Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/7738 E. 2025/4693 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/7738
Karar No
2025/4693
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/7738 Karar No : 2025/4693

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Petrol Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen... tarih ve..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K...sayılı kararıyla; davacının, ...Petrol Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 29/04/2004-07/07/2004 tarihleri arasında ortağı olduğu,... tarih ve... sayılı ödeme emri içeriği borçların davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra verilmesi gereken kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle davacının ortaklıktan ayrılmasından sonra tahakkuk ettirilen borçlar olduğu, ...tarih ve... sayılı ödeme emri içeriği borçların 2004/Ocak, Şubat, Mart dönemlerine ait kısımlarının davacının asıl borçlu şirkete henüz ortak olmadığı dönemlere ait borçlar olduğu, 2004/Temmuz dönemine ait kısmının ise bu döneme ait beyannamenin verilme tarihinde davacının şirket ortaklığından ayrıldığı, 2004/Ocak-Aralık dönemine ait özel usulsüzlük cezası borcunun ise davacının şirketten ayrıldıktan sonraki bir tarihte gerçekleşen defter ve belgelerin ibraz edilmeme fiili nedeniyle kesildiği ve borcun vade tarihinin davacının şirketten ayrılmasından sonraki bir tarihe rastladığı, haksız çıkma zammından kaynaklanan ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçların şirket adına düzenlenen ... tarih ve... sayılı ödeme emrine karşı 2011 yılında açılan davanın reddi üzerine davacının ortaklıktan ayrılmasından sonra tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uyarlık, ...tarih ve ...sayılı ödeme emri içeriği 2004/Nisan, Mayıs, Haziran dönemlerine ilişkin borçların ise davacının ortak olduğu dönemlere ilişkin olduğu anlaşıldığından anılan ödeme emrinin belirtilen kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... tarih ve..., ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin 2004/Ocak, Şubat, Mart, Temmuz, Ocak-Aralık dönemlerine ait borçlara ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerinde yer alan amme alacaklarının vade tarihlerinin, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 07/07/2004 tarihinden sonrası olan 24/06/2008 ve 20/02/2010 tarihlerine rastladığı, dolayısıyla, davacının şirketteki payını devrettiği 07/07/2004 tarihinde, şirketin tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş bir borcu, idare yönünden bakıldığında ise 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilebilecek bir amme alacağı bulunmadığından, davacının payını devrettikten sonra vadesinde ödenmemiş amme alacağı niteliği kazanan şirket borçlarından sorumlu tutulmak suretiyle ortak sıfatıyla adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı;... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borcun, 2004/Ocak döneme ilişkin haksız çıkma zammına ilişkin olduğu görüldüğünden ve Anayasa Mahkemesinin 02/08/2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2022 tarih ve E:2021/119, K:2022/48 sayılı kararı ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinin haksız çıkma zammına ilişkin beşinci fıkrası Anayasa'ya aykırı olması sebebiyle iptal edildiğinden, yasal dayanağı kalmayan haksız çıkma zammının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen 2019/11 sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrası kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma dilekçelerinde yer alan açıklamalar ve re'sen araştırılacak nedenlerle kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının Daire kararında belirtilen gerekçe ile kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Petrol Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ...tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 35. maddesinde, 29/07/1998 yürürlük tarihi itibariyle, 4369 sayılı Kanunun, 21. maddesi uyarınca yapılan değişiklikle, "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" hükmü yer almakta iken, anılan madde 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve yapılan değişiklik ile limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında ise, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiş, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. 5766 sayılı Kanunun yürürlük maddesi olan 27. maddesi uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yapılan değişiklikler, 5766 sayılı Kanunun Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih olan 06/06/2008 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Öte yandan, 5766 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının,... tarih ve...sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı hukuki sebepler ve gerekçesi Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince: Yukarıda yer alan mevzuat ve getirilen yeni hükümler, yürürlük tarihinden sonra doğacak amme alacakları için uygulanacağı gibi daha önce doğmuş olup, yürürlük tarihi itibariyle halen ödenmemiş amme alacakları için de uygulanacağı sonucunu doğurmaktaysa da 5766 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla anılan maddenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 28/04/2011 tarih ve E. 2009/39, K. 2011/68 sayılı karar ile 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, bu kararın da 15/10/2011 tarih ve 28085 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden var olmayan bir takım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için uygulanamayacağı da dikkate alındığında, geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak işlemlere uygulanması hukuka aykırılık oluşturacağından, uyuşmazlığın, davacının sorumlu tutulduğu kamu alacağının ait olduğu 2004 yılında yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Kanun'un, 21. maddesi ile değiştirilen 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde 4369 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yapılan ve 29/07/1998 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir. Bu düzenlemeye göre, ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarından, hangi vergilendirme dönemine ilişkin olarak tahakkuk etmiş ise, şirket hakkındaki kanuni takip yolları tüketilmek koşuluyla bunların ödenmemesinden de yine aynı dönemde ortak olan kişinin sadece ortak olduğu dönemlerle sınırlı olarak sorumlu olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, davacı adına düzenlenen... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriğindeki kamu alacağının ait olduğu dönemlerde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 4369 sayılı Kanunun, 21. maddesi ile değiştirilen 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının... tarih ve..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasında isabet görülmemiştir. Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ... tarih ve..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2025 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/7738, K. 2025/4693, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-7738-e-2025-4693-k-765d79f978ce