Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2022/2599 E. 2024/4218 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2022/2599
- Karar No
- 2024/4218
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2599 Karar No : 2024/4218 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ...'un baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair ... Barosu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun bulunmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın bir daha görüşülmek üzere Adalet Bakanlığınca geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda kovuşturma kavramının bu kanuna münhasır bir anlam içerecek şekilde kullanıldığı, bu doğrultuda ceza kovuşturmasının ceza mahkemelerinde dava açılması öncesindeki soruşturma sürecini de kapsadığı, ceza muhakemesi anlamında başlatılan bir süreç anlamında kullanıldığı, olayda... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayısı ile açılan ceza davası sonunda Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2,62/1, 53, 58/9 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. ve 5/1. maddeleri uyarınca neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın temyiz edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşıldığından müdahil hakkında isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında, ceza soruşturması sonucunun beklenmesinin yerinde olacağı, adı geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında kovuşturma altında bulunma durumuna yönelik düzenlemenin yer aldığı fakat hakkında soruşturma bulunanlarla ilgili bir hükmün bulunmadığı, kanun koyucunun kovuşturma kavramı ile soruşturma aşamasını da içine alan ceza muhakemesi evresini amaçladığı düşünülse bile hak ve özgürlükleri sınırlandıran hükümlerin kamu makamlarınca geniş yorumlanmasının bireyler açısından öngörülemez sonuçlar doğurabileceği, soruşturma ve kovuşturma kavramlarının tanımının 1136 sayılı Kanun'da yapılmadığı dikkate alındığında söz konusu kavramların kapsamının belirlenmesinde 5271 sayılı Kanundan yararlanılması gerektiği, 1136 sayılı Kanunda avukatlığa kabul konusundaki düzenlemede, aynı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yazılı cezalardan kovuşturma altında bulunulmuş olması durumunda baro levhasına yazılma ile ilgili başvurunun kovuşturmanın sonuna kadar ertelenmesi konusunda idareye takdir hakkı verilmişse de söz konusu düzenlemenin soruşturma aşamasında da uygulanabileceğine ilişkin bir hüküm yer almadığı, Anayasa Mahkemesi’nin ... Başvuru Numaralı ve ... tarihli Genel Kurul kararında da aynı yöndeki gerekçelerle ihlal kararı verildiği göz önünde bulundurulduğunda Mahkemenin 1136 sayılı Yasada belirtilen ceza kovuşturmasının ceza mahkemelerinde dava açılması öncesindeki soruşturma sürecini de kapsadığı yönündeki belirlemesinde hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlemin, terör örgütlerine üyeliği olduğu iddiasıyla hakkında adli kovuşturma yürütülenlerin avukat olması sonucunu doğuracağı, avukatlık mesleğinin önem ve özelliği, kamu hizmeti niteliği dikkate alındığında, bu durumun hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bakımından yaşamsal bir öneme sahip ve yargının kurucu unsurlarından olan avukatlık mesleğinin etkinlik ve güvenilirliğini zedeleyeceği anlaşıldığından; 1136 sayılı Kanun'un 5/3. maddesinde tanınan takdir yetkisinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı hakkında mahkumiyet kararı bulunan ...'un baro levhasına yazılması yönünde kullanılmasına dair dava konusu işlemde, kamu yararı ve avukatlık hizmetinin vasıf ve nitelikleri yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Türkiye Barolar Birliğinin İddiaları: 1136 sayılı Kanunun 5/1-a engelinden söz edilebilmesi için mahkumiyet konusunda kesin hükmün varlığının gerekli olduğu, kovuşturma halinde ise Türkiye Barolar Birliğine yasa ile takdir yetkisi verildiği, mahkemenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği, tedbir mahiyetinde bekletme kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı Yanında Davaya Katılanın İddiaları: Usule ilişkin olarak, davaya konu edilen işlem mesleğin icra edilmesine ilişkin olduğundan 2577 sayılı Kanunun 46/1-c bendi kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın temyize tabi olmadığı, istinaf başvurusu kabul edilmeden ve yerel mahkeme kararı kaldırılmadan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddedilemeyeceği, esasa ilişkin olarak; kamuda 4 yıl hizmet yapanların staj yapmadan baro levhasına kayıt yapmalarına kanun imkan tanıdığından Kanunun 5/3. maddesinde belirtilen "aday" kavramına kamuda belirli süre görev yapanların dahil olmadığı, dolayısıyla anılan maddenin tarafına uygulanamayacağı, yerindelik denetimi yapılarak verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, müdahilin adli yardım istemi Dairemizce kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından ilgilisine iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 05/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.