Diğer ·

2024/10 E. 2026/197 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/10
Karar No
2026/197
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/10 KARAR NO : 2026/197

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 05/12/2016 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili...'in ... Şti.’nin sahibi ve genel müdürü olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu ...Şti.’nin 2007 yılından itibaren iş güvenliği alanında eğitim faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, müvekkilinin iş güvenliği eğitimlerinde klasik yöntemle verilen kürsü başında verilen eğitimlerin yerine, ... olarak adlandırılan, önceden hazırlanan bir senaryoya göre zaman zaman trajikomik, zaman zaman mizahi bir üslupla iş güvenliği bakımından öne çıkan hususların aktarıldığı bir yöntemi tercih ettiğini, işçi sıfatını taşıyan seyircilerin (çalışanlar), eğlenceli bir oyunu seyrederken, oyuna bizzat dâhil olarak interaktif biçimde iş güvenliğinin önemini yaşayarak öğrenmekte olduklarını, .... Şti'nin ... olarak adlandırılan yöntemle, farklı firmalara 650’si iş güvenliği konusunda, 65’i farklı iş başlıklarında olmak üzere toplam 715 tiyatro icra ettiklerini, sahneye konulan..., ..., ... isimli eserlerin senaryolarının hepsinin müvekkil ...’e ait ve Kültür Bakanlığı nezdinde tutulan sicil ile sabit olduğunu, oyunların, ... firması adına T.C. Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün ...tarih ve..., ..., ... kayıt ve tescil numaraları ile dil ve yazı ile ifade olunan eserler olarak tescil edilmiş olduğunu, eser sahibi ...’in 01.03.2012 tarihli yetki belgesi ile iş güvenliğini konu alan eserleri üzerindeki mali haklara dair ... firmasına tasarruf ve temsil yetkisi vermiş olduğunu, eğitim amaçlı müvekkil tarafından hazırlanan senaryoların sahneye konmasında ise davalı oyuncular (...Şti.’nin çalışanları) ..., ..., ... ve ...’ın bu oyunların bir kısmında rol aldıklarını ancak davalıların müvekkil şirket ile yollarını ayırdıktan sonra, müvekkil şahıs ve şirketten izin almadan, ... firmasının müşterilerini çalma girişimiyle yetinmeyip, ... firmasının kullandığı ve ...’in eser sahibi olduğu senaryoları aynen kullanmaya devam ettiklerini, davalıların iş güvenliğini konu eden “...”, “...” ya da “...” başlıklı forum tiyatrolara ilişkin görüntülerin youtube linklerinde mevcut olduğunu, müvekkil ...’in işbu linklerdeki videoların eser sahibi olduğunu ve T.C. Kültür Bakanlığı’na tescil edilmiş senaryolar karşılaştırıldığında ortak yönlerin görüleceğini, ayrıca belirtilen linklerin 2013, 2016 yıllarında yüklendiğinin de görülmekte olduğunu, belirtilen linklerin haricinde .... ve ... internet sitelerinde davalıların isimlerinin altında yer alan oyunların iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, davalıların Müvekkil ...’in eseri olan senaryo örnek alınarak, aynı sahneleri, aynı diyalogları, aynı espirileri, aynı vakıaları ve aynı tiplemeleri kullanmalarının intihal olduğunu, herhangi bir karşılık ödenmeden, emek, bilgi, zeka, yaratıcılık ürünü olan eserlerin izinsiz bir şekilde kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu ve haksız fiil teşkil ettiğini, davalıların, müvekkile ait eserlerini, kendi eserleri gibi göstererek, yüzlerce defa oyun icra ettiklerini fakat müvekkilden izin almadıkları gibi müvekkil ile aralarında bir sözleşme de bulunmadığını, ... künyeli internet sitesi incelendiğinde, kendi beyanlarına göre davalıların, 400’den fazla ... oyunu icra etmiş olduklarını, müvekkile ait eserleri 400’den fazla kez kullanmış olduklarını ve anlaşıldığı kadarıyla hâlen kullanmaya da devam etmekte olduklarını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile eser sahibinin çoğaltma, yayma, işleme, temsil gibi mali hakları ve umuma arz, adını belirtme, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama gibi manevi hakları koruma altına alınmış olduğunu, müvekkilin eserleri üzerindeki malî hakları yanında manevî haklarının da davalılar tarafından ihlâl edilmiş olduğunu, FSEK m. 68 uyarınca eser, eser sahibinin izni alınmadan basılmış, işlenmiş, temsil edilmişse, izni alınmamış eser sahibi sözleşme yapmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın üç katını isteyebileceğini, müvekkilin, üçüncü kişilerle akdettiği sözleşmelerde, üçüncü kişilerden tahsil ettiği bedellerin faturalarının, taraflar arasında sözleşme olsaydı talep edilebilecek bedelin üç katının hesaplanması amacıyla, mahkememize sunulacağını ve müvekkilin ismi belirtilmediği gibi, eserinde bazı değişiklikler de yapılmak suretiyle hem adın belirtilmesi hem de eserde değişiklik yapılmasını men hakları ihlâl edilmiş olduğunun” beyan edildiğini ve “davalıların kendi beyanlarına göre 400’den fazla defa icra ettikleri ve intihal teşkil eden eylemlerinin süreklilik taşıması, devam ediyor olması da dikkate alınarak davalıların iş güvenliğini konu alan ... icra etmelerinin ihtiyatî tedbir yoluyla engellenmesini ve bu surette telafisi mümkün olmayan zararların doğma riskinin ortadan kaldırılmasını, FSEK m. 68 uyarınca üç katı tazminat taleplerine karşılık, HMK 107’ye göre belirsiz alacak olarak şimdilik 100.000.- TL’nin, olay tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini, FSEK m. 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklarımıza karşılık toplam 1.000.- TL’nin olay tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini, tecavüzün men’ine, masrafı davalılara ait olmak üzere, hükmün, ulusal gazetelerin üçünde en az yarım sayfa olacak şekilde ilânına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalılar vekili Cevap Dilekçesinde özetle; ...işini müvekkili ...'in yaptığını, diğer müvekkilleri ..., ... ve ...'in ...'in çalışanları olduğunu, bu nedenle açılan davada taraf olma ehliyetlerinin olmadığını ve davanın müvekkilleri ..., ..., ... yönünden husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili firmanın, çalışma hayatında yaşanan durağanlığı tiyatro başta olmak üzere drama, sinema, müzik vb. sanatsal çalışmalarla çeşitlendirerek seyirci-oyuncu tarafından belirlenen bir problemin çözümlerinin araştırılarak sahne üzerinde canlandırmak suretiyle ... organizasyonu yaptığını,... tekniğinin eğitim amaçlı olarak tüm alanlarda kullanıldığını, pek çok kişi, kurum, kuruluşun da icra ettiği gibi müvekkili firmanın da ... yöntemini kullandığını, ...yönteminin bir kişinin tekelinde olmayıp evrensel bir uygulama olduğunu, ...'in geliştirdiği bu yöntemin üniversitelerde hala dersinin verildiğini, farklı derneklerde ve tiyatro gruplarında eğitim amaçlı uygulamalarının hali hazırda sürdürüldüğünü, müvekkili firmanın oynadığı "..." adlı oyun metninin.. tarih ...kayıt-tescil numarası ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nce müvekkili Firma adına tescilinin yapıldığını, müvekkili firmanın kendisi adına tescilli olan bu oyuna ait metnini uygulamanın yapılacağı fabrikanın kendi risk analizleri, iş kazaları, meslek hastalıkları, vaka örnekleri ve o kurum çalışanlarının kendi içerisindeki mizah unsuru olabilecek verilerle şekillendirdiğini tek bir kalıp halinde hareket etmediğini, müvekkili firma Sahne İşte'nin ... ile iştigal etmesinin haksız rekabet oluşturmadığını, müvekkillerinin 2008-2009 yılından 2012 yılına kadar davacı şirketin yanında çalıştıklarını, davacı şirketin her hangi bir sebep göstermeden müvekkillerinin iş akitierini feshettiğini, haksız feshe ilişkin olarak müvekkilleri tarafından ... 9. İş Mahkemesinin ... Es sayılı dosyaları ile işçi alacağı davası açıldığını ve mahkemece davaların kabul edildiğini, davacı şirket aleyhine tazminata hükmedildiğini, müvekkillerinin davacı şirket ile iş ilişkisi bittikten sonra kendi tiyatro ekiplerini kurarak çalışmaya başladıklarını, bu durumun haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, taraflar arasında rekabet yasağını içeren bir anlaşma bulunmadığını, rekabet yasağının iş akdi devam ederken uygulanabilecek bir hal olduğunu, müvekkillerinin çalışma hürriyeti kapsamında da bu hizmeti farklı firmalara sunmalarının davacının müşterilerinin çalınması olarak değerlendirilmesinin haksız bir yaklaşım olduğunu, davalıların tiyatro işi ile uğraştıklarını bunun özel yetenek isteyen bir durum olduğunu, davalıların kişisel yeteneklerinin sergilenmesinin, sırf davacının yanında çalıştıkları için yasaklanmasının adaletli bir yaklaşım olmadığını, davacının yanında işe başlamadan öncede tiyatro oyunculuğu yapan müvekkillerinden ...'in iş akdinin feshedilmesinden sonra "Sahne İşte" isimli şahıs şirketini kurduğunu ve diğer davalılar (sigortalı çalışanları) ile birlikte ... alanında kurumsal firmalara eğitici tiyatrolar oynamaya başladıklarını, davacıya ait senaryoların kullanıldığı ve intihal iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, öncelikle davacının iddia ettiği senaryoların eser niteliğinde olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacının senaryolarını tescil ettirmiş olmasının bunların eser niteliğini ortaya koymadığını, bir ürünün sicile tescil edilmesinin onun eser sayılmasına yeterli olmadığını, izinsiz olarak yayınlanmak suretiyle tecavüz edildiği iddia edilen fotoğrafların eser niteliği taşıyıp taşımadığının mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini, intihal iddiasının kabul edilebilmesi için senaryoların orijinal olması gerektiğini, müvekkilinin oynadığı oyunların çalıntı olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacı senaryonun kendisine ait olduğunu iddia etse de söz konusu senaryonun aslında daha önce kitaplara da konu olduğunu, davacı firmanın kendi tekelinde olmayan bir uygulama ile ilgili müvekkillerinin çalıştığı firmalara mail ve yazışmalar yolu ile haksız ithamlarda bulunduğunu ve dayanak olarak haksız olarak açmış olduğu bu davayı gösterdiğini, bu durumun bile davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini beyan ettiğini, davanın müvekkiller ..., ... ve ... yönünden husumetten reddine, aksi takdirde tüm müvekkilleri yönünden davanın esastan reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. Deliller: - Dosyada tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmış ve taraf tanıkları dinlenilmiştir. 10.07.2017 tarihli duruşmada dinlenilen davalı tanığı ...;"Ben ... Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Doçent olarak görev yapmaktayım, doktoram tiyatro eleştirmenliği bölümündendir, doçentlik kitabımda ... üzerinedir, forum tiyatroda benzer alanlarda çalışanların benzer sorunlarla karşılaşması nedeniyle ona uygun metinlerin çıkması çok doğaldır, birden fazla kişi o gruplarla çalıştığında da benzer metinlerin çıkması doğaldır, metnin bu nedenle bana ait yahut başkasına ait şeklinde iddialar söz konusu olamaz. Eğer öyle bir şey doğruysa kitabımda yer alan bir oyun metninin ... bey kendisine ait olduğu iddiasıyla telif almıştır, aslında "..." isimli oyun aslında benim ortaya çıkarttığım bir oyundur, kitabımın 87.sayfasında bulunmaktadır, o zaman benimde aynı iddiada bulunmam gerekir ki bu doğru bir şey değildir. Ben daha önce bu alanda çalıştığım ve gruplarla çalıştığım için davaya konu oyunu da biliyorum oyunun çıkma sürecinde birlikte çalışmıştık dedi. Her oyunda doğaçlama yapılarak farklı şeyler çıkabilmektedir..." şeklinde beyanda bulunmuştur. 21.09.2017 tarihli duruşmada dinlenilen davalı tanığı ...;" Ben 2008 yılında ekibe katıldım. ... 'nın bir öğrencisinin mail yönlendirmesi ile haberdar oldum. İlk toplantıda diğer tanık ... Hanım'da vardı. Aynı gün veya ertesi gün drama oyunları oynandı. İlk gittiğimizde ... Bankasında plot oyunu oynanacağı belirtilmişti. Banka ile görüşme yapılıp sorunlar belirlendikten sonra doğaçlama yaptık. 2008 yılında herhangi bir metin olmadan oynadık. Ben ayrıldıktan sonra 2 yıl sonra 2010 yılında tekrar çağırıldım. Gittiğimde metin hazırdı, yine fabrika metniydi. İşçiler saheneye çıkıyor, 20 dakikalık bölümde fabrikadaki sorunlar anlatılıyor ikinci bölümde interaktif olarak doğaçlama oynanıyordu. Buna işçilerde katılım sağlıyordu. İlk toplantıda ... Hoca bize ... tiyatronun nasıl yapılacağını anlattı. Sonrasında doğaçlamalara geçtik. Öncesinde ekip birbirini tanısın diye dramaları oynadık. İkinci katılmamda metinler sehpada duruyordu oradan aldık. Oynadığımız oyunda "..." senaryosunun taslak metnine bağlı kalıyorduk fakat gittiğimiz yere göre uyarlama yapılıyordu. Doğaçlama yaparken ilk etapta oyuncular ve ...'nın liderliğinde oynadık. İkinci gidişimde ise metin üzerinden oynadık." şeklinde beyanda bulunmuştur. 21.09.2017 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tanığı ...;" Ben 2008 yılında ... ile beraber ... yapmaya başladım. Orada oyuncu olarak çalışıyordum. 2010 yılı sonuna kadar da çalışmaya devam ettim. Bu süreç içerisinde 100-120 kadar oyunda oynadım. Benden sonra da ekip arkadaşlarım devam etti. Ben 2010 yılı sonunda ayrıldım. Sonraki süreçlere hakim değilim. 2008 yılında çalışırken oyun metinleri ... Bey tarafından yazılıyordu, 5-6 firmaya 100'ün üzerinde oyun oynadık. ... bey kendi tecrübelerini de katarak görüşmeler sonrası oyunu oluşturup bizimle paylaşıyordu. Ben ayrıldıktan sonra arkadaşlarım değişiklik yapılmadan aynı şekilde oynandığını biliyorum. ... tiyatro ile doğaçlama birbirinden farklıdır. Doğaçlamada herhangi bir metine senaryoya ihtiyaç yoktur. ... tiyatroda metine ihtiyaç vardır. Ancak başı ve sonu olan bir oyun kurgulandıktan sonra, ikinci bölümde seyirci işin içine girer ve o süreçten sonra doğaçlama işin içine girer yine de ilk bölümdeki metine sadakat yine mevcuttur....üniversiteden hocamdır. Firmaya girmemde de bana destek olmuştur. Teknik bilgisinden ... Bey de faydalandı. İş Güvenliği konusundaki ... Bey'in bilgisi bir araya geldi. Firmalara ... Hanım'ın da dahil olduğu bir kaç oyun oynadık. Fakat burada metin yoktu, doğaçlama şeklinde ilerlendi. 2-3 bölüm sonra ... Bey ile ... Hanım'ın yolları 2008 yılında ayrıldı. Sonrasında ... Bey sıfırdan yeni senaryo yazarak devam etti. Firmalardan gelen bilgilere göre biz senaryo değişikliğine gidiyorduk. Sorunlar değiştiği için biz yeni şeyler yazmaya başladık. Senaryoya duruma göre bağlı kalıyorduk. Yeni firmalara göre değişiklik de yapıyorduk ...'nun "... " isimli oyunu ilk oynadığımız oyundu ancak orada bir senaryo yoktu. Obize "...", " ..." şeklinde yönlendirmeler yaparak bir oyun çıkarıyordu. Tamamen doğaçlamaydı. Daha sonrası yazılı metine geçildi." şeklinde beyanda bulunmuştur. 26.10.2017 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tanığı ...;" Ben tiyatro oyuncusuyum , 2008 yyılında kurulduğu tarihten itibaren ... da çalışmaya başladım. Davalı arkadaşlarla birlikte tiyatro yapıyorduk ... Üniversitesinde ...atro topluluğu oluşturacağını söyledi bunun üzerine academica ya geldik...ile tanıştık. Ardından ... beyin iş güvenliği süreçlerinde ... yöntemiyle yapacağımız şeyleri anlattı. İlk olarak ... fabrikalarında başladık. İlk bir iki oyunumuz ... hocanın yönlendirmeleriyle başladı ardından ... hocayla ... bey yollarını ayırdı sonra .. bey kendi yazdığı senaryoları bizimle mail yoluyla paylaşıyordu. Önce ... bey firmayla bağlantı kuruyor ön görüşmeleri yapıyor daha sonra senaryo yazıp bizi oynatıyordu kurumlarda alınan bilgiler de gizlilik içerisindeydi. ... hoca bizi oyunculuk anlamında daha çok yönlendiriyordu başlarda elimizde bir metin yoktu doğaçlama olarak ... bey daha sonra senaryoları yazmaya başladı. Arkadaşların oyunlarını internet üzerinden inceledim daha önceki oyunlarımızla benzer olduklarını gördüm. Provaların koordinatörlüğünü ben yapıyordum, omurga aynı kalmak üzere oyunlar değişiyordu. İlk baştaki doğaçlamalar oluşurken firma çalışanları bizlerin doğaçlaması ve ... beyin katkısıyla oluşuyordu. Sıdıka karakteri benim kendim ortaya çıkarıp oynadım tamamen bana ait bir karakterdir." şeklinde beyanda bulunmuştur. 26.10.2017 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tanığı ...;"Ben ... de 2007 yılında işe başladım İş güvenliğinde eğitime ilişkin academica yı bulduk .... beyle görüştük onlar bize bir senaryo getirdiler ve senaryolar üzerinde müşterilerimize oyunları sergiledik, bir senaryo vardı benim uzmanlık alanımda kişisel koruyucu donanımların işyerlerinde senaryonun geliştirilmesini talep ettik bize senaryolarını buna uygun değiştirerek getirdiler. Bizde zaman içinde müşterinin beklentisine göre değişiklikler yaparak uyguladık. Biz ... beyle yanındaki arkadaşlar ile çalışmaları yürüttük bağlantımız .... Senaryo üzerinde doğaçlama gereği birtakım duruma göre değişikler yapılıyordu ancak konunun dışına çıkılmıyordu." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 31/10/2016 tarihli uzman mütalaası; ... tarafından düzenlenen hukuki mütalaada davacı adına tescilli senaryoların ve senaryoda geçen tiplemelerin eser niteliğinde olduğu, davalıların bu senaryoları kullanmalarının FSEK kapsamında mali ve manevi hak ihlali niteliğinde olduğu, tecavüzün refi, meni ile maddi manevi tazminat davalarının açılabileceği kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Dosyada mübrez T.C. Küttür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü Belgelendirme ve Arşiv Dairesi Başkanlığı Kayıt Tescil Şube Müdürlüğü tarafından... tarih ve ... sayılı yazı ekinde sunulan ... Hizmetleri Ltd. Şti. Adına ... imzalı,... tarihli, ... başvuru numaralı İsteğe BAğlı Kayıt -Tescil Başvuru Formunda, " ... "..." isimli eserin 01.03.2008 tarihinde davacı firma tarafından tasarlanıp, kaleme alınmış olan ve farklı kuruluşlarda sahnelenen bir oyunun ana teksti olduğu, bu ön oyunun akabinde izleyicilerin sahneye çıkartılıp oyuna dahil edildiği, eserin işleme veya derleme eser olmadığı, eser sahibi gerçek kişinin bulunmadığını belirtmiştir. Başvuru ekinde sunulan davacı firma adına ... tarafından imzalanan taahhütnamede ise eserin sahibi olunduğu, aksinin ispatı halinde her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun üstlenildiği belirtilmiştir. İlgili yazıda "İsteğe Bağlı Kayıt-Tescil" belgesinin, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik uyarınca, hak ihdas etme amacı taşımaksızın, sadece eser sahiplerinin talebi üzerine, beyanlarına dayalı olarak gerçekleştirilen ve eser sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlaması amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Bu belge bir kişiye doğrudan hak sahipliği sağlamamaktadır. Bilirkişi Raporu: Mahkememizce alınan 27/02/2018 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;..." Dava konusu uyuşmazlıkta davaya konu “...", “...” ve "..."’ adlı tekstler incelendiğinde tekstlerin belli bir konuyu belirli bir kurgu, diyalog ve akışla ortaya koyan sahnelenmeye elverişli hususiyet içeren metin olduğu ve bu özellikleri nedeniyle FSEK 2/1 anlamında İlim ve Edebiyat Eseri oldukları, bu çerçevede davaya konu eser vasfındaki tekstleri yaratanların başka bir deyişle birlikte eser sahiplerinin ... ile davalılar olmakla birlikte davalıların çalıştıkları sırada davaya konu eserlerin oluştuğu göz önüne alındığında FSEK 18 hükmü gereğince davaya konu tekstlerin mali hak sahibinin davacı şirket olduğu, davalıların "Boşveeer" isimli oyununun kullanım esinlenmeden ziyade intihal noktasına varmış olup bu şekildeki bir kullanımın FSEK 24 üncü madde çerçevesinde temsil hakkının ihlali olduğu, dosyada davaya konu eser vasfındaki tekstlerin sahnelenmesi halinde emsal telif bedellerine ilişkin herhangi bir emsal sözleşme, teklif bulunmadığından izinsiz kullanım miktarı, ihlalin mecrası, türü ve sektörel uygulama da dikkate alındığında 10.000 TL olabileceği ve bu bedelin 3 katının FSEK 68 çerçevesinde talep edilebileceği, davacının manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, manevi tazminatın miktar ve türünü takdir hakkının Mahkemeye ait olacağı kanaatine varıldığı, bilirkişi heyetinin Tiyatro oyuncusu bilirkişisinin ayrık düşüncesine göre ise; her ne kadar bahsi geçen İş Mahkemesi kararları ile davalıların bir dönem davacının işçisi olarak çalıştıkları hususu tespit edilmiş ve davaya konu eserlerin kamuya arzı benzer tarihlere denk gelmiş ise de; davalılar icracı sanatçıların eser sahiplikleri sona ermemekte, davacının işçisi olarak çalıştıkları dönem bakımından mali haklarını kullanma yetkisi yani onlar adına sözleşme imzalama, taahhütte bulunma yetkisi sadece davacıda olduğu aksi yorumun forum tiyatronun da doğasına aykırılık teşkil edeceği, davacının 2008 de “...' isimli tekstin oluşturulduğu doğaçlamalara oyuncu olarak katılmadığı, davalı ..., tanıklar ..., ..., ...’un 2008 yılındaki doğaçlamalara icracı sanatçı olarak katılarak “...’ isimli tekstin müşterek eser sahibi oldukları, davacı ... eser sahiplerinden FSEK’de belirtilen koşullara haiz yazılı izin almaksızın, eseri haksız olarak kullandığı, davacının eser üzerinde hakkı bulunmadığı için ... Ltd. Şti.’ne herhangi bir hakkın devrinin söz konusu olamayacağı, sadece, davalılar ..., ... ve ...'ın 2008 yılında ilgili şirketle çalışmadıkları için eser sahibi olmadıkları, davalı ...’in ‘..." isimli tekstten ürettiği “..." isimli teksti intihal yoluyla oluşturduğu, sahibi olduğu ...Şti. aracılığı ile eser sahiplerinden izin almaksızın eseri kullandığı, diğer davalılar ... ve ...'ın sadece icracı sanatçı olmaları nedeniyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen ilk karar: Mahkememiz 10/12/2019 karar tarihli ...Esas- ...Karar sayılı kararı ile "Davanın KISMEN KABULÜNE" dair karar verildiği anlaşılmıştır. İstinaf ilamı: İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin 30/11/2023 Tarih, ... Esas-...Karar sayılı ilamı ile; "Uyuşmazlık davacı firma adına tescilli ... senaryolarının eser niteliğinde olup olmadığı ve davalı kullanımlarının eserden kaynaklı hakların ihlal edilip edilmediği, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi raporunda, dava konusu “...", “...” ve "..."’ adlı tekstlerin sahnelenmeye elverişli hususiyet içeren metin olduğu ve bu özellikleri nedeniyle FSEK 2/1 anlamında İlim ve Edebiyat Eseri oldukları, bu çerçevede davaya konu eser vasfındaki tekstleri yaratan eser sahiplerinin ... ile davalılar olduğunu, ancak davalıların çalıştıkları sırada davaya konu eserlerin oluştuğu göz önüne alındığında FSEK 18 hükmü gereğince davaya konu tekstlerin mali hak sahibinin davacı şirket olduğu, davalıların "..." isimli oyununun kullanımının esinlenmeden ziyade intihal noktasına varmış olduğunu , kullanımın FSEK 24 üncü madde çerçevesinde temsil hakkının ihlali olduğu, dosyada davaya konu eser vasfındaki tekstlerin sahnelenmesi halinde emsal telif bedellerine ilişkin herhangi bir emsal sözleşme, teklif bulunmadığından izinsiz kullanım miktarı, ihlalin mecrası, türü ve sektörel uygulama da dikkate alındığında 10.000 TL olabileceği ve bu bedelin 3 katının FSEK 68 çerçevesinde talep edilebileceği belirtilmiş, bilirkişi heyetindeki Tiyatro oyuncusu bilirkişi ise; her ne kadar davalıların bir dönem davacının işçisi olarak çalıştıkları hususu tespit edilmiş ve davaya konu eserlerin kamuya arzı benzer tarihlere denk gelmiş ise de; davalılar icracı sanatçıların eser sahiplikleri sona ermemekte, davacının işçisi olarak çalıştıkları dönem bakımından mali haklarını kullanma yetkisi yani onlar adına sözleşme imzalama, taahhütte bulunma yetkisi sadece davacıda olduğu aksi yorumun forum tiyatronun da doğasına aykırılık teşkil edeceği, davalı ..., tanıklar ..., ..., ...’un 2008 yılındaki doğaçlamalara icracı sanatçı olarak katılarak “...’ isimli tekstin müşterek eser sahibi oldukları, davacı ... eser sahiplerinden FSEK’de belirtilen koşullara haiz yazılı izin almaksızın, eseri haksız olarak kullandığı, davacının eser üzerinde hakkı bulunmadığı için ... Şti.’ne herhangi bir hakkın devrinin söz konusu olamayacağı, sadece, davalılar ..., ... ve ...'ın 2008 yılında ilgili şirketle çalışmadıkları için eser sahibi olmadıkları, davalı ...’in ‘..." isimli tekstten ürettiği “..." isimli teksti intihal yoluyla oluşturduğu, sahibi olduğu ... Ltd. Şti. aracılığı ile eser sahiplerinden izin almaksızın eseri kullandığı, diğer davalılar ... ve ...'ın sadece icracı sanatçı olmaları nedeniyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı..." kanaati bildirilmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı olduğu üzere davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki; T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. HMK 297/2. maddesine göre, Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükümler davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (HMK, m. 294). Eldeki dosyada kurulan hükmün HMK 297. maddesine uygun şekilde, yeterli incelemeye ve gerekçeye dayalı olduğunu, yine tüm taleplerle ilgili açık ve teredütsüz , eksiksiz hüküm kurulduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Gerekçeli kararda ,maddi olay saptanmalı, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması , hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Eldeki dosyada; gerekçe olarak kök bilirkişi raporunun aynen tekrarlanması ile yetinildiği, bilirkişi raporun diğer delillerle birlikte mahkemece değerlendirilerek hukuki bir gerekçe oluşturulması gereğinin yerine getirilmediği, ayrıca davacının ihlalin refi ve meni talebi hakkında hüküm kurulmaması söz konusu yasal düzenlemelere açıkça aykırı olup, mahkeme kararının yukarıda izah edildiği üzere yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olduğunu, hukuken gerekçeli karar vasfında olduğunu söyleyebilme olanağı da bulunmamaktadır. Ayrıca hükme aynen esas alınan kök bilirkişi heyet raporunda , özellikle taraflar arasındaki forum tiyatro tekniği ile yaratılan eserlerin izinsiz kullanılması ve yayınlanması hususundaki uyuşmazlıkta, ... tekniğinin özellikleri, bu teknikte meydana gelen eserlerdeki eser sahipliği, birlikte eser sahipliği, icracı sanatçıların aynı zamanda sigortalı iş yeri çalışanı olması durumu gibi uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli konularda sektör bilirkişisi olan tiyatro oyuncusu ...'in farklı görüş bildirdiği, taraflarca bilirkişi raporuna itiraz edildiği gözetildiğinde bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yine maddi tazminata ilişkin kök rapordan sonra sunulan fatura ve belgeler hakkında düzenlenen ek raporunda denetime elverişli olmadığı uyuşmazlık konusu eserin kaç kez sahnelendiğinin araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, tecavüzün refi ve meni talepleri hakkında hüküm kurulmaması ve bilirkişi raporundaki sözlerin aynen tekrar edilmesinden ibaret yasal olmayan gerekçe oluşturulması, davalıların husumet itirazları konusunda karar verilmemesi, hükümdeki faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunun gerekçede belirtilmiş olması, maddi tazminatın hangi davacı hakkında kurulduğunun hüküm fıkrasında somut şekilde gösterilmemesi, hükmün 8. Fıkrasında reddedilen maddi tazminatla ilgili AAÜT 13.maddesine aykırı vekalet ücreti tayin edilmiş olması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmaması nedeniyle istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. " denilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıda esas numarası yazılı sıraya kaydedilerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. İstinaf Bozma İlamı Sonrası Yapılan İşlemler: İstinaf ilamı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi Raporu: Mahkememizce alınan 05/09/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle;..." ... yönteminin; ...’ndan türemiş farklı tiyatro pratiklerini içeren özel bir tiyatro metodu olduğu, ... tiyatronun amacının; seyirci ve oyuncu ayrımını ortadan kaldırarak, seyirci-oyuncular tarafından belirlenen problemlerin, yine seyirci-oyuncular arasında tartışılıp çözüm önerileri ortaya konduktan sonra, bu önerilerin sahnede deneyimlenmesi, ardından tüm seyirciler tarafından sahnede sergilenen çözüm önerisinin işe yarayıp yaramayacağının veya uygulanabilir olup olmadığının tartışılması olduğu, ... metodunda sorun yaşayan kitleler tarafından sorunun/sorunların tespit edilmesi, Tespit edilen sorunlar çerçevesinde, girizgah oluşturabilecek bir ön oyun metninin/kısa senaryonun yazılıp profesyonel ekip tarafından seyircilere oynanması gerektiği, ... tekniğinin en önemli unsurlarından bir tanesinin olayların ve tiplemelerin/karakterlerin doğru detaylandırılması ve yaklaşık 15 - 25 dakika süren ön oyun aşamasında kullanılan metnin başarılı bir şekilde yazılması olduğu, sektörümüzde eserlerin büyük çoğunlukla senaryoya bağlı olarak çekildiği, davacının metinlerini yazdığı ve sergilediği ön oyunlara yönelik tekstlerin dosyada yer aldığı, senaryo kılavuzluğunda çekilen ve art arda eklenen sahneler bütünü olan sinema filmi, dizi, reklam filmi, tiyatro vs. eseri olarak nitelendirilmekte olduğu, senaryoların ayrıca dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve/veya ilim ve edebiyat eseri kategorisinde tescillenebilmekte olduğu, Kültür Bakanlığı tarafından 23.01.2017 tarihinde gönderilmiş müzekkere cevabında; “31 Aralık 2012 tarih ve ...,...kayıt ve tescil numaraları ile “...”, “....” ve “...” isimli eserlerin dil ve yazı ile ifade olunan eserler olarak tescil edilmiş olduğunun” belirtilmiş olduğu, davacının metinlerini yazdığı ön oyunlara ait senaryoların dosyada yer aldığı, ancak dilekçelerde yer alan davalıların sergiledikleri oyunların yer aldığı örnek youtube video linklerinin açılamadığı, ... adresinde de teknik bir sorun olduğu ve incelenemediği, yapılan incelemelerde ... internet adresinin açıldığı, ama web sitesinin davalılara ait olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediği için davacı tarafa ait senaryo örnekleri ile karşılaştırma yapılamamış olduğu ancak daha önce dosyaya sunulmuş olan bilirkişi raporları içinde, senaryoların ve görsel sahnelerin kıyaslamalarında; “tüm videoların ortak noktasının davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan oyun metninin aynı veya değişik bölümlerinin icra edilmesi olduğu, davacıya ait olduğu iddia edilen metinler ile davalıya ait olduğu iddia edilen metinlerin incelenmesinde; Olay örgüsündeki, repliklerdeki, esprilerdeki ve içeriklerdeki benzerliklerin ayniyet derecesinde olduğunun tespit edilmiş olduğu, davalıların, davacının senaryoların ve/veya sergilenen oyunların ayniyet derecesinde benzedikleri beyanlarına karşı her hangi bir itirazda bulunmadıkları, davalıların itirazlarının davacının dava konusu yaptığı tekstlerin/senaryoların, eser olarak kabul edilemeyeceği ve kimsenin tekelinde olamayacağı yönünde olduğu, 2008 yılından 2012 yılına kadar ..., ..., ... ve ... isimli davalı oyuncuların, davacının hazırlamış olduğu senaryoların sahnelenmesinde, davacı ... Şti.’nin çalışanları olduğu, İlk başta bir senaryo eser olmadığı , Davacının tarafları bir araya getirdiği, İstihdam ilişkisi kurulduğu, Sonrasında eserin meydana getirildiği, Davalılar, davacı yanında çalıştıkları sırada davacının sevk ve idaresi altında iken senaryo oluştuğu için FSEK 18. Md hükmü gereğince davaya konu metinlerin mali hak sahibinin davacı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının, tanık Nihal Kuyumcu’nun ve diğer tüm tanıkların beyanlarında; davacı ile dava dışı Nihal Kuyumcu’nun bir araya gelerek ... tekniği üzerinde çalışmalar yaptıkları, ilk dönemde yazılı bir metne bağlı kalmadan tamamen doğaçlama olarak oyunları oynadıkları ve 2008 yılında Nihal Kuyumcu ile davacının yollarını ayırdıkları, bu dönemden sonra da oyunların en azından 15-20 dakikalık kısmının (ön oyun bölümünün) yazılı bir metne göre oynandığı yönünde olduğu, Diğer taraftan kitapta “...” başlığı altında yazılmış bölümün bir araştırma ve yaşanılan sorunların temel başlıklar halinde tespiti olduğu, Davacının metni incelendiğinde ise; yaşanılan mevcut sorunlar temel alınarak ve detaylandırılarak bir metin/kısa senaryo yazılmış olduğunun görülmekte olduğu, ... yöntemiyle oynanan her bir oyunda farklı sorunların ve çözüm önerilerinin varyasyonlarının ortaya çıktığı, Bu nedenle de her bir oyunda, oynanan oyunun, uygulama yerine göre değişkenlik gösterebileceği, Bununla birlikte her bir oyunda sergilenen ön oyun için; sorunu yaşayanlar ve/veya yöneticilerle tartışıldıktan sonra bir ön metin/kısa senaryo yazıldığı, Bu senaryoda sorunun ortaya çıkmasında etkili olan faktörler, oyuncuların nerede nasıl davranacakları, neler söyleyeceklerinin özellikle detaylandırıldığı, Bir başka ifade ile sorunu yaşayan kişi veya firma ile özdeşleştirildiği, Bu bilgiler ışığında; her sorun için farklı bir şekilde yazılan senaryoların (ön oyun metinlerinin), oyuncular tarafından canlandırılması sonucu ortaya çıkan bir tiyatro türü olması sebebiyle sektörel olarak her bir oyunun eser niteliği taşıması gerektiği, türü olması sebebiyle sektörel olarak her bir oyunun eser niteliği taşıması gerektiği, İstinaf Mahkemesi’nin İlamında; “eserin kaç kez sahnelendiğinin araştırılmadığı” yönünde değerlendirmede bulunduğu, Davaya konu oyunlar belli periodlarla düzenli olarak oynanmadığı, firmaların taleplerine ve yaşanan sorunlar doğrultusunda eserlerin sergilendiği, ayrıca uyuşmazlıkların 2012 yılından bu yana yaşandığı ve dosyaya örnek olarak sunulmuş olan youtube linkleri ile ... web adresinin çalışmadığı göz önünde bulundurulduğunda; eserlerin kaç kez sergilendiğinin tespitinin imkânsız olduğu, sektörde kabul görmüş uygulamalara göre; çalışanların ve/veya işçilerin, bir iş yerinde çalışırken meydana getirdikleri eserler üzerindeki mali hakların, sözleşmelerinde ayrıca bir madde yer almıyor ise, çalışanları aynı çatı altında toplayıp, çalıştıran kişi ya da kuruma ait olduğu, davaya konu senaryoların/eserlerin ilk meydana getirildiği dönemde (2008 yılı civarı) davacı, davalılar ve hatta davalı tanığı Nihal Kuyumcu’nun aynı çatı altında (...’nın çatısı altında) ortak bir amaç için çalışıp, eserleri meydana getirmiş olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, Rayiç bedelin tespitine ilişkin taraflar arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme, teklif var ise veya davacının başka kişi ya da kurumlarla imzalamış olduğu emsal sözleşmeler mevcut ise; rayiç bedelin tespitinin işbu sözleşmelere ve/veya tekliflere göre yapılabileceği, ancak dosya kapsamında bahse konu sözleşmelere ve/veya tekliflere rastlanılamadığı, Davacının 3 adet oyununu tescil ettirdiğinin görüldüğü, sunulan delil linkleri ile Uyuşmazlık konusu eserin kaç kez sahnelendiğinin araştırılmasının hali hazırda mümkün olmadığı, sektörde, taraflarca imzalanmış mevcut bir sözleşmenin veya emsal sözleşmenin olmadığı durumlarda, kümülatif bir değerlendirme yapılabileceği ve davaya konu eser başına 150 bin – 300 bin TL gibi toplu bir telif bedeli Mahkemenin takidirinde olacağı fakat senaryoların bir film ya da dizi senaryosu kadar uzun olmadığı, davaya konu bölümün yaklaşık 15 – 25 dakika olduğu, ayrıca çok geniş kitlelere ulaşmadığı düşünüldüğünde eser başına talep edilebilecek telif bedelinin yaklaşık 50 bin – 100 bin TL arasında mahkemenin takdirinde olacağı diğer taraftan nadir de olsa bazı durumlarda cüzi bedeller karşılığı veya elde edilen gelir üzerinden %10 - %15 gibi bir oranda eser başına telif talep edilebileceğinin de uygulamada olduğu"na dair görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi Ek Raporu: Mahkememizce alınan 21/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:..."Sektörümüzde eserlerin büyük çoğunlukla senaryoya bağlı olarak çekildiği, davacının metinlerini yazdığı ve sergilediği ön oyunlara yönelik tekstlerin dosyada yer aldığı, Kültür Bakanlığı tarafından 23.01.2017 tarihinde gönderilmiş müzekkere cevabında; “31 Aralık 2012 tarih ve ...,..., ...kayıt ve tescil numaraları ile “...”, “...” ve “...” isimli eserlerin dil ve yazı ile ifade olunan eserler olarak tescil edilmiş olduğunun” belirtilmiş olduğu, Davacının metinlerini yazdığı ön oyunlara ait senaryoların dosyada yer aldığı, ancak dilekçelerde yer alan davalıların sergiledikleri oyunların yer aldığı örnek ...be video linklerinin açılamadığı, ... adresinde de teknik bir sorun olduğu ve incelenemediği, yapılan incelemelerde ... internet adresinin açıldığı, ama web sitesinin davalılara ait olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediği için davacı tarafa ait senaryo örnekleri ile karşılaştırma yapılamamış olduğu, 2008 yılından 2012 yılına kadar ..., ..., ... ve ... isimli davalı oyuncuların, davacının hazırlamış olduğu senaryoların sahnelenmesinde, davacı ... Şti.’nin çalışanları olduğu, İlk başta bir senaryo eser olmadığı , Davacının tarafları bir araya getirdiği, İstihdam ilişkisi kurulduğu, Sonrasında eserin meydana getirildiği, Davalılar , davacı yanında çalıştıkları sırada davacının sevk ve idaresi altında iken senaryo oluştuğu için davalıların eserler üzerinde hak sahibi olamayacağı İstinaf Mahkemesi’nin İlamında; “eserin kaç kez sahnelendiğinin araştırılmadığı” yönünde değerlendirmede bulunduğu, Davaya konu oyunlar belli periodlarla düzenli olarak oynanmadığı, firmaların taleplerine ve yaşanan sorunlar doğrultusunda eserlerin sergilendiği, ayrıca uyuşmazlıkların 2012 yılından bu yana yaşandığı ve dosyaya örnek olarak sunulmuş olan youtube linkleri ile ... web adresinin çalışmadığı göz önünde bulundurulduğunda; eserlerin kaç kez sergilendiğinin tespitinin neredeyse imkânsız olduğu, ( Tespit mümkün ise heyete bilgisayar programcısı bilirkişi eklenmesi gerektiği. Bizim heyetimizin tespit etmesinin mümkün olmadığı ) Rayiç bedelin tespitine ilişkin taraflar arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme, teklif var ise veya davacının başka kişi ya da kurumlarla imzalamış olduğu emsal sözleşmeler mevcut ise; rayiç bedelin tespitinin işbu sözleşmelere ve/veya tekliflere göre yapılabileceği, ancak dosya kapsamında bahse konu sözleşmelere ve/veya tekliflere rastlanılamadığı, senaryoların bir film ya da dizi senaryosu kadar uzun olmadığı, davaya konu bölümün yaklaşık 15 – 25 dakika olduğu, ayrıca çok geniş kitlelere ulaşmadığı düşünüldüğünde eser başına talep edilebilecek telif bedelinin yaklaşık 50 bin – 100 bin TL arasında olabileceği, diğer taraftan nadir de olsa bazı durumlarda cüzi bedeller karşılığı veya elde edilen gelir üzerinden %10 - %15 gibi bir oranda eser başına telif talep edilebileceğinin de uygulamada olduğu, (dosyaya sunulabilecek bir fatura var ise heyete mali bilirkişi ilave edilmesi gerektiği ) Dava açıldığı tarihte davacı tescil ile hak sahibidir , davalılar eser sahibi değildir. Davalılar geçmişte davacı ile istihdam ilişkisi içindedir. Davalıların hak ihlalinin olmaması için oyunun , senaryonun eser vasfı olmaması ve anonim olması gerekmektedir." şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Dava ve uyuşmazlık:Taraflar arasındaki davacı firma adına tescilli ... senaryolarının eser niteliğinde olup olmadığı ve davalı kullanımlarının eserden kaynaklı hakların ihlal edilip edilmediği, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Davacı taraf, "...", "..." ve "..." isimli senaryoların Kültür bakanlığı kayıtlarına göre davacı şirket ile şirketin yetkilisi ...'e ait olduğuna, davalıların daha önce davacı şirkette bu senaryolarda rol alan oyuncu olarak yer aldıklarını, 2012 yılında davalıların şirketten ayrıldığını, davalıların daha sonra şirketten ve eser sahibi ...'den izin almadan söz konusu senaryoları icra ettiğini belirterek FSEK 68. Madde gereğince maddi tazminat, manevi tazminat devam eden tecavüzlerin men ve refini talep etmiştir. Davacı aynı zamanda hükmün ilanını da talep etmiştir. Davalılar ise ..., ..., ...'in diğer davalı ... yanında çalışan olduklarını, bu davalılar yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, "..." isimli oyunun davalı adına tescilli olduğunu, bu tescil doğrultusunda sahne işte isimli platformda hizmet isteyen firmalara firmaların kendi risk analizleri kapsamında tiyatro sergilendiğini, davacıya ait senaryolardan intihal iddiasının doğru olmadığını, "..." isimli oyunun bile her fabrika ve firmada farklı senaryo ve doğaçlama olarak oynandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; dosya kapsamında alınan Kültür Turizm bakanlığı kayıtları incelendiğinde "..." isimli senaryonun ... niteliğinde olduğu ve davalı adına tescilli olduğu, davacının dava konusu ettiği "...", "..." ve "..." isimli senaryoların ... senaryosu niteliğinde olduğu ve eser hak sahipliğinin davacı ... olarak kayıtlarda görüldüğü anlaşılmıştır. ... senaryolarının niteliği ve FSEK kapsamında eser olup olmadığının değerlendirilmesi; dosya kapsamında alınan istinaf öncesi ve istinaf sonrası alınan bilirkişi raporlarında davacı adına tescilli dava konusu 3 adet ... senaryosunun Fsek kapsamında eser olarak değerlendirildiği, mahkememizce son alınan 2506/2026 tarihli ek raporda ise özellikle sektör bilirkişisinin görüşü ile heyetteki diğer bilirkişilerin de ... senaryolarının hususiyet taşımadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi raporu ile tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak "davaya konu forum tiyatronun alışılagelmiş tiyatro mantığından çok uzak, tamamen ayrı bir teknik olduğu, izleyicinin aktif olarak oyuna dâhil olduğu, gerektiği durumlarda sahneye müdahale ettiği, iş güvenliğini de kapsamına alan her hangi bir konu, sorun, mobbing, cinsiyet ayrımcılığı vs. ile ilgili interaktif çözümlerin arandığı, interaktif ve doğaçlama bir tiyatro türü olduğu, dava konusu senaryoların iş güveliği ile ilgili olduğu, iş yerlerinde, fabrikalarda çalışanların karşılaştıkları sorunlar doğrultusunda ortaya konan oyunların, salonda bulunan çalışanlar ile tiyatro ekibi tarafından beraberce hazırlanıp, interaktif bir şekilde canlandırıldığı, Oyun esnasında, oyuna müdahale eden çalışanlar tarafından durdurulabildiği ve/veya senaryonun değiştirilebildiği, Bu nedenle de bir birine benzer karakterlerin, benzer pozisyonlarda görev yapan çalışanların, benzer hatta aynı sorunların oyunlarda konu edilmesinin gayet doğal olduğu, aynı nedenlerle senaryoların hususiyet taşımayacağı" kanaatine varılmakla, davacı adına tescil edilse bile dava konusu senaryoların sektörel ve FSEK kapsamında eser olarak değerlendirilemeyeceği, ... tekniğinde iş güvenliği hususunda bir çeşit eğitim verildiği, bu bu teknikte interaktif ve doğaçlama sergilenen bir oyun olduğu, iş yeri ve fabrikalarda karşılaşılan sorunların çözüm olasılıklarının interaktif bir şekilde gözler önüne seren bir tiyatro türü olduğu anlaşılmakla davacının tescil ettirdiği senaryoların eser niteliğinde olmadığı, ayrıca bu senaryo ve oyun tekniğinin hiç kimsenin tekelinde olamayacağı anlaşılmakla dava konusu edilen her üç senaryonun, FSEK kapsamında hususiyet taşımadığı ve eser niteliğinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda mahkememizce alınan 25/06/2026 tarihli ek raporun dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılarak ek raporun hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Hükme esas alınan 25/06/2026 tarihli bilirkişi ek raporu dikkate alındığında davacı adına Kültür Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilen senaryoların FSEK kapsamında eser olmadığı anlaşılmakla davacının bu senaryoların intihal edilerek davalılar tarafından sahnelenmesi nedeniyle FSEK'ten kaynaklanan hakların ihlal edildiğine ilişkin dava açamayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan sebeplerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 29,20 TL'den mahsubu ile kalan 702,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 16.208,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak yatıran tarafa verilmesine, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; a)Eser sahipliği hakkına tecavüz davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, b)Maddi tazminat davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, c- ) Manevi tazminat davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/09/2026

Atıf: Diğer, E. 2024/10, K. 2026/197, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-10-e-2026-197-k-5ef764d0d63d