Diğer ·

2025/94 E. 2025/94 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/94
Karar No
2025/94
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/94 Esas - 2025/493 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/94 KARAR NO : 2025/493

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 05/03/2025 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin ....” esas unsurlu ....sayılı markaların sahibi olduğunu, uzun yıllardan beri kullanımla markalarına ayırt edicilik kazandırdığını ve sektörde bilinir hale getirdiğini, dava konusu marka başvurusu ve müvekkili markalarının esas unsurunun “pia” ibaresi olduğunu, müvekkilinin seri markaları ve ticaret ünvanı da dikkate alındığında markaların karıştırılacağının açık olduğunu, müvekkili markasının orijinal ve ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, müvekkilinin “....” ibareli marka üzerinde öncelikli ve mutlak hak sahibi olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, markaların tüketici nezdinde iltibas ve karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, dava konusu markanın tescili talep edilen sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğunu, müvekkili şirketin ticaret ünvanı ile de iltibas teşkil ettiğini, müvekkili markalarının sektörel olarak tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ve haksız yarar sağlayacağını, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu beyanla; .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının ibareleri, yazı stilleri ve şekil unsurları dikkate alındığında, markalar arasında belirgin ve kolaylıkla algılanan görsel ve işitsel farklılıklar bulunduğunun görüldüğünü, markaların benzerlik düzeyi ve kapsamında yer alan mal/hizmetlerin benzerlik durumunun ilişkilendirilme veya karıştırılma ihtimali yaratmadığını, somut olayda SMK 6/3 maddesi şartlarının oluşmadığını, davacının tanınmışlık hususuna dayalı beyanlarını tevsik edici delil sunulmadığını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/6 maddesinde sayılan durumlardan herhangi birini içermediğini, davacının kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını, ...kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin marka başvurusu ile davacı şirket markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların hem fonetik, hem yazı stili, hem de kavramsal açıdan farklılık gösterdiğini, markaların kapsamındaki mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, davacının eskiye dayalı kullanım iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tanınmışlık iddiasının delillendirilmediğini, davacını kötü niyet iddiasının ispat edilemediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, .... numaralı marka başvurusu, 36. sınıf için tescil talebiyle 12.06.2023 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu 28.08.2023 tarihinde yayınlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı şirket itirazı, .... Başkanlığının 29.02.2024 tarih ve .... sayılı kararı ile reddedildiği, davacı şirket tarafından .... kararı ile itirazın nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 36. Sınıf hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirkete ait .... sayılı marka 17, 19, 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Taraf markaları, aynı/aynı tür emtia içermemektedir. Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir. ....kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: finansal ve parasal hizmetler” ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan “09. Sınıf: Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar.” emtiası benzerdir. Zira finansal hizmetlerin büyük ölçüde dijital ortamda sunulması, yazılım ve elektronik veri taşıyıcılarına dayalı olarak yürütülmesi, taraf mal ve hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi doğurmaktadır. Özellikle manyetik/optik okuyuculu kartlar ile bilgisayar yazılımları, bankacılık işlemlerinin gerçekleştirilmesi, ödeme sistemlerinin çalıştırılması ve elektronik finansal hizmetlerin kullanılması için vazgeçilmez nitelikte olup, doğrudan 36. sınıf kapsamındaki finansal hizmetlere hizmet etmektedir. Bu nedenle, söz konusu mal ve hizmetler farklı sınıflarda yer alsalar dahi, aynı sektör içerisinde birlikte kullanılmaları, aynı tüketici kitlesine hitap etmeleri ve birbirini tamamlamaları sebebiyle benzer olduğu, Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler ile davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan mal ve hizmetler olup, aynı işletme tarafından üretilmesi beklenen, birlikte satışa sunulan, tüketicinin birlikte aldığı mal ve hizmetler değildir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler” bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, ....” ibaresinden oluşmakta olup, kelimenin tamamı mavi renk ile yazılmış, marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru kullanılmamıştır. “....” ibaresi yazıldığı gibi okunmakta olup, kelimenin herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. Dava konusu markanın esas unsuru “.....” ibaresidir. Dava konusu marka ile emtia benzerliği taşıyan davacı markaları ise “.... ibaresinden oluşmaktadır. Kelime ve şeklin tamamı, kırmızı renk ile yazılmıştır. ....” ibaresi, İngilizce’de medikal sektöründe “beyin zarı” anlamına gelen bir kelime olmakla birlikte, anlamı yaygın olarak bilinen bir kelime olmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte,...“Renksiz, keskin kokulu asitler. Bu asitler kullanılarak yapılan” olarak tanımlanmıştır. “....ibaresi, ürünün yapıldığı malzemeyi gösterir nitelikte bir kelime olup, bilinen bir anlama sahip olması nedeniyle, dava konusu markada esas unsur olarak ayırt ediciliği sağlayan unsur ... ibaresidir. Bilinen bir anlama sahip olmadığından, ... ibaresinin ayırt edici gücünün yüksek olduğu, Dava konusu marka başvurusu ve davacı markası karşılaştırıldığında her iki markanın ilk üç harfinin aynı olduğu, esasen davacıya ait markanın esas unsurunun, dava konusu marka içerisinde aynen yer aldığı, dava konusu markada, davacı markasının esas unsuru olan .... ibaresine “R” harfinin getirildiği, fakat “R” harfinin özellikle son ses olarak yer aldığı kullanımlarda duyulmasının zor olduğu, her iki taraf markasının da büyük harflerle yazıldığı, davacı markasının üç harf iki hece, dava konusu markanın ise dört harf iki heceden oluştuğu, dava konusu marka ile davacı markası arasında ilk üç harfin ayniyet taşımasından kaynaklı olarak görsel ve işitsel benzerlik olduğu, kelimenin sonunda yer alan farklılık, başında yer alan farklılığa nazaran daha az dikkat çekicidir. Zira Türkçe soldan sağa okunan bir dil olup, kelimenin başında yaratılan benzerlik, markaların ayırt edilmesini zorlaştırmaktadır. Toplamda üç harfin ortak olduğu kelimeler bakımından, somut olayda görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın anlamlı bir kelime olmaması nedeniyle, markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmadığı, sonuç olarak, somut olay bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davacı markaları kapsamında yer alan emtia ile benzer olduğu değerlendirilen “36. Sınıf: finansal ve parasal hizmetler”in hitap ettiği nihai tüketici kitlesi, bireylerden küçük işletmelere, büyük ölçekli şirketlerden kamu kurumlarına kadar toplumun geniş bir kesimini kapsamaktadır. Bununla birlikte, finansal işlemler genellikle ekonomik sonuçları doğrudan etkilediğinden, tüketicilerin bu hizmetleri tercih ederken nispeten daha dikkatli davranacakları, ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: finansal ve parasal hizmetler”in, davacı markalarında yer alan “09. Sınıf: Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar.” emtiası ile benzer olduğu, davanın konusunu oluşturan ve davacı markaları ile benzerlik taşıyan hizmetler bakımından, ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin yüksek olmadığı, “PİA” ibaresinin anlamının herkesçe bilinmesi beklenemeyeceğinden ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, markalar arasındaki farklılığın dava konusu markanın son harfinden kaynaklandığı, esasen dava konusu markanın davacıya ait ve ayırt edici niteliği yüksek bir ibare niteliği taşıyan markayı aynen içerdiği, son harfteki farklı harfin “R” gibi okunduğunda duyulması güç olan bir harf olması nedeniyle de, bu harfin farklılaşmaya katkısının düşük olduğu, ayrıca kelimenin sonunda yer alan farklılığın, kelimenin başında yer alan farklılığa nazaran daha az dikkat çekici olduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın anlamlı bir kelime olmaması nedeniyle markalar arasında anlamsal olarak bir benzerlikten bahsedilemeyeceği, fakat bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaşamadığı, dava konusu markanın anlamlı bir ibare olmaması nedeniyle, farklı bir anlam çağrıştırmadığı ve davacı markasını bilen tüketicinin, dava konusu markayı gördüğünde davacı markasını anımsayacağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler” bakımından, taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (.... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için ...., 1999 yılında ".... Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı taraf, itiraz aşamasında dosyaya, herhangi bir belge sunmamıştır. Dava aşamasında ise, davacının internet sitesinden alınan görseller, 3 adet mahkeme kararı, 2 adet fatura, Youtube linki, fuar haberi (davacının akrilik levhalarını .... İstanbul’da sergileyeceği yönünde olup işbu haberin nerede ne zaman yayınlandığına dair bilgi bulunmamaktadır), malatyasonhavadis.com adresinde yer alan Vali’nin davacı fabrikasını ziyaretine dair haber görseli, ürün kataloğu vb. bazı görseller sunduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dava aşamasında sunulan belgelerin ise, tanınmışlığı ispatlar nitelik ve nicelikte olmadığı, dosya kapsamında davacıya ait markanın Türkiye’deki tanıtım ve kullanımına dair yeterli derecede ilan, reklam harcaması, medya yansımaları, dergi veya benzeri tanıtım materyali sunulmadığı, markanın Türkiye’de tanınmışlığına işaret eden objektif bir veri ortaya konulamadığı, bu itibarla, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, bu nedenle dava konusu markanın davacı markasının ayırt edicilik gücüne ve itibarına zarar verme ya da markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlama ihtimalinin mevcut olmadığı, Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Davacı tarafın, dava aşamasında delil dilekçesi ekinde sunduğu belgeler incelendiğinde, davacı yanın, dava konusu edilen 36. sınıf hizmetlerde faaliyet gösterdiğini ispatlar bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının markalarını tescilsiz olarak kullanarak ilgili tüketici nezdinde ayırt edici hale getirdiğinin sunulan belgelerden anlaşılamadığı, davacı şirketin önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlayamadığı, Davacıya Ait Ticaret Unvanı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Dava Konusu Marka Başvurusu Davacıya Ait Ticaret Unvanı .... Davalıya ait markanın esaslı unsuru, tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresidir. Davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsuru ise “....” ibaresinin benzer olduğu, taraf unvan ve markasının, ayırt edici/esas unsurunun benzer olduğunun tespiti akabinde, tarafların faaliyet alanlarının aynı veya benzer olup olmadığı ve davacı tarafça ticaret unvanlarının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerekmektedir. Dosya kapsamında, davacıya ait ticaret sicil gazetesi bulunmamaktadır. Davacının dosyaya sunduğu broşürlerden anlaşıldığı üzere, davacı şirket “akrilik levha imalatı, ithalatı” konusunda faaliyet göstermektedir. Davacının, dava konusu marka kapsamında yer alan 36. sınıf hizmetlerde faaliyet gösterdiğini ispatlar bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, dava konusu hizmetlerin, davacının ticaret faaliyette bulunduğu akrilik levha imalatı, ithalatı faaliyetleri ile aynı, aynı tür ve benzer olmadığı, davacı şirketin dava konusu hizmetler bakımından ticaret unvanını kullandığını ispatlayamadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler”in, davacı markalarında yer alan emtialar ile benzer olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile benzer olduğu ve “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler” bakımından, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Davacının gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığı, Davacının ticaret unvanına dayalı hak iddiasının yerinde olmadığı, .... sayılı kararının “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler” bakımından hukuka aykırı olduğu, dava konusu 2023/076986 sayılı markanın “36. Sınıf: Finansal ve parasal hizmetler” bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 36. Sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler" bakımından iptaline, Davaya konu markanın 36. Sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .... gönderilmesine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığında, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 13.917,90.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 702,90.-TL Gider Avansı :13.215,00.-TL TOPLAM :13.917,90.-TL

Atıf: Diğer, E. 2025/94, K. 2025/94, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-94-e-2025-94-k-674446dd9525