İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/5124 E. 2021/6997 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2020/5124
- Karar No
- 2021/6997
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/220 KARAR NO : 2025/104 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 27/11/2023 KARAR TARİHİ : 28/03/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket tarafından, davalı hakkında haksız rekabet ve marka tecavüzü gerekçesiyle Paris .... Derece Mahkemesi'nde dava açıldığını, Paris ... Derece Mahkemesi tarafından 12 Nisan 2013 tarihinde davanın kabul edildiğini, söz konusu karar kapsamında davalı .... şirketi hakkında belirli yükümlülükler öngörüldüğünü, aykırılık halinde tazminata hükmedileceğinin kararlaştırıldığını, davalının ilgili mahkeme kararının gereklerini yerine getirmemesi üzerine bu sefer Paris Yüksek Mahkemesi'nin 29/06/2018 tarihli ve RG: .... sayılı kararı uyarınca toplamda 93.000 Euro tazminatı davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine hükmedildiğini, açıklanan nedenlerle, Paris Yüksek Mahkemesi'nin 29/06/2018 tarihli ve RG: .... sayılı kararının tenfizine ve 93.000 Euro tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek Euro cinsindeki en yüksek mevduat faizi ile davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 19/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, arabuluculuk şartının sağlanmadığını, davaya konu karar tenfizin yasal koşullarını sağlamadığını, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının yargılamasının müvekkili şirketin yokluğunda gerçekleştirildiğini, hukuki dinlenilme hakkı ile bağlantılı tenfiz koşulunun ihlal edildiğini, tenfizi talep edilen kararın açıkça kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfizi talep edilen mahkeme kararının zamanaşımına uğramamış olması gerektiğini, tenfiz şartlarının sağlandığına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacı ... üzerinde olduğunu, tenfizine karar verilen yabancı ilamların Türkiye'de doğuracakları sonuçların verildikleri ülkenin hukukuna göre değil Türk hukukuna göre belirlendiğini, bu nedenle yabancı ilamlara hukukumuzda mevcut olandan fazla bir sonucun bağlanmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, ıslah talebinin kabulüyle itirazları doğrultusunda ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılması ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme neticesinde, davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davalı vekilince 15/04/2024 tarihli, Prof. Dr. .. ve Doç. Dr. .... tarafından düzenlenen uzman mütalaasının dosyaya sunulduğu görülmüştür. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden, Türkiye ile Fransa arasında mahkeme kararlarının tenfizi yönünden akdî veya fiilî mütekabiliyet bulunup bulunmadığı hususunda bilgi verilmesi istenilmiş, gelen müzekkere cevabında; yabancı mahkeme ilâmının tanınması veya tenfizine karar verilip verilmeyeceği hususunun, yargı yetkisi ve takdir hakkı dâhilinde değerlendirilmesi hususunun mahkemesine ait olduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Davacı vekiline HMK 120. Maddesi çerçevesinde eksik 50.083,15 TL harcı ikmal etmek üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı tarafça kesin süre içerisinde eksik harcın ikmal edildiği görülmüştür. Dava, Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: ... sayılı kararının tenfizi talebine yöneliktir. MÖHUK'un 54.maddesine göre; Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Burada öncelikle değerlendirilmesi gereken husus Fransa ile Türkiye arasında mütekabiliyettir. 05/10/1960 tarihli Lahey anlaşmasında Türkiye ve Fransa'nın imzacı oldukları, uygulamada da her iki ülke arasında Mahkeme kararının tenfizi konusunda mütekabiliyet ilkesi gereği tenfiz kararı verildiği anlaşıldığından mütekabiliyet şartının gerçekleştiği kanaatine ulaşılmıştır. Tenfizi istenen kararın tasarım ihlali eylemleri nedeniyle tazminata ilişkin olduğu ve Türk Mahkemelerinin münhasır yetki alanına girmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar hükmedilen tazminat miktarı dolayısıyla davalı yan hükmün kamu düzenine aykırı olduğu yönünde itirazlarını sunmuş ise de yukarıda anılı kanun hükmü çerçevesinde kamu düzenine aykırılığın bu kadar geniş yorumlanmaması gerektiği, burada esas alınması gereken kriterin yabancı mahkeme kararının içeriğinin iddia ve savunmalara ilişkin yeniden bir yargılama yapılmaması, yalnızca Türk Hukuku'nun vazgeçilmez kabul ettiği ilkelerin ihlal edilip edilmediği hususların değerlendirilmesi gereklidir. Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında "... Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimi takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın açıkça olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme Türk Tenfiz Hukukunda kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk Tenfiz Hakimi "kural olarak" yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez(revision au fond yasağı). Zira aksinin kabulü aynı davanın Türk Mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk Mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk Hukuku'nun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletler arası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken her somut olayın kendisine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır..." şeklinde temel kriterleri belirlemiştir. Buna göre somut olayda münhasıran tazminat miktarının davalı yanca yüksek olduğu hususunda itirazların Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği, kamu düzeni kavramının bu kadar geniş yorumlanmaması gerektiği, mahkememizce söz konusu kararın içeriğinin inceleme mercii sıfatıyla değerlendirmeye tabi tutulamayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Davalı yan tenfizi istenen hükmü veren mahkemede yokluklarında yargılama yapıldığından bahisle davanın reddini talep etmiş ise de; dosyaya sunulan delillere göre Paris Yüksek Mahkemesi'nin 22/11/2017 tarihinde davalıya Lahey Sözleşmesinin 5-1 maddesi uyarınca usulüne uygun bir şekilde tebligat yaptığı, yargılamada bulunma, kendisini temsil etme yahut beyanda bulunma haklarını yerel mahkemenin bağlı olduğu usul kanunları çerçevesinde davalıya verdiği, ancak davalının yapılan tebligata rağmen duruşmalara katılmadığı, davalının söz konusu itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Tenfiz davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığından davanın bu yönden usulden reddi cihetine gidilmemiştir. Davacı ... ayrıca faiz talebinde bulunmuşsa da tenfizi istenen kararda faize yönelik bir hüküm bulunmadığı, huzurdaki davada da tenfiz talebi dışında ayrıca tahsil talebinin olmadığı anlaşıldığından, faize yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda (11.HD. 2020/5124 E.-2021/6997 K., Kapatılan 19. HD. 2017/1820 E.-2017/7068 K., Kapatılan 15. HD. 2012/6511 E.-2013/5812 K.) nispi harç ve vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KABULÜNE; -Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: .... sayılı kararının 93.000,00 Euro tazminat tutarlı kısmının Türkiye'de icraya esas olmak üzere tenfizine, davacının faize ilişkin taleplerinin reddine, 2-Alınması gereken 259.427,00 TL ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harç ve 50.083,15 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 209.074,00 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 447.822,80 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç, 50.083,15 TL tamamlama harcı ve 142,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 50.906,85 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/03/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır