Danıştay · İdari Dava Daireleri Kurulu
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 1989/253 E. 1989/155 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- İdari Dava Daireleri Kurulu
- Esas No
- 1989/253
- Karar No
- 1989/155
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ............. Vekili : Av. .............. Davalılar : 1- Milli Savunma Bakanlığı 2- Nüfus Müdürlüğü ......... İstemin Özeti : Davacının, .............. ismiyle mevcut nüfus kaydıyla birlikte, ........... ismiyle yanlışlıkla yapılan ve adliye mahkemesince iptal edilen nüfus kaydının da kendisine ait olduğunun tespiti istemeye açtığı dava,...,. 2 Nolu İdare Mahkemesince 19.9.1985 günlü E:1985/470, K:1985/258 sayılı kararla görev yönünden reddedilmiş ise de; bu karar temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 30.6.1988 günlü E:1986/66, K:1988/1228 sayılı kararıyla bozulmuştur. ......... 2 Nolu İdare Mahkemesinin, Danıştay'ın bozma kararına uymayarak, ilk kararında ısrarı üzerine, davacı bu kez 13.1.1989 günlü E:1988/1138, K:1989/60 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Davalı idareler temyiz istemine cevap vermemişlerdir. Danıştay Tetkik Hakimi : Suna Türkoğlu Danıştay Savcısı Ülkümen Osmanağaoğlu'nun Düşüncesi : Kişilik haklarına bağlı tesbit davasının görev yönünden reddine ilişkin ısrar kararı temyiz edilmekle dosya incelendi : 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun olayda uygulanması söz konusu edilen 14 ve 19 uncu maddeleri hükümleri, sonuçta görevli yargı merciinin belirtilmesi amacını taşısalar bile, koşulları değişik iki ayrı kurum getirmiştir. Nitekim, sözü edilen 14 üncü maddede olumsuz görev uyuşmazlığı kurumu düzenlenmiş ve bunun doğuşu için yargı mercilerinin "kendilerini görevsiz görmeleri" koşulu aranmıştır. Yasanın 19 uncu maddesinde ise, olumsuz görev uyuşmazlığına meydan vermeden yargı yerlerinin kendiliklerinden Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaları yolu kabul edilmiş ve bunun içinde son yargı yerinin "görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varması" koşulu öngörülmüştür. Her iki durumun değişik olduğu açıktır. Yasakoyucu bu biçimde düzenleme yapmağa usul ekonomisi düşüncelerinin yönlendirdiği kuşkusuzdur. Onun bu amacını Yasanın 20 nci maddesi hükmü de ortaya koymaktadır. O halde, olayda olduğu gibi, bir davada verilmiş kesin görevsizlik kararı varsa ve son yargı mercii ilk merciin görevli olduğu kanısına varmışsa (kendisiyle birlikte ilk yargı yerinin de görevsiz olduğunu düşünüyorsa 19 uncu madde yerine 14 üncü maddeyi uygulamak zorundadır.) salt 19 uncu maddeyi uygulamalı yani re'sen Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmalıdır. Bu bakımdan, Danıştay Onuncu Dairesi kararının uygun olduğu ve görevsizlik kararı verilmesi yolundaki ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, gereği görüşüldü : Davacının, ........... ismiyle mevcut nüfus kaydıyla birlikte, .... ismiyle yanlışlıkla yapılan ve Adliye Mahkemesince iptal edilen nüfus kaydının da kendisine ait olduğunun tespiti istemiyle açmış olduğu dava,....2 Nolu İdare Mahkemesince 19.9.1985 günlü E:1985/470, K:1985/258 sayılı kararla görev yönünden reddedilmiş; Ancak bu karar, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 30.6.1988 günlü E:1986/66 K:1988/1228 sayılı kararıyla bozulmuştur. ......... 2 Nolu İdare Mahkemesinin, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uymayarak, davanın görev yönünden reddine ilişkin ilk kararında ısrarı üzerine, davacı 13.1.1989 günlü E:1988/1138, K:1989/60 sayılı kararın bozulmasını istemektedir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19 uncu maddesi "Adli, idari ve askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için uyuşmazlık mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler" hükmünü taşımaktadır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 38 inci maddesinde, "Hakimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicilinin hiçbir kaydı tashih edilemez" hükmüne yer verilmiştir. 1587 sayılı Nüfus Kanununun 11 inci maddesinde de "kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamı ve taşıdığı bilgileri değiştirecek ilave ve şerhler yapılamaz" kuralı getirilmiştir. Davacı, ........... ismiyle nüfusa kayıtlı iken ........... ismiyle ikinci kez nüfusa kaydedildiğini, ........... olarak askere gittiğini, evlendiğini, daha sonra açılan dava sonucunda ........... Asliye Hukuk Mahkemesinin ........... ismiyle yanlışlıkla yapılmış olan kaydı iptal ettiğini, fakat askerlik şubesince askerlik yapmadığı ileri sürülerek askere çağrıldığını belirterek, söz konusu iki nüfus kaydının da kendisine ait olduğunun tespiti istemiyle önce adli yargıda, ........... Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay 4 üncü Hukuk Dairesinin bozma kararına uyarak verdiği görev ret kararı üzerine de, ........... 2 Nolu İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Uyuşmazlık, konusu ve sonucu itibariyle nüfus kaydının tashih edilmesine yönelik bulunmakta ve çözümü, yukarıda sözü edilen yasa kurallarına göre adli yargının görev alanına girmektedir. Ancak, davayı çözümlemekle görevli olduğu sonucuna varılan adli yargı yerince görev ret kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olduğuna göre 2247 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi uyarınca görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesine intikali gerekmektedir. ......... 2 Nolu İdare Mahkemesince, görev konusu, 2247 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesine intikal ettirilmeden verilen, görev ret kararında ısrarına ilişkin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile.... 2 Nolu İdare Mahkemesinin 13.1.1989 günlü E:1988/1138, K:1989/60 sayılı kararının bozulmasına ve dosyanın anılan mahkemeye iadesine 27.10.1989 günü oyçokluğuyla karar verildi. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu. KARŞI OY X- 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinde, olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari ve askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların, kesin veya kesinleşmiş olması gerektiği, bu uyuşmazlığın giderilmesi isteminin ancak davacı taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ileri sürülebileceği; Aynı Kanunun 15 inci maddesinde de, olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyasının, ceza davalarında son görevsizlik kararını veren mahkemece, bu kararın kesinleşmesinden sonra doğrudan doğruya, diğer davalarda, son görevsizlik kararını veren mahkemece, bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin istemi üzerine uyuşmazlık mahkemesine gönderilerek görevli mahkemenin belirlenmesinin isteneceği hükme bağlanmıştır. 2247 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde ise "Adli, İdari Askeri Yargı mercilerinden birinin kesin veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için uyuşmazlık mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini uyuşmazlık mahkemesinin karar vermesine değin erteler..." hükmü yer almaktadır. 19 uncu madde ile getirilen düzenlemenin, görevli yargı yeri konusunda çıkabilecek uyuşmazlığın daha kısa sürede çözümlenmesi amacına yönelik bulunduğunda kuşku yoktur. Ancak 19 uncu maddeyi, Kanunun 14 ve 15 inci maddelerini işlemez hale getirecek şekilde yorumlamaya da olanak bulunmamaktadır. 2247 Sayılı Kanunun 14, 15 ve 19 uncu maddelerinin birlikte incelenmesinden, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden herhangi birinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii, davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabileceği gibi, kendisini görevsiz görmesi halinde, görevsizlik kararı vererek olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarma yolunu da açabileceği anlaşılmaktadır. Bu yollardan ikisi de aynı şekilde yasal olup, kullanımı, mahkemelere bırakılmıştır. İdare Mahkemesinin görevsizlik kararı, uyuşmazlık konusunda idari yargının görevli olduğu noktasından bozulmamış, aksine, idari yargı görevsiz kabul edilmekle beraber idare mahkemesinin görevsizlik kararı vermeden önce, görev konusunun çözümlenmesi için uyuşmazlık mahkemesine başvurmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, 2247 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin, aynı Kanunun 14 ve 15 inci maddelerine göre mutlak öncelik taşıyan bir durumu söz konusu olmadığından, bozma kararı yasaya uygun görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ve idare mahkemesi kararının onanması oyuyla, karara karşıyız.