Diğer ·
2025/200 E. 2025/200 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/200
- Karar No
- 2025/200
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/200 Esas - 2026/20 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/200 KARAR NO : 2026/20
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili davacı adına tescilli olan ".... isimli marka arasında benzerlik seviyesi yüksek olduğu, tüketiciler tarafından markaların karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, her iki markanın birbirine benzer şekilde aynı kelime ve harflerden meydana geldiğini, tüketici nezdinde aynı imaj ve etkiyi uyandırdığını, müvekkili markası “.... ibarelerinden oluşurken, itiraza konu başvurunun da hemen hemen aynı sayılabilecek “.... ibarelerinden meydana geldiğini, ayrıca bu kelimeler her iki markanın da ortak bir biçimde “kırmızı” ve “siyah” renklerde tertip edilmiş olduğunu, her iki markanın biçim, düzenleme ve tertip tarzı dikkate alındığında, görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek şekilde benzerlik oluşturduklarını, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, tescilli markamızı ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, itiraza konu başvuru markasını gördüğünde müvekkili firmanın ... ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağını, her iki markanın aynı işletmenin markası, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı işletmenin markaları olarak algılanabileceğini, müvekkili markaları 05, 29, 30, 35 ve 43.sınıflarda tescilli iken, itiraz edilen başvurunun 43. sınıfta tescil edilmek istendiğini, markaların kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler karşılaştırıldığında, itiraza konu marka başvurusu kapsamında yer alan 43.sınıf hizmetlerin hâlihazırda müvekkilin “...” markasında aynen yer aldığını, “SUSHICO” markalarının yüksek tanınmışlığa sahip, Türkiye çapında oldukça bilinen ve etkin kullanılan markalar olduğunu, müvekkilinin ayırt edici vasfı çok yüksek olan, piyasada yüksek bilinirliğe haiz “SUSHI CO” markaları ve bu markaların alanında etkin ve yoğun kullanımları karşısında, itiraz konusu başvurunun müvekkili şirketin markalarının sahip olduğu reklam gücünden ve şöhretinden haksız olarak yararlanacağını, markalarının piyasadaki itibarına ve ayırt edici karakterine zarar verebileceğini beyan ederek TÜRKPATENT YİDK'nın 2025-M-2134 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı / itiraz sahibince markaların kullanımına ilişkin delil olarak herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı tespit edildiğinden markaların kullanımı ispatlanamamış ve kullanım ispatına tabi markalar SMK 6/1 maddesi kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmayarak inceleme kullanım ispatına tabi olmayan .... tarafından incelenen itiraz başvuru sahibinin itirazın kısmen kabulüne dair karara karşı yaptığı itiraz olup diğer kısımlar bakımından ... tarafından bir inceleme yapılmadığından davacı tarafından, kesinleşen ve ... tarafından incelenmeyen hususlara ilişkin olarak ileri sürülen tanınmışlık iddiası ve sair hususların iş bu dava bakımından dikkate alınabilmesinin usulen mümkün olmadığını, başvuruya konu marka “go” ibaresi ile “o” harfinin üzerine çapraz yerleştirilmiş iki adet yemek çubuğu ve yemek çubuklarının alt kısmında yer alan “........ ibaresinden oluştuğunu, bu haliyle markanın asli unsuru “go” ibaresi olup şekil ve Türkçe telaffuz şekli ile yazılmış “suşi” ibaresi ile hızlı anlamıyla sıklıkla kullanılan .... ibaresinin tamamlayıcı unsur olarak kullanılmış olduğunu, markanın ilgili tüketici tarafından “go” ibaresi üzerinden akılda kalacağını ve aktarılacağını, davacı markasının ise “sushico....” ibaresinden oluşmakta olup bir Uzakdoğu yemeğini ifade eden ve yaygın olarak bilinen “sushi” ibaresi ile “co” ibaresinin birleşimi ile oluşturulan ... kelime bütününün markanın asli unsurunu teşkil ettiğini, hızlı anlamıyla sıklıkla kullanılan .. ibaresinin tamamlayıcı unsur olarak kullanılmış olduğunu, taraf markaları ile karşı karşıya kalan ilgili tüketici açısından markaların ticari kaynağında bir yanılma yaşanmayacağını, markaların tüketici üzerinde oluşturdukları umumi intiba ayırt edicilik sağlayacak derecede farklılaşmakta olduğundan taraf markaları arasında ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olmadığını, SMK m.6/1 hükmü bağlamında markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle, markaların kelime yapıları, başındaki ibareler ve genel görünümleri dikkate alındığında, her iki markanın ilk unsurlarında belirgin farklılıklar bulunmakta olup bu durumun, tüketici algısında açıkça ayrım oluşturduğunu, markaların şekilsel düzenlemeleri, grafik yapıları ve yazı karakterleri arasında belirgin farklılıkların bulunduğunu, dolayısıyla markaların bütünsel görünümlerinin birbirinden çok farklı olduğunu, “...." kelimesinin, restoran hizmetleri kapsamında genellikle hızlı servis anlamında kullanılmakta olup, yemek sektöründe yaygın olarak tercih edilen bir ibare olduğunu, dolayısıyla, bu ibarenin markalarda yer almasının, her iki markayı da ticari kaynak açısından benzer hale getirmeyeceğini, markaların esaslı unsurları, yani tüketici algısında markayı tanımlayan ve ayırt edici nitelikte olan kısımları dikkate alındığında, ...." ibareleri farklı olduğundan, müvekkili markanın şeklinde yer alan geometrik tasarımın da ayırt edici olması sebebiyle markalar bütünü itibariyle birbirinden ayrıldığını, davacının, “....” markasının yüksek tanınmışlık düzeyine sahip olduğunu ve bu nedenle karşı markanın kötü niyetle tescil edildiğini ileri sürdüğünü, ancak tanınmışlık iddiasının kabulü için markanın yoğun ve sürekli kullanımına dair somut delillerin sunulması gerektiğini, ayrıca, “.....” ibaresi jenerik ve tanımlayıcı bir ifade olduğundan, tek başına “tanınmışlık” sağlamayacağını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığında, özellikle Uzakdoğu mutfağına yönelik hizmet alanında bilinç düzeyi yüksek olan tüketicilerin, markaların farklı ticari kaynaklardan geldiğini kolaylıkla ayırt edebileceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirket adına "go suşi express" ibaresinin .... Sınıflandırma Sisteminin 43. sınıfta yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 13.03.2023 tarihinde yapıldığı,.... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 12.04.2023 tarihli ve 418 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanına karar verildiği, ilan kararına davacı şirket tarafından itirazda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itirazın, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, itirazın “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı şirket tarafından itirazda bulunulduğu, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verildiği, kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu....sayılı markanın dava konusu hizmetleri ile davacıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki mallar/hizmetler incelenmiş, Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin davacının redde gerekçe .... sayılı markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”nin davacının redde gerekçe.... sayılı markalarının kapsamında benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” ile davacının redde gerekçe....sayılı markasının kapsamında yer alan 29. ve 30. sınıflardaki mallar ve ... sayılı markasının kapsamında yer alan 35. Sınıftaki 29. ve 30. Sınıflarda bulunan malların satışı hizmetleri, benzer ihtiyaçları karşılamaları, birbirlerini tamamlayıcı ürün/hizmet oldukları dikkate alındığında, benzer/ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Zira söz konusu mallar, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde sunulan yiyecek ve içeceklerdir. Nitekim Yargıtay’ın da yerleşik uygulamalarında yer verildiği üzere yiyecek ve içecek emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri ile bunların satımına ilişkin 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin” birbirleriyle ilişkilendirilebilecek mal ve hizmetlerden oldukları benimsenmiştir. (....) Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, büyük harflerle, “O” harfinin içerisinde kırmızı bir şekil unsuru ve “O” harfini kavrayacak şekilde iki uzun çizgi ile kırmızı renkte daha küçük punto ile “....” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Davacının redde gerekçe markaları, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, küçük harflerle “sushi” ibaresi ile kırmızı veya beyaz veya siyah renkte “co/ko” ibaresinin yer aldığı kelime markaları veya karma markalardır. Dava konusu marka ile davacı markalarınında “sushi” ibaresi, davacı markalarının bir tanesinde ise “express” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan “sushi/suşi” ibaresinin genellikle çiğ deniz ürünleri ve sebzeler gibi çeşitli malzemelerle birlikte, biraz şeker ve tuz ile hazırlanmış sirkeli pirinçten oluşan geleneksel bir Japon yemeği olduğu, dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı veya ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, ....” ibaresinin ise ticari hayatta sıklıkça kullanılan verilen hizmetin hızlı bir şekilde verildiğini ifade eden ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibaredir. Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “sushi/suşi” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markanın kapsamındaki “...” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketicinin algısı bakımından daha ön planda olduğu, dolayısıyla tüketici tarafından “go” ibaresinin esas unsur olarak algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının markalarının esas unsurunun bütüncül olarak “sushico” ibaresi olduğu, yine dava konusu marka ile davacının bir markasında yer alan “express” ibaresinin yukarıda belirtildiği üzere dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, dava konusu marka ile davacı markalarının tertip tarzının oldukça farklı olduğu, ilgili tüketici tarafından bu farklılıkların kolayca anlaşılabileceği, bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın tüketiciler nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde bir benzerlikten bahsedilemeyeceği, Karıştırılma İhtimali; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ....iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Tanınmışlık İddiaları; Dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Markanın halk tarafından tanınmışlık düzeyi, markanın herkes tarafından bilinirliğini, markanın, malın potansiyel ve fiili kullanıcılarının da ötesinde ulaşmış olduğu genel tanınmışlık düzeyi bazı kriterler çerçevesinde değerlendirir. Bunlardan bazıları; markanın tescilinin ve kullanımının süresi, markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam (Yurt içi ve yurt dışı tescilleri), markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özelliklerinin neler olduğu (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafi alan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.), reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetlerin varlığı (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.), markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, karı, yurt çapında ve yurt dışında sahip olduğu dağıtım kanalları: şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hakimiyeti vs.), eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri, marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği olarak belirtilebilir. Davacının ....” ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimali bulunmamasının yanı sıra .... nezdinde tanınmış marka olarak kayıt altına alınmadığı tespit edilmiş, yukarıdaki kriterler doğrultusunda, dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, tanınmış olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markaların sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının, dava konusu markanın davacı markasından haksız yararlanma, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimallerinin ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Davacının tanınmış gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, .... Kararı’nın yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış , davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır