İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1940/7
- Karar No
- 2003/7
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/785 KARAR NO : 2019/603 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 25/11/2016 KARAR TARİHİ : 02/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarafından KZMMS bulunan ...'a ait aracın sürücüsü ...'nun ... tarihinde ... plakalı araç ile müvekkiline ait ancak ...'in işletmekte olduğu ... plakalı ... marka ... model araç park halindeyken, gelip müvekkilinin aracına sol yan tarafından çarptığını, tramer kayıtlarında müvekkilinin hiç kusurunun olmadığını, diğer aracın %100 kusurlu olduğunu, ...'in işlettiği müvekkiline ait ... plakalı araçta kaza tarihinden evvel ... tarihinde bir adet hasarının bulunduğunun tespit edildiğini ve fakat hasar detaylarıyla ilgili her hangi bir tespite ulaşılamadığını, aracın değer kaybına uğradığını, sigorta eksperi tarafından yapılan tespitin delil niteliğinde olduğunu, sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunduklarını ancak ödeme yapılmadığını, aracı tamir süresince müvekkilinin kullanamadığını beyan ederek; ... TL değer kaybı, ... TL kar kaybının giderilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araç için sigorta poliçesi olduğunu, poliçe limitinin azami sorumluluğu gösterdiğini, davacının kendilerine başvurduğunu ancak sonucu beklemeden dava açtığını, kendisine ... TL değer kaybı bedeli ödendiğini, hükmedilebilecek faizin yasal faiz olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: Dava, değer kaybı ve kar kaybı bedeline yöneliktir. Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dosyada ispat yükü davacıdadır. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından dava açıldıktan sonra EFT ile kendilerine ... TL ödeme yapıldığını, davalarını belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, davalının yargılama gideri sorumluluğunun devam ettiğini beyan etmiştir. Aşamalarda, taraf delilleri toplanmış ve mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmıştır. ... havale tarihli ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; ... plakalı aracın olayda tam kusurlu olduğu, ... plakalı arcın kusursuz olduğu, davacıya ait kamyonette kaza tarihi itibariyle ... TL değer kaybının olduğu, araç kiralamaktan doğan zararın ... TL olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesinde; taleplerini netleştirmiş ve aynı zamanda ıslah dilekçesi sunmuştur. Dava dilekçesinde davalı gerçek kişilere yönelik ... TL kazanç kaybı istediklerini, kazanç kaybı taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ... TL ye yükselttiklerini beyan etmiştir. Islah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. (HMK m. 177) Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun (hem kusur hem de hesaplama yönünden), hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; davalı sigortaya karşı açılan davanın, dava tarihinden sonra yapılan ödeme nedeni ile konusuz kaldığından bu yönüyle karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılara yönelik kazanç kaybına ilişkin talep hakkında da bilirkişi raporu doğrultusunda kabul kararı vermek gerekmiştir. Aracın niteliği göz önüne alınarak, faiz hükmü kurulmuştur. Yargılama giderlerine bakıldığında ise; Genel olarak söylemek gerekir ki; yargılama harçları ve giderleri kural olarak davada haksız çıkan (aleyhine hüküm verilen) tarafa yükletilir kamu düzenindendir, mahkemece re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Davada haksız çıkan tarafa yükletilecek olan yargılama harç ve giderleri, hem davayı kazanan tarafın daha önce peşin olarak ödediği hem de devlete ödenmesi gereken harç ve giderleridir. Bunun yanında davayı kazanan taraf davayı bir avukat aracılığı ile takip etmişse, haksız çıkan taraf yargılama gideri olarak vekalet ücreti de ödemek zorundadır. Yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk, davanın sonunda söz konusu olup, esas ilişkin hükümle birlikte hükmolunur. Kural olarak bir davada asıl talebin konusuz hale gelmesi durumunda, bunun fer-i (yan) niteliğindeki diğer talepler hakkında yargılamaya devam edilerek, bunlar hakkında da bir karar verilmesi gerekir. Davanın konusuz kalması halinde ise, mahkemenin yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada vekalet ücretine de) mahkum etmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Bkz. KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, İst. 2001, c.3, s.3030 vd., ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.150-151, Yarg. 14. HD. 03/03/2008, 1087-2645, 18. HD. 09/11/2006, 5557/8964, 13. HD. 02/06/2005, 3752-9494, 3. HD., 25/04/2006, 2465-4930). Dava tarihinden sonra davalı ... tarafından, kendisine başvurudan çok sonra ödeme yapılmıştır. Dava açılmasına, davalı ... kendi yönünden sebebiyet vermiştir. HMK m. 331/1 gereği; Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Davalı ... şirketine yönelik talep hakkında verilen hükümde, yargılama giderleri davalı ... aleyhine yükletilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının, davalı ... şirketine açmış olduğu değer kaybına yönelik davada, bu talep yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacının, davalı gerçek kişilere yönelik kazanç kaybı talebinin KABULÜ İLE; ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 3- Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin; davalı ...'nin ... TL sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (oranlama yapılmıştır) 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL nin; davalı ...'nin ... TL sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (oranlama yapılmıştır) 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin ; ... TL sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davalılarca yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı değer kaybına ilişkin davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı kazanç kaybına ilişkin davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ...'ın yüzüne karşı, davalıların yokluklarında kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır