Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 1996/675 E. 1998/528 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No
1996/675
Karar No
1998/528
Karar Tarihi

İstemin Özeti: Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan 26.3.1996 günlü, E:1994/6938, K:1996/1671 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Öcal Beningtan'ın Düşüncesi : 403 sayılı "Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun kaybettirme başlıklı 25 inci maddesinin (ç) bendinde "Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak … … çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde kabul etmeyenler" hükmü getirilmiştir. Yukarıda metni açıklanan madde hükmünden anlaşılacağı üzere yapılacak çağrının usulüne uygun olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının 1980 yılında öğrenim için Suriye'ye gittiği, aynı yılda lise mezunu olarak son yoklamasını yaptırdığı, 6.6.1983 tarihine kadar yoklamalarını yaptırıp bu tarihten sonra herhangi bir öğretim belgesi ibraz etmediği, pasaportunun 1986 yılına kadar temdit edildiği, bu süre zarfında davacıdan hiç bir bilgi alınamadığı, 22.2.1983 tarihinde davacının babasına yapılan celp tebliğinde, babasının "çağrı pusulasını aldım ve sahibine ulaştıracağım" şerhinin altına imzası ile takdim etmiş davacıdan haber alınamaması üzerine 21.6.1987 tarihli Resmi Gazete ile Türk Vatandaşlığını kaybettirileceğinin ilan edildiği, ve nihayet Bakanlar Kurulunun 5.1.1989 tarih ve 13668 sayılı kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır. Davacı 1980 yılında lise mezunu olarak öğrenim amacı ile yurt dışına gitmesinden sonra 1983 yılına kadar ilgililerin askerlik durumu bakımından bilgilendirmiş bu tarihten sonra ne askerlik ve nede öğrenim konusunda herhangi bir belge ibraz etmeyerek 1987 yılına kadar yurt dışında kalmış ve babasına yapılan tebligat ise davacının babası tarafından yerine ulaştırılmamıştır. Bu durumda yapılan tebligat usulüne uygun olup davacının yasal olarak yükümlü bulunduğu öğrenim ve askerlik hususlarında yetkili makamlara haber versek hususunu yerine getirmemesi objektif hüsnüniyet kuralları ile de bağdaştırılamaz. Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Danıştay 10'uncu Daire kararının bozulması gerektiği düşünüldü. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay idari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Davacının Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin 5.1.1989 günlü 89/13668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açtığı dava sonucunda Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan 26.3.1996 günlü E:1994/6938, K:1996/1671 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmektedir. 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunun 25/ç maddesinde: Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye'de savaş ilam üzerine Yurt savunmasına katılmak için, yetkili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmeyenlerin Türk vatandaşlığını kaybettiklerine Bakanlar Kurulu tarafından karar verilebileceği hükmü yer almıştır. Danıştay Onuncu Dairesince, 403 sayılı Kanunun 25/ç maddesinde yer alan usulen yapılacak çağrının ne şekilde olacağı konusunda 403 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 6. maddesinin (c) bendinde, usulen yapılacak çağrının Türk kanunları ile ilgilinin oturduğu yabancı memleket mevzuatının tespit ettiği şekillerde düşünüleceğinin belirtildiği, yine Tebligat Kanununun 25. maddesinin son fıkrasında kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde, tebliğin o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabileceğinin hükme bağlandığı Tebligat Nizamnamesinin 36-46 maddelerinde ise yabancı memlekette yapılacak tebligatın esaslarının düzenlendiği, aktarılan düzenleme karşısında, askerlik görevini yapmak için üç ay içerisinde yurda dönmesi gerektiği yolunda yapılacak çağrının, ilgilinin Türk vatandaşlığını kaybetmesi gibi ağır sonuçlar doğurması karşısında, öncelikle kişinin bilinen adreslerinde tebliğ edilmesinin gerektiği, yurt dışı öğrenciliğinin tanınmasına ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenen belgede ve yine celp için çağrı pusulasının tebliğinde davacının Yurt dışı adresinin belirtildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, davacının bilinen adresinde tebligat yapılmaksızın ve Yurt dışı adresi araştırılmaksızın, yalnızca Resmi Gazete yoluyla yapılan ilanen tebligat sonrası askerlik görevini yapmak üzere üç ay içinde yurda dönmediğinden bahisle vatandaşlığının kaybettirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Temyiz dosyasının incelenmesinden, 1960 doğumlu olan davacının, 1980 yılında lise öğrenimini bitirdiği, 1982 yılında yurt dışında öğrenim görmek için Milli Eğitim Bakanlığına başvurduğu, 11.10.1982 tarihi itibariyle isteminin kabul edildiği, askerlik şubesi tarafından gönderilen celp için çağrı pusulasının davacının babasına 22.2.1983 de tebliğ edildiği, çağrı pusulasına davacının Suriye'deki adresinin yazdırıldığı, babasının da çağrı pusulasını sahibine ulaştıracağını bildiren şerhin altını imzaladığı 1983 tarihinden sonra davacının, yurt dışında öğrenci olduğuna ilişkin herhangi bir belgeyi askerlik şubesine göndermediği, 1986 yılından itibaren yoklama kaçağı olarak takibe alınan ilgili hakkında 21.6.1987 tarih ve 19494 sayılı Resmi Gazete ile üç ay içinde yurda dönmediği takdirde Türk vatandaşlığının kaybettirileceğinin ilanen duyurulduğu, ve aradan 18 ay geçtikten sonra 5.1.1989 günlü 89/13668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan tebligata rağmen yükümlü olduğu askerlik görevini yapmak üzere yurda dönmeyen davacının 403 sayılı Kanunun 25/ç maddesi uyarınca Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yurt içinde yüksek öğrenim yapanlar okudukları okullardan temin ettikleri belgeler ile öğrenciliklerinin devam ettiğini askerlik şubelerine bildirdikleri, yurt dışında ise okullarından aldıkları belgeleri bağlı bulundukları İçişleri Bakanlığının temsilciliği kanalıyla askerlik şubelerine gönderdikleri, davacının yurt dışında öğrenci olduğuna ilişkin belgeyi bütün yazışmalara rağmen 6.6.1983 tarihinden sonra askerlik şubesine göndermediği, aynı şekilde öğrenim durumu ile ilgili herhangi bir belgeyi de ibraz etmediği, kal di ki davacı okuldan mezun oldu ise mezuniyetini takiben askerliğine karar aldırmakla yükümlü bulunduğu, her Türk erkek vatandaşının bilinçli bir Türk vatandaşı olarak askerlik ile ilgili yükümlülüğünün gereklerini yerine getirmesi gerektiği açık olduğundan bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacıya yapılan tebligat da usulüne uygun bulunduğundan Bakanlar Kurulu Kararı ile vatandaşlıktan çıkarılmasında mevzuata aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne Danıştay Onuncu Dairesinin 26.3.1996 günlü, E:1994/6938, K:1996/1671 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine, 13.11.1998 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Temyize konu Danıştay Onuncu Dairesi kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı bu itibarla davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Danıştay Onuncu Dairesi kararının onanması oyu ile aksine verilen karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 1996/675, K. 1998/528, T. 13.11.1998, www.arakarar.com/karar/danistay-idari-dava-daireleri-kurulu-1996-675-e-1998-528-k-d5da38fe0b2b