İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/199 E. 2026/143 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/199
Karar No
2026/143
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/199 Esas - 2026/143

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/199 KARAR NO : 2026/143

DAVA : Marka .... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 Yazıldığı tarih : 14/04/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirket, 18.05.2023 tarihinde ... sayı ile "..." ibaresini tescil ettirmek amacıyla ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, "..." ibareli marka başvurusu, ...’nın kararı kabul edilmiş ve 12.06.2023 tarihli .... sayılı bültende yayımlandığını, İşbu yayına, davalı ... Şirketi tarafından itiraz edildiğini, ... 26.04.2024 tarih ... sayılı kararı ile itirazı kısmen kabul etmiş ve müvekkiline ait marka başvurusunun 35. Sınıfta yer alan bir kısım hizmetler bakımından reddine karar verdiğini, işbu kısmi ret kararına karşı, davalı şirket bir kez daha itiraz ederek, müvekkili şirkete ait markanın tümden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı şirketin itirazı 06.03.2025 tarih ve ... sayılı .... (...) kararı ile kısmen kabul edilmiş ve müvekkiline ait marka kapsamından 35. Sınıfta yer alan tüm emtia çıkarıldığını, ... sayılı ... kararında itirazın kısmen kabulüne karar verildiğinin, ... ’nun 06.03.2025 tarih ve ... sayılı kararının İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Dava konusu işaretin, müvekkili firmaya ait marka ile aynı ve benzer mal veya hizmetle ilgili olarak tescil ettirilmek istenmekte ve müvekkili adına tescilli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup iltibas oluşturduğunu, dava konusu işaretin tescili halinde, söz konusu hizmet ve mal sınıflarının hitap ettiği tüketicilerin ürün veya hizmeti karıştırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, tüketicilerin, yeni gördükleri bir şekli, kelimeyi önceden bildikleri, tanıdıkları şekillerin, kelimelerin akıllarında kalan etkisiyle algıladıklarını ve iki ibareyi karşılaştırma imkânları olmadığı durumlarda sadece ikisi arasındaki benzerliklere yönelerek bir sonuca vardıklarını, iki ibarenin de aynı işletmeye ait olduğu yönünde olduğunu müvekkilinin tescilli markası olan “...., sayılı "...", "..." ibareli markalar ile reddine karar verilen “...” ibaresi arasında 35 inci sınıf kapsamında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğunu, markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olduğu izlenimini uyandırdığını, yayına çıkan markanın başında yer alan “... ” ibaresi ile ayırt ediciliğin sağlandığını ve bu ibarenin müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve tanınmış hale gelen markasının birebir aynısı olduğunu, diğer davalı ... ’na yapılan itirazların ilk incelemede kök ibare üzerinden değerlendirme yaparak benzer olan markaları ret ettiğini, bu hususta birçok emsal karar bulunduğunu; markaların hitap ettiği ilgili çevre dikkate alınarak, bunların iki markayı karıştırıp karıştırmayacakları, bu iki markanın farklı işletmelerden geldiğini değerlendirip değerlendirmeyeceklerinin dikkate alınması gerektiğini ve markaların hali hazırda karıştırıldığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın markasının tescili halinde müvekkili açısından telafisi imkansız zararlar doğacağını, tüm bunlara göre, ... kararının yerinde olduğunu, açılan davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı firmanın ... başvuru sayılı markası ile mesnet davalı firmanın ... ve ... sayılı markaları arasında başvurunun reddedilen emtialar açısından SMK 6/1 maddesine göre taraf markaları arasında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, dava dilekçesinin 2. ve 3. Sayfasında davacıya ait belirtilen mesnet önceki markaların başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 10.03.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 09.05.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun ....sayılı "...", "... ...", "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, "..." markasının tanınmışlığı ve kötü niyet gerekçeleriyle başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.

Yapılan incelemede, "..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçelerinden ... sayılı "..." ibareli markanın ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin farklılıklar içerdikleri, tüketicilerin çekişme konusu markaları, birbirinden farklı ve ilişkisiz ticari kaynaklara ait, birbirinden farklı markalar olarak algılayacakları, bu bağlamda markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, başvuru konusu marka ile itiraz gerekçelerinden .... sayılı "...", "... ", "...", "..." ibareli markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olduğu görüşüne varılmıştır. Şöyle ki, söz konusu markaların tamamı "..." ibaresini - tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı- başlangıç kısımlarında ortak olarak içermekte olup bu ibare söz konusu markaların tamamında bağımsız ayırt edicilik işlevine sahip ana unsur olarak algılanmaktadır. Ortak ibare .... sayılı markaların tek unsurunu, .... sayılı markaların ise iki ana unsurundan birisini teşkil etmektedir. Aynı ibare başvuru konusu markada da asli ayırt edici unsur durumundadır. Bunun yanı sıra, itiraza konu 35. sınıf kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür hizmetlerin .... sayılı markaların kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Bilindiği üzere, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketicilerin satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine başka bir malı/hizmeti almak durumunda kalması kadar, iki ayrı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında iktisadi veya idari yönden bir bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, eğer ilgili tüketici kesiminin, ihtilaf konusu markaları taşıyan (veya taşıyacağı var sayılan) ihtilaf konusu mal veya hizmetlerin aynı işletmeden ya da duruma göre, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilmesi riski söz konusu ise, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu marka ile itiraz gerekçesi .... sayılı markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ortalama tüketici kesimi nezdinde bu hizmetlerin aynı ticari kaynak tarafından sunulduğu veya marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile itiraz konusu 35. sınıf kapsamındaki hizmetler yönünden başvuru ile ....ayılı markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Ancak, itiraza konu diğer mal/hizmetler ile itiraz gerekçesi .... sayılı markaların kapsamındaki / incelemeye esas teşkil eden mal/hizmetlerin aynı veya benzer olmadığı tespit edildiğinden kalan mal/hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ayrıca, "..." ibareli başvurunun kalan mal ve hizmetler için tescili veya kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak, itirazda, muterizin giyim sektöründe tanınmışlığını ileri sürdüğü "..." markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz haklı bulunmamıştır.

Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, temelde markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (.... ) bu gerekçeye dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle itirazın kısmen kabul edilmesi gerekmiştir. KARAR ; İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "35. sınıf kapsamındaki tüm itiraz konusu hizmetler" bakımından reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı itiraz Markaları

....

20.02.2026 tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle: " Dava konusu davacı şirkete ait ... sayılı '' ... " unsurlu marka tescil bşavurusu ile davalı şirketin itirazına mesned aldığı ... numara ile tescilli "..." ve ... numara ile tescilli "..." esas-asıl unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; davacı şirkete ait başvurunun reddedilen emtialar açısından SMK 6/1 maddesine göre taraf markaları arasında iltibas oluşturmadığı; Davacı şirketin dava dilekçesinin 2. ve 3. sayfasında davacı adına önceki tarihlerden beri tescilli "..." ibaresini ihtiva eden markalarının davacı şirketin dava konusu marka tescil başvurusu açısından müktesep hak oluşturmayacağı; Dava konusu davalı ...'in 06.03.2025 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olmadığı; sonuç ve kanaatine vardıklarını " şeklinde ifade etmişlerdi. Davalı firma vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ... (...) ... (... ) " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ... (...) ... (... ) " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ... (...) ... (... ) " ibareli tescilli markalı mallarından /hizmetlerinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "..." ibareli başvuru markalı malları /hizmetleri satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayamayacağı;ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağından ve taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacının önceki markaları ile başvuru markası işaretsel açıdan birebir aynı olmadığından davacının önceki markaları müktesep hak oluşturmadığı ancak bu durum sonuca etkisi de olmadığı; Nihayetinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 295,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.910,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine. Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 01/04/2026

Katip .... E imza

Hakim .... E imza

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/199, K. 2026/143, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-199-e-2026-143-k-3befe711a35e