söz konusu faturanın davacı şirket kayıtlarına alındığı görüldüğü ancak ödemesine ilişkin herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı, yapılan incelemeler sonucunda; usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre; davalının dava tarihi itibariyle 5,424,36 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin 5.423,76 TL'lık kismının dava konusu 06.09.2019 tarihli, ... nolu faturadan kaynaklandığı, davalı şirket defterlerine göre ise; davacı şirketin aynı tarih itibariyle 0,60 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Ağustos-Eylül 2019 dönemini kapsadığı, öncesinde ticari ilişkinin varlığına dair dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, alacağa dayanak gösterilen faturada, teslim alan kısmında isim ve İmza bulunmadığı, ancak dava dilekçesinde; faturanın davalı şirkete gönderildiği, davalı firma tarafından tebliğ alındıktan sonra iade edildiği yönünde beyanda bulunulduğu, göndericinin...Matbaacılık, alıcının ise ... Kozmetik olarak düzenlendiği 12.09.2019 tarihli posta alındısında; gönderi içeriğinin dava konusu fatura olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığı; gönderi türünün “mektup” olarak ifade edildiği, taraflar arasında mail yolu ile yapılan yazışmalardan özetle; davacı şirket tarafından düzenlenen sipariş formunda, sipariş tarihinin 21.08.2019, termin tarihinin ise 30.08.2019 olarak belirtildiği, davalı şirket tarafından cevap olarak gönderilen aynı tarihli mailde, siparişlerinin açılmış olup; üretimin acil olarak yapılmasını talep ettikleri, 22.08.2019 tarihinde ise bu kez, siparişlerinin iptal edildiğinin bitdirildiği, buna karşılık davacı şirketçe, ihtilaf konusu siparişle bağlantılı olarak, kumaşın istenilen ölçülerde kesilmiş olması sebebiyle, siparişin iptalinin mümkün olmadığı, malzemenin kendilerince teslim alındığı ve depolarında işlem için beklediği, bu sebeple, tedarikçileri tarafından adlarına düzenlemiş olan kumaş faturasının, taraflarına yansıtılacağının, davalı şirkete bildirildiği, dava konusu fatura içeriği ürünlerin davalı şirkete tesliminin gerçekleşmediği, buna göre davalı şirketin fatura bedelinden sorumlu olup olmadığı hususunun hukuki yorumu gerektirmekte olduğu; takdirinin mahkeme'ye ait olduğu, dava dışı tedarikçi .... Tic. Ltd, Şti. tarafından söz konusu siparişle ilgili olarak, davacı şirkete 4,942,01 TL'lık (KDV hariç) fatura düzenlendiği, faturanın davacı şirket kayıtlarına alındığı, ancak ödemesine ilişkin herhangi bir belge ve bilginin ibraz edilmediği belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, fatura bedeli konusunda haklılıklarının ortaya çıktığını, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, gerek fatura aslından gerekse de rapordan anlaşılacağı üzere siparişin davalı tarafın özel talebi üzerine kesin yapılmış kumaşlar olduğunu, dava konusu faturanın davalı tarafa gönderildiği, davalının tebliğ aldıktan sonra e-posta ile iade ettiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin kumaşları başkaca iş veya özel kesilmiş olmasına rağmen iade etme durumu olsa idi davalı taraftan söz konusu fatura bedelini talep etmeyeceğini, zira siparişin diğer kalemi olan ipler konusunda durumun böyle olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, bilirkişi raporu ile davanın haksız ve mesnetsiz olduğunun ortaya çıktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafça davacı şirkete sipariş formu gönderildiği, sipariş formunun 21.08.2019 tarihli olduğu, aynı tarihte, siparişin açılmış olduğu ve üretimin acil olarak yapılmasının davacı şirkete e-posta yolu ile davalı tarafça bildirildiği çekişmesizdir. TBK 12 maddesi gereğince, sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Aynı yasanın 3.maddesinin üst başlığı öneri ve kabuldür. TBK'nın 5/1 fıkrasında, kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan önerinin zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar önereni bağlayacağı, 10.maddede, önerenin ve kabulün geri alınması başlığı ile geri alma açıklamasının diğer tarafa öneriden önce veya aynı anda ulaşmış ya da daha sonra ulaşmakla birlikte diğer tarafça öneriden önce öğrenilmiş olursa önerinin yapılmamış sayılacağı ifade edilmiştir. Somut olayda olduğu şekilde, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmenin hüküm anı ise TBK'nın 11 maddesinde düzenlenmiş, 11/1 fıkrada, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmelerin kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurduğu, 2.fıkrada ise açık bir kabulün gerekli olmadığı durumlarda sözleşmenin önerinin ulaşma anından başlayarak hüküm doğuracağına yer verilmiştir. Davada, sipariş formu ile öneride bulunan davalı şirket aynı tarihte göndermiş olduğu mail ile üretimin acil olarak yapılmasını rica etmiştir. Bu şekilde davalının önerisinin karşı tarafa ulaşması ile birlikte davacı şirket tarafından aynı tarihte olumsuz bir cevap verilmediği dikkate alındığında önerinin yapıldığı tarih itibariyle sözleşme hükümlerinin doğmuş olduğunun kabulü gerekecektir. Nitekim dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ile ürünlere ait görseller dikkate alındığında davalı tarafça her ne kadar gerekçesiz olarak siparişin iptal edildiği belirtilmiş ise de bir gün önceki mailde mail üzerine davacı tedarikçinin sipariş konusunu kestirerek hazır ettiği ve iptal ettiremeyeceği göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafın aksine savunmaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 277,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 15.02.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/798, K. 2020/510, T. 15.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-798-e-2020-510-k-e90eb5274fca