Diğer ·

2025/244 E. 2025/244 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/244
Karar No
2025/244
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/244 Esas - 2026/208

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/244 KARAR NO : 2026/208

DAVA : Marka ....Kararı İptali - Tescilin İptali DAVA TARİHİ : 11/06/2025 KARAR TARİHİ : 06/05/2026 Yazım Tarihi: 16/05/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı vekili tarafından; müvekkil şirketin “...”, “ ... ” ve “....” ibareli markaların 29, 30 ve 31. sınıflar bakımından tescilli marka sahibi olduğu, söz konusu markaların uzun yıllardır kullanıldığı ve bu kullanım sonucunda tanınır hale geldiği ileri sürülmüştür. Davalı ... tarafından ise 17.07.2023 başvuru tarihli ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın 29, 30, 31 ve 40. sınıflar bakımından tescil başvurusunun yapıldığı, bu başvuruya karşı davacı tarafından markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu ile başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçeleriyle ... nezdinde itiraz edildiği belirtilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda ... ... tarafından markalar arasında benzerlik bulunduğu kabul edilerek itirazın 30. sınıfta yer alan bal, arı sütü ve propolis emtiaları yönünden kısmen kabul edildiği, diğer sınıflar yönünden ise reddedildiği, bu karara karşı yapılan başvurunun da .... sayılı kararı ile reddedildiği ifade edilmiştir. Davacı taraf, müvekkiline ait “...” markasının 1999 yılından bu yana kesintisiz şekilde kullanıldığını, önemli ölçüde bilinirlik kazandığını ve davalı başvurusunda yer alan “...” ibaresinin esas unsurunun “...” ibaresi olması nedeniyle tüketiciler nezdinde seri marka veya bağlantılı marka algısı yaratabileceğini, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davalının kötü niyetle olduğunu ileri sürerek.... kararının iptali ile davalı marka başvurusunun tüm sınıflar bakımından reddine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun kötü niyetle yapılmadığı, davacı tarafın ileri sürdüğü tanınmışlık, karıştırılma ihtimali ve benzerlik iddialarının soyut nitelikte olduğu savunulmuştur. Davalı taraf, müvekkilin ve ailesinin uzun yıllardır .... ili ... ilçesinde yaşadığını, marka oluşturulurken de bu yer adından hareket edildiğini, “...” ibaresinin bir coğrafi yer adı olması nedeniyle tek bir kişi veya işletmenin kullanımına bırakılmasının mümkün olmadığını, dava konusu markanın, hayvancılık faaliyetlerine dayalı et, süt ve benzeri ürünlerin ticari faaliyetleri kapsamında oluşturulduğunu, davacı markası ile görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın ... aşamasında yalnızca bal emtiası bakımından kullanım ispatı sunabildiği, diğer markalar ve emtialar yönünden kullanımın ispatlanmadığını, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, “...” ibaresinin coğrafi bir yer adı olması sebebiyle yanına ek getirilen ifadelerle farklı markaların tescilinin mümkün olduğu ve dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin markayı ayırt edici hale getirdiği ileri sürülmüştür. Davalı vekili ayrıca ... kararında davacı tarafın SMK m.6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümlerine dayalı itirazlarının yerinde görülmediğinin açıkça ortaya konulduğunu, bu kararın hukuka uygun olduğunu ve ... önünde ileri sürülmeyen delillerin dava aşamasında ileri sürülemeyeceğini savunarak davacının davasının tümüyle davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre unvan, isim ve diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde de iptali gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 26/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 11/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun...., ... sayılı "... ", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ...., ... sayılı markalar hakkında SMK m. 19/2 çerçevesinde tescil kapsamındaki tüm mallar ve hizmetler açısından kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 17/07/2023 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda .... sayılı "... " ibareli markalara ilişkin olarak, yayına itiraz sahibi tarafından delil sunulmadığı ve ...'nın kullanım ispatı talebine konu .... sayılı markalar bakımından SMK m. 6/1 kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ... kararına göre, anılan markalar yönünden SMK m. 6/1 kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, "markaların benzer olmaması" değil, bu markaların kullanımları için delil sunulmamasıdır. Dolayısıyla kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6/1) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin kullanımın konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6/1 kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Ancak kullanım ispatına tabi ... sayılı itiraz gerekçesi markanın ise ... tarafından yapılan incelemede "..." mallarında kullanımının ispat edildiği tespit edilmiştir. Kurul ... tarafından ... sayılı marka açısından yapılan incelemede bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, kullanım ispatına tabi olan ancak kullanımı ispat edilemeyen .... sayılı itiraz gerekçesi markalar açısından 6769 s. SMK'nın m. 19/2 bendi gereğince itiraz reddedilmiştir. Öte yandan, "..." malları için kullanımı ispat edilen ... sayılı ve "..." ibareli marka açısından yapılan m. 6/1 incelemesinde ise, markaların benzerliği hususu itiraza konu ... kararında kabul edilmiş, Kurul da, başvuruya konu marka ile ... sayılı markanın belli düzeyde benzer olduğu yönündeki tespiti onamaktadır. Kısmi ret sonrası başvuru kapsamında kalan mallarla, gerekçe markaların kapsamındaki malların benzer olmadığı tespit edildiğinden kalan mallar bakımından markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, itiraz sahibi tarafından 6769 s. SMK'nın 6/3 maddedi uyarınca ileri sürülen eskiye dayalı kullanım iddiası somut bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığından, söz konusu itiraz da yerinde bulunmamıştır. Somut olayda, sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun tescili durumunda itiraz sahibine ait herhangi bir hak ihlali bulunmadığı görüldüğünden 6769 s. SMK m. 6/6 gerekçeli itiraz reddedilmiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz da kabul edilmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... + ...

22/03/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "1. SMK md. 6/1 kapsamında; dava konusu .... sayılı “...” ibareli başvuru markasının 29 ve 31. sınıfa konu mallarının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının aynı sınıflarda yer alan malları ile aynı veya aynı tür olduğu, 2. Ancak, davacı markaları bakımından kullanım ispatı talep edildiği, dosya kapsamında sunulan delillerin ağırlıklı olarak “bal ve bal ürünleri” üzerinde kullanımını ortaya koyduğu, bu ürünlerin ise ... kararı ile başvuru kapsamından çıkarıldığı dikkate alındığında, davacının fiilen kullandığını ispatladığı mallar ile başvuru kapsamındaki nihai mallar arasında doğrudan bir örtüşme bulunmadığı, 3. Dava konusu “...” ibareli başvuru markası ile davacıya ait “...” ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birlikte değerlendirilmesi neticesinde; başvuru markasının bütünsel yapısı, içerdiği ek unsur (“...”) ve figüratif öğeleri itibarıyla davacı markalarından farklı bir genel izlenim oluşturduğu, ortak unsurun tek başına iltibas yaratmaya yeterli olmadığı ve markalar arasında benzerlik bulunmadığı, 4. Bu çerçevede; her ne kadar emtia düzeyinde aynı veya benzer mallar söz konusu olsa da, davacının söz konusu mallar bakımından kullanımını ispatlayamaması ve taraf markalarının bütünsel olarak benzerlik göstermemesi birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda SMK md. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 5. Bununla birlikte, davacı markalarının özellikle “bal ve bal ürünleri” bakımından kullanımının ispatlandığı ve bu malların, başvuru markasının ... Kararı ile başvuru kapsamından çıkartılmamış olan mallar ile aynı veya aynı tür nitelikte olduğu anlaşılmakla birlikte; söz konusu malların başvuru kapsamından çıkarılmasına ilişkin değerlendirmenin, taraf markaları arasında benzerlik bulunmaması karşısında somut uyuşmazlığın sonucuna etkili olmadığı, 6. SMK md. 6/3 kapsamında; davacı tarafça ileri sürülen önceye dayalı kullanım iddialarının değerlendirildiği, ancak kullanımın sınırlı bir mal grubu (bal ve bal ürünleri) ile sınırlı kaldığı ve bu malların başvuru kapsamından çıkarılmış olması nedeniyle, korunabilir nitelikte önceye dayalı bir hakkın başvuru konusu mallar bakımından ortaya konulamadığı, 7. SMK md. 6/4 kapsamında koruma şartlarının oluşmadığı, 8. SMK md. 6/5 kapsamında; davacı tarafından sunulan delillerin markanın belirli bir kullanımını ortaya koymakla birlikte, markanın Türkiye genelinde tanınmış marka düzeyine ulaştığını ve başvuru markasının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını ortaya koyan yeterli ve somut delil bulunmadığı, 9. SMK md. 6/6 kapsamında; dava konusu başvuru markasının davacıya ait ticaret unvanını aynen veya doğrudan kapsamadığı, 10. SMK md. 6/9 kapsamında; davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını gösterir nitelikte somut, açık ve ikna edici delillerin dosya kapsamında bulunmadığı, 11. Tüm bu değerlendirmeler birlikte dikkate alındığında, ... ’nun dava konusu kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: ... iptali talebinde; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... + ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " .... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... + ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... + ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Bir an için taraf markaları arasında işaretsel benzerlik olduğu kabul edilse dahi; (nitekim kurum tarafından öyle nitelendirilmiş) ... itiraz aşamasında; Davalı taraf itiraz gerekçesi .... sayılı markalar hakkında SMK m. 19/2 çerçevesinde tescil kapsamındaki tüm mallar ve hizmetler açısından kullanım ispatı talebinde bulunduğu; Davacının ....sayılı markaları açısından davacı tarafından marka işlem dosyasına kullanıma yönelik herhangi bir delil sunulmadığından SMK m. 6/1 ve 19/2 maddesi kapsamında yapılan itirazın reddinin yerinde ve doğru olduğu; Yani bu markalar açısından " itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır" şeklinde değerlendirme yapılmasının yerinde ve doğru olduğu; Davacının ... sayılı itiraz gerekçesi diğer markanın ise ... tarafından yapılan incelemede "..." mallarında kullanımının ispat edildiği tespit edilmiş olup davalı markasından bu mallar çıkarılsa da kalan mallar açısından kullanım ispatı yerine getirilmediği için SMK m. 6/1 ve 19/2 maddesi kapsamında yapılan itirazın reddinin yerinde ve doğru olduğu; Yani markalar arasında kalan mallarda 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Markanın iptali talebinde; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... + ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... + ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... + ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Hem ... kararı iptalinde hem de marka iptali talebinde; Davacı tarafın "... + ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... + ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu sebeplerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/05/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/244, K. 2025/244, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-244-e-2025-244-k-f9103ce949e7