Diğer ·

2025/220 E. 2026/132 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/220
Karar No
2026/132
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/220 Esas KARAR NO : 2026/132

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2025 KARAR TARİHİ : 27/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde; Davalı hakkında müvekkilin marka hakkının ihlali nedeniyle marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tecavüzün kaldırılması kararı verilmesine, Tecavüz oluşturan tüm ürün ve materyallere el konulmasına ve imhasına, TBK 49, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7., 30., 149., 151. Maddesi çerçevesinde; bu aşamada tespitinin mümkün olmaması sebebiyle belirsiz alacak davası niteliğinde olması göz önünde bulundurularak, ticari defter ve kayıtlarının incelenerek; şirketin, taraflar arasında bir lisans sözleşmesi olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli üzerinden tazminat hesaplaması yapılmasını, işbu hususların tespiti için ...'ya müzekkere yazılmasını, fazlaya ait talepler saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 20.000,00 TL (Yirmi Bin Türk Lirası) Maddi Tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı müvekkile verilmesine karar verilmesini, Haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte 300.000,00 TL (Üç Yüz Bin Türk Lirası) Manevi Tazminatın, Haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte 40.000,00 TL (Kırk Bin Türk Lirası) İtibar Tazminatının davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Kullanım ispat talepleri bulunduğunu, (SMK 29/F.2). davacının dayanak gösterdiği markasının Türkiye'de ciddi biçimde kullanmış olduğunun ispatlamasını talep ettiklerini, müvekkilinin ..., ... markasıyla 1947 yılından beridir başta mutfak gereçleri alanında olmak üzere birçok ürün grubunda halka hizmet veren, tüketici nezdinde bilinen, internet ortamında www.jumbo.com.tr uzantılı web sayfası ile diğer grup şirketlerine ait web sayfaları üzerinden satışlar yapan ve aynı zamanda Türkiye'nin birçok ilinde mağazası ve bayileri bulunan, TÜRKPATENT nezdinde tescilli birçok tasarım vb. sınav hakları olan, fikri mülkiyet haklarına saygılı, köklü kurumsal bir firma olduğunu, ... 1940'lı yıllardan bu yana Türkiye'de aktif bir şekilde kullanıldığını, 1990'lı yıllardan bu yana da TÜRKPATENT kayıtlarında müvekkil adına tescilli birçok ... markası bulunduğunu, müvekkili tarafından gerçekleştirilen yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde “...” markası, Türkiye'nin de taraf olduğu TRİPS Anlaşması'nda ve PARİS Sözleşmesi'nde “well known mark” kavramıyla geçen ve paralel olarak 6769 sayılı Kanun’da yer alan “tanınmış marka” olarak... numarasıyla koruma altına alındığını, müvekkilinin ana faaliyet alanın elektrikli mutfak aletlerini kapsayan ... Sınıf, çatal kaşık bıçak setlerini kapsayan ... Sınıf, pişirme, kaynatmada kullanılan tencere tavaları kapsayan .. Sınıf, elektrikle çalışmayan mutfak gereçleri, kap-kacaklar, porselen ve cam ürünlerini kapsayan ... Sınıf ile bunların pazarlanması ve satışı hizmetlerini kapsayan .... Sınıftaki emtialarda tescilli olduğunu, müvekkilinin ürünlerinde kendi jumbo markasını kullanıldığını, tecavüz iddiasının yersiz olduğunu “medusa” mitolojik bir karakter olduğunu, dekoratif bir unsur olarak kullanıldığını, ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak incelendiğinde görsellerin farklılığının yanı sıra üründe jumbo markası kullanıldığından iltibas ihtimali bulunmadığını, işbu dava tarihinden aylar önce ilgili ürün satışı sonlandığını, sunulan linklerin üçüncü taraf web sayfalarına ait olduğunu, davacının yerleşim yeri italya olduğunu möhuk 48/1 uyarınca teminat göstermesini talep ettiklerini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın dava konusu işaretin mitolojik bir figür olduğu yönündeki savunmasının, marka hukukunun temel ilkeleri karşısında izahtan varest olduğunu uyuşmazlıkta korunan hususun, herhangi bir mitolojik karakter olmadığını; davacıya ait tescilli şekil markasının ayırt edici kompozisyonu olduğunu, figürün tarihsel veya mitolojik kökene sahip olmasının, o figürün belirli bir grafik düzenleme ve kompozisyon altında marka olarak tescil edilmesine ve korunmasına engel teşkil etmediğini, üçüncü kişiler bakımından serbest kullanım hakkı da doğurmadığını, davalının kendi markasını kullanmasının tecavüzü ortadan kaldırmayacağını, dava konusu işaret ürünün asli unsurunu teşkil edecek şekilde ve açıkça markasal nitelikte kullanıldığını, somut olayda aynı işaretin kullanımı ve tanınmış markaya yönelik genişletilmiş korumanın kümülatif ihlalinin mevcut olduğunu, satışın sonlandırılmış olmasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, ayırca Roma Büyükelçiliği aracılığıyla alınan hukuki görüşte de İtalyan hukukunda yabancılardan teminat talep edilmediğinin açıkça belirtildiğini, bu sebeple davalı tarafın teminat talebinin reddi gerektiğini beyan ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin mahkememize sunduğu 26/10/2026 tarihli dilekçesi ile; davaya konu uyuşmazlık hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı soruşturması kapsamında düzenlenen ...Uzlaştırma No.lu, 15.10.2026 tarihli uzlaştırma raporu ile taraflar arasında edimli uzlaşma sağlandığını ve kararlaştırılan edimin yerine getirildiğini, bu nedenle vekaletnamelerindeki özel yetkiye dayanarak müvekkili adına, HMK m. 307 vd. uyarınca davadan kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiklerini, tarafların uzlaşma uyarınca birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceklerini kararlaştırdıklarını, tüm bu nedenlerle feragat nedeniyle reddine, taraflar arasındaki uzlaşma uyarınca taraflar lehine ve aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin mahkememize sunduğu 26/10/2026 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafla uyuşmazlık konularında anlaşma sağlanmış olduğunu herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını davacının feragat talebi doğrultusunda davanın reddini beyan ve talep ettiği görülümüştür. DELİLLER VE GEREKÇE : Uyuşmazlığın; SMK'nın 149. maddesine ve TTK'nın 54 vd. maddelerine dayalı olarak marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307.maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde). Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 26/10/2026 havale tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı soruşturması kapsamında düzenlenen ... Uzlaştırma No.lu, 15.10.2026 tarihli uzlaştırma raporu ile taraflar arasında edimli uzlaşma sağlandığının beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu, davalının da 26/10/2026 havale tarihli dilekçesi ile de herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmaksızın davacının feragat talebi doğrultusunda davanın reddini talep ettikleri anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, feragat yargılamanın ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00-TL'nin peşin yatırılan 683,10-TL'den mahsup edildiğinde kalan 195,10-TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekilinin talebi bulunmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile, başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/220, K. 2026/132, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-220-e-2026-132-k-5bff73f56586