Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2001/176 E. 2001/624 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2001/176
Karar No
2001/624
Karar Tarihi

İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ve Mahkemenin iptal kararında ısrarına ilişkin bulunan ... günlü , ... sayılı kararı, davalı idare ve müdahil temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Savunmanın Özeti : Davacılar, davalı idare ve müdahilin temyiz istemlerinin reddi ile Mahkemenin ısrar kararının onanması gerektiğini savunmaktadırlar. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi : ... İdare Mahkemesince, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uyulmayarak verilen ve Mahkemenin iptal kararında ısrarına ilişkin bulunan kararın, usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen hususların bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idare ve müdahilin temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Halit Erol Çanga'nın Düşüncesi : Dava, ... Petrol Ticaret Şirketine verilmiş olan ... sayılı mermer işletme izninin, alandaki faaliyetin mevzuata uygun yürütülmesi sağlanmazsa iptali ve Çevre Bakanlığı ile Orman Bakanlığının, bu işletme alanı ile ilgili başvurularına yanıt verilmiyerek tesis ettikleri işlemlere karşı açılmıştır. Dosyadan, 4.6.1987 günlü işletme ruhsatına ait projesinin 40 yıllık bir dönemi kapsar düzenlendiği ve 4.6.1997 gününden geçerli aynı işletme ruhsatı numarası ile yenilendiği, ancak şikayetler üzerine yerinde yapılan denetimlerde, bu ocakta işletme projesine aykırı olarak önceki yıllarda galeri atımı suretiyle patlatma yapılmış olmasının şikayetlere yol açtığının saptanması üzerine işletme projesindeki 20-34 metre arası olan şev yüksekliği, 10 metre basamak yüksekliği, 7 metre basamak eni getirilip, dinamit deliklerinin çap ve yükseklikleri azaltılacak şekilde revize önerilip proje revizesi yaptırtılıp, her yıl denetleme esası getirilerek gereken önlemlerin alındığı anlaşılmaktadır. Yine dosyadan bu ocağın 1972 tarihli taşocağı ruhsatı ile 1974 yılından bu yana Demir Çelik fabrikalarına hammadde sağlıyacak biçimde kesintisiz işletildiği, 7.11.1982 tarihinde Kanun kapsamına alındığı galeri 3 kez patlatma yöntemi ile mevzuat aykırı üretimin yapıldığı ancak hangi tarihte yapıldığının belirli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Barutsan AŞ Genel Müdürlüğü raporlarında galeri patlatmanın 1990 yılından önce olduğu ve köydeki zararın bu işletmeden veya Sakarya depreminden oluştuğunun tam belirlenemediği belirtilmektedir. Bu durumda ÇED tabi olmayan bu yerle ilgili davacıların Orman ve Çevre İdarelerine ait başvuruları dilekçelerine ekli olmadığından bu idarelerden istemleri de belirsizdir. Geçmişteki fiili zarara dayanarak bu idarelerin ne yapabileceğide belirgin değildir Esasen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca işletme projesi revize ettirilerek alandaki faaliyetin madencilik faaliyetlerine uygun sürdürülmesi ve yıllık denetimi esası getirilerek Bakanlık davacıların istemini yerine getirmiş durumdadır. Bu alanda yapılan galeri patlama suretiyle yapılan üretim faaliyetleri nedeniyle dosyada çevreye verilen zararların oluştuğu kabul edilebilirsede bu işin taşocağı ruhsatı döneminde gerçekleştirilmiş olma olasılığı ağır basmaktadır. Bu patlatmalarda düzensiz derin uçurumlar, yöntemine uygun işletmelerde ise basamaklar oluşur. Mermer İşletme izinli alanda galeri patlatılamaz. Projeye uygun üretim yapılma zorunluluğu vardır. Aksinin işletme faaliyet raporlarında beyanı halinde durumun saptanması Kanunun 10.maddesinin uygulanma nedenidir. Taşocaklarında ise işletme projesi ve fenni mesul nezareti yoktur. Muhtemelen 1982 tarihinden önceki üretim nedeniyle meydana gelen hasardan dolayı yöntemine uygun olmayan üretim yaptığı kesin saptanamayan işletme ruhsatının iptali hukuka aykırıdır. Dosyada bu tarz usulsuz devam ettiğine ilişkin belge ve bilgi de yoktur. Bu nedenle Çevre Kanunun 30.maddesinin uygulanabilmesi için mahkemenin öncelikle hiç olmazsa şevlerin önünde galeri sürülüp patlatma yapıldığının yaptırılan keşif ve bilirkişi raporu ile saptaması gerekirdi. 1974 yılından bu yana işletilen alanda, 40 yıllık dönemi kapsayan işletme projesinin ikinci 10 yıllık dönemini kapsayan kısmının projenin devamı olması işletme izninin yenilenmesi nedeniyle Çevresel Etki Değerlendirilmesine tabi tutulması olanağıda yoktur. Çevre idaresinin fazladan çevresel etki değerlendirmesi önemsizdir kararı almış olması da durumu değiştirmez. Kaldı ki Köylülerin 20 yıl önceki işletmeden gördüğü zararın bu işletmenin devamında dikkate alınabilmesi için mahkemenin hiç olmazsa bu konuya yerinde saptaması yöntemine uygun faaliyetin zararını belirlemesi gerekirdi. Açıklanan nedenlerle hatalı ve noksan incelemeye dayalı Mahkemenin ısrar kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül etmiş olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin işin esası incelendi, gereği görüşüldü: KARAR : ... Petrol Ticaret Sanayi A.Ş.'nin, ... İlçesi ... Köyü sınırları içinde sürdürdüğü kalker üretiminde mevzuata uygunluğunun sağlanması, mümkün olmadığı takdirde işletme izninin iptali ile firmanın faaliyetinin durdurulmasına ilişkin davacıların başvurusunun, cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin bulunan ... günlü, ... sayılı kararı, davalı idare ve müdahil temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Davalı idare ve müdahil şirketçe, ... Köyü Muhtarı tarafından 5.8.1997 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına verilen dilekçe ile dava konusu uyuşmazlık ile ilgili başvuruda bulunulduğundan bahisle idarenin zımni red işlemine karşı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen süre içinde dava açılmadığı, dolayısıyla davada süreaşımı olduğu ileri sürülmekte ise de; faaliyetin devamı sırasında, bu faaliyetten dolayı zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin süregelen zararın varlığı nedeniyle her zaman bu zararın giderilmesini isteme hakları karşısında, davacılar tarafından 6.10.1997 gününde idarelere yapılan başvuruya idarelerce cevap verilmemesi üzerine 30.12.1997 gününde açılan davada süreaşımı bulunmadığından, bu konudaki iddiaları haklı görülmemiştir. Ayrıca davalı idare ve müdahil tarafından, ... Barosunun davada taraf olma ve dava açma ehliyeti bulunmadığı ileri sürülmekte ise de; 2872 sayılı Çevre Kanununun 30. maddesinde yer alan, çevreyi kirleten ve bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan gerçek ve tüzel kişilerin idari makamlara başvurarak bu faaliyetin durdurulmasını isteyebilecekleri yolundaki hüküm karşısında; davacılar tarafından uyuşmazlık konusu bölgede faaliyette bulunan şirketin çevreyi, tarım arazilerini, orman alanlarını ve ... Çayını olumsuz etkilediği iddia edilerek yapılan başvuru üzerine açılan davada, gerek 2577 ve gerekse 2872 sayılı yasaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Baro'nun menfaat ilgisinin varlığı görülmekle bu konudaki iddiaları da yerinde bulunmamıştır. Altıncı Daire Başkanı Gürbüz Önbilgin, Sekizinci Dairesi Üyesi Güngör Demirkan, Altıncı Dairesi Üyesi Acar Oltulu, Onbirinci Daire Üyesi Engin Kumrulu, Beşinci Dairesi Mehmet Rıza Ünlüçay, Beşinci Daire Üyesi Fettah Oto, Onbirinci Daire Üyesi İzge Nazlıoğlu'nun; uyuşmazlığın hem maden-taşocakları mevzuatını hem de çevre mevzuatını ilgilendirmesi bu nedenle de davanın, Danıştay Sekizinci ve Altıncı Daireleri müşterek kurulunca görülmesi ve çözümlenmesi gerektiği bu nedenle ısrar kararının kaldırılarak dosyanın, görev durumu dikkate alınarak yeniden incelenmesini sağlayabilmek için Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesi yolundaki karşı oylarına karşın; Danıştay Sekizinci Dairesinin temyiz incelemesini, uyuşmazlığın konusu itibariyle Danıştay Altıncı Dairesi ile müşterek heyette yapması gerekmekte ise de; şu an Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca temyizen incelenmek durumunda olan karar, Danıştay Sekizinci Daire kararı değil, idare mahkemesi kararı olduğundan ve idare mahkemesince görev ve yetki dışında işe bakılmış olması durumu da söz konusu olmadığından, Danıştay Sekizinci Dairesinin görevinden hareketle, idare mahkemesinin ısrar kararını kaldırmak uygun görülmeyerek işin esasına geçildi, dosya incelendi: ... İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İptal kararı temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Sekizinci Dairesinin 9.7.1999 günlü, E:1999/532, K:1999/4410 sayılı kararıyla; 11.8.1983 gün ve 18132 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Yasasının 10. maddesinde, gercekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin bir "Çevresel Etki Değerlendirme Raporu" hazırlayacakları, bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkiler gözönünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak önlemlerin belirtileceği, bu raporun, hangi tip projelerde isteneceği, ihtiva edeceği hususlar ve hangi makamca onaylanacağına dair esasların yönetmelikle belirleneceğinin kurala bağlandığı, bu kural uyarınca, Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, 7.2.1993 gün ve 21489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu yönetmeliğin, III sayılı cetvelinin 1/a bendine göre, metal içermeyen ve enerji üretilen minarellerin istihracının, ÇED Ön Araştırma uygulanacak faaliyetlerden olduğu belirtilmiş olup, Geçici 1. maddesinde de, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce, çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin ve/veya onay alınmış faaliyetlere bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağının hükme bağlanmış bulunduğu, 3213 sayılı Yasanın 25. maddesi uyarınca yapılan maden işletme ruhsat sürelerinin uzatılmasının, yeni bir ruhsatın ihdası niteliğinde bulunmadığı. bu nedenle, ÇED Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde, süre uzatımlarında kazanılmış hakların korunması gerektiğine ilişkin bir hüküm olmadığı, dolayısıyla davalı Bakanlıkça ÇED Yönetmeliği hükümleri gözardı edilerek yapılan işletme izninin uzatılması işleminin hukuka aykırı olduğu yolundaki İdare Mahkemesi gerekçesinde isabet görülmediği, ancak; gerek 2872 sayılı Çevre Yasasının 16. maddesi gerekse, ÇED yönetmeliği hükümleri uyarınca çevreye olumsuz etkisi olan veya olabilecek tesislerin Çevre Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı tarafından ÇED yönetmeliğine tabi olsun ya da olmasın çevre mevzuatı hükümlerine göre her aşamada denetim altında tutulacağı ve gerekli önlemlerin alınmasının istenebileceği ve gerekirse faaliyetin yasaklanabileceğinin de kuşkusuz olduğu, nitekim, dava dosyasının ve eki belgelerin incelenmesinden, davacı köy muhtarlığının, gerek davalı idareye gerekse mahalli mülki idareler ve çevre teşkilatlarına çeşitli tarihlerde yapmış olduğu başvurular neticesinde, dava konusu işletmenin işletme projesi, fiili uygulama teknikleri hakkında yerinde yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda, bu faaliyet hakkında çeşitli önerilerde bulunduğu ve bazı önlemlerin alınmasının istenildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle bozulmuştur. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak, 2872 sayılı Çevre Yasasının 10. maddesinde gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin bir "çevresel etki değerlendirme raporu hazırlayacakları, bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkenler gözönünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak önlemlerin belirtileceği, bu raporun hangi tip projelerde isteneceği, ihtiva edeceği hususlar ve hangi makamca onaylanacağına dair esasların Yönetmelikle belirleneceğinin kurala bağlandığı, bu kural uyarınca Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7.2.1993 günlü, 21489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu yönetmeliğin ÇED Raporuna Tabii Faaliyetler Başlıklı 6. maddesinde a-ÇED uygulanacak faaliyetler listesinde Ek I'de yer alan, b-ÇED uygulanacak Hassas yöreler listesinde Ek II'de belirtilen bölgelerde bulunması şartıyla ÇED ön araştırması uygulanacak faaliyetler listesinde Ek III'de yeralan, c-ÇED ön araştırması uygulanacak faaliyetler Ek III'de yer alıp çevresel etkileri önemlidir kararı verilen faaliyet türlerinin ÇED raporuna tabii olduğu, ÇED uygulamalarının bu yönetmeliğe tabi her faaliyet için ayrı ayrı gerçekleştirileceği, ancak ÇED'e tabi birden fazla projeyi kapsayan entegre faaliyetin tamamının bir faaliyet olarak nitelendirileceği ve tek bir ÇED raporu kapsamında inceleneceği, 5. maddesinde de faaliyet sahibinin yükümlülüklerinin belirtildiği, aynı Yönetmeliğin Ek I çevresel etki değerlendirilmesi uygulanacak faaliyetler listesinin 24. bendinde "her türlü maden çıkarılması ve zenginleştirilmesinin ( metal içeren veya enerji üretilenler ) EK III Çevresel Etki Değerlendirmesi Ön Araştırması Uygulanacak Faaliyet Listesinin İstihraç Sanayi başlıklı 1/a bendinde "metal içermeyen ve enerji üretilen minarellerin istihracının da sayılmış olup, Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde de "bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin ve/veya onay alınmış faaliyetlere bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağınin hükme bağlandığı, ... Petrol Ticaret Sanayi A.Ş.'ne ... İlçesine bağlı ... Köyü sınırları içinde kalker üretimi için Maden Kanununun 26. maddesi uyarınca 4.6.1987 tarihinde 10 yıl süre ile işletme ruhsatının ve aynı Kanununun 24. maddesi uyarınca 10 yıl süreli işletme izninin verildiği, 10 yıllık sürenin dolmasından sonra anılan yasa kuralı uyarınca 4.6.1997 tarihinden itibaren temdiden 10 yıl daha uzatıldığı ( İşletme izninin ve ruhsatının ), Orman Bakanlığının isteği üzerine ... Valiliğine sunulan ÇED Ön Araştırma ve Kontrol Listesi üzerine Mahalli Çevre Kurulunca 15.2.1995 gününde "çevresel etkileri önemsizdir" kararı verildiği, ancak bu kararın Çevre Bakanlığı'nca ruhsat tarihi itibariyle işletmenin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle geçersiz sayıldığının anlaşıldığı, 3213 sayılı Yasanın 25. maddesinde işletme ruhsat süresinin uzatılabileceğinin öngörüldüğü, yeniden ruhsat verme ve ruhsatı yenileme işlemlerinin hukuksal düzende yeni değişiklikler yaratacağı hususu da gözönünde bulundurulduğunda, yeni araştırmaların yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle maden işletme ile ilgili ruhsat uzatma sırasında ÇED Yönetmeliğinin 1. maddesi kapsamı dışına çıkılması gerektiği, öte yandan ÇED Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinde hangi hallerde anılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlendiği ve temdit yoluyla ruhsat süresinin uzatılması durumunda kazanılmış hakların korunacağı yönünde herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yukarıda yapılan açıklamaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda ÇED Yönetmeliğinin EK; I Çevresel Etki Değerlendirilmesinde uygulanacak faaliyetler listesinde yer alan dava konusu faaliyet için alınan 10 yıllık ruhsat ve işletme izin süresinin bitiminden itibaren, adıgeçen şirketin ruhsat ve işletme izin süresinin uzatılması talebinin ilgili bakanlıkça gerekli değerlendirme yapılarak ÇED Yönetmeliği kapsamında bir faaliyet olup olmadığı, uzatılması için gerekli yasal şartları taşıyıp taşımadığı tespit edilerek ruhsat temdit talebinin değerlendirilmesi gerekirken böyle yapılmayıp ÇED Yönetmeliğinin 7 Şubat 1993 tarihinde yürürlüğe girdiği ve ruhsatın yönetmeliğin yayımından önce verildiği nedeniyle ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakılarak uzatılması karşısında tesis edilen işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözönüne alındığında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararında ısrar etmiştir. Davalı idare ve müdahil, ... İdare Mahkemesinin 19.10.2000 günlü, E:2000/655, K:2000/930 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. SONUÇ : Temyiz dosyasının incelenmesinden, bozulması istenilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesinin .. günlü, ... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine 14.9.2001 günü usul ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. İdari yargıda iptal davası açılabilmesi için idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilgisinin bulunması, bunun da kişisel, güncel ve meşru olması gerekmektedir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yeralmıştır. Bu durumda dava konusu işlemin davacılardan ... Barosu Başkanlığının görev alanı ile ilgisi olmaması nedeniyle anılan kuruluşun dava açma ehliyeti bulunmadığından, kararın Baronun ehliyetli olduğu yolundaki kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY : Danıştay Sekizinci Dairesinin, ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin bulunan 9.7.1999 günlü, E:1999/532, K:1999/4410 sayılı kararında yer alan gerekçeler doğrultusunda, davalı idare ve müdahilin temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı ısrar kararının bozulması oyuyla, onanmasına ilişkin karara karşıyız.

Atıf: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2001/176, K. 2001/624, T. 19.10.2000, www.arakarar.com/karar/danistay-idari-dava-daireleri-kurulu-2001-176-e-2001-624-k-af6f926742de