Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 1996/187 E. 1998/526 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No
1996/187
Karar No
1998/526
Karar Tarihi

İstemin Özeti: Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan 26.10.1995 günlü, E:1994/5931, K:1995/5013 sayılı kararı davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi ile daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Sinan Yörükoğlu'nun Düşüncesi: Temyize konu edilen Danıştay Onuncu Dairesi kararında yer alan düşüncemizde yazılı nedenlerle temyiz isteğinin kabulü ile davanın reddinin gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Davacı vakfa vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin 14.6.1994 günlü 94/5768 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının vergi muafiyetinin vakfın kuruluş tarihinden itibaren tanınmamasına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan 26.10.1995 günlü E:1994/5931, K:1995/5013 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince, 903 sayılı kanunun 4. maddesinde, Bakanlar Kurulunca gelirlerinin en az %80'ini nevi itibariyle genel özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmelini istihdaf etmek üzere tahsisen kurulacağı kabul edilen vakıflara tahsis edilen miktar için vergi muafiyeti tanınabileceği hükmünün yer aldığı, anılan Yasanın 5. maddesine dayalı bulunan "Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük"ün vergi muaflığından yararlanma ve muaflığın kaybı başlıklı 37 maddesinde ise, vakfa vergi muaflığının tanınabilmesi için gerekli koşullar belirlendikten sonra, vakfeden kuracağı vakfın vergi muaflığından yararlanmasını isterse, vakıf senedinin bir taslağını dilekçesine ekleyerek Maliye Bakanlığı'na başvuracağı, Maliye Bakanlığının gerekli görürse ilgili bakanlıklarında düşüncelerini alarak vergi muaflığı tanınması isteğine dair görüşü ile birlikte vakıf senedi taslağım, Bakanlar Kurulunda karar almak üzere başbakanlığa göndereceği, vergi muaflığı tanınırsa Maliye Bakanlığının taslağın bir suretim bütün sayfalarını onayarak vakfedene vereceği, vakıf senedi bu taslağa uygun olarak yapılırsa vakfın kuruluş işlemlerinden başlayarak vergi muaflığından yararlanacağının öngörüldüğü, aynı maddenin 8. fıkrasında ise vakfın kurulmasından sonra da vergi muaflığından yararlanmak için başvurabileceğinin belirtildiği, görüldüğü gibi 903 sayılı yasanın 4. maddesinde ve bu madde hükmüne paralel olan ilgili tüzüğün 37. maddesinin ilk fıkrasında belirtilen şartlan taşıyan vakıflardan henüz Medeni Kanun Hükümlerine göre kuruluşunu gerçekleştirmemiş olanlara vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin yöntemin açıklandığı, bu vakıfların, vergi muaflığından kuruluş işlemlerinden başlayarak faydalanacağının açıkça belirlendiği, buna rağmen, kuruluşunu tamamladıktan sonra vergi muafiyetinin tanınması için yaptığı başvurusu kabul edilen vakfın kuruluş işlemlerinden başlayarak mı yoksa başvurusunun kabulünden itibaren mi vergi muaflığından yararlandırılacağı konusunda bir düzenleme yapılmadığı, gelirlerinin en az yüzde seksenini genel, özel ve katma bütçeli idareler tarafından yürütülen bir hizmetin ya da hizmetlerin yerine getirilmesinin sağlanması dolayısıyla, vakfedilenin kamu yararına özgülenmesini teşvik amacıyla bu nitelikte vakıfların vergi muafiyetinden faydalandırılması biçimindeki amaç gözetildiğinde, yasada öngörülen koşullan gerçekleştirilmekle birlikte, vergi muafiyetinden faydalanmak istemiyle kuruluşundan sonra yapılan vakıf başvurularının da yukarıda aktarılan yöntem uyarınca sonuçlandırılacağı ve vergi muafiyetinin tanınması halinde de vakfın, kuruluş işlemlerinden itibaren vergi muaflığından yararlandırılması gerekeceği, davacı vakfında, 14.3.1989 tarihinde resmi senetle kuruluşunu tamamladıktan sonra 15.3.1989 tarihinde kuruluşundan itibaren vergi muaflığından faydalandırılması istemiyle başvuruda bulunduğu, bu başvurusunun Maliye ve Gümrük Bakanlığınca reddine ilişkin işlemin açılan dava sonunda iptali sonrası vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin işlemlere devam edilerek 903 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen hizmetlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla kurulduğunun, vakfın amacı ve hesap uzmanı tarafından düzenlenen vergi tekniği inceleme raporuyla saptandığı konusunda çekişme bulunmadığı, öte yandan vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında vergi muafiyetinin davacı vakfın medeni kanun ve vakıf senedine uygun faaliyette bulunduğu döneme münhasır olarak tanındığı belirtilmek suretiyle vergi muafiyetinin uygulanmasının geriye dönük olarak da yapılabileceği, bu itibarla, kuruluş tarihinde itibaren gerek 903 sayılı Yasanın 4. maddesi, gerekse ilgili tüzüğün 37 maddesinde öngörülen koşullan taşıdığı konusunda çekişme bulunmayan davacı vakfa vergi muafiyeti tanınması yolundaki Bakanlar Kurulu Kararının, vergi muafiyetinin, vakfın kuruluş tarihinden itibaren tanınması yolundaki başvurunun reddine yönelik bölümünde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 26.10.1995 günlü E:1994/5931, K:1995/5013 sayılı kararının onanmasına, 13.11.1998 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 1996/187, K. 1998/526, T. 13.11.1998, www.arakarar.com/karar/danistay-idari-dava-daireleri-kurulu-1996-187-e-1998-526-k-11520ff496b6