Diğer ·
2025/2346 E. 2025/1893 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/2346
- Karar No
- 2025/1893
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/2346
KARAR NO : 2025/1893
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/04/2025
NUMARASI : 2025/167 Esas - 2025/338 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/02/2015 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla kaldırımda yürümekte olan müvekkiline çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davalının %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar tedavi gördüğünü ve İstanbul Haseki Araştırma Hastahanesi tarafından düzenlenen 26/12/2017 tarihli sağlık raporu ile belirlendiği üzere %39 oranında engelli kaldığını, tedavisinin hala devam ettiğini, kazaya sebep olan aracın davalı ... Kuyumculuk adına kayıtlı olduğunu beyanla fazlaya yönelik hakları saklı kalmak kaydıyla (HMK md. 107) şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Kuyumculuk Hediyelik Eşya San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, meydana gelen kazada davacının kusurlu olduğunu, kaza ile davacıda oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, davacı tarafın kusurunun araştırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; kaza tarihinin 24/02/2015 tarihi olduğu, ceza yargılamasına da konu olan kaza nedeniyle Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/369 Esas sayılı dosyasıyla kamu davasının açıldığı, davacının 17/11/2015 tarihli bizzat katıldığı celsede ceza davasına katılma talebinin kabul edildiği, davacı zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihin en geç 17/11/2015 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihten itibaren iki yıllık ve uzamış ceza zamanaşımı olan sekiz yıllık süre geçtikten sonra 07/01/2025 tarihinde dava şartı olan zorunlu arabulucuya başvuru yapıldığı ve davanın 19/02/2025 tarihinde açıldığı, ceza zamanaşımının olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve davacının ancak sekiz yıllık zamanaşımı süresinden sonra zararı ve faili öğrenmesi halinde kalan iki yıllık süre içinde dava açabileceği, somut olayda bu durumun gerçekleşmediği davalıların süresinde zamanaşımı definde bulundukları, şeklindeki gerekçeyle; Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; trafik kazasına bağlı oluşan bedensel zararlarda gelişen bir durumun etkisiyle zararın yada bedende oluşan hasarın olay anında belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu durumda gelişen durumun söz konusu olduğu, zarara uğrayan mağdurun bu durum sonucu engelli yada sakat kalması durumunda yeniden tazminat hakkının doğacağı, davanın zamanaşımı başlangıç süresinin de yeni zararın öğrenildiği tarih olduğu, müvekkilinin uzun süren tedaviler sonrasında %39 oranında engelli kalacağının dosyada mevcut olan Haseki Eğitim Araştırma Hastanesi'nden alınan 26/12/2017 tarihli rapor ile öğrenildiği, müvekkillinin bunu önceden bilmesine imkan olmadığı, bu nedenle tazminat davasında zamanaşımının raporun alındığı tarih olan 26/12/2017 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, davanın 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 26/12/2024 tarihinde arabuluculuğa müracaat ile açıldığı, mahkeme kararının hatalı olduğu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle (gelişen durum iddiasına dayalı) maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin belirsiz alacak davasıdır.Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de, haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, TBK'nin 72 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. KTK'nın 109/1.maddesinde düzenlenen 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin ve fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, ceza zamanaşımı süresidir. Başka bir ifade ile anlatılacak olursa; davacının maluliyetinde gelişen durum yok ise kaza tarihinden itibaren ceza zamanaşımı uygulanacak; gelişen durumun varlığının kabul edilmesi durumunda ise gelişen durumun öğrenilmesi tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi içinde talep edilmiş olup olmadığı irdelenecektir. (-Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/893Esas,2021/1975 Karar sayılı ilamı-)Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen ve değişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin zamanaşımı tarihinin başlangıç tarihinin tespiti açısından önemlidir. Davacının maluliyetine ilişkin düzenlenen İstanbul Haseki Araştırma Hastahanesi tarafından düzenlenen 26/12/2017 tarihli sağlık raporu ile davacının %39 oranında engelli kaldığının belirlendiği,davacı tarafça dava dilekçesinde gelişen durumun varlığı ve artan maluliyete bağlı olarak zararın geliştiği iddiasında bulunulduğu görülmüştür.Bu durumda mahkemece, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek; davacının tedavisine ilişkin tüm belgeler, garifiler getirtilerek, gerektiğinde bizzat muayenesi de sağlanmak suretiyle, 24/02/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle davacının maluliyetinde artış (gelişen durum) meydana gelip gelmediğinin, gelişen durum meydana gelmiş ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre, maluliyet oranının belirlenmesi; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı,tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınarak, gelişen durumun varlığı olup olmadığı da göz önünde bulundurularak zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1.a-6.maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih ve 2025/167 Esas - 2025/338 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/12/2025