Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2021/4091 E. 2025/6256 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2021/4091
Karar No
2025/6256
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/4091 Karar No : 2025/6256

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bursa ili, Merkez ilçesi hudutları dahilinde bulunan ... sicil numaralı II-(b) grubu maden (mermer) işletme ruhsatına ilişkin olarak süre uzatım (temdit) talebinin reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonunun ... tarih ve .. sayılı komisyon kararının (... tarih ve ... sayılı kararı) iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; anılan komisyon kararında, davacı şirketin süre uzatım talebinin hangi (idari, hukuki ve/veya teknik vs.) sebeple uygun bulunmadığının belirtilmemesi ve davalı idarenin savunmasında da geçerli ve kabul edilebilir somut bir sebebe dayanılmaması, buna karşılık, davacının temdit talebi üzerine düzenlenen 19/07/2017 tarihli Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporu'nda, temdit projesi ve eklerinin uygun olduğuna dair görüş bildirilmesi; nedenleriyle davacının süre uzatım talebinin reddedilmesine ilişkin komisyon kararı ile bu karara dayalı maden işletme faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: her ne kadar davalı idarelerce dava konusu edilen işlemlerde, davacının temdit talebinin reddine yönelik bir sebep gösterilmemiş ise de; ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan ara karar cevaplarına göre; şirket yöneticilerinden İ.Ö'nün 15/07/2016 tarihli darbe girişiminde tutuklandığı, yönetim kurulu üyelerinin FETÖ iltisaklı dernek ve STK'lara üyeliklerinin bulunduğu, şirketin ve şirket ortaklarının Bank Asya'da hesaplarının bulunduğu ve yoğun hesap hareketlerinin olduğu belirtilmiş dolayısıyla idarece madenlerin şirket ortaklarının yasadışı terör örgütüne iltisakları kapsamında yargılanmalarının yapıldığından bahisle milli menfaatlere aykırı olarak değerlendirildiğinin beyan edildiği, TMSF tarafından, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı şirket ve şirket yöneticileri İ.Ö., M.Ö. ve S.Ö.'nün Müflis Asya Katılım Bankası'nda hesaplarının bulunduğu ve bu hesaplardan yoğun para trafiğinin gerçekleştiği, yine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise; şirket yöneticilerinden M.Ö.'nün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kapsamında hakkında arama kararı bulunduğu, aranan şüphelilerden olduğu, İ.Ö.'nün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında hakkında dava açıldığı ve yargılamasının devam ettiği, S.Ö.'nün ise FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında hakkında dava açıldığı ve K:... sayılı mahkumiyet kararı verildiği görülmüş olup, bu durumda, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan madenlerin milli menfaatlere uygun olarak çıkarılması amacıyla takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen, davacının süre uzatım talebinin reddedilmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin başvuruya konu kararda ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kesinleşmiş mahkeme kararının olmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, mevzuatta yer alan yükümlülüklerin yerine getirildiği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, uygulamada birliğin temin edilmesi amacıyla çıkartılan Genelge uyarınca kurulan Taşınmaz Komisyonunun mevzuata uygun şekilde faaliyet gösterdiği, madenlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, Komisyon kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Diğer davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava; Bursa ili, Merkez ilçesi hudutları dahilinde bulunan ... sicil numaralı II-(b) grubu maden (mermer) işletme ruhsatına ilişkin olarak süre uzatım (temdit) talebinin reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı komisyon kararının (... tarih ve ... sayılı kararı) iptali istemiyle açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ''Başlangıç'' metninde,; "Türk Vatanı ve milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatark'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; ... Hiç bir faaliyetin Türk Milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği... Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, 168. maddesinde ise; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.” hükmü yer almaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 1. maddesinde; ''Bu Kanun madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzenleyeceği, 4. maddesinde ise; "Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir." düzenlemesi bulunmaktadır. Tabii servet ve kaynakların işletilmesi ve bunların toplumun yararına sunulması devletin en temel yetkilerindendir. Nitekim Anayasa’nın “Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi” başlıklı 168. maddesinde madenler de dâhil olmak üzere tabii servet ve kaynakların işletilmesine ilişkin olarak devlete birtakım yetkiler verilmiştir. (AYM, Norm Denetimi, Tarih: 13/7/2023 ve E: 2023/117, K: 2023/121, § 16) Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/1965 tarihli ve E:1963/126, K:1965/7 sayılı kararında tabii servetlerin ve kaynakların özel mülkiyete tabi olmayacağını belirterek devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerler ifadesini, “devletin devlet olma niteliği ile eli altında tuttuğu nesneler düzeni içinde yer verdiği mallar” şeklinde belirtmiştir. Bu belirlemede de tanımdan ziyade, devletin egemenlik yetkisinin bir sonucu olarak bazı malların özel mülkiyete tabi olmasa da gözetilmeye ve korunmaya ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06/07/1970 tarihli ve E:1967/7 K:1970/76 sayılı kararında; madenlerin kamu yararına en uygun şekilde idare ve istismarının Devletin hükümranlık hakları gereği olup, işin bu niteliği itibariyle de sözü edilen millî servetin aranması ve işletilmesi işlemlerinin bir kamu görevi olarak kabulünün zorunlu olduğu; madenlerin mülkiyeti ve madenlerden istenilen şekilde yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkının tamamen Devlete ait olup, bunun Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olduğu ve amacın ise yer altı servetlerinin Devlet tarafından "kamu yararı doğrultusunda idare ve istismarını sağlamak'' olduğu, bu itibarla da kanun koyucunun, madenlerin mülkiyeti konusunda Medenî Kanundan ayrılarak koyduğu özel nitelikteki kısıtlayıcı hükümler yanında, aynı amaç ve düşünce ile, maden hakları ve hakların tescili hususlarında da özel bir düzen getirmiş olduğu vurgulanmaktadır. Bu noktadan hareketle yukarıda yer alan düzenlemeler de göz önüne alındığında, madenlerin işletilme hakkı tamamen Devletin hüküm ve tasarrufundadır. Ancak, özel şahıslar da madenleri işletebilirler. Madenler Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğundan, buna ilişkin hakların kullanımı Maden Kanunu hükümlerine dayanarak verilecek ruhsatla mümkün olmaktadır. Maden Kanununun 1. maddesinde yer alan 'Milli menfaat' , bir devletin kendi varlığını, güvenliğini, refahını, bağımsızlığını ve uluslararası alandaki gücünü korumak ve geliştirmek için gerekli gördüğü çıkarların tümüdür. Diğer bir ifadeyle bir ülkenin kendi halkı için en iyi, en güvenli, en faydalı olanı yapmaya çalışmasıdır. Bu hem iç politikada (ekonomi, eğitim, sağlık vb.) hem de dış politikada (başka ülkelerle ilişkiler, savunma, ticaret vb.) geçerlidir. Bu bakımdan enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, işletilmesi ve dışa bağımlılığın azaltması milli menfaatin bir gereğidir. Hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa’ya ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu bilinci olan devlettir. (Anayasa Mahkemesinin 02/06/2009 tarihli ve E:2004/10, K:2009/68 sayılı kararı) Başka bir deyişle hukuk devleti ilkesi gereğince, idareye davranışta bulunurken veya görevlerini yerine getirirken belirli oranda hareket serbestliği sağlayan takdir yetkisinin kullanımı mutlak, sınırsız, keyfi biçimde gerçekleşemez. Bu nedenle idarenin takdir yetkisinin sınırları kanunla çizilmelidir. İdarenin kanuniliği ilkesinin iki boyutu bulunmaktadır. İlk boyutu, idarenin secundumlegem özelliğidir (kanuna dayanma ilkesidir). Bu ilkeye göre idarenin düzenleme yetkisi kanundan kaynaklanır. İkinci boyutu, idarenin intralegem özelliğidir (kanuna aykırı olmama ilkesidir). Bu ilkeye göre idarenin işlem ve eylemleri kanunun çizdiği sınırlar içinde kalmalıdır. Başka bir deyişle idare kendine tanınan takdir yetkisini kullanırken kanuni sınırlar içinde hareket etmelidir. (AYM 01/06/2023 tarihli ve E:2020/56, K:2023/108 sayılı kararı) Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan bu yetkiyi anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı) Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu bu ölçütlere uygun olarak; Danıştay içtihatlarıyla da, idarenin yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip olduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, yargı denetimine tabi olduğu; takdire dayalı idari işlemlerin yargı denetiminin; üst norm denetimi ve açık takdir hatası, ölçülülük, yetki sapması, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi ölçütler çerçevesinde yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bununla birlikte, idarelerin birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumlarda, idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve yasa kurallarıyla ve İdare Hukuku ilkeleriyle bağdaşmayacaktır. Uyuşmazlıkta; davacı şirket adına düzenlenen II-(b) grubu maden (mermer) işletme ruhsatına ilişkin olarak süre uzatım (temdit) talebinin reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonunun kararının iptali istenilmektedir. Somut olayda; davacı şirket ve şirket yöneticileri İ.Ö., M.Ö. ve S.Ö.'nün Müflis Asya Katılım Bankası'nda hesaplarının bulunduğu ve bu hesaplardan yoğun para trafiğinin gerçekleştiği, yine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise; şirket yöneticilerinden M.Ö.'nün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kapsamında hakkında arama kararı bulunduğu, aranan şüphelilerden olduğu, İ.Ö.'nün FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında hakkında dava açıldığı ve yargılamasının devam ettiği, S.Ö.'nün ise FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında hakkında dava açıldığı ve K:... sayılı mahkumiyet kararı verildiği görülmüştür. Bu durumda yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, kanun koyucu tarafından tabii servet ve kaynakların işletilmesi ve bunların ekonomiye kazandırılarak milli menfaatler doğrultusunda kullanılmasının amaçlandığı, idarenin maden ruhsatı taleplerinin veya süre uzatımı taleplerinin kabulü konusunda takdir hakkının bulunduğu, ancak bu takdir hakkının kamu yararı, hizmet gerekleri ve hakkaniyet gibi ölçütler çerçevesinde kullanılması gerektiği anlaşılmıştır. Olayda, milli güvenlik, milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösteren kişi veya kurumların, milli servet olan madenlerin milli menfaatler doğrultusunda işletilmesi taleplerini kabul etme noktasında takdir hakkı bulunan idarece tesis edilen dava konusu işlemlerin takdir hakkı kapsamında somut gerekçelere dayalı olarak tesis edildiği görülmüş olup, idari yargı merciilerince idareyi belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılamayacağı açık olduğundan tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olduğundan, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 26/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2021/4091, K. 2025/6256, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2021-4091-e-2025-6256-k-2739b0d541f9