Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2001/850 E. 2001/1031 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- İdari Dava Daireleri Kurulu
- Esas No
- 2001/850
- Karar No
- 2001/1031
- Karar Tarihi
İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 20.6.2001 günlü, E:2001/1274, K:2001/3303 sayılı kararı davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile Danıştay Sekizinci Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı H.Hüseyin Tok'un Düşüncesi : Serbest meslek faaliyetinde bulunurken sonradan belediye başkanı olan davacının,... ve ... İllerindeki maden sahaları için verilen 8 adet ön işletme, üç adet işletme ruhsatının 3213 sayılı Maden Kanununun 6 ncı maddesinde yazılı maden haklarını kayıp ettiği, anılan maddede belirtilen 6 aylık süre içinde ruhsatlarının devir talebinde bulunmadığı gerekçesiyle feshi yolunda tesis edilen davalı idare işleminin; belediye başkanlarının memur olmadıklarını, yasalarda belediye başkanlarına ticaret yasağı getiren bir hüküm bulunmadığını, belediye başkanlığının süreli bir hizmet olması sebebiyle anılan 6 ncı madde gereğince 6 aylık süre içinde ruhsat devir mecburiyetlerinin bulunmadığını, bu nedenlerle tesis edilen fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemesi üzerine Danıştay 8 inci Dairesince davanın reddine dair verilen 20.6.2001 günlü, E:2001/1274, K:2001/3303 sayılı kararının temyizen bozulmasını istemektedir. Temyize konu karardaki düşünce doğrultusunda Danıştay 8 inci Dairesinin sözü edilen kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül etmiş olduğu anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: KARAR : ... İli, ... İlçesi Belediye Başkanı olan davacının ... ili sınırları içinde bulunan 8 adet ön işletme, 3 adet işletme ruhsatı olmak üzere toplam 11 adet ruhsatlı maden sahasının Maden Yasasının 6. maddesi uyarınca feshedilmesi, söz konusu sahalarda alınan sevk fişleri, ruhsat ve izinlerin iade edilmesi yönündeki 25.5.2000 günlü, 1006-3361 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açtığı davada, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 20.6.2001 günlü, E:2001/1274, K:2001/3303 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Danıştay Sekizinci Dairesince; madenlerin ülke açısından taşıdığı önem nedeniyle Anayasal metinlerde de maden hukukuna ilişkin kuralların yer aldığı ve 168.maddesinde madenlerin aranması ve işletilmesi hakkına sahip olan Devletin bu hakkını gerçek ve tüzel kişilere devredebileceğinin açıklandığı, sözü edilen Anayasamızla belirlenen erkler ayrımı içinde Devlet yetkisi kullanan merkezi idare yanında, onunla vesayet ilişkisi olan yerel yönetimlerin de bulunduğu, olayın özelliği ile Anayasal ve yasal kurallar karşısında; özel ilkelerle düzenlenmiş maden hakları, T.C. vatandaşı gerçek kişiler yanında, şirketlere, kamu iktisadi teşebbüslerine, diğer kamu kurumu, kuruluş ve idarelerine verilebileceğinden ve maden hakları ile ilgili izin alınacak idari birimler arasında belediyeler de yer aldığından, kamu gücü ve yetkisi kullanan yerel yönetimlerin başında bulunan bir kişinin, maden hakkı verilmesi yasaklanan "Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri" arasında bulunduğu, Yasanın "memur" tanımıyla, idarenin bütünlüğü ve vesayet ilişkisi nedeniyle gerek merkezi ve gerekse yerel yönetimlerde görev yapan ve maden hakkını devreden Devletin sahip olduğu yetkiyi kullanan tüm görevlilerin amaçlandığı, maden hakkının Anayasada kaynağını bulan temel öngörülerinin doğal bir sonucu olduğu, tersi bir durumda, belediyede görevli bir memura maden hakkı tanınmazken, onun sıralı en üst amirine ayrıcalık tanınmış olacağı, bu sonucun ise, Anayasal eşitlik kuralı ve idare hukukunun özen ve tutarlılık ilkesi ile bağdaşmayacağı, bu açıklamalar karşısında seçimle gelmiş olsa da bir kamu görevlisi olan belediye başkanının madencilik faaliyeti yürütmesine olanak bulunmadığından, yasanın öngördüğü 6 aylık süre içinde maden hakkı devredilmediğinden ruhsatının feshedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, kamu kesiminde görev yapmakla beraber, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürütmeyenlerin kamu kesiminde çalışsalar bile Anayasanın 128. madde 1. fıkrası hükmü karşısında kamu görevlisi sayılmayacaklarını, Anayasanın geniş anlamda kamu görevlisi kavramını değil, dar anlamda kamu görevlisi kavramını benimsediğini, dar anlamda kamu görevlilerinin memurlar ve diğer kamu görevlilerinden oluştuğu, devlet memuru olmayan belediye başkanlarının diğer kamu görevlileri kapsamında değerlendirilmelerine de olanak olmadığı, belediye başkanları ticari faaliyette bulunma yasağına da tabi tutulmamış olduklarından 3213 sayılı Kanunun 6. maddesinin kapsamında bulunmadıklarını öne sürmekte ve Danıştay Sekizinci Daire kararının bozulmasını istemektedir. Dosyadaki bilgilerin incelenmesinden, davacının, 8 adet ön işletme, 3 adet işletme ruhsatına sahip iken, 18.4.1999 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonucunda ... İli, ... İlçesi Belediye Başkanlığına seçildiği, davalı bakanlıkça Maden Kanununun 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca altı ay içinde devir talebinde bulunması gerekirken 18.4.1999 tarihinden itibaren ilk 6 aylık zaman dilimi içinde devir talebinde bulunmadığı gerekçesiyle ruhsatlarının fesh edilmesine ilişkin işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanununun 6. maddesinde; "Maden hakları, medeni hakları kullanmaya ehil T.C. vatandaşlarına, madencilik yapabileceği statüsünde yazılı Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir. Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir. Devlet memurları, diğer kamu görevlileri, ilgili dairenin merkez ve taşra teşkilatında çalışan yevmiyeli ve mukaveleli personel, arama, ön işletme ve işletme ruhsatı alamaz. Maden arama veya işletme hakkını haiz iken memur olanlar, memuriyete geçişlerinden itibaren 6 ay zarfında bu hakları devretmeye mecburdurlar. 3 üncü fıkradaki yasaklamaya tabi olup, miras yoluyla kendisine maden ruhsatı intikal eden mirasçı, durumundaki mani hal ortadan kalkmadığı takdirde 5 inci maddenin 4 üncü fıkrası hükmü uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Maden Kanununun 6. maddesinin gerekçesinde ise; bu madde ile madencilik haklarının kimlere verilebileceğinin belirlendiği,...yine aynı maddede maden haklarını alamayacak şahısların belirlendiği, madencilik ticari bir faaliyet olduğundan Devlet memurlarının ve kamu görevlilerinin bu hakları alıp faaliyette bulunmalarının mümkün görülmediği, ancak maden hakkı sahibi iken Devlet memuriyetine intisap edenlerin 6 ay içerisinde haklarını devir veya feragat etmeleri hükmünün getirildiği, aksi takdirde bu çeşit hakların iptal edilmesinin öngörüldüğü açıklaması bulunmaktadır. Maden Kanununun 6. maddesi ile madde gerekçesinin birlikte değerlendirilmesinden, maddenin, maden hakkını ilk defa alacaklarla, maden hakkına sahip iken kaybedeceklere ilişkin olarak ayrı düzenleme getirdiği, maddenin 3. fıkrasında maden hakkını alamayacak kişiler sayılırken, geniş bir yorumla "memur" ve "diğer kamu görevlileri" ile ilgili dairede çalışan...personele yasak getirildiği ve bu suretle yasa koyucunun memur ve memur işlevi gören diğer kamu görevlileri için 657 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda mevcut ticaret yasağı hükümlerine paralel bir düzenleme yapmayı amaçladığı, maddenin 4. fıkrasında ise, maden hakkına sahip iken bu hakkı kaybedecekler sayılırken; dar bir yoruma gidilerek sadece "memur" olanlar için yasak getirildiği, böylece maddenin 3 ve 4. fıkralarında kimlerin ruhsat alamayacağı ve kimin, durumundaki değişiklikten dolayı hangi hakkını devre zorunlu olduğunun isim belirtmek suretiyle açıkça ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta davacı, 11 adet maden ruhsatına ( 3 işletme, 8 ön işletme ) sahip serbest meslek icra eden maden mühendisi iken belediye başkanı seçilmiştir, Belediye başkanlarının kamu görevini yürütmekle görevli olduğu ve bazı kanunların uygulamasında memur sayıldığı, ancak "memur" olmadığında kuşku yoktur. Bu durumda, maddenin 4. fıkrasında ruhsat aldıktan sonra kimin ( memurun ) hangi hakları devre zorunlu olduğu sayılmak suretiyle belli edilmişken, bu fıkraya, 3. fıkra hükmünün yorum ve kıyas yolu ile uygulanması hukukun genel ilkelerine aykırı düşeceği gibi, yasa koyucunun bu durumu bilinçli bir tercihle oluşturduğu ve herhangi bir yoruma yer bırakmadığı da açıktır. Bu durumda Kanunlarda belediye başkanlarına ticaret yasağı getiren bir hüküm bulunmadığından ve belediye başkanlığı sürekli değil, süreli bir hizmet olduğundan, belediye başkanının "memur" olmadığı da gözönüne alındığında davacıya Maden Kanununun 6. maddenin 4. fıkrasının uygulanması yerinde görülmemekte bu fıkra hükmü dayanak alınarak ruhsatlarının feshine ilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuki isabet bulunmamaktadır. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.6.2001 günlü, E:2001/1274, K:2001/3303 sayılı kararının BOZULMASINA, 28.12.2001 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.6.2001 günlü, E:2001/1274, K:2001/3303 sayılı kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, onanması gerektiği oyuyla bozulmasına ilişkin karara karşıyız.