Diğer ·
2025/243 E. 2025/243 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/243
- Karar No
- 2025/243
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/243 Esas - 2026/269
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/243 KARAR NO : 2026/269
DAVA : Marka ....Kararı İptali DAVA TARİHİ : 10/06/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 Yazım Tarihi: 29/06/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:“... başvuru sayılı “...” markasının tescil talebinin, Davalı Şirketin “...” ve “... ” markalarına dayalı itirazı üzerine reddedildiği, bu ret kararına karşı yapılan itirazın da ... tarafından reddedildiği, Davacı Şirketin 2015 yılından beri “...” ibaresini ticaret unvanı ve seri markaları kapsamında kullandığı ve bu ibarenin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, dava konusu markanın da bu seri markaların devamı niteliğinde bulunduğu, taraf markalarının esas unsurlarının farklı olduğu ve ortak unsur olarak ileri sürülen “... ” ibaresinin inşaat hizmetleri bakımından ayırt ediciliği düşük tali unsur niteliğinde olduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül değerlendirmesinde benzerlik bulunmadığı, ilgili tüketici kitlesinin gayrimenkul alımında dikkat düzeyinin yüksek olduğu ve bu nedenle karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağı, Davacı Şirket tarafından davanın süresi içinde açıldığı, Davalı Şirketin hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığı, uyuşmazlık konusunun yalnızca ... kararıyla sınırlı olduğu ve davalının bu kapsam dışındaki markalara ilişkin savunmalarının dikkate alınmaması gerektiği, taraf markalarının esas unsurlarının farklı olduğu ve “...” ile “....” ibareleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, ortak unsur olan “... ” ibaresinin 37. sınıf bakımından yaygın kullanılan ve ayırt ediciliği düşük bir ifade olduğu, bu nedenle küçük farklılıkların dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracağı, piyasada “...” ibaresini içeren çok sayıda marka bulunduğu, ilgili tüketici kitlesinin gayrimenkul alımında bilinçli ve dikkatli olduğu, bu nedenlerle markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı, ... kararında ve Davalı Kurum cevabında markaların bütüncül değerlendirmesinin somut olay üzerinden yapılmadığı, “...” ile “... ” markalarının esas unsurlarının aynı olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğu, “... evleri” ibaresinin ayırt ediciliği düşük tali unsur olduğu ve esas unsurun Davacı markasında “...”, Davalı markasında ise “....” olduğu, düşük ayırt ediciliğe sahip ortak unsurların varlığı halinde farklı unsurların genel izlenim üzerindeki etkisinin esas alınması gerektiği, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğu, ayrıca ilgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu hususunun Kurum tarafından yeterince değerlendirilmediği, bu nedenlerle ... kararının yerinde olmadığı” öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı Şirketin “...” markasına ilişkin başvurusuna süresi içinde itiraz edildiği ve bu itirazın .... ile ... tarafından haklı bulunarak başvurunun reddedildiği, açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, ayrıca dava dilekçesinin HMK m.119 ve m.194 hükümlerine aykırı olduğu ve vakıaların yeterince somutlaştırılmadığı, esas bakımından ise davacı markası ile Davalı Şirketin “...” ve “... ” başta olmak üzere “...” ibaresini içeren çok sayıda tescilli markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin markaların esas unsuru olduğu, “evleri” ibaresinin tanımlayıcı ve tali unsur niteliğinde olduğu, “...” ibaresinin ise küçük puntolarla yazıldığı ve .../şemsiye marka niteliğinde bulunduğu için ayırt edici değerlendirmede dikkate alınamayacağı, taraf markalarının seri marka algısı yaratacak şekilde örtüştüğü ve tüketiciler nezdinde aynı marka ailesine aitmiş gibi algılanacağı, ayrıca aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, Yargıtay, ... ve ... kararlarının da bu yönde olduğu, itiraz aşamasında ileri sürülen tüm markaların değerlendirmeye alınması gerektiği, Davacı markası ile Davalı Şirket markalarının benzer olmadığı yönündeki iddiaların kabul edilemeyeceği, “...” ibaresinin Davalı Şirket markalarında esas unsur olduğu ve dava konusu markada da aynı şekilde esas unsur olarak yer aldığı, “evleri” ibaresinin tanımlayıcı tali unsur olduğu, “...” ibaresinin küçük puntolu ve ... marka niteliğinde olması nedeniyle ayırt edici değerlendirmede dikkate alınamayacağı, taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel olarak yüksek derecede benzer olduğu ve seri marka algısı yarattığı, ayrıca 37. sınıf kapsamında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olduğu, bu nedenle SMK m.6/1 kapsamında çifte benzerlik şartının gerçekleştiği, tüketicilerin markalar arasında ekonomik bağlantı bulunduğu kanaatine varacağı ve iltibasın kaçınılmaz olduğu, Davacı Şirketin tüketici kitlesinin dikkat düzeyine ilişkin iddialarının da yerinde olmadığı” öne sürülerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davalı firmanın ... , ... sayılı mesnet markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre taraf markaları arasında iltibas oluştuğu yönünde ... tarafından verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği dava dilekçesinde belirtilen ... , ... sayılı davacıya ait önceki markaların başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 25/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ....sayılı "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiş, yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ve bilgileri yukarıda verilen markaların benzer oldukları ve aynı/aynı tür/ilişkili malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş olduğundan markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu kanaatine varılmış ve ... kararının yerinde görülmüş olduğu, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesinin de haklı bulunmamış olduğu” gerekçeleriyle yapılan itirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
....
25/03/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " SMK md. 6/1 çerçevesinde davaya konu davacının ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tescil kapsamına alınmak istenilen 37. Sınıfa konu “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.” hizmetlerinin tamamı, davalının itiraza mesnet ... sayılı “...” ve ... sayılı “....” markalarının 37. Sınıf hizmetlerinin kapsamında aynen yer alan birebir AYNI HİZMET niteliğinde olduğu, Davalının itiraza mesnet ... sayılı ibareli ve ... sayılı ibareli markaları ile davacının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Davacının kazanılmış hak iddiasıyla başvuru markasının reddi bakımından ... iptal kararı talebine mesnet gösterdiği ... sayılı markanın Yargıtay İçtihatlarında bir arada aranan kriterleri karşıladığı, ... sayılı markanın Yargıtay İçtihatlarında bir arada aranan kriterleri karşılamadığı, ... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu, şeklinde ifade edilmiştir. Davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait ".... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/ hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın ".... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın " .... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak /yararlanmak isterken davacı firmanın "...+..." ibareli başvuru markalı malı/ hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; benzerlik oluşmadığından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı , yani markaları karıştırmayacağı , bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacının ... ( ...) ibareli önceki markası ile sonrakı başvurusu farklı olduğu,... sayılı markası açısından ise 5 yıllık hükümsüzlük dava süresi geçmediğinden müktesep hak koşulu da oluşmadığı; ancak bu durum yukarıda anlatılan iltibasın oluşmamasını da engellemediği; Tüm bu sebeplerle aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu .... sayılı ... Kararının iptaline, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 295,00 TL tebligat ücreti, 732,00 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.027,00 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 10/06/2026
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır