Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 1996/584 E. 1998/353 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No
1996/584
Karar No
1998/353
Karar Tarihi

İstemin Özeti: İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 25.4.1996 günlü, E:1996/349, K:1996/567 sayılı ısrar kararına karşı, davalı idare temyiz isteminde bulunmaktadır. Savunmanın Özeti: Temyiz dilekçesine yanıt verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi N.Kemal Ergani'nin Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı H.Erol Çanga'nın Düşüncesi : Dava orman idaresinin çöp depolama tesisi kurma amacı ile ... Büyük Şehir Belediyesine 100 hektarlık orman alanı tahsisine ilişkin 6.5.1993 gün ve 1704-552-279 sayılı işleminin dayanağı olan Belediye işlemlerine karşı açılmıştır. Dilekçede bu işlemlerin hangi işlemler olduğu açıkça belirtilmemektedir. Dava tarihinden sonra anılan orman izni ve bu izne dayanak olan işlemlerde bazı sakınlar belirlenerek düzeltmeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu düzeltmelerin ve daha sonrada bu alanda tesisin kurulması ve işletilmesi işlemlerinin davanın konusu dışında olduğu kuşkusuzdur. Görülen sakıncaların giderilmesi amacı ile sonradan yapılmış düzeltmelerin hüküm tesis edilirken göz önünde tutulacağı da açıktır. Ancak, davanın bu işlemleri de kapsar biçimde genişletilebilmesi olanaksızdır. ...'da hijyenik katı atık depolama alanı olabilecek yerlerin etüdü 1992 yılında tamamlanmış ve bu alanda etüd raporuna uygun proje düzenleme ve yapım işlemi ihalesi 23.6.1992 günü yapılmıştır. Düzenlenen proje benimsenip belediyece 100 hektarlık orman içi alanın tahsisi 23.9.1992 günü Orman Genel Müdürlüğünden istenilmiştir. 11.8.1993 gün ve 18132 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2872 sayılı Çevre Kanununun 10 uncu maddesinde çevresel sorunlara yol açabilecek tesisler için çevresel etki değerlendirme raporu hazırlanması esası varsa da bu raporun hazırlanması konusu ve esasları 7.2.1993 gün ve 21489 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Cet Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Bu, işlemlerde Cet Yönetmeliğine ve geniş bir incelemeye dayalı olması nedeniyle 2872 sayılı yasanın 10 uncu maddesine aykırılıktan söz edilemez. Dava tarihine kadar geçen süre içindeki diğer işlemlere gelince, İstanbul 2. İdare Mahkemesi kararını bozan 26.10.1995 gün ve E:95/2072, K:95/3263 sayılı 8. Daire hararında yer alan gerekçe usul ve yasaya uygun görüldüğünden mahkemenin ısrar kararında isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: ... İli, ... İlçesi, ... mevkiinde davacı köy civarında bulunan alanın, katı atık depolama alanı olarak seçilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Sekizinci Dairesinin 26.10.1995 günlü, E:1995/2072, K:1995/3263 sayılı bozma kararına uyulmayarak, mahkemenin, dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin bulunan 25.4.1996 günlü, E:1996/349, K:1996/567 sayılı kararına karşı, davalı idare temyiz isteminde bulunmaktadır. Dosyadaki belgelerden; ...'da mevcut açık çöp alanlarının terki ve ıslahı amacıyla yapılan yer belirleme çalışmaları sonucunda, ... İlçesi, ..... Köyü, ... mevkiinin hijyenik katı atık depolama alanı olarak seçildiği, bu yer seçimine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda: İstanbul 2. İdare Mahkemesince 14.3.1995 günlü, E:1995/412, K:1995/334 sayılı kararla dava konusu işlemin iptal edildiği, bu karara karşı davalı idarece temyiz isteminde bulunulması üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 26.10.1995 günlü, E:1995/2072, K:1995/3263 sayılı kararı ile mahkeme kararının bozulduğu; ancak, mahkemece, dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrar edildiği anlaşılmaktadır. 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanunun 6 inci maddesinin A fıkrasının (j) bendinde, çöplerin ve sanayi atıklarının toplanma yerlerini belirtmek, değerlendirilmesi ve imhası için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında sayılmış olup aynı kanunun 8 inci maddesinde de, büyükşehir belediyelerinin görevli oldukları konularda 1580 sayılı Belediye Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri ile belediyelere tanınan hak, yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahip olduğu belirtilmiştir. Katı atık depolama alanının yer seçimi, projelendirilmesi, inşaası ve faaliyete geçirilmesi konusunda belediyelere verilen bu görev ve yetkilerin hangi usul ve esaslar dahilinde yerine getirileceği 14.3.1991 günlü, 20814 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Katı Atıkların Kontrolü Hakkındaki Yönetmelikte düzenlenmiştir. 11.8.1983 günlü, 18132 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanununun 10 uncu maddesinde, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin bir "Çevresel Etki Değerlendirme Raporu" hazırlayacakları, bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak, çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak önlemlerin belirtileceği, bu raporun, hangi tip projelerde isteneceği, ihtiva edeceği hususlar ve hangi makamca onaylanacağına dair esasların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Bu kural uyarınca Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, 7.2.1993 günlü, 21489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikte endüstriyel, evsel katı atıklar ve diğer katı atıkları bertaraf edecek tesislerin orman alanı içinde bulunması halinde ÇED raporuna tabi olduğu belirtilmiş olup geçici 1 inci maddesinde de, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce, çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin ve/veya onay alınmış faaliyetlere bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Dava dosyasının ve ekli belge ve bilgilerin incelenmesinden; ... Büyükşehir Belediye Başkanlığınca ...'da ötedenberi işletilen dört açık çöp döküm alanı kapatıldıktan sonra, biri Avrupa diğeri Asya yakasında olmak üzere iki hijyenik katı atık depo alanı belirleme çalışmalarına başlanıldığı, Asya yakasında ... İlçesi, ... Köyü yakınlarında sekiz küçük alan tespit edilerek, bu alanların CH2M+HİII International Hd/Antel Arıtma adlı uluslararası bir firmaya Nisan 1992'de incelettirildiği, bu firmaca yapılan etüt ve incelemeler sonucunda, büyük bir vadinin başındaki, çeşitli kil ocaklarının birarada bulunduğu yerin, jeolojik, hidrojeolojik ve topografi verilere göre sıhhi katı atık dolgu alanı için öngörülen tüm kriterleri taşıdığı belirtilerek "Katı Atık Yönetim Etüdü" adında bir raporun hazırlandığı; söz konusu alanın ... Orman İşletmesi Müdürlüğü sınırları içinde bulunan orman alanında kalması nedeniyle büyükşehir belediyesinin 23.5.1992 günlü, 1607 sayılı yazısı ile Orman Genel Müdürlüğünden izin istediği; ... Büyükşehir Belediye Encümeninin 23.6.1992 günlü, 1151-378 sayılı kararı ile katı atık projesi kapsamındaki işlerin ihaleye çıkartıldığı ve en uygun teklifi veren firmaya verildiği; ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Uygulamalı Jeoloji Anabil im Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. .... Yard.Doç. Dr. ... ve Dr.Jeo.Yük.Müh. ... tarafından, söz konusu çöp dökme alanlarının jeolojisi ve hidrojeolojisi konusunda 6.7.1992 günlü bir rapor hazırlandığı, bu raporda ... çöp dolgu alanı ve civarının, üst kretaseye ait kayaçlarla kaplı olduğu, kayaçların akifer özelliklerinin bulunmadığı ve jeolojik ve hidrojeolojik koşullar bakımından uygun görüldüğünün belirtildiği; Orman Genel Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucu hazırlanan 30.9.1992 günlü raporda seçilen yere ilişkin olarak belirtilen bazı sakıncalar üzerine davalı idarece, talep edilen yerin koordinatları kaydırılmak ve küçültülmek suretiyle 8.12.1992 günlü, 2737 sayılı yazıyla Orman Genel Müdürlüğüne yeni bir başvuruda bulunulduğu, buğrada büyükşehir belediyesince, DSİ Genel Müdürlüğü ve İSKİ Genel Müdürlüğünden söz konusu alan hakkında görüşlerinin istendiği ve karşılıklı yazışmalar sonucunda DSİ ve İSKİ tarafından yapılan incelemelere göre DSİ Genel Müdürlüğünün, söz konusu alanın, etüd çalışmaları sürdürülen Büyük ... İçme Suyu Temini Projesinde yer alan ... Barajı yağış havzasının dışına kaydırılması gerektiğini belirttiği, İSKİ Genel Müdürlüğünün ise yerin kısmen Yeşil vadi regülatör havzası içinde kaldığı, bu havza dışında kalan kısımlarda yalnızca depo olarak kullanılmak koşuluyla hijyenik depo yapılmasının uygun görüldüğü, belediyece 2.3.1993 günlü yazıyla DSİ'ye koordinatlar belirtilerek ... Barajı havzası dışına gerekli kaydırmanın yapıldığının bildirildiği: Orman Genel Müdürlüğü elemanlarınca hazırlanan 25.1.1993 günlü inceleme raporunda, söz konusu sahada toplanı 18.5 hektar alanda daha önceki yıllarda açılmış kil ocaklarının bulunduğu, bu alanın dışındakilerin meşe baltalık işletme sınıfına dahil ve köy kesim düzenine tabi olduğu, izin verildiği takdirde bunların işletme şefliğince kesilip değerlendirilmesi gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı, özel ve tüzel kişilerle herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, tamamen orman sınırları içinde yer aldığı, sahanın M-l muhafaza ormanı ve ağaçlandırma sahasıyla ilgisinin bulunmadığı, daha önce belirtilen sakıncalar için gerekli küçültmenin yapıldığı, bu nedenle izin verilmesinde ormancılık faaliyeti açısından bir sakınca görülmediği, uygulanacak teknoloji ve metotla çevreye olumsuz etki yapmayacağının belirtildiği; tüm bu yazışma, inceleme ve işlemlerden sonra Orman Genel Müdürlüğünün 15.2.1993 günlü onayı ile 6831 sayılı Kanunun 17/3 üncü maddesi uyarınca davalı ... Büyükşehir Belediyesi lehine 3 ay süreyle ön izin, 6.5.1993 günlü onayı ile de 100 hektarlık alanın 49 yıllığına ... Büyükşehir Belediyesine tahsisine karar verildiği ve 14.6.1993 gününde de sahanın belediyeye teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu davaya konu yerin, katı atık depolama alanı olarak seçilmesine ilişkin işlemin ÇED Yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce, 1992 yılı içerisinde davalı idarece oluşturulduğu ve ilgili kurumlara gerekli başvuruların yapıldığı ve o tarihte yürürlükteki mevzuata göre gerekli incelemelerin yaptırıldığı tartışmasızdır. Ancak 7.2.1993 günü ÇED Yönetmeliği yürürlüğe girdikten sonra söz konusu alan için belediye adına Orman Genel Müdürlüğünce 6831 sayılı Kanunun 17/3 maddesi uyarınca 15.2.1993 gününde ön izin 6.5.1993 gününde ise 49 yıllığına tahsis kararı verilmiştir. Orman idaresi bu tahsis işlemini, işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Orman Kanunu uyarınca Arazi Tahsisleri ve Verilecek İzinlere Ait Yönetmelik" hükümlerine göre tesis etmiştir. Bu yönetmelikte tahsis için yapılan başvurularda "ÇED Olumlu Belgesi" aranacağı hakkında bir hüküm bulunmamaktadır. Bu yönetmelik, 5.4.1995 günlü, 22249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmelikle" yürürlükten kaldırılmış olup, yeni yönetmelikte ÇED Olumlu Belgesi" orman arazilerinin tahsisine ilişkin başvurularda istenecek belgeler arasında sayılmış, aynı yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinde de, 5.4.1995 gününden önce verilmiş olan ön izinlerin veya kesin izinlerin devam edeceği belirtilmiş bulunmaktadır. İdare mahkemesi ÇED Yönetmeliğinin 7.2.1993 gününde yürürlüğe girmesinden sonra, Orman Genel Müdürlüğünce alanın belediyeye tahsis edilmesi karşısında, olayda ÇED Yönetmeliğinin geçici 1 inci maddesinin uygulanmayacağı, bu nedenle "ÇED Olumlu Belgesi" alınmadan 23.6.1992 gününde ihale yapılarak faaliyete geçilmesinde, idarece yer seçiminde çevre yönünden gösterilmesi zorunlu bulunan duyarlık ve titizliğe riayet edilmediği sonucuna ulaşmış ve bu hususu iptal nedenlerinden biri olarak değerlendirmiştir. Bu davada yalnızca yer seçimine ilişkin işleminin iptalinin istenildiği ve bu işlemin, olay tarihinde yürürlükte olan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak yapıldığı tartışmasız olup, daha sonra yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasında yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Davalı idarece işlemler yürütülürken ÇED raporlarının, hangi tip projelerde isteneceği ve ihtiva edeceği hususlar ile onay makamları henüz yönetmelikle düzenlenmemiş ise de Çevre Kanununun 10 uncu maddesinde; ÇED raporlarında, çevreye yapılabilecek tüm etkiler gözönünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceğinin ve bu hususta alınacak önlemlerin belirtileceği hükmü yer almakta olup dava konusu yer seçimi işlemine dayanak alınan bilimsel araştırma ve incelemelere dayalı yukarda sözü geçen raporlarda planlanan katı atık depolama projesinin çevre kirlenmesine sebep olabilecek etkileri ile alınacak tedbirler belirtildiğimden, davalı idarenin açıklanan bu kanun hükmüne uygun hareket ettiği anlaşılmaktadır. Esasen, gerek 2872 sayılı Çevre Kanununun 16 inci maddesi gerekse Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve ÇED Yönetmeliği hükümleri uyarınca, çevreye olumsuz etkisi olan veya olabilecek tesislerin Çevre Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı tarafından ÇED Yönetmeliğine tabi olsun ya da olmasın, çevre mevzuatı hükümlerine göre her aşamada denetim altında tutulacağı ve gerekli önlemlerin alınmasının istenebileceği ve gerekirse faaliyetin yasaklanabileceği de kuşkusuzdur. Bu bakımdan, davalı idarenin yer seçimini yaptığı tarihte ÇED Yönetmeliğinin yürürlükte bulunmaması nedeniyle sadece bu aşamada ÇED raporunun aranmaması, ileriki aşamalarda ve kurulacak tesisin faaliyeti boyunca bu Yönetmelik ve diğer çevre mevzuatı hükümlerinin uygulanmayacağı anlamına gelmeyecektir. 2872 sayılı Çevre Kanununun "İlkeler" başlıklı 3/b maddesinde, çevre korunmasına ve kirliliğine ilişkin karar ve önlemlerin alınması ve uygulanmasında, insan ve diğer canlı varlıkların sağlığının korunması, alınacak önlemlerin kalkınma çabalarına olumlu ve olumsuz etkileri ile fayda ve maliyetleri dikkate alınarak, kısa ve uzun vadeli değerlendirmelerin yapılmasının esas olduğu hükme bağlanmıştır. Davalı idare, ... Yakasında, yerleşim bölgeleri ile ...., ..., ... Barajları ve diğer su havzaları dışında kalan yerlerin çok sınırlı olduğunu, gerek katı atık yönetim etüdünde, gerekse üniversite öğretim üyelerince hazırlanan raporlarda seçilen bu yerin jeolojik, hidrojeolojik topoğrafik durumu ile ulaşım imkanı açısından en uygun yer olduğunu ve burada bulunan orman alanının madencilik faaliyetleri neticesinde tahrip edilmiş bulunması nedeniyle kamu yararına aykırı bir durum olmadığını çevreye verilebilecek zararları önleyecek her türlü teknoloji ve metodun uygulanacağını belirtmektedir. Ülkemizin en değerli varlıklarından biri olan orman alanlarının korunması, geliştirilmesi devletin ve ilgili kurumların en önemli görevlerinden biridir. Ancak bu işlev yerine getirilirken, Çevre Kanununun 3/b maddesinde de belirtildiği gibi kalkınma çabalarına olumlu ve olumsuz etkileri ile fayda ve maliyetleri dikkate alınıp, kısa ve uzun vadeli değerlendirmeler yapılarak kamu yararı açısından dengenin kurulması gereklidir. Bu nedenle, mevcut açık depolama alanlarının oluşturduğu çevresel sakıncaların günün teknolojisine uygun, sağlıklı bir şekilde çözümü ile orman alanlarının korunması ve geliştirilmesi arasında kamu yararı açısından bir değerlendirme yapılması zorunludur. Bilirkişi raporunda ise bu açıdan bir değerlendirme yapılmaksızın katı atık depolama tesislerinin ormana ve çevreye verebileceği olası zararlardan sözedilerek, bu yerin seçiminin anılan tesis için uygun olmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan; Katı Atıkların Kontrolü Hakkındaki yönetmeliğin 24 üncü maddesinde, katı atık depo tesislerinin yer seçiminde uyulması gereken esaslar düzenlenmiş olup, bilirkişilerce idarenin yer seçiminde bu yönetmelikteki düzenlemelere uygun hareket edip etmediği yönünde bir inceleme yapılması gerekirken, bu bakımdan bir değerlendirme yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda, sızdırmazlık kriterlerinin sağlanması açısından dosyada yeterli veri ve incelemenin bulunmadığı belirtilmekte ise de, gerek "Katı Atık Yönetim Etüdünde" gerekse diğer raporlarda konu ayrıntılı bir biçimde incelenerek alınması gereken tedbirler ile uygulanacak teknoloji belirtilmiş olup, dosyanın incelenmesinden, idarece de bu konuda gerekli sızdırmazlık ve arıtıma ilişkin projelerin yapıldığı, ayrıca iptal kararından sonra 9.3.1995 günlü yeni tahsis kararıyla, alanın, 100 hektardan 61 hektara indirilerek, köylerin içme suyu olarak kullandıkları ... Deresi havzasının, alan dışına çıkarılmış olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklama ve değerlendirmelerin sonucunda; dava konusu işleme gerekçe alınan "Katı Atık Yönetim Etüdü", ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyelerince hazırlanan "... Çöp Dolgu Alanlarının Jeolojisi ve Hidrojeolojisi" adlı rapor ve ... Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyelerine hazırlattırılan "ÇED Ön Araştırma Raporu'nda yer alan bilimsel inceleme ve araştırmaya dayalı teknik bilgilerle, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen teknik bilgiler birbiri ile karşılaştırıldığında bilirkişi raporunda yeralan değerlendirme, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucunu doğuracak nitelikte görülmemiştir. Diğer taraftan idare mahkemesi kararında, idarece hazırlanan rapor ve projelerde belirtilen tedbirlerin, genellikle idari ve ekonomik nedenlerle alınmayabileceği; böylece, çevreye ve köylere verilebilecek zararların giderilemeyeceği ve bunun uzak bir varsayım olmadığı vurgulanmakta ise de idare hukuku açısından bir kamu hizmetinin gelecekte geç ve kötü işletileceğini öne sürmek mümkün olmadığı gibi bunun hukuki denetiminin de, ancak hizmetin kötü veya geç işletilmesi durumunda yapılması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve alanı belediyeye tahsis eden Orman Genel Müdürlüğünce, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli önlemlerin alınacağı da doğaldır. Açıklanan bu hukuksal ve maddi durum karşısında; davalı idarece, hijyenik katı atık depolama alanı seçimine ilişkin işlemin hizmetin gerekleri ve kamu yararı amacına uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline dair mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle: davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne İstanbul 2. İdare, Mahkemesinin 25.4.1996 günlü, E:1996/349, K:1996/567 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın anılan mahkemeye iadesine, 16.10.1998 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Temyiz istemine konu mahkeme kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından; davalı idarenin temyiz isteminin reddi ve mahkeme kararının onanması oyuyla, karara karşıyız.

Atıf: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 1996/584, K. 1998/353, T. 16.10.1998, www.arakarar.com/karar/danistay-idari-dava-daireleri-kurulu-1996-584-e-1998-353-k-bd59291f2e50