Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2007/1957 E. 2011/241 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- İdari Dava Daireleri Kurulu
- Esas No
- 2007/1957
- Karar No
- 2011/241
- Karar Tarihi
Özeti : 1- Kural olarak; idarelerin hukuka uygun işlem tesis etmek, işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerle ortaya çıkan hukuk ihlallerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzeni sağlamak zorunda oldukları; ancak hukuka aykırı bir işlemin uygulanması suretiyle elde edilen bazı kazanımların bir yandan zaman içinde bu yolla idarede sağlanmış olan istikrarın ve kamu düzeninin bozulmaması amacı ile, öte yandan belli bir süre kesintisiz uygulanmak suretiyle ilgili kişinin statüsünün ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüş olduğu gözönüne alınarak, yargı kararları ile korunduğu, 2- Bu bağlamda, kanunsuz yapılan bir terfiin memur lehine kazanılmış bir hak doğurmayacağı, ancak, bu işlemin bir çok netice ve etki doğurması sebebiyle idarece her zaman geri alınabileceğini kabul etmenin istikrar ilkesi ile bağdaştırılamayacağı, bu itibarla, davacının memuriyet giriş derecesine kanunsuz olarak eklenen bir derecenin, bu tarihten 8 yıl 3 ay sonra geri alınması işleminin idari istikrarı zedelediği ve hukuka aykırı olduğu hakkında. Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : Ankara Valiliği İstemin Özeti : Ankara 9. İdare Mahkemesinin 23.5.2007 günlü, E:2007/167, K:2007/752 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Tuğba Demirer Akar'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay İkinci Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Şule Tataroğlu'nun Düşüncesi : Dava, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünden mezun olup öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 657 sayılı Yasanın 36/A-5 maddesi uyarınca 28.2.1995 tarihinde kendisine verilen bir derecenin geri alınmasına ilişkin 30.5.2003 günlü işlemin iptali istemiyle açılmış, davanın reddi yolundaki Ankara 9. İdare Mahkemesinin 31.12.2004 günlü, E:2003/1342, K:2004/1971 sayılı kararının Danıştay İkinci Dairesinin 30.10 2006 günlü E:2005/2983, K:2006/2915 sayılı kararıyla bozulması üzerine İdare Mahkemesince bozmaya uyulmayarak 31.12.2004 günlü, E:2003/1342, K:2004/1971 sayılı kararda ısrar edilmiştir. Danıştay İkinci Dairesinin 30.10 2006 günlü, E:2005/2983, K:2006/2915 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünden mezun olup öğretmen olarak görev yapan davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin (A) bendinin 5. fıkrası uyarınca 28.2.1995 tarihinde verilen bir derecenin geri alınmasına ilişkin 30.5.2003 günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 9. İdare Mahkemesinin 31.12.2004 günlü, E:2003/1342, K:2004/1971 sayılı kararıyla; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu'nun 29.12.1989 günlü kararı uyarınca, Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünden mezun olanların rehber öğretmen unvanını kullanacakları, psikolog unvanını kullanamayacakları belirtildiğinden, davacıya öğretmen olarak görev yapmakta iken 657 sayılı Yasa'nın 36. maddesinin (A) bendinin 5. fıkrası uyarınca verilen bir derecenin geri alınmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 30.10.2006 günlü, E:2005/2983, K:2006/2915 sayılı kararıyla; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 26.9.1952 günlü, E:1952/15, K:1952/244 sayılı kararında, kanunsuz yapılan bir terfiin memur lehine kazanılmış bir hak doğurmayacağı açık olmakla beraber, bu işlemin bir çok etki ve sonuç doğurduğu ve idarece kanunsuz bir terfi işleminin her zaman geri alınabileceğini kabul etmenin "istikrar ilkesiyle" bağdaştırılamayacağı, memur hakkında kanuna uygun müteaddit terfiiler cereyan ettiği takdirde idare tarafından kanunsuz terfiin geri alınmasının kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, "istikrar ilkesinin" de bu kararın ışığı altında, olayların nitelik ve özellikleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle idari yargıda uygulanageldiği, davacının, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunu olduğunu belirten başvurusu sonucunda, psikolog unvanı nedeniyle 28.2.1995 tarihinde memuriyet giriş derecesine eklenen bir derecenin, bu tarihten yaklaşık 8 yıl, 3 ay sonra 30.5.2003 tarihi itibariyle geri alınması işleminin, istikrar ilkesiyle bağdaştığını kabul etmenin olanaklı olmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de, Ankara 9. İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak önceki kararında ısrar edilmiştir. Davacı, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 23.5.2007 günlü, E:2007/167, K:2007/752 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının 1987 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünden mezun olduğu, Üniversitelerarası Kurul'un 25.9.1989 günlü, 30 sayılı kararıyla Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunlarının psikolog unvanını kullanmalarının uygun olduğu yönünde görüş belirtmesi ve bu görüşün Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nca kabul edilmesi üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 28.2.1995 günlü yazısı ile anılan bölümden mezun olanların rehber öğretmen değil, psikolog unvanı kullanabileceklerinden bahisle 657 sayılı Yasanın 36/A-5. maddesi uyarınca giriş, derece ve kademelerine bir derece ilave edilmesinin uygun olduğuna karar verildiği, sonrasında davacının da bu kapsamda değerlendirilerek, mezuniyet giriş derecesine bir derece ilave edildiği, ancak daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 24.9.1996 günlü yazısı ile söz konusu işlemlerin hatalı olduğundan bahisle verilen bir derecenin geri alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, dava konusu işlemin tesis edildiği ve davacının bu işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Danıştay Sekizinci Dairesinin 14.3.1990 günlü, E:1989/301, K:1990/372 sayılı kararıyla; Eğitim Fakülteleri ve Eğitim Bilimleri Fakülteleri eğitimci, Edebiyat ve Fen Fakültelerinin Psikoloji Bölümleri ise psikolog yetiştirmekte ve dolayısıyla bu fakülteler farklı meslek dallarında eğitim yapmakta olup, Eğitim Fakülteleri ile Eğitim Bilimleri Fakültelerinin Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü öğrencilerinin, Psikolojinin temel uzmanlık ve alt dallarından biri olan Eğitimsel Psikoloji Dalında uygulamacı ve uzman olarak eğitildiklerinin anlaşıldığı, bu nedenle bu Bölümü bitenlere, eğitim psikoloğu oldukları ve kendilerine bu unvanın verilebileceği düşünülebilirse de, Psikolojinin temel uzmanlık dalları ile bütün alt dallarını kapsar biçimde eğitim görmediklerinden psikolog unvanı verilemeyeceği gerekçesiyle Eğitim Fakülteleri ile Eğitim Bilimleri Fakültelerinin Psikoloji Bölümü mezunlarına psikolog unvanı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu işleme dayanak alınan Milli Eğitim Bakanlığı'nın 24.9.1996 günlü, 132976 sayılı işleminde de, gerek konuyla ilgili yargı kararları, gerekse Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın konuyla ilgili görüşleri uyarınca, Eğitim Bilimleri Fakültesi ile Eğitim Fakültelerinin Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunlarının, görmüş oldukları eğitim itibarıyla rehber öğretmen unvanı kullanabileceklerinden, sağlık bilimleri lisansiyeri sayılmaları ve 657 sayılı Yasanın değişik 36. maddesinin (A) bendinin 5. fıkrası hükmünden faydalandırılmalarının mümkün olmadığı, daha önce bu kapsamda verilen bir derece yükselmesinin ise bu Genelge tarihi itibarıyla geri alınması gerektiği belirtilmiştir. Olayda; 28.2.1995 tarihinde davacıya bir derece verildiği, 30.5.2003 günlü dava konusu işlemle de verilen derecenin geri alındığı anlaşılmaktadır. Kural olarak; idareler, hukuka uygun işlem tesis etmek, işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerle ortaya çıkan hukuk ihlallerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzen sağlamak zorundadırlar. Genel kural böyle olmakla birlikte, hukuka aykırı bir işlemin uygulanması suretiyle elde edilen bazı kazanımların bir yandan zaman içinde bu yolla idarede sağlanmış olan istikrarın ve kamu düzeninin bozulmaması amacı ile, öte yandan belli bir süre kesintisiz uygulanmak suretiyle ilgili kişinin statüsünün ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüş olduğu hususu gözönüne alınarak, yargı kararları ile korunduğu da bir gerçektir. Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun kanunsuz terfi işlemlerinin geri alınmasına ilişkin 26.9.1952 günlü, E:1952/15, K:1952/244 sayılı kararıyla; kanunsuz yapılan bir terfinin memur lehine kazanılmış bir hak doğurmayacağı aşikar olmakla beraber, bu işlemin bir çok tesir ve neticeler tevlit ettiği ve idarece kanunsuz bir terfi işleminin her zaman geri alınabileceğini kabul etmenin "istikrar ilkesiyle" bağdaştırılamayacağı, kanunsuz terfiden sonra memur hakkında kanuna uygun müteaddit terfiler cereyan ettiği takdirde, idare tarafından kanunsuz terfiin geri alınmasının tecviz edilemeyeceği belirtilerek konuyla ilgili farklı içtihatlar bu yönde birleştirilmiştir. İstikrar ilkesi, bu kararın ışığı altında, olayların nitelik ve özellikleri de dikkate alınarak idari yargıda uygulanagelmiştir. Öte yandan, davacıya psikolog unvanı Üniversitelerarası Kurul, Yükseköğretim Kurulu Yürütme Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü yazıları uyarınca verilmiş olup, davacının idareyi yanıltması da söz konusu değildir. Bu itibarla, davacının memuriyete giriş derecesine 28.2.1995 tarihinde eklenen bir derecenin, bu tarihten yaklaşık 8 yıl 3 ay sonra 30.5.2003 tarihi itibarıyla geri alınması işlemi idari istikrarı zedeleyip hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, aksi yönde verilen Mahkemenin ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 23.5.2007 günlü, E:2007/167, K:2007/752 sayılı ısrar kararının Danıştay İkinci Dairesince verilen karar doğrultusunda bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14.4.2011 gününde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. GEREKÇEDE KARŞI OY Üniversitelerarası Kurulun 25.09.1989 gün ve 30 sayılı kararı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu'nun 01.03.1991 tarihli toplantısında alınan kararda, Eğitim Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunlarının "psikolog" unvanını kullanabilecekleri belirtilmiş iken, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu'nun 29.12.1989 tarih ve 0103-1991 sayılı kararında, Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunlarının "psikolog" unvanını kullanamayacaklarının belirtildiği görüldüğünden, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6 ve 7. maddelerinde Yükseköğretim Kurulu'na verilen görevler ve 11. maddede Üniversitelerarası Kurula verilen görevler göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen çelişkinin giderilmesi için, Eğitim Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunlarının "psikolog" unvanını kullanıp kullanamayacakları hakkında anılan idarelerden görüş alındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden, Ankara 9. İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, bozma kararına anılan gerekçeyle katılıyorum.