İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/174 E. 2026/163 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/174
Karar No
2026/163
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/174 Esas - 2026/163

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/174 KARAR NO : 2026/163

DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 25/04/2025 KARAR TARİHİ : 13/04/2026 Yazım Tarihi: 22/04/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:müvekkili şirketin adına 1997 yılından bu yana farklı tarihlerde tescilli ve yoğun şekilde kullanılan “...” ve çok sayıda “...” ibareli markaları üzerinde müvekkilin öncelikli hak sahipliği bulunduğunu, “...” ibaresinin, müvekkil markalarının asli unsurunu oluşturduğunu, “...” markası müvekkili tarafından yaratılmış olup davalının başvuru konusu “...” markası, müvekkil markalarının asli unsuru olan ortak “...” ibaresini aynı şekilde markanın başında içermek suretiyle ve aynı siyah renkle düz yazı şeklinde başvuru konusu edilmek suretiyle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik yaratıldığını, davalı tarafından “...” markasındaki “...” ibaresine eklenen “...” hecesinin markaya ayırt edicilik katmadığını, “...” ibaresinin akılda kalan tek ibare olarak öne çıktığını, “...” ibaresi İngilizce’de “...” (Şirket) kelimesinin kısaltması olarak yaygın şekilde kullanılmakta olup “...” ibaresine yapılan “...” ibaresi eklemesiyle, ...’in bir iştiraki algısı yaratıldığını, bu da taraf markaları arasındaki benzerliği pekiştirdiğini, başvuru konusu markadaki öne çıkan unsur “...” ibaresi olduğunu, markaya eklenen “...” ibaresi ise İngilizce’de “hızlı”, “çabuk” anlamlarına gelen, böylece müvekkili şirketin ekspres hizmet veren veya farklı bir hizmet şekli sunan bir iştirakine ait olan veya müvekkil markalarının serisi olan bir marka algısı yarattığını, söz konusu benzerliğin, taraf markalarının aynı firmaya ait seri markalar olduğu izlenimi yaratmakta ve görüldüğünde müvekkilin markalarını akla getirdiğini, davalının .... sınıfta başvuru konusu edilen “...” markası da; müvekkilin itiraza mesnet markalarının tescilli olduğu aynı ve ilintili sınıf ve emtialarda tescil edilmek istendiğini, aynı/ilintili emtialar için başvurusu yapılan ve böylece sınıf bakımından da çakışan benzer markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının başvuru konusu markası ile müvekkilin markalarının benzerliği yanında, markaların aynı/ilintili malları/hizmetleri kapsadıkları gerçeği, markaların orta seviyedeki tüketici tarafından karıştırılması, markalar arasında bağlantı olduğunun zannedilmesi için yeterli olduğunu, müvekkili şirketin “...” mağazaları ile yüksek tanınmışlığı olduğu da gözetildiğinde, davalının aynı/ilintili emtialar için “...” marka kullanımının doğrudan müvekkili şirketle ve tanınmış “...” markalarıyla bağlantılı olduğu, müvekkili şirkete veya iştirakine ait bir ürün olduğu izlenimi yaratmakta olup markaların orta düzeyde tüketici tarafından karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, markaların farklı işletmelere ait olduğu anlaşılsa bile, markalar veya işletmeler arasında idari – ekonomik bağlantı bulunduğu izlenimi oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkil şirketin “...” markası tanınmış marka olup davalı başvurusunun her halükarda başvuru konusu tüm emtialar için reddedilmesi gerektiğini, halk tarafından tanınmış marka ile ilişkilendirilecek ve tanınmış markanın itibarının zedelenmesi, sulandırılması sonucunu doğuracak olan “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkilin yüksek tanınmışlığı bulunan “...” markası ile mal ve hizmet benzerliği dahi gözetilmeksizin, başvuru konusu tüm emtialar için reddi gerektiğini ifade ederek davalı şirketin ... sayı ile işlem gören başvuru konusu “...” markasının, yargılamanın devamı sırasında 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla, markanın sicil kaydına tedbir konulması yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ... 'nun ... sayılı kararının iptali ile ... sayı ile işlem gören “...” ibareli marka başvurusunun işlemden kaldırılmasına, başvuru konusu markanın tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... tarafından müvekkil markasına düzenlenen itirazın reddi kararlarında tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin olmayacağı hususuna aynen iştirak ettiklerini, bununla beraber davacı ... nezdinde müvekkilin talep etmiş olduğu kullanım ispatını karşılayamadığını, diğer bir ifade ile müvekkil markasının kayıtlı olduğu ... nolu sınıfa dâhil “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar” emtiaları için ... içerikli markalarını kullandığını ispatlayamadığını, 6769 Sayılı Smk’ nın 25/7 Madde Hükmü Çerçevesinde Davaya Gerekçe Tüm Markalar İçin Kullanım İspatı Def’i öne sürdüklerini, davacı markaları “...” ibaresini içermekte iken müvekkil markası bu ibareden İşitsel, kavramsal ve görsel olarak tamamen farklı algılanacak olan “...” yazılı unsurundan oluştuğunu, şu hali ile taraf markaların başlangıç kısmında “...-“ harflerinin mekanik olarak ortak olması, kavramsal işitsel ve görsel olarak tamamen farklı taraf markaların tüketiciler nezdinde iltibasına sebebiyet vermeyeceğini, ... esas unsurlu davacı markaları ile müvekkile ait ... ibareli markanın “global değerlendirme” yapıldığında, ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı açıkça anlaşıldığını, davacının müvekkile ait hükümsüzlüğü talep edilen marka tescili ile tanınmış markasının koruma kapsamından haksız bir şekilde menfaat sağlanıp sağlanmadığı, tanınmış markanın itibarına zarar verilip verilmediği ve tanınmış markanın ayırt edici niteliğine zarar verilip verilmediği hususunu ortaya koyamadığını, davacı tarafından söz konusu iddialarını kanıtlayacak gerekli/yeterli bilgi ve belgelere itirazda yer verilmediğini, bu çerçevede muterizce ortaya konan diğer iddiaların da işbu itirazın sonucuna etki edecek geçerli bir faktör olmaması nedeniyle değerlendirilme dışı bırakılması gerektiğini, Müvekkil şirketin, davacı markalarından yararlanmak, kendi markasıymış izlenimini yaratarak ticari kazanç sağlamak amacı bulunmadığını, müvekkil şirketin marka yedekleme, marka ticareti yapma, davacı markasını engelleme, şantaj yapmak gibi niyet ve eylemi de olmadığını, davacı şirket vekilinin somut herhangi bir veriye dayanmayan isnatları dinlenilebilir olmaktan uzak olduğunu, müvekkil markası ile davacıya ait markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip itibari ile görseli işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, davacının tanınmışlık gerekçesi dahil diğer iddialarının da şartları oluşmadığından işbu dava kapsamında dinlenilme ihtimali mevcut olmadığını ifade ederek işbu cevap dilekçesinin kabulü ile haksız ve yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın tüm talepler yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine ve davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın SMK 6/1maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; dava dilekçesinde belirtilen SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık yönünde davacı taraf iddialarının davalının markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 07/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/04/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....... sayılı "...", "...... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 5, 6, 9. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Bu çerçevede, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, işbu itirazın reddi gerekmiştir. Markaların karıştırılmayacağı değerlendirmesi ve dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, somut olay bakımından diğer itiraz gerekçelerinin haklı ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/.../2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

... (...) ... (Sınıf ...: Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar.) 16/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; "1-Davalı tarafın hem ... karar iptal hem de hükümsüzlük talebi bakımından öne sürdüğü kullanım ispatı talebinin rapor kapsamında yapılan değerlendirmenin sonucuna etkisi olmayacağı için değerlendirmenin yapılmadığı, 2-Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan mallar ile davacının mesnet markalarının emtialarının birebir aynı /veya bezer olduğu, 3-Dava konusu ... sayılı marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, 4-Dava konusu ... sayılı marka ile davacı markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 5- SMK m. 6/5 ve SMK m. 6/6’in uygulanma imkânı bulunmadığı; 6-Kötüniyet iddiasına ilişkin iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 7-Rapor sonucunda ulaşılan sonuç ile dava konusu yapılan ... kararının uyumlu olduğu," şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının" ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/04/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/174, K. 2026/163, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-174-e-2026-163-k-98ef4066c4fe