İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2003/7
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/399 KARAR NO : 2020/180 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 28/06/2018 KARAR TARİHİ : 11/03/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı ile ... yönünden ... istikametine giderken ... kavşağına gelip, kavşaktan dönmek istediği sırada ... palakalı davalı ... yönetimindeki aracın ... istikametinden gelerek, müvekkilinin aracının sol ön ve arka kapı kısımlarına, ön tarafı ile çarparak hasar verdiğini, tarafların aralarında tutanak düzenlediklerini ve müvekkilin ilgili belgeleri toplayarak aracının zararının giderilmesi için davalı sigorta şirketine müracaat ettiğini, hasar dosyası açıldığını, sigota şirketince müvekkilinin kusurlu olduğundan bahisle ödeme yapılmadığını, müvekkilinin kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmeyi kabul etmediklerini, keşif yapılarak kusurun belirlenmesini istediklerini, bu kaza nedeni ile araçta maddi hasar ve değer kaybı meydana geldiğini ve aracın kaza sonrasında tamir için gerekli süre boyunca trafiğe çıkmadığını, ... Sulh Hukuk mahkemesi aracılığıyla tespit yaptırdıklarını, rapor aldırdıklarını beyan ederek; dava dilekçesindeki gösterdiği kalemler bakımından tazminat talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, sigorta şirketince yapılan kusur tespitinde davacının %100 kusurlu bulunduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğini beyan ederek; davanın reddine talep etmiştir. 5.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile ve sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, bu hususu bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, müvekkil şirkete sigortalı aracın kusursuz buulnduğunu, dolaylı zararların poliçe teminatı dışında olduğunu, değer kaybı zararının da poliçe teminatı dışında olduğunu, davacının taleplerinin fahiş olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların tazmini talebinden ibarettir. 7.Öncelikle, gerçek kişi davalılar yetki itirazında bulunmuşlardır. 8.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemeler haricindeki yetkisiz mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Ayrıca, sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları) 9.Somut davada, davacının yerleşim yeri ... ilçesidir. Davalı gerçek kişilerin yerleşim yerleri ise ...'dur. Kaza yeri taraflarca tutulan tutanakta ... olarak belirtilmiştir. ..., ... ilçesindedir. ... İlçesi, ...'nın ... ilçelerindendir. Haksız fiilin işlendiği bu yer mahkememiz yargı alanında olduğundan, yetki itirazı yerinde değildir. Ayrıca, davalı sigorta şirketinin ... ... ...'da mevcuttur. (...) Söz konusu hukuki açıklamalar ışığında, davalı gerçek kişilerin yetki itirazları anılan sebeplerle yerinde bulunmamıştır. 10.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Mahkememizce trafik kazasından dolayı mahallinde keşif yapılmış, tanık dinlenmiş ve bilirkişi raporu aldırılmıştır. 11. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; kazada davacının kusursuz olduğu, diğer aracın ise tam kusurlu olduğu belirtilmiş ve diğer davacı talepleri gereği hesaplamalar yapılmıştır. 12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 13.Bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmesi ve hesap edilmeyen talep konusu kalemin hesap edilmesi için bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. 14. ... tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kusur itirazlarının yerinde olmadığı, kaza yeri tespit tutanağının kaza yerine uygun olmayan kroki içerdiği, yanlış olduğu, diğer itirazların da yerinde olmadığı, ayrıntılı ve açık bir şekilde anlatılarak belirtilmiştir. 15.Dosya arasındaki tutanak içeriği gereği sigorta şirketi tarafından ileri sürülen kusur durumu ile mahkememizce aldırılan kusur raporu arasında çelişki mevcuttur. 16.Birbirine çelişik durumları gösterir raporlar, belgeler var ise yerleşik yargı kararları gereği bu çelişki giderilmeden hüküm verilemez. Mahkememizce bu nedenle; çelişkinin giderilmesi açısından dosya ATK ya gönderilmiştir. 17.Ankara ATK nın ... tarihli ... sayılı raporunda özetle; davalının %100 kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu belirtilmiştir. 18.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 19.ATK kusur raporu ile mahkememizce aldırılan diğer bilirkişi kusur raporları (ek ve kök raporlar) birbirini teyit etmektedir. ATK raporundaki kusur raporu, diğer raporu ile uyumlu olduğundan hükme esas alınması gerekmiş, aksi yöndeki itirazlar yerinde bulunmamıştır. 20.Davacı taraf, değer artırım dilekçesi vererek, taleplerini bildirmiştir. 21.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 22.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının (makine mühendisi tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar ayrıca bunu kusur yönünden teyit eden ATK raporu), hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 23.Makine mühendisi tarafından yapılan hesaplamalar gereği; davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarılma bedelinin KDV dahil ... TL olduğu, araç değer kaybının genel şartlar gereği ... TL olduğu, kazanç kaybının ... TL olduğu belirtilmiştir. Delil tespiti dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile ayrılan yerler denetime elverişli şekilde ... tarihli raporun ... üncü sayfasında açıklanmıştır ve mahkememizce yerinde bulunmuştur. Kabule göre, burada çelişki mevcut değildir. Bir kısım hesaplama sonuç farkının olduğu görülmekle, bunun sebebi açıklanmıştır. Bİr an için çelişki olduğu düşünülse dahi yani mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.(T.C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., E: 2010/19-27 K: 2010/50 T: 03/02/2010) Mahkememizce alınan rapor hükme elverişlidir. 24.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına almıştır (Benzer yönde; HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı, HGK nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 esas,2013/74 karar sayılı ilamları) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, A.6./k maddesi gereği gelir kaybı hali sigorta teminatı dışındadır. Davalı sigorta şirketinn kazanç kaybından sorumlu olmadıklarına ilişkin beyanları yerinde olmakla beraber, dosya için hukuken anlamsızdır. Mahrum kalınan kar/aracın çalışmadığı günler için gelir kaybına yönelik zarar talebi davalı sigorta şirketine yöneltilmemiştir. Araç değer kaybı ise doğrudan zarar kalemidir ve sigorta şirketinin sorumluluğu mevcuttur.(Yargıtay 17. HD., 2017/5583 esas, 2019/11651 karar) Davalı trafik sigortacısı sadece doğrudan zararlardan sorumludur.(Yargıtay 17. HD., 2016/15105 esas, 2019/6917 karar; 2016/8618 esas, 2019/3325 karar) Bu yöne ilişkin sigorta şirketi vekilinin itirazları da yerinde değildir. Diğere hususlar bakımından ise yukarıda da belirtildiği üzere, bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar hukuka uygun bulunmuştur. Davalıların diğer itirazları yerinde değildir. 25.Tüm dosya kapsamı, dosyadaki hesaplamaya ilişkin makine mühendisi tarafından hazırlanan kök ve ek raporlardaki hesaplamalar, kusura ilişkin makine mühendisi tarafından hazırlanan rapor ile bunu teyit eden ATK raporundaki kusur oranı dikkate alıanarak hükümde gösterildiği şekilde davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 26. Son olarak belirtmek gerekir ki; sigorta şirketine başvuru e postaya bakılarak ... tarihi olarak kabul edilecekken sehven kaza tarihi ... tarihi esas alınarak 8 iş günü hesaplanmıştır. Ayrıca. (...) numaralı hüküm fıkrasını yazılırken sehven infaza elverişlilikte sorun oluşturabilecek şekilde (hüküm yazılırken bilgisayar kullanım hatası olarak düşünülmektedir) yazım yapıldığı, faiz kısmının açık olmadığı, alınmasına şeklinde hüküm kurulmasına ve cümlenin başından da kabul hükmü verildiği de görülerek, fıkrada adı geçen davalılardan alınmasına kısmının yazılmadığı anlaşılmaktadır. Yine (...) numaralı hüküm fıkrasında da maliyet kelimesi yerine maluliyet kelimesi yazıldığı bunun açık bir maddi hata olduğu anlaşılmaktadır. Gerekli uyarılar yapılmakla beraber, söz konusu hususlar için tarafların yasal haklarının kullanılabilmesi ve esas olanın yargılama konusu uyuşmazlığın bitirilmesi olduğundan, üst yargı denetimine elverişlilik açısından bu hususlar burada belirtilmiştir. Tavzih ve tashih kurumları mevzuatta mevcuttur ancak önemle belirtmek gerekir ki ek yükümlülük doğurabilecek, hükmü değiştirebilecek hususlarda bu kurumların uygulanmayacağı da düşünülerek, bu hususlar belirtilmiştir. Hüküm fıkrasını değiştirecek düzeltmeler yapılmamıştır. Tarafların dikkatine sunulmuştur. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının hasar değeri, orjinal yedek parça maluliyeti ve işçilik toplamı talebinin ... TL'nin (KDV dahil) davalılar ... ve ... bakımından ... tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının değer kaybı talebinin kabulü ile, ... TL değer kaybı bedelinin davalılar ... ve ... bakımından ... tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacının kazanç kaybı talebinin kabulü ile, ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek davalılar ... ve ...'den alınmasına, 4- Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan ... TL karar harcı ve aşamalarda yatan ... TL harç toplamı ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin; davalı sigorta şirketinin ... TL sinden diğer davalılarla sınırlı sorumlu olması kaydıyla; davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketi yönünden kabul ... TL dir; toplam kabul ... TL dir. Bu miktarlardan harç hesaplanmışır) 6-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 7-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin, davalı sigorta şirketinin ... TL sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalılar ... ve ... vekili ... ile davalı ... vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2003/7, T. 01.10.2011, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2003-7-k-e3dddd331649