Diğer ·
2020/2257 E. 2024/9 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2020/2257
- Karar No
- 2024/9
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/171 Esas KARAR NO : 2024/134 DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/03/2022 KARAR TARİHİ : 02/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı şirket arasında 06.08.2019 tarihinde sözleşme imzaladığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı olarak üzerine düşen tüm edimlerini zamanında yerine getirdiğini, taraflar arasında akdedilen 06.08.2019 tarihli sözleşmede belirtilen ödeme planı çerçevesinde müvekkili tarafından 07.08.2019 tarihinde 300.000,00 TL ve 12.09.2019 tarihinde 3000.000,00 TL davalı şirketin hesabına yatırıldığını, kalan 200.000,00 TL'sinin programın yayından kaldırılması sebebiyle ödenmediğini, davalının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri ve taahhütleri yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığı gibi müvekkiline bugüne kadar hiçbir ödeme yapmadığını, sözleşmenin müvekkili tarafından 12.11.2019 tarihinde haklı nedene dayalı olarak ihtarname ile feshedildiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, şirket ortakların tarafından müvekkillerinin bilerek zarara uğratıldığını, taraflar arasında akdedilen 06.08.2019 tarihli sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğinin tespitini, fazlaya dair talep ve haklarının saklı kalmak kaydı ile müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilen sözleşme uyarınca müvekkili tarafa ödenen 600.000 TL alacağın 18.10.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirket .. Şti. Tahsilini, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile davalı tarafça müvekkiline ödenmeyen kar payına ilişkin şimdilik 1000 TL alacağın 18.10.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirket ... Şti tahsilini, diğer davalılar ... ve ...'ın şimdilik 5.000 TL'lik ödenen alacak ile kar payını kusurları oranında müvekkiline 18.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile ödemelerini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ŞTİ.'nin yapımını üstlendiği, ... televizyon kanalında yayınlanan '..." isimli televizyon programı ile ilgili olarak ; davacı ile müvekkil şirket arasında, davacının programın yapımcılarından birisi olarak program jeneriğinde yayınlanması ve karşılığında davacının müvekkil şirkete ödeme yapmasına, programın kar etmesi halinde de davacı ile müvekkil şirketin anlaşmalarındaki miktar doğrultusunda kar paylaşımı yapılmasına ilişkin ticari bir anlaşma ve ilişki tesis edildiğini, Müvekkil şirket ile davacı taraf arasında Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına giren 'fikri mülkiyet hakkı' ile ilgili herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, dava konusu tv programı da eser niteliğinde olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilerek davanın reddine karar verilmesini, Davacı ile ticari ilişki, müvekkillerden ...ŞTİ. arasında olup, müvekkil ... ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, Bu nedenle davanın ... yönünden reddine karar verilmesini, Müvekkil ... ŞTİ.'nin yapımını üstlendiği,...elevizyon kanalında yayınlanan '...' isimli televizyon programı ile ilgili olarak ; davacı ile müvekkil şirket arasında, davacının programın yapımcılarından birisi olarak program jeneriğinde yayınlanması ve karşılığında davacının müvekkil şirkete ödeme yapmasına, programın kar etmesi halinde de davacı ile müvekkil şirketin anlaşmalarındaki oran doğrultusunda kar paylaşımı yapılmasına ilişkin ticari bir anlaşma ve ilişki tesis edildiğini, Davacı taraf, müvekkil şirkete taahhüt ettiği tutarı zamanında ve eksiksiz ödemediğini, bu durum programın prodüksiyonunda aksamalara neden olduğunu, programın yayından kaldırılmasında da etkili olduğunu, ...televizyon kanalında yayınlanan '...' isimli tv programı, ... tarafından yayından kaldırıldığını, müvekkil şirket programdan kar etmediği gibi, büyük zararlara uğradığını, Bu husus müvekkil şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de açıklığa kavuşacağını, Programın kar etmemesi nedeniyle, müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir ödeme yükümlülüğü olmadığından davanın bu sebeple de reddine karar verilmesini, davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle, görevsizlik kararı verilerek davanın reddine, Görevsizlik ve husumet itirazları ile ilgili talepleri gibi karar verilmemesi halinde ve her durumda, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk olarak dava ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esası ile açılmış, ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/03/2022 tarih ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile dosyada ; "Dava; Sözleşmesinden Kaynaklanan fesih ve alacak davası niteliğinde olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 1/A maddesinde; "Bu Kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır." 5846 sayılı Kanun'un 76. Maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 22/12/2016-6769/189 md.) Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. 5846 sayılı Yasa'nın 76.maddesinde, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklı uyuşmazlıklara ihtisas mahkemesi niteliğindeki fikri ve sinai haklar hukuk mahkemelerince bakılacağı belirtilmiştir. Eldeki davada, davacı tarafından davalıya "..." adlı programın yapımına yönelik olarak finansman sağlanarak 06.08.2019 tarihili sözleşme imzalandığı, uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle feshin tespiti ve alacağın tahsiline ilişkin olduğu, davanın 5846 sayılı FSEK'nun kapsamına giren haklara ilişkin olup, aynı kanunun 76/1 maddesi uyarınca bu tür davaların İstanbul Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, işin esasına girilmediği, dava dilekçesinin görev yönünden reddedildiği" gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiştir. GEREKÇE: Mahkememiz ihtisas mahkemesi olup, 5846 sayılı Yasa’nın 76.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, SMK ile düzenlenmiş olan marka, patent, tasarım gibi uyuşmazlık konusu davalara bakmakla görevlidir. 5846 sayılı Kanun'un 1/A maddesinde; "Bu Kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır." 5846 sayılı Kanun'un 76. Maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 22/12/2016-6769/189 md.) Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." 5846 sayılı Yasa’nın 76.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, SMK ile düzenlenmiş olan marka, patent, tasarım gibi uyuşmazlık konusu davalara bakmakla görevlidir. (Bu yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2014/3102-5641 sayılı 11/04/2014 tarihli kararı "5846 sayılı FSEK'in 1.ve 1/A maddelerinde amaç ve kapsamı düzenlenmiş olup, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahiplerinin ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.") 5846 sayılı Kanun'da eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar sınırlı sayı yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda eser sahibine tanına manevi haklar; eserin umuma arz yetkisi (md. 14), adın belirtilmesi yetkisi (md. 15/1), eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisi (md. 16 ve md. 17/2) ve eserin aslına ulaşma ve eseri sergileme hakkı (md. 17/1 ve 17/3) şeklindedir. Eser sahibine tanınan mali haklar ise; işleme hakkı (md. 21), çoğaltma hakkı (md. 22), yayma hakkı (md. 23), temsil hakkı (md. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (md. 25) şeklinde ifade edilmiştir. Bununla birlikte 5846 sayılı Kanun'da mali ve manevi hakları düzenleyen hükümlerinden farklı bir bölümde düzenlenseler de pay ve takip hakkı (md. 45), cayma hakkı (md. 58) ve vazgeçme hakkı (md. 60) da 5846 sayılı Kanun'un eser sahibine tanıdığı haklardandır. FSEK’in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması", ikincisi ise “kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması”dır. (İstanbul BAM 44.HD 2020/2257 E., 2024/9 K.) Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. 5846 sayılı Yasa'nın 76.maddesinde, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklı uyuşmazlıklara ihtisas mahkemesi niteliğindeki fikri ve sinai haklar hukuk mahkemelerince bakılacağı belirtilmiştir. Eldeki davada, tv programının kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olmadığı, bu haliyle ilgili program konusu sözleşmenin feshi ve alacak taleplerinin FSEK'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık niteliği olmadığından, ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3518 Esas, 2022/5879 Karar) Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, dava konusu sözleşmenin TTK'da düzenlenmediği mutlak ticari dava niteliğinin bulunmadığı, davanın tarafları gerçek kişilerin ticari işletme kaydının bulunmadığı, dolayısıyla 5846 Sayılı Yasadan kaynaklanan bir hakkın varlığı, yokluğu veya tecavüze ilişkin bir uyuşmazlık olmadığından ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığından, genel mahkemelerin görevli olduğu kanaati ile davaya bakmakla görevli mahkemeler genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine, 2-Mahkememizin görevsizliğe ilişkin davanın usulden reddine yönelik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde öncesinde İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sebebiyle dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğundan olumsuz görev uyuşmazlığı çıkacağından görevli mahkemenin tespiti ve merci tayini için dosyanın İstanbul BAM ilgili daire başkanlığına resen gönderilmesine, 3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 02/07/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸