Diğer ·

2025/278 E. 2025/278 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/278
Karar No
2025/278
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/278 Esas - 2026/44 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/278 KARAR NO : 2026/44

.... DAVA : Marka ...Kararının İptali DAVA TARİHİ : 04/07/2025 KARAR TARİHİ : 04/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ...Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin .... sayılı ....” ibareli ve ... sayılı “....” ibareli markalarını 2017 yılında tescil ettirdiğini ve uzun yıllardır aktif bir şekilde kullandığını, bu markalarla bağlantılı olarak dava konusu .... sayılı “....'' ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket tarafından marka başvurusuna itiraz edildiğini, itiraz üzerine müvekkilinin marka başvurusunun reddine karar verildiğini, ret kararına karşı müvekkili itirazının ....sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili markasının redde mesnet markadan farklı olduğunu, markanın beyaz zemin üzerine altın rengiyle kendine özgü stille yazılmış altı çizili “...” kelimesinden ve siyah renk punto ile yazılmış “professional” ibaresinden oluştuğunu ve ayırt edici birçok unsur ihtiva ettiğini, markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı şirkete ait markanın esas unsurunun “loyalagro” ibaresi olduğunu, müvekkili markasının bir bütün olmasına rağmen yalnızca “...” ibaresi dikkate alınarak iltibas iddiasında bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, “...” kelimesinin tek başına davalı şirketin tekeline bırakılamayacağını, bu ibareyi içeren çok sayıda tescilli marka bulunduğunu, Türkçe “vefalı, sadık” anlamına geldiğini, “...” markasının zayıf marka niteliğinde olduğunu, davalı şirketin markasını aktif şekilde kullanmadığını, kullanım ispatı def’i ileri sürdüklerini, davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini beyanla, .... sayılı marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru markasının, beyaz zemin üzerinde altın sarısı renkte, ön planda konumlandırılmış biçimde “...” ibaresini içerdiğini, bu ibarenin altında daha küçük boyutta, siyah renkte “professional” ibaresinin yer aldığını, redde mesnet markanın ise altın sarısı renk ile çerçevelenmiş, kırmızı oval biçiminde zemin üzerinde, beyaz renkte “loyalagro” ibaresini ve bu ibarenin altında daha küçük boyutta....” ibaresini içerdiğini, taraf markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markalarda yer alan “professional” ve “agro” ibarelerin tali nitelikte ve ayırt edicilikleri zayıf nitelikte olduğunu, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, başvuru markası kapsamında tescili talep edilen emtialar ile redde mesnet markanın kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür/benzer mahiyette olduğunu, itiraz aşamasında ileri sürülmeyen kullanım ispatı talebinin işbu davada ileri sürülemeyeceğini, davacının kötü niyete dayalı iddiasının ve tescil talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, ...kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçelerinde özetle, ...kararının hukuka uygun olduğunu, davacı markasının ve müvekkili markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, renk, ses fonetiği gibi unsurların da markalar arasında ilişkilenme ihtimalini güçlendirdiğini, “agro” ve “professional” ibarelerinin markada tali unsurlar olduğunu, davacının başvuru yaptığı sınıflar ile müvekkili markasının tescilli olduğu sınıfların aynı olduğunu, markalar arasında karıştırma ihtimalinin ortaya çıkacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ...Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusu, 03 / 35. sınıflar için tescil talebiyle 22.11.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, 29.01.2024 tarih ve 437 sayılı .... Bülteni’nde yayımlandığı, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davalı şirket itirazının, ... sayılı kararı ile kabul edildiği, davacının, .... kararına itiraz ederek, ret kararının kaldırılmasını talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 09.05.2025 tarihli .... sayılı ...kararı ile "itirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” biçiminde karar verildiği, verilen kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin Redde Mesnet Markası Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, −.Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu işbu emtialar oluşturmaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen 2020 67871 sayılı marka ise, hali hazırda 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davalı şirkete ait ....sayılı marka kapsamında yer alan işbu davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. .... değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, bir bütün olarak “... ....” ibaresinden oluşmakta olup, markanın genel algısında “...” ibaresi ön planda yer almaktadır. Markada yer alan “...” ibaresi ise gerek anlamı gerekse tüketici nezdinde yarattığı algı itibarıyla ayırt edici nitelik taşımamaktadır. Zira “professional” kelimesi, Türkçede de yaygın biçimde kullanılan ve “profesyonel” anlamına gelen, ürünlerin mesleki veya uzman kullanımına uygun olduğunu ima eden tanımlayıcı bir ibare olup, marka kapsamında yer alan emtialar bakımından nitelik bildirir mahiyettedir. Bu nedenle, dava konusu markada ayırt edici ve esas unsurun “...” ibaresi olduğu,“...” ibaresi, İngilizce “sadık, vefalı, sadakatli” anlamına gelmekte olup, dava konusu temizlik maddeleri, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ile bu amaçlara yönelik aletler bakımından doğrudan veya dolaylı bir tanımlama içermemekte; bu yönüyle marka vasfını haiz, ayırt edici bir ibare niteliği taşımaktadır. Davalı şirketin redde mesnet markası ise “....” ibaresi, hem yazım itibarıyla oldukça küçük puntolarla kullanılması hem de anlam olarak “şirket” kavramını ifade etmesi nedeniyle, tüketici nezdinde ayırt edici bir fonksiyon üstlenmemekte ve markanın tali unsurunu oluşturmaktadır. Markada yer alan “....” ibaresi ise İngilizce “tarım” anlamına gelen, belirli bir sektör veya faaliyet alanını işaret eden tanımlayıcı bir kelimedir. Davanın konusunu oluşturan temizlik maddeleri, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ile bu amaçlara yönelik aletler bakımından “.... ibaresi, doğrudan tanımlayıcı veya sektörel bir ibare değildir. Zira “...” ibaresi, genel kabul görmüş anlamıyla tarım, tarımsal üretim ve tarım sektörüne ilişkin bir kavramdır. Dava konusu emtialar ise, niteliği ve kullanım amacı itibarıyla tarımsal faaliyetlerle doğrudan bağlantılı olmayan, nihai tüketiciye yönelik temizlik, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinden oluşmaktadır. Bu nedenle ilgili tüketici kitlesi, söz konusu emtialar bakımından “....” ibaresini ürünlerin cinsi, niteliği, kullanım amacı veya hedeflenen tüketici grubu hakkında doğrudan bilgi veren bir ibare olarak algılamayacaktır. Bununla birlikte, bu ibare tarımsal hammaddelerden elde edildiği, doğal/bitkisel içerik barındırdığı veya tarım temelli bir üretim anlayışına gönderme yaptığı yönünde dolaylı bir çağrışım yaratabilecektir. Dolayısıyla “....” ibaresi, dava konusu emtialar bakımından tanımlayıcı olmamakla birlikte, genel olarak anlamı itibarıyla ayırt ediciliği zayıf, tali bir unsur olarak kabul edilmelidir. Açıklanan nedenler çerçevesinde, davalı şirket markasında, marka algısı yaratan unsurun “...” ibaresi olduğu, Davacı markasının ve davalı şirket markasının esas unsurunun “.... ibaresi olduğu ve dolayısıyla dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar, genel olarak temizlik maddeleri, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ile bu amaçlara yönelik aletleri kapsamakta olup, esas itibarıyla günlük yaşamda bireysel kullanım için satın alınan ve kullanılan ürünlerdir. Bu nedenle söz konusu emtialar bakımından ilgili tüketici kitlesi, ortalama dikkat ve özen düzeyine sahip nihai tüketicilerden oluşmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan reklamcılık hizmetler ise genellikle işletmelere, kurumlara, profesyonellere ve ticari faaliyet yürüten kişi veya kuruluşlara yönelik olup, bu grupta yer alan tüketiciler, daha bilinçli ve dikkatli karar veren uzman kişilerden oluşmaktadır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluştuğu, dava konusu markanın ve davalı şirkete ait redde mesnet markanın esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, gerek davacı markasında yer alan ....” gerekse davalı şirket markasında yer alan “...” ibarelerinin hem anlam olarak hem de markada kapladıkları yer itibarıyla tali unsur niteliği taşıdığı, davalı şirket markasında yer alan .... ibaresinin de genel olarak ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden olduğu, aynı esas unsuru içeren markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama ve ortalamanın üstünde kabul edilse dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacının Önceki Tarihli Tescilli Markalarına Binaen Kazanılmış Hakkı; Davacının iddiaları kapsamında davacı adına kayıtlı önceki tarihli markalarının, dava konusu başvuruya müktesep hak oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmiştir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda da geçerliliğini korumuştur. Buna göre; .... sayılı ilamda da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için şu üç koşulun birlikte bulunması gereklidir: Kazanılmış hak iddia edilen tescilli marka ile dava konusu markadaki ibarelerde asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, Karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması. Dava konusu marka başvurusu 22.11.2023 tarihinde tescil başvurusuna konu edilmiştir. Davacıya ait .... sayılı “loyalmakeup” ibareli marka 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde, .... sayılı “...” sayılı marka ise 03. Sınıf emtiada tescillidir. Davacı şirket, itiraz ve dava aşamasında önceki tarihli markalarının kullanıldığını gösterir herhangi bir belge sunmamıştır. Önceki tarihli tescilli markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler bakımından fiilen kullanılmasının, eldeki davaya konu marka bakımından müktesep hakkın oluşumuna etki eden şartlardan biri olduğu, fakat itiraz/dava aşamasında dosyaya davacı şirketin önceki tarihli markasını kullandığına dair bilgi/belge sunulmadığı gözetildiğinde, işbu markaların, müktesep hak oluşturamayacağı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen tüm emtia bakımından, karşılaştırılan markalar arasında sınıfsal olarak ayniyet/benzerlik oluştuğu, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Dava konusu markanın, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı, kurumun kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine ulaşılmış olup davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/278, K. 2025/278, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-278-e-2025-278-k-d0cf532a5bdd