Diğer ·
2025/366 E. 2025/366 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/366
- Karar No
- 2025/366
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/366 Esas - 2026/180 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/366 KARAR NO : 2026/180
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, .... markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, hem Türkiye hem de yurtdışında .... sporu alanında malzeme, kıyafet ve kamuflaj ürünleri alanında bu markalarla uzun yıllardır faaliyet göstermekte olduğunu, bu sporun ülkemizde ve yurtdışında oldukça fazla meraklısı bulunmakta, bu alanda tüm dünyada federasyonlar ve dernekler kurulmakta, takımların milyonlarca taraftarları ve destekleyicileri bulunmakta olduğunu, müvekkil ve ortaklarının 2006’dan Türkiye’de ise 2017 yılından itibaren yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullandığını, Müvekkil şirket ortaklarından biri adına .... isimli şirket bulunmakta ve bu şirket de “.... markalarıyla yılllardır aktif ve tanınmış olan firma Türkiye pazarına da girerek burada da şirketleşerek, Türkiye’de üretilmeye başlanmış ve Türkiye pazarında faaliyet göstermeye başladığını, müvekkilinin ürünlerinin sosyal medya hesapları ve internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiğini, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, ....internet sitesi ilk kez 27.03.2017’de kurulduğunu, sitenin aktif olduğunu, müvekkilin “....” markalarını itiraza konu başvurudan yıllar önceden beri itiraza konu markanın kapsamındaki emtialar için zaten kullanmakta olduğunun webarchieve kayıtlarından da görülebileceğini,....” markalı ürünlerine dair yoğun satışları ve kullanımları bulunmakta olup müvekkilin hem yurtiçi hem de yurtdışı satışlarını gösteren sayısız faturası olduğunu, Müvekkil satışlarını sadece kendi internet sitesi yoluyla değil birçok online ve fiziki satış platformu, alışveriş siteleri yoluyla da gerçekleştirdiğini, dava konusu marka ile müvekkili kullanımlarının birebir aynı olduğunu, yine dava konusu marka kapsamındaki emtiaların müvekkiline ait .... sayılı marka kapsamındaki emtialar ile aynı ya da benzer olduğunu, 25 ve 26. sınıf malların birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu, bu hususta verilemiş emsal yargı kararlarının bulunduğunu, müvekkil markasının ilgili kesiminin “airsoft” sporundan haberdar ve bu sporla ilgili kesimler olduğunun dikkate alınması gerektiğini, müvekkili markalarının SMK m. 6/4 ve 6/5 düzenlemeleri kapsamında tanınmış olduğunu, müvekkili şirket ortaklarının “.... kurucularından olduğunu, müvekkili markasının çok tanınmış olduğunu, geniş bir coğrafi alanda bu tanınmışlığın bulunduğunu, .... internet sitesi üzerinden ve .... “ sitesinden ve Konak İzmir’de bulunan mağazasında müvekkil ürünlerinin satıldığını, ....internet sitesi aracılığıyla müvekkilin ... ürünlerinin satıldığını, davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu, davalının bu ibareyi tesadüfen seçemeyeceğini, müvekkili şirket ortakları .... de kuruluş zamanında ortak olduğunu, davalının daha sonra dernekten çıkartıldığını ve bunun üzerine hırs yaparak müvekkilinin markasını kendi adına başvuru konusu ettiğini, davalının müvekkili şirket ortağı ile aynı etkinlikte yer aldığını gösterir 05.03.2023 tarihli sosyal medya kayıtlarının bulunduğunu, yine taraflar arasında whatsapp yazışmalarının bulunduğunu, davalının ... marka başvuru tarihinin 10.1.24’teki tartışmanın ve üyelikten çıkarmanın hemen akabinde, 11.01.2024te olduğunu, davalının ayrıca müvekkilin bazı sosyal medya hesaplarında markasının yanında ürünü tanımlamak için kullandığı “ghillie” markasına da başvurarak kötü niyetini gösterdiğini, davalının ayrıca “airsoft” şeklinde marka başvurusunda da bulunduğunu, davalı sadece müvekkilin ... markasına ve müvekkilin tanımlayıcı olduğu için kullandığı “ghillie” ve “airsoft” ibarelerine değil, kendisine ait olmayan ve piyasada var olan pek çok markaya da başvurarak esasen kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının ihraç kararının 12.01.2024 tarihinde duyurulduğunu, davalının bariz şekilde kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkilinin SMK m. 6/6 kapsamında da üstün hakkı olduğunu, https://kickingmustang.com/trtr web sitesinin müvekkiline ait olduğunu beyan ederek.... sayılı .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; DAVACININ SMK M. 6/1 KAPSAMINDAKİ İDDİALAR; SMK m. 6/1 düzenlemesine göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. Her iki marka da dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli markalardır. Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde SMK m. 6/1 kapsamında bir takım iddialara özellikle 2024/119673 sayılı markasına dayalı olarak yer vermiş ise de dava konusu markadan sonraki tarihli bu marka bakımından SMK m. 6/1 incelemesi yapılması da mümkün olmayacaktır. Nitekim davacının esasen işlem dosyası kapsamında SMK m. 6/1 düzenlemesine dayalı bir iddiasının mevcut olmadığı, bu nedenle SMK m. 6/1 düzenlemesi koşullarının somut olayda meydana gelmediği, DAVACININ ÖNCEKİ KULLANIMA BAĞLI GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİALARI; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilmekte veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınabilmektedir. Burada söz konusu olan; tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ayırt edici nitelikteki herhangi bir işarettir. Dolayısıyla bu kullanıma dayalı üstün bir hakkın varlığı, işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasına bağlıdır. Ticaret sırasında kullanma, marka hukukuna özgü kullanma suretiyle gerçekleşir. Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nispi ret nedenine konu teşkil eden durum, işaretin itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işaret ile kaynağı arasında nispeten bir aidiyet kazandırılmış olmasıdır. Yani, bir markanın tescil başvurusundan önce, bu işaret bir başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanma neticesi ayırt edici nitelik kazandırılmışsa, bu hakka dayanarak sonraki tescil engellenebilir. Bu nedenle tescilsiz kullanım ile kast edilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek değildir. Başka bir ifadeyle mevzuat anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada en azından belli bir oranda bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılmalıdır. Ancak buradaki bilinir/maruf olma durumu ile tanınmışlık olgusu karıştırılmamalıdır. İlk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle markasal etki doğuracak şekilde bir bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi biçiminde anlaşılmalıdır. Bir diğer ifadeyle, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli görülmelidir. Bunun yanı sıra bu kapsamda sağlanacak koruma sadece tanıtımın yapıldığı mal veya hizmetler ve türdeşleri sınırlı olacaktır. Aksi halde, yani başka mal ve hizmetler yönünden de üstün hak sağlanması halinde, marka tescilinin bir anlam ve önemi kalmayacak, bir nevi tescilsiz bir işarete çok tanınmış bir marka statüsü sağlanması söz konusu olacaktır. Bu genel ilkeler sonrasında davacı tarafın gerçek hak sahipliği iddiaları özelinde öncelikle işlem dosyasına sunduğu deliller incelenmiş, Sunulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, davacı şirketin, şirket ortağı ... üzerinden 21.03.2024 tarihli “tescilsiz marka devir sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile “...” ve “.....”ibareli markalar üzerindeki “tescilsiz kullanımdan doğan” hakları devraldığının kabulü halinde dahi – ki tescilsiz marka hakkının devri ile ilgili olarak tescilli markaların devrine ilişkin şekli şartlar gibi herhangi bir şekli şart kanunda öngörülmediğinden yapılan sözleşme yönünden bir irdeleme gerçekleştirilmemiştir - dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki dönemde ... isimli kişinin, “...” markası üzerindeki markasal kullanımlarının varlığı noktasında mutlak bir kanaate varılması mümkün olmamıştır. Öncelikle bizzat ... tarafından düzenlenen, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihli satış faturalarının hiçbirinde “...” markası açıkça yer almamaktadır. Keza yine davacı tarafın dayanak olarak gösterdiği muhtelif sosyal medya hesapları üzerinden önceki tarihli olarak gerçekleştirilen paylaşımlar, davacının da esasen dilekçesinde yer verdiği ve “....” isimli sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen paylaşımlardır. Davacı taraf, şirket ortaklarının ... ile birlikte .... isimli bir kişi olduğunu, bu kişinin ise “kicking mustang” ismiyle bilinen kişi olduğunu ileri sürmüş ise de ilgili 3. kişinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki söz konusu paylaşımlarının, davacı şirket yönünden gerçek hak sahipliği karinesine etki yaratması mümkün görülmemiştir. Zira davacı şirket zaten dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihte kurulmuş bir şirket olup, şirketin tescilsiz markaların kullanımından kaynaklı elde ettiği bir hak var ise de bu hakkı dava dışı.... isimli kişiden değil ...’dan devralmıştır. ...’nın, dosya kapsamına yansıtılan mail yazışmalarında .... isimli İngiltere menşeli şirketin Türkiye’deki iş ortağı olarak çalıştığının kabulü halinde dahi bu durum ... lehine “...” markası üzerindeki hak sahipliğini kendiliğinden bahşetmeyecektir. Kaldı ki tekrar vurgulamak gerekir ki ...’nın, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, dava konusu ibare üzerinde mutlak anlamda gerçek hak sahibi olduğu noktasında bir kanaate varılması, mevcut delil içeriklerinden mümkün olmamıştır. Bununla birlikte davacı yanın, iddialarına dayanak tuttuğu sosyal medya hesapları ve web siteleri üzerinden gerçekleştirilen paylaşımlar gözetildiğinde ise bu paylaşımların hedef tüketici grubunun ülkemiz pazarı da olmadığı, bahsi geçen içerikler, içeriğin dili ve içerikte yazan yazılardan da anlaşılabilmektedir. Nitekim bizzat davacı tarafça sunulan ve ....com alan adının geçmiş kayıtlarını gösterir webarchieve.org kayıtları dahi ilgili site içeriğinin ve dolayısıyla markasal kullanım ile hedeflenen tüketici grubunun ülkemiz tüketicilerine yönelik olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak davacı tarafça, gerek işlem gerekse de dava dosyasına sunulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, davacı şirketin “...” isimli marka ve bu markanın asli sahibi olduğu değerlendirilen İngiltere menşeli firma ile arasında ticari bir bağ bulunduğu, davacının bu bağa dayalı olarak belli “...” markalı ürünlerin tanıtım ve satış faaliyetlerini önceleri gerçek kişi olarak (...), sonrasında ise davacı şirket üzerinden (dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra kurulmuş şirket) gerçekleştirdiği açık ise de bu faaliyetlerin, davacı şirkete SMK m. 6/3 düzenlemesi kapsamında bir hak sahipliği bahşetmeyecek olduğu, SMK m. 6/6 KAPSAMINDA ÜSTÜN BİR HAKKININ MEVCUT OLUP OLMADIĞI ; Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Bu maddeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, fotoğrafı, telif hakkı, alan adı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Örneğin ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise, tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınaî hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir.( .... 392) Keza benzer şekilde alan adları da, adın tahsisi ile edinilmiş mülkiyet hakları arasında yer almakla birlikte burada da önem teşkil eden husus, alan adının kendisini oluşturan ibare ve itiraza konu marka arasındaki benzerlik ilişkisi ve ayrıca yine alan adı içeriği ve itiraza konu marka kapsamındaki mal/hizmet sınıfları arasındaki ilişkinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Davacı yanın üstün hak sahipliği iddiasının temelini .... alan adına dayandırdığı görülmektedir. İlgili alan adına ilişkin sahiplik bilgileri aşağıdaki gibidir. Alan adının 27.03.2017 tarihinde tahsis edildiği görülmekle birlikte alan adının kendisinde ihtilafa konu “...” marka ibaresi geçmemektedir. SMK m. 6/6 kapsamındaki üstün hak iddiasının alan adına dayalı olduğu durumlarda, ihlale/benzerlik iddiasına konu kullanımın alan adının kendisinden kaynaklı olması gerektiği, alan adı içerisindeki kullanımların ise tescilsiz markasal kullanım ile bağlı bir inceleme olacağı, bu incelemenin olsa olsa SMK m. 6/3 kapsamında bir tartışma kapsamında incelenebileceği, salt alan adında ise dava konusu marka ile aynı ya da benzer bir ibarenin geçmiyor olması karşısında SMK m. 6/6 koşullarının da somut olayda ortaya çıkmayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; SMK m. 6/9 düzenlemesi uyarınca “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir. “Kötü niyetin varlığında tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki ilgili tüm faktörlerin değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Başvuru sahibinin, başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurtdışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekliliği hususu, tek başına, başvuru sahibinin ilgili hüküm kapsamında, kötü niyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli değildir. Doktrinde kabul gören görüşe göre tescilin kötü niyetli olduğu hususu iddia edence ispatlanması gereken bir durum olup bu hususun değerlendirilmesinde önceki markanın özgünlüğü, tanınmışlığı, markanın mizanpajını oluşturan unsurlar, önceki markanın uzun süreli kullanımının veya tescilinin mevcut olup olmadığı gibi unsurlar birbirlerinden bağımsız olarak kötü niyetli tescil edildiği iddia olunan işaretin hangi niyetle tescil başvurusuna konu edildiğinin belirlenmesinde önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte sözgelimi tanınmışlık tek başına kötü niyetin tespiti için yeter bir kriter olmadığı gibi tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma sağlama amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesi de kötüniyetin varlığı için bir delalettir. Dolayısıyla bu gibi hallerde sözcük unsurunun yanı sıra, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurların da kopyalanıp kopyalanmadığının tespiti yerinde olacaktır. Dosya kapsamında yer alan WhatsApp konuşmaları ve Instagram hesaplarında mevcut fotoğraflardan, davalı gerçek kişinin, davacı şirket ortağı ... ile doğrudan paylaşımlarının mevcut olduğu, davalı gerçek kişinin davacı şirket ortağı ... ile aynı derneğin üyeleri olduğu, yine dosya kapsamında mevcut Whatsapp yazışmalarında davalı gerçek kişinin ilgili dernekten ihraç edildiği yönündeki bilginin 12.01.2024 tarihli paylaşım ile ilan edildiği, davalının da yer aldığı .... grubunda ise 10.01.2024 tarihli konuşmaların delil olarak dosyaya sunulduğu ve konuşmalarda “dernek”ten bahsedildiği, davalı ile ...’nın birlikte yer aldığı fotoğraflar olarak sunulan sosyal medya paylaşımlarının tamamının airsoft isimli etkinlikle bağlantılı olduğu, bu paylaşımların ... markası ile ilgili bir bağlantısının açıkça tespit edilemediği, bununla birlikte davalının 11.01.2024 ve 12.10.2024 tarihlerinden yani dernekten ihraç edildiği iddia edilen tarihte ve hemen sonrasında, işbu dava konusu .... isimli Şubat 2022 tarihinde açılmış bir “airsoft takımı” adı hesabı olduğu, hesap içerisinde davacı şirket yetkilisi ... ile ilgili paylaşımların da yer aldığı, yine “ghillie” ibaresinin ise yine ...” ibaresi ise esasen davacının da dava dilekçesinde yer verdiği üzer gerçekçi bir askeri simülasyon sporunun adı olup davacının “...” markasının kullanıldığını iddia ettiği spor türüdür. Tüm bu hususlar bir arada gözetildiğinde davalı gerçek kişinin aralarında dava konusu marka başvurusu da olmak üzere eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği başvurular ile esasen kendisi tarafından yaratılmadığı açık olup ülkemizde de belli düzeyde kullanıldığı tespit edilen markaları (davacı tarafa gerçek hak sahipliği bahşedecek bir düzey olmasa da davacı şirket ortağının “...” isimli markanın Türkiye’deki temsilciliğini yaptığı ve davalının da pozisyonu itibariyle bunu bilebilecek bir kişi olduğu) kullanma amacı taşıyıp taşımadığı belli olmayan bir biçimde kendi tekeline almaya çalıştığı ve bu sayede marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engelleme amacı ile hareket ettiği ,dolayısıyla davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. Netice itibariyle, Davacı şirketin SMK m. 6/1 incelemelerine esas alınabilecek önceki tarihli bir markasının bulunmadığı, davacı şirketin SMK m. 6/3 kapsamında ....” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu gösterir somut delillerin dosyada bulunmadığı, ...alan adına dayalı olarak dava konusu markaya karşı SMK m. 6/6 kapsamında üstün hak sahibi olmadığı, ancak davalının eylemlerinin kötü niyetli olduğu kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 22.888,30.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 1.318,30.-TL Gider Avansı :21.570,00.-TL TOPLAM :22.888,30.-TL