Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1810 E. 2025/577 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1810
- Karar No
- 2025/577
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1810 Karar No : 2025/577
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... Birliği VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/01/2024 tarih ve E:2023/11518, K:2024/619 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinin, eksik düzenleme nedeniyle 9. maddesinin ve 11. maddesinin 2. fıkrasının, 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/01/2024 tarih ve E:2023/11518, K:2024/619 sayılı kararıyla; Yönetmeliğin iptali istenilen 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesi yönünden; Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasında; faydalı kullanım amacıyla karaya çıkarılan dip tarama malzemesi ile ilgili yapılması gereken atık işleme faaliyetlerinin Atık Yönetimi Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş iken, 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinde; dip tarama faaliyetleri sonucu oluşan tarama malzemesinin doğrudan atık işleme tesislerine taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlendiği, Uyuşmazlıkta; Atık Yönetimi Yönetmeliği uyarınca dip tarama çamuru için öngörülen iki koddan birine göre dip tarama malzemesinin muhtemel tehlikeli atık kabul edildiğinin açık olduğu, her ne kadar davalı idare tarafından, TÜBİTAK ile gerçekleştirilen DİPTAR projesinde sanayi yoğunluklu bölgelerden alınan dip tarama malzemesinin analizine göre tehlikesiz atık niteliğinde olduğunun anlaşılması nedeniyle dava konusu fıkrada dip tarama malzemesinin taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde düzenleme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre (M) işareti bulunan muhtemel tehlikeli atıklar için analizin yapılması gerektiği, yapılan analiz sonucunda tehlikesiz olduğunun anlaşılması durumunda Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ kapsamında olmayacağı dikkate alındığında, sadece bir projede yapılan analizlerden hareketle, (M) işareti nedeniyle tehlikeli olması mümkün olan dip tarama malzemesinin, hiçbir analiz yapılmadan tehlikesiz atık kabul edilmek suretiyle bu atıkların atık işleme tesislerine taşıma faaliyetinin Atık Yönetimi Yönetmeliği kapsamı dışında bırakılamayacağı, Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, 2872 sayılı Kanun'un, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına uyarlık görülmediği, Yönetmeliğin 9. maddesi yönünden; Yönetmeliğin 9. maddesinde, yapılan analiz sonucu Ek-1'de yer alan Tablo 2'de belirtilen parametrelerdeki sınır değerler dikkate alınarak denizlerde boşaltım faaliyetlerine ilişkin düzenleme yapıldığı, Davacı tarafından, Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının taslak metninde Marmara Denizi'ne yapılması öngörülen boşaltım faaliyetleri için Ek-1'de yer alan Tablo 2'de belirtilen parametrelere ilave olarak organik karbon parametresinin de analizinin yapılacağı düzenlenmişken, 9. maddenin yürürlükte olan şeklinde dip tarama malzemesinin Marmara Denizi'ne boşaltılmasında Ek-1'de yer alan Tablo 2'de belirtilen parametrelerin yeterli olacağının düzenlendiği, oysaki Marmara Deniz dibinin oksijensiz olması, ek bir organik madde yükünü kaldıramayacak olması gibi öznel koşullar nedeniyle mutlaka toplam organik karbon parametresinin de değerlendirmeye alınması gerektiği, zira yüksek karbon içerikli dip tarama malzemesinin, Marmara Denizine boşaltılmasının mevcut durumu daha da olumsuz etkileyeceği, dolayısıyla yapılacak analizlerde organik karbon parametresi aranmaması yönüyle 9. maddenin eksik düzenlendiğinin ileri sürüldüğü, Uyuşmazlıkta, davalı idarece Marmara Denizi dibi doğal yapısında toplam organik karbon seviyesinin pek çok yerinde %4,5'tan yüksek olmasından dolayı uygulama imkanının bulunmaması nedeniyle bu parametrenin mevcut Yönetmelik'ten çıkartıldığının anlaşıldığı, bunun yerine Marmara Denizi'nin öznel koşulları dikkate alınmak suretiyle Ek-1'de yer alan Tablo 2'de parametrelerin sınır değerlerinin Marmara Denizi için daha kısıtlayıcı belirlendiği, Tablo 4'te de boşaltımın Marmara Denizi için sadece 50-450 m derinlikler arasında yapılmasının öngörüldüğü ve bu Deniz'de Bakanlığın belirlendiği alanlar dışında yeni boşaltım alanlarının önerilmesinin yasaklandığı, başka bir ifadeyle, Marmara Denizi'ne özgü koruyucu düzenlemelerin yapıldığının görüldüğü, Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, 2872 sayılı Kanun'un, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmediği, Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Yönetmeliğin 11. maddesinde izleme çalışmalarına ve raporlamaya ilişkin kuralların getirildiği, faaliyet sahibince malzemenin boşaltıldığı deniz alanında oluşabilecek değişikliklerin tespit edilmesi amacıyla izleme çalışmalarının yapılması ve bu amaçla yapılacak analiz için numunelerin deniz yüzeyinden alınmasının öngörüldüğü, Davacı tarafından, izleme çalışmaları kapsamında sadece deniz yüzeyinden numune alınmasının, dip tarama malzemesinin boşaltıldığı deniz alanında oluşacak değişikliklerin tespiti için yeterli olmadığının, denizin ortasından ve dibinden de numune alınarak izleme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğinin, bu yönüyle fıkranın eksik düzenlendiğinin ileri sürüldüğü, Analiz yapılması amacıyla sadece deniz yüzeyinden numune alınmasının, boşaltım alanının su kalitesinde oluşabilecek kısa süreli değişimlerin takip edilmesi amacıyla faaliyet sahibi için öngörülmüş bir düzenleme olduğu, davalı idarenin denetim yetkisinin bir parçası olan izleme çalışmaları kapsamında uzun vadeli ve denizin diğer kısımlarından da numune alınması suretiyle detaylı analizler yapılabilmesi her zaman mümkün olduğundan, düzenlemenin bu yönüyle bir eksiklik içermediği, Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, 2872 sayılı Kanun'un, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmediği, Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresi yönünden; Yönetmeliğin 12. maddesinde, denetim yapma ve idari yaptırım kararı verme yetkisinin düzenlendiği, Uyuşmazlıkta; 2872 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında geçen ve Anayasa Mahkemesinin 15/01/2009 tarih ve E:2006/99, K:2009/9 sayılı kararıyla iptal edilen "...veya Bakanlıkça uygun görülen diğer kurum ve kuruluşlara..." ibaresi ile Yönetmeliğin dava konusu 12. maddesinin 1. fıkrasında geçen "...Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca..." ibaresinin aynı anlamlara gelmediği, denetim konusunda yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların 2872 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlarla sınırlı olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik'te geçen bu ibarenin, Bakanlığa, uygun göreceği kurum ve kuruluşlara denetim yetkisini devretme imkanı tanımadığı, başka bir ifadeyle, dayanağı olan 2872 sayılı Kanun hükümlerinden bağımsız uygulanma kabiliyeti olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Yönetmelik kapsamında denetim yetkisi devrinin, Bakanlıkça, sadece anılan Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında sayılan kurum ve kuruşlara yapılabileceğinin kabulü gerektiği, Nitekim, davalı idarece yayımlanan 20/02/2020 tarih ve 2020/04 sayılı Dip Taraması ve Boşaltım Faaliyetleri Uygulama ve Yetki Devri Genelgesi'nin 12. maddesinin 1. fıkrasıyla, Türkiye'nin yargılama yetkisine tabi olan deniz yetki alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyulup uyulmadığının denetlenmesi ve bu Kanun'un 24. maddesi hükmüne göre idari yaptırım kararı verme yetkisinini 2872 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemeye uygun şekilde, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Bölge Komutanlığı bağlısı Gemi/Bot Komutanlıklarına verildiği, Bu itibarla, boşaltım ve dip tarama faaliyetlerinin Yönetmelik'te yer alan hükümlere uygun şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetimi konusunda asıl yetkili olan Bakanlığın, denetim yetkisinin devri konusunda, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasındaki sınırlamalara tabi olduğu dikkate alındığında, Yönetmeliğin dava konusu 12. maddesinin 1. fıkrasında geçen ve Bakanlıkça uygun görülen kurum ve kuruluşlara yetki devri yapılabileceği anlamına da gelmeyen "...Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca..." ibaresinin bu haliyle belirsizlik içermediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinin iptaline, 9. maddesi, 11. maddesinin 2. fıkrası ve 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının taslak metninde Marmara Denizi'ne yapılması öngörülen boşaltım faaliyetleri için Ek-1'de yer alan Tablo 2'de belirtilen parametrelere ilave olarak organik karbon parametresinin de analizinin yapılacağı düzenlenmişken, 9. maddenin yürürlükte olan şeklinde dip tarama malzemesinin Marmara Denizi'ne boşaltılmasında Ek-1'de yer alan Tablo 2'de belirtilen parametrelerin yeterli olacağının düzenlendiği, oysaki Marmara Deniz dibinin oksijensiz olması, ek bir organik madde yükünü kaldıramayacak olması gibi öznel koşullar nedeniyle mutlaka toplam organik karbon parametresinin de değerlendirmeye alınması gerektiği, zira yüksek karbon içerikli dip tarama malzemesinin, Marmara Denizine boşaltılmasının mevcut durumu daha da olumsuz etkileyeceği, dolayısıyla yapılacak analizlerde organik karbon parametresi aranmaması yönüyle 9. maddenin eksik düzenlendiği, davalı idare tarafından Marmara Denizi'nin birçok noktasında yapılan analiz çalışmaları neticesinde organik karbon değerinin %4,5'ten yüksek olduğu kabul edilmesine rağmen Marmara Denizi'ne yapılacak boşaltımlarda bu parametrelerin dikkate alınmamasının Dairece uygun görülmesinin kabul edilemeyeceği, izleme çalışmaları kapsamında sadece deniz yüzeyinden numune alınmasının, dip tarama malzemesinin boşaltıldığı deniz alanında oluşacak değişikliklerin tespiti için yeterli olmadığı, denizin ortasından ve dibinden de numune alınarak izleme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerektiği, bu yönüyle Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrasının eksik düzenlendiği, Daire kararında belirtilen hususun tamamen idarenin takdir yetkisine bırakıldığı anlamına geldiği, Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresi yönünden; Anayasa Mahkemesinin 15/01/2009 tarih ve E:2006/99, K:2009/9 sayılı kararı dikkate alındığında, Bakanlığın hangi kurum ve kuruluşlara yetki devredebileceğinin belirsiz olmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ve bu yönüyle keyfiyete yol açacağı belirtilerek, kararın davanın reddine yönelik kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, Atık Yönetimi Yönetmeliği'ne dayanılarak çıkarılan 20/03/2015 tarih ve 29301 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ'in; Atık Yönetimi Yönetmeliği'nin Ek-4'te yer alan "yıldız" (*) işaretli atıklar ile Tebliğ'in Ek-1'de yer alan bitkisel atık yağlar ve tıbbi atıkları kapsadığı, tehlikesiz atıklar için Tebliğ hükümlerinin uygulanmadığı, Atık Yönetimi Yönetmeliği'nin Ek-4 atık listesinde, yanında (*) işareti olan atıklar tehlikeli atık olup (A) işareti bulunanların kesin tehlikeli atık, (M) işareti bulunanlar ise muhtemel tehlikeli atık, (*) işaretsiz atıkların tehlikesiz atık olduğu, dip tarama malzemesine ilişkin iki adet atık kodunun bulunduğu, bunlardan birinin "17 05 05 *" kodlu tehlikeli madde içeren dip tarama çamuru atıkları olup bunun yanında (M) işaretinin bulunduğu, dolayısıyla atıkların tehlikeli olup olmadığının anlaşılması için analiz yapılması gerektiği, diğerinin ise 17 05 06 koduyla 17 05 05 dışındaki dip tarama çamurları olduğu ve bunların yanında herhangi bir işaret olmadığı için tehlikesiz atık olarak kabul edildiği, bu çerçevede, TÜBİTAK ile gerçekleştirilen DİPTAR projesinde dip tarama malzemesinin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla ülkenin genelini temsil edecek şekilde sanayi yoğunluklu bölgeler de dahil pilot alanların belirlendiği ve bu bölgelerden alınan dip tarama malzemesinin analizine göre tehlikesiz atık niteliğinde olduğu, dolayısıyla taşınması için de çok özel donanımlı tehlikeli atık taşıma lisanslı araçlara ihtiyaç olmadığı, diğer taraftan, denizlerde yapılan yıllık dip tarama malzemesi miktarının 5-8 milyon ton civarında olduğu ve bir aracın 20 ton taşıdığı varsayılırsa bu kadar miktarı taşıyacak 250.000-400.000 tehlikeli atık taşıma aracına ihtiyaç olacağı, oysaki halihazırda tehlikeli atık taşıma lisanslı aracının 2856 olduğu, dolayısıyla gerek malzemenin niteliği, gerekse fiili durum dikkate alındığında, dip tarama malzemesinin taşınmasında tehlikeli atık taşıma lisanslı araçlarının kullanılmadığı, kararın iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 9. maddesi yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin hazırlanmasında önemli veri teşkil ettiği anlaşılan TÜBİTAK destekli "Deniz Dip Tarama Uygulamaları ve Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Projesi" (DİPTAR) kapsamında, dip tarama ve denize boşaltım faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkileri üzerine risk değerlendirmelerinin yapıldığı ve söz konusu araştırma projesinin sonuçlarında, Marmara Denizi boşaltım seçeneği için yer, miktar, organik karbon ve kirletici içerik açısından sınırlamalar getirilmesi hususunun vurgulandığı, ayrıca davalı idarenin savunma dilekçesinde su değişim potansiyelinin düşük olması nedeniyle Marmara Denizinin derin koşullarında çözünmüş oksijen seviyesinin düşük olduğunun ve Marmara Denizinin bir çok noktasında yapılan analiz çalışmaları neticesinde organik karbon değerinin yüzde 4,5'ten yüksek olduğunun tespit edildiği hususunun ifade edildiği dikkate alındığında, söz konusu maddede Marmara Denizinde Bakanlıkça belirlenen boşaltım alanları dışında boşaltım faaliyetlerine izin verilmemesi ve belli bir derinlikten sonra bu denize boşaltım yapılmasının yasaklanması gibi tedbirlere yer verilmiş ise de, bu tedbirlerin deniz ekosisteminin korunması açısından yetersiz olup, ek bir organik madde yükünü kaldırıp kaldıramayacağı şüpheli olan Marmara Denizi'nin ekosistemi üzerinde, boşaltım faaliyetlerinin oluşturacağı risklerin en aza indirilmesi amacıyla boşaltım faaliyetleri kapsamında, organik karbon parametresi analizinin de yapılmasına yönelik düzenlemeye yer verilmesi gerekirken, bu yönde bir düzenleme içermemesi nedeniyle anılan maddenin eksik düzenlendiği sonucuna varılmıştır. Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Yönetmeliğin dava konusu 11. maddesinin 2. fıkrasında; izleme çalışmaları kapsamında yapılacak analizler için numunelerin yalnızca deniz yüzeyinden alınacağı düzenlenmiş olup, dip tarama faaliyeti sonucunda oluşan malzemenin boşaltıldığı deniz alanında oluşabilecek değişikliklerin tespit edilebilmesi için denizin çeşitli derinliklerinden numune alınması gerekirken, sadece deniz yüzeyinden alınan numunenin, çevrenin korunması adına yapılan izleme ve raporlama çalışması bakımından yetersiz olacağı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Daire kararının Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesine ve 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresine ilişkin kısımlarının onanmasına, 9. maddesi ve 11. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin kısımlarının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Üye ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacının ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinin iptali, 9. maddesi, 11. maddesinin 2. fıkrası ve 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresi yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 25/01/2024 tarih ve E:2023/11518, K:2024/619 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 12/03/2025 tarihinde, Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya Bakanlık tarafından yetki devri yapılan kurum ve kuruluşlarca" ibaresi yönünden oybirliği, 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesi, 9. maddesi ve 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesi yönünden; Yönetmeliğin "Dip tarama malzemesinin faydalı kullanımı ve bertarafı" başlıklı 8. maddesinde; "(1) Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan malzemenin deniz çevresinde oluşturabileceği etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla öncelikle karada veya kıyısal alanda faydalı kullanım olanakları araştırılır. (2) Faydalı kullanım seçenekleri, dip tarama malzemesinin kompozisyonu, kimyasal ve diğer fiziksel özellikleri göz önünde bulundurularak Ek-1’de yer alan Tablo 3’te belirtilen hususlara göre belirlenir. (3) Dip tarama malzemesinin faydalı kullanımının planlanması durumunda, yüksek ayrımlı sığ sismik veriler kullanılarak deniz tabanı yüzey sedimanı ile altındaki sedimanın kalınlığı tespit edilir. Ayrıca, en az Ek-1’de yer alan Tablo 1’de belirtilen sayıda alınacak sondaj numunesinin fiziksel kompozisyonu belirlenir. Bu maksatla yapılacak sondajın derinliği tarama derinliğinden az olmamalıdır. (4) Karaya çıkartılmaksızın habitat kazanımı, yapay ada oluşturulması, sahilin beslenmesi, rekreasyonel veya endüstriyel amaçlı kıyı dolgusu gibi deniz veya kıyı ortamlarında faydalı kullanımı gerçekleştirilecek dip tarama malzemesinin 9 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen denize boşaltım kriterlerine uygun olması gerekmektedir. Bu uygulamaların deniz çevresine olan etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla, uygun dönem ve teknik yöntemler belirlenerek Dip Tarama Çevresel Yönetim Planına ilave edilir. (5) Faydalı kullanım amacıyla karaya çıkarılan dip tarama malzemesi ile ilgili yapılması gereken atık işleme faaliyetleri Atık Yönetimi Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılır. (6) Denize boşaltımı uygun görülmeyen dip tarama malzemesi, atık işleme tesislerine çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde sızdırmazlığı sağlanmış araçlarla taşınır. Dip tarama faaliyetleri sonucu oluşan tarama malzemesinin doğrudan atık işleme tesislerine taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri uygulanmaz. (7) Dip tarama malzemesinin bertarafı Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. (8) Dip tarama malzemesinin karaya çıkartılarak faydalı kullanımı veya bertarafı söz konusu olduğunda; faaliyet sahibi atık beyan formunu bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde her yıl ocak ayından mart ayı sonuna kadar İdarece hazırlanan çevrimiçi uygulamaları kullanarak doldurmak, onaylamak, bir örneğini almak ve beş yıl boyunca bir nüshasını saklamakla yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir. Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin yukarıda yer verilen 8. maddesinin 5. fıkrasında; faydalı kullanım amacıyla karaya çıkarılan dip tarama malzemesi ile ilgili yapılması gereken atık işleme faaliyetlerinin Atık Yönetimi Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş iken, 8. maddesinin 6. fıkrasının dava konusu son cümlesinde; dip tarama faaliyetleri sonucu oluşan tarama malzemesinin doğrudan atık işleme tesislerine taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasında; dip tarama malzemesi ile ilgili yapılması gereken atık işleme faaliyetlerinin Atık Yönetimi Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılacağı belirtilerek gerekli önlemlerin alındığı anlaşıldığından, bu malzemelerin atık işleme tesislerine taşınmasında Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XX- 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 9. maddesi yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin hazırlanmasında önemli veri teşkil ettiği anlaşılan TÜBİTAK destekli "Deniz Dip Tarama Uygulamaları ve Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Projesi" (DİPTAR) kapsamında, dip tarama ve denize boşaltım faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkileri üzerine risk değerlendirmelerinin yapıldığı ve söz konusu araştırma projesinin sonuçlarında, Marmara Denizi boşaltım seçeneği için yer, miktar, organik karbon ve kirletici içerik açısından sınırlamalar getirilmesi hususunun vurgulandığı, ayrıca davalı idarenin savunma dilekçesinde su değişim potansiyelinin düşük olması nedeniyle Marmara Denizinin derin koşullarında çözünmüş oksijen seviyesinin düşük olduğunun ve Marmara Denizinin bir çok noktasında yapılan analiz çalışmaları neticesinde organik karbon değerinin yüzde 4,5'ten yüksek olduğunun tespit edildiği hususunun ifade edildiği dikkate alındığında, söz konusu maddede Marmara Denizinde Bakanlıkça belirlenen boşaltım alanları dışında boşaltım faaliyetlerine izin verilmemesi ve belli bir derinlikten sonra bu denize boşaltım yapılmasının yasaklanması gibi tedbirlere yer verilmiş ise de, bu tedbirlerin deniz ekosisteminin korunması açısından yetersiz olup, ek bir organik madde yükünü kaldırıp kaldıramayacağı şüpheli olan Marmara Denizi'nin ekosistemi üzerinde, boşaltım faaliyetlerinin oluşturacağı risklerin en aza indirilmesi amacıyla boşaltım faaliyetleri kapsamında, organik karbon parametresi analizinin de yapılmasına yönelik düzenlemeye yer verilmesi gerekirken, bu yönde bir düzenleme içermemesi nedeniyle anılan maddenin eksik düzenlendiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava konusu düzenlemede, 2872 sayılı Kanun'un, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, Yönetmeliğin 9. maddesi yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XXX- 14/01/2020 tarih ve 31008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Yönetmeliğin dava konusu 11. maddesinin 2. fıkrasında; izleme çalışmaları kapsamında yapılacak analizler için numunelerin yalnızca deniz yüzeyinden alınacağı düzenlenmiş olup, dip tarama faaliyeti sonucunda oluşan malzemenin boşaltıldığı deniz alanında oluşabilecek değişikliklerin tespit edilebilmesi için denizin çeşitli derinliklerinden numune alınması gerekirken, sadece deniz yüzeyinden alınan numunenin, çevrenin korunması adına yapılan izleme ve raporlama çalışması bakımından yetersiz olacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla, Yönetmeliği 11. maddesinin 2. fıkrasında 2872 sayılı Kanun'un, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.