Diğer ·
2025/250 E. 2025/250 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/250
- Karar No
- 2025/250
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/250 Esas - 2026/40 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/250 KARAR NO : 2026/40
.... DAVA : Marka Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 13/06/2025 KARAR TARİHİ : 04/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı firmanın diğer davalı ... nezdinde dosyaladığı... sayılı “.... ibareli markanın tesciline davacının “...”lu seri ve tanınmış markalarına dayalı olarak sunduğu itirazların ... tarafından nihai olarak reddinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacı firmanın Türkiye’de modern perakende sektörünün öncüsü olduğunu, 66 yıllık faaliyetleri boyunca 1993 yılından itibaren “.... işletme adıyla marketler açtığını ve bugün Türkiye çapında binlerce.... mağazasının yanı sıra yüzü aşkın ... ve macrokiosk mağazasıyla hizmet verdiğini, “....” markasının “perakende satış hizmetleri” yönünden tanınmış marka statüsünün ... tarafından 17.03.2022 tarihinde kabul edildiğini, davacının “...” ibareli seri markalarının yoğun kullanım, reklam ve tanıtım faaliyetleri sonucunda yüksek düzeyde ayırt edicilik kazandığını, dava konusu edilen .... ibareli markanın tescili halinde davacının tanınmış markalarının itibarından haksız yarar sağlanacağını, bu markaların ayırt edici karakterinin zedeleneceğini ve markasal itibarının zarar göreceğini, taraf markalarının görsel ve işitsel açılardan benzer olduğunu, dava konusu markanın davacının “...” ibareli seri markalarının devamı gibi algılanmasının ortalama tüketici nezdinde son derece muhtemel bulunduğunu, üstelik davacının markalarının dava konusu edilen başvurunun tescil edilmek istendiği 19, 35. ve 37. sınıflarda da tescilli olduğunu, başvurunun ayrıca davacıya ait www.....com.tr alan adı ile benzerlik gösterdiğini ve bu nedenle SMK m. 6/6 kapsamında da tescil engeli bulunduğunu, davalı firmanın dava konusu marka başvurusunu davacının tanınmışlığına yaslanmak ve davacının marka ailesinden haksız yararlanmak amacıyla kötü niyetle yaptığını, basiretli bir tacirin davacının tanınmış markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ... ....’nın dava konusu edilen 14.04.2025 tarihli ve .... sayılı kararının iptaline ve... başvuru sayılı markanın reddine, tescil işlemlerinin durdurulmasına, tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, zira SMK m. 6/1 kapsamında iltibas tehlikesinin doğabilmesi için markalar arasında benzerlik, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerde benzerlik ve halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimalinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, ancak somut olayda bu ilk koşul olan marka benzerliğinin dahi mevcut olmadığını, başvuru markasında “Makro Yol” ibarelerinin mavi zemin üzerinde ayrı ayrı konumlandırıldığını ve iki kelimeyi yol şeklinin ayırdığını, dolayısıyla şekil unsuru ile birlikte başvuru markasının davacı markalarından bütünüyle farklı bir genel izlenim bıraktığını, ....” ibaresinin sözlük anlamı itibarıyla “büyük, geniş, fazla” anlamlarına gelen ve çeşitli sektörlerde sıkça kullanılan zayıf bir ibare olduğunu, ayırt edici gücü düşük ibareler yönünden küçük eklemeler ve şekil farklılıklarının benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli sayıldığını, bu nedenle sadece “makro” ortaklığından hareketle taraf markaları arasında benzerlik kurulamayacağını, markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim açısından da fonetik, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, bu sebeple davacının markalarının tanınmışlığına, alan adına veya diğer iddialara dayanmasının somut olay bakımından bir etkisinin olamayacağını, ayrıca başvuru markasının kötü niyetle yapıldığına ilişkin davacı tarafça sunulan herhangi bir somut delil bulunmadığını ve başvurunun davacıyı engelleme, zarar verme, şantaj ya da yedekleme amacıyla yapıldığı yönünde kanaate ulaşılmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davalının 20 yılı aşkın süredir asfalt serimi ve yol yapım işleri alanında faaliyet gösteren, .... ve çok sayıda belediye dahil olmak üzere kamu kurumlarına hizmet veren köklü ve prestijli bir şirket olduğunu, ticaret unvanında yer alan “..... ibaresinin yapılan faaliyet alanını tanımlamak amacıyla seçildiğini ve markada ayırt edici unsurun ... değil açıkça “yol” ibaresi ile yol şekli olduğunu, marka logosunda “....” kelimelerinin aynı büyüklükte ve stilinde kullanıldığını, aralarına faaliyet alanını vurgulayan yol şeklinin konulduğunu, bu nedenle markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenimin davacının “...” ibareli markalarıyla karıştırılmasını mümkün kılmadığını, “....” kelimesinin Türkçe’de herkesçe bilinen ve gündelik hayatta kullanılan “büyük, geniş” anlamlarına gelen zayıf bir ibare olduğunu, dolayısıyla bu kelime üzerinde davacıya tekel hakkı tanınamayacağını, davacının markalarında “...” kelimesinin baskın unsur olarak kurgulandığını ancak davalı firmanın logosunda ayırt ediciliği sağlayan unsurun “yol” kelimesi olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzemediğini, tarafların faaliyet gösterdiği sektörlerin tamamen farklı olduğunu ve davalının kamu ihaleleri üzerinden profesyonel tüketicilere hizmet verdiğini, bu nedenle ortalama perakende tüketicisi nezdinde iltibas ihtimalinden söz edilemeyeceğini, davacının marka tanınmışlığı iddiasının da somut olay bakımından etkisiz olduğunu zira tanınmışlıktan söz edilebilmesi için öncelikle markalar arasında karıştırılabilirlik düzeyinde bir benzerlik bulunması gerektiğini, dava konusu edilen markanın davacının perakende sektöründeki tanınmışlığından haksız yarar sağlama ihtimalinin bulunmadığını, davalı firmanın uzun yıllardır sektöründeki tanınmışlığı nedeniyle kendi faaliyetiyle uyumlu bir marka oluşturduğunu ve davacının iddia ettiği gibi kötü niyetle hareket etmediğini, davacının ileri sürdüğü kötü niyet, tanınmışlık, alan adı ve diğer iddiaların somut olayda karşılık bulmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı firmanın 17.10.2023 tarihinde 19, 35, 37. Sınıflara hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun tescil edilmek üzere 12.01.2024 tarihli ve 436 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilan edildiği, bu ilan üzerine davacı şirketin SMK m. 6/1, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve.... sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, bu itirazın .... 05.06.2024 tarihli ve.... sayılı kararı ile, tüm gerekçeler ve itiraza mesnet alınan tüm markalar açısından reddedildiği, itirazı reddedilen davacının itirazını aynı gerekçelere ve aynı markalara ek .... sayılı markaya dayalı olarak tekrar ettiği, ancak bu itirazın da ...’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 14.04.2025 tarihli ve .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; DAVALININ... BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİ/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalı firmanın tescil ettirmek istediği marka ile davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların makro ibaresini birebir içerdiği, Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lu markalarının tamamı, “...” veya “makro” ibaresi yanında başkaca kelime ve şekil unsurları da ihtiva ettiği, davacının markalarındaki kompozisyonlar dikkate alındığında, bu markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim ve tümüne hakim imajları, bu markalarda “...” ibarelerinin esas unsur olduğu, Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılmasıdır. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/ kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Somut uyuşmazlıkta, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı, davacının tescilli muhtelif markalarının kapsamında birebir yer almaktadır veya bu markaların kapsamına giren mal ve hizmetlerin açıklaması/türevi niteliğini haizdir. Dolayısıyla; somut olayda, davacının muhtelif markaları yönünden, davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, benzer bulunan özellikle 35. Sınıfta yer alan perakende satış hizmetleri (35.05) bakımından tüketicinin bilinç düzeyinin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varmak mümkün değildir. Öyle ki, ilgili tüketicilerin hemen her kesimden tüketiciler olarak değerlendirilebileceği, zira anılan sınıfta taraf markalarının kapsamlarının esasen sınırlandırılmadığı ve tüm sektörlere yönelik malların satışına ilişkin satış hizmetlerini kapsadığı, dolayısıyla a’dan z’ye bütün malların satışını kapsayacak genişlikte olması nedeni ile hitap ettiği tüketici kesimi çeşitlendiğinden ve satış hizmetlerinin kapsamına çok çeşitli emtia girdiğinden bu hizmetler açısından bir genellemenin yapılamayacağı değerlendirilmiştir. Çünkü örneğin teknoloji ürünlerinin satış hizmetlerinin tüketici kitlesinin bilinç düzeyi yüksek iken gıda sektöründeki bazı ürünlerin mesela çocukların alabileceği mallar düşünüldüğünde tüketici bilinç düzeyi nispeten daha düşüktür. Dolayısıyla böyle geniş kapsama haiz mallarla ilgili mağazacılık hizmeti bakımından ilgili tüketici kitlesi/toplum kesimi açısından hem sıradan orta seviyedeki tüketicilerin hem de dikkat seviyesi görece daha yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınabileceği, Dava konusu marka, standart karakterle “...” ve “....” ibareleri ile bu ibarenin üzerinde marka görselinde kesik çizgilerin yer aldığı karma bir markadır. Davacı mesnet tescillerinin bir bölümü sözcüklerin yanı sıra şekil unsurunu da içermekte olduğu, davacının “...” kelimesinin yanında “.... gibi ek kelime ve figüratif unsurlar da eklendiği, bu bağlamda, davacının “...” ibaresini içeren zincir markalar oluşturduğu, Davacı mesnet tescillerinin bir bölümü sözcüklerin yanı sıra şekil unsurunu da içermekte olduğu, davacının “...” kelimesinin yanında tanımlayıcı olarak “cooks, more, trend, friends, fit, phone, card, center, style, banquet, micro” gibi ek kelime ve figüratif unsurlar da eklendiği, bu bağlamda, davacının “...” ibareli zincir markalar oluşturduğu, Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının tamamı, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi yanında başkaca kelime ve bazen de basit şekil unsurları da ihtiva etmektedir; işaretlerde “...” ibaresi, .....” gibi, İngilizce kökenli olan ancak günümüzde de konuşma dilinde ve ticari hayatta yaygın olarak kullanılan, dolayısıyla Türkçe’deki karşılıkları bilinen/bilinebilecek cins isimlerle birlikte, birer tamlama içerisinde, görsel açıdan tek başına öne çıkmayacak biçimde kullanılmıştır. İşaretlerde geçen bütün kelime unsurları, birleşik veya bütünleşik bir kompozisyonda aynı yazım karakterlerinde yazıldıklarından, bir bütün olarak algılanmaktadır ve bu markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim ve tümüne hakim imajları, markalarda “...” ibaresinin tek başına esas unsur olarak ele alınmasını mümkün kılmamaktadır. Ayrıca; “...” ibaresinin davacının çatı markası olduğu, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu beyan ve delillerden netlikle anlaşılmaktadır. Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası veya bir firmanın ticaret unvanının ayırıcı unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanının ayırıcı unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta, davacının markalarında yer alan bütünleşik kelime öbeklerinin, işaretlerde markasal hüviyette esas korunma altına alınması istenilen unsurlar olduğu, Her ne kadar işaretteki kelime unsuru, aynı puntolarla ve birleşik olarak yazılmış ise de, “...” ibaresinin “yol" ibaresine nazaran daha ilk bakışta daha çok dikkat çekeceği ve görsel açıdan daha baskın hüviyette algılanacağı; ayrıca, işarette kullanılmış olan basit keşik çizgi figürünün, işarete kattığı markasal hüviyetteki ayırt ediciliğin, “...." kelime unsuruna nispeten de daha düşük kaldığı; zira, böyle, basit şekil unsuru yanında yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Diğer taraftan; işarette kullanılmış olan “yol” ibaresi de, davacının markalarında kullanılmış cins isimlerde olduğu gibi, ülkemizdeki konuşma dilinde ve ticari hayatta sıklıkla kullanılan, toplumumuzun aşina olduğu/olabileceği bir kelimedir. Dolayısıyla; dava konusu edilen markada da esasen vurgulanan ve işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katan unsurun “...” kelimesi olduğu, Somut uyuşmazlık, taraf markalarında kullanılmış olan “...” ibaresinin ortaklığının, markaları birbirleriyle benzer kılmaya yetip yetmediği ve bu ibarenin bilinen/yerleşik anlamından dolayı bir markada tek başına esas unsur olarak himaye görüp göremeyeceği, zira; Fransızca “...” kelimesi Türkçe’de “büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarını haiz, dilimize de “makro” şeklinde geçmiş ve yerleşmiş bir kelimedir ve markasal hüviyette soyut ve somut ayırt ediciliğinin düşüklüğünden bahsedilebilecektir. Böyle ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve ....’nda yerleşmiş bir görüş bulunmaktadır. Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Buna özellikle, zayıf unsurlardan oluşan markaların seri marka olarak ve yaygın şekilde kullanıldığı durumlarda rastlanmaktadır. Böyle durumlarda her ne kadar marka zayıf bir unsur içermekteyse de, herhangi bir zayıf markanın aksine koruma kapsamının genişlediği kabul edilmektedir. Dava konusu somut olayda da, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, ... tarafından da “perakende satış hizmetleri” açısından “tanınmış marka” statüsüne alındığı anlaşılan “... .... markasının, bu sektörde uzun yıllara sarih ve Türkiye genelinde yaygın kullanım neticesinde tanındığı anlaşıldığından, “...” ibaresi ihtiva eden davacı markalarının kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamının arttığı, davacının “...”lu markalarıyla “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında da “...” ibaresinin ön planda olduğu ve davacının markalarında olduğu gibi, İngilizce cins isimleriyle birleşik/bütünleşik olarak kullanıldığı; davalının markasının, davacının markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu; bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”lu markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “... ....” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu, Markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markasında ortak olan ve aynı biçimde okunan “...” ibaresinin varlığının, markaları kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan bir derecede yakınlaştırdığı; taraf markalarında geçen bu ibarenin, yerleşik/bilinen anlamından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenmesinin mümkün olmadığı; neticede, somut olayda, işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, Neticede, dava konusu markanın kapsamında yer alan mallar redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile emtia benzerliği olan redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, TANINMIŞLIK İDDİALARI: Davacı markalarının tanınmış olduğuna dair kurum ve yargı kararları bulunmaktadır. "... ...." ibareli marka ayrıca ... tarafından..... sayı ile tanınmış marka olarak korunmaktadır. Sunmuş olduğu deliller “süpermarket” sektöründe tanınmışlığı bulunduğu; neticede, davacı markalarının perakendecilik alanında tanınmış olduğu ancak bu durumun dosya nazarında bir etkisinin olmadığı, 6769 SAYILI SMK’NIN 6/6 BENDİ KAPSAMI: 6769 s. SMK’nın 6. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlenen nispi ret nedenlerinden biri olan 6/6 bendinde “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. www.....com.tr alan adı, who.is kayıtlarından, davacı.... adına 21.12.2000 tarihinde tescil edildiği; söz konusu internet alanınından, ana sayfada “... online” ibaresinin yer aldığı, söz konusu internet sitesinde birçok malın online satış hizmetinin yapıldığı; öte yandan, davacıya ait www.....com.tr alan adı ile ilgili internet sitelerinin arşivlenen ekran resimlerini görüntülemek için...." adlı aracı ile web.archive.org internet sitesinde yapılan araştırmalar neticesinde, bilirkişi heyet raporunun hazırlandığı 25.08.2025 tarihi itibariyle ilki 16.05.2006 yılı sonuncusu 03.07.2025 tarihli olan 415 adet anlık görüntü olduğunun tespit edildiği, görüntülerde, ..., .... gibi markaların kullanıldığı; belirtilen anlık görüntüler neticesinde, davacının www.....com.tr uzantılı internet sitesinde, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının gıda ürünleri, kozmetik ürünleri, bebek ürünleri, elektrikli ev aletleri, telefon ve aksesuarları, çiçek-bahçe ürünleri, giyim ürünleri, temizlik ürünleri, mutfak eşya-gereçleri, pil, kırtasiye ürünleri, kitap, dergi, gazete, kamp ürünleri, piknik ürünleri, ev tekstili ürünleri, dekorasyon ürünleri, evcil hayvan ürünleri, mum, karton bardak, karton tabak, peçete, süs eşyaları, oyunlar, oyuncakların online satış hizmetleri için kullanıldığının tespit edildiği, Dava konusu marka ile davacıya ait www.....com.tr alan adının kılavuz unsuru konumundaki “...” ibaresi ile dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “...” ibareli marka arasında işaret olarak karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, Davacıya ait www.....com.tr alan adının kılavuz unsuru konumundaki “...” ibaresi ile dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “.... ibareli marka arasında işaret olarak karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; dolayısıyla, davacıya ait internet alan adında verilen bazı malların satış hizmetlerinin dava konusu markanın kapsamında yer aldığı; davacıya ait “...” ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka arasında işaret bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu kanaatine varılmış olup, aynı doğrultuda, davacıya ait .... alan adının kılavuz unsuru konumundaki ...” ibaresi ile dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “...” ibareli marka arasında işaret olarak karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, netice itibariyle de, davacının SMK 6/6 kapsamındaki itirazının yerinde olduğu, DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI : Somut olayda ise davacının iddialarının temelini, taraf markaları arasındaki benzerlik iddiası oluşturmakta ise de, benzerlik iddiasının tek başına kötü niyet karinesine olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, Dava konusu markanın kapsamında yer alan malların davacının muhtelif markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının tanınmışlık itirazının yerinde olmadığı, davacının internet alan adı gerekçeli itirazının yerinde olduğu, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı, ... ....'nın... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu, .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ... ....'nın 14.04.2025 tarih... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ...’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.247,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :20.300,00.-TL TOPLAM :23.247,60.-TL