Danıştay · 6. Daire

Danıştay 6. Daire 2025/3444 E. 2025/5645 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
6. Daire
Esas No
2025/3444
Karar No
2025/5645
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2025/3444 Karar No : 2025/5645

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm Yatırım A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya İli, Kemer İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ruhsatlı yapıda, ruhsat ve eki mimari projesine aykırı toplam 5253,92 m² imalatlar yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacı şirkete toplam 3.438.033,30 TL para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararı ile aynı Kanunun 32. maddesi uyarınca ruhsata aykırı imalatların yıkımına ilişkin ...tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu verilen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu işleme dayanak teşkil eden 22/06/2020 tarihli yapı tatil zaptında tespit edilen hususların yapı ruhsatı ve eki mimari projesine aykırılık teşkil ettiği, söz konusu uygulamaların tadilat kapsamı dışında esaslı değişiklikler olup ruhsat gerektirdiği, hesaplanan aykırı alanın idarece doğru tespit edildiği, temel para cezasına esas alınan yapı sınıf grubu ile arttırım nedenlerinin de mevzuata uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; dosya kapsamında yer alan resmî belgelere göre, bu davaya konu imalatların 31/12/2017 tarihinden önce yapılmasının hukuken mümkün olmadığı; zira 31/12/2017 tarihinden önce mevzuata aykırı imalatların yapılmış olması halinde bu yapıya yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesinin hukuken mümkün olmadığı; yapıya 01/02/2018 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği dikkate alındığında, herhangi bir inceleme yapılmadan beyana göre e-Devlet üzerinden herkesin edinebildiği yapı kayıt belgesine ilişkin aykırılıkların 31/12/2017 tarihinden önce yapıldığı beyanının dikkate alınmayacağı gibi; dosyadaki resmî delillerin kronolojik sırasına göre, takdirî delil olan bilirkişi görüşüne itibar edilmesinin de hukuken mümkün olmadığı, Savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunda yer alan "hava fotoğraflarına göre 2017 yılı Ekim ayındaki otel çatısıyla 2019 yılı Ekim ayındaki otel çatısının aynı çatılar olduğu; otel çatısı fotoğrafları aynı olduğundan imalatların 31.12.2017 öncesi yapıldığı kanaatinin oluştuğu" görüşünün, idarî yargıda görülen bu dava bakımından hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığı, Zira uyuşmazlığın çatı formuyla, çatı tipiyle, çatının şeklinin değiştirilmesiyle ilgili bir uyuşmazlık olmadığı; çatının içinde (kapalı alanda) kalan mevzuata aykırı imalatlarla ilgili olduğu; uyuşmazlığın çatının dış formuyla ilgili olmaması, diğer bir ifadeyle uyuşmazlığın bina içindeki kullanımlara dönük imalatlar olması nedeniyle; çatı dış görünüşü değişmediğinden bahisle imalatların 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış olabileceğine dair bilirkişi görüşünün bu dava bakımından hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Netice itibariyle daha evvel yapılan denetimlerde tespit edilmeyen mevzuata aykırı oda bölmeleri ve alan kullanımları dolayısıyla tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, 06/03/2017 tarihli aykırılıkların bir kısmının bina içinde olduğu; kezâ işbu davaya konu işlemlere esas 22/06/2020 tarihinde tespit edilen aykırılıkların da bina içinde olduğu; ancak aks aralıkları ve kotlar bakımından imalatların farklılıklar ihtiva ettiğinin anlaşıldığı, Ayrıca dava konusu yapıya 01/02/2018 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği; dolayısıyla, 01/02/2018 tarihi itibarıyla dava konusu yapının mevzuata uygun şekilde tamamlandığı; dava konusu işlemlere esas tespitlerin 01/02/2018 tarihinden sonra 22/06/2020 tarihinde yapıldığı; şayet 06/03/2017 tarihli aykırılıkların yapıda mevcut olmaya devam etmesi durumunda 01/02/2018 tarihinde bu yapıya yapı kullanma izin (iskân) belgesinin düzenlenmesinin mümkün olmadığı; 01/02/2018 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesinin bu yapının mevzuata uygun şekilde tamamlandığını gösterdiği; bu bakımdan 22/06/2020 tarihli tespite konu aykırılıklarla 06/03/2017 tarihli tespite konu aykırılıkların karşılaştırılmasına gerek görülmediği, 01/02/2018 tarihinde dava konusu yapıya yapı kullanma izin belgesi düzenlendikten sonra, 07/12/2018 tarihinde muhtelif aykırılıkların tespit edildiği; 29/01/2019 tarihli denetimde yine başkaca mevzuata aykırılıkların tespit edildiği; bu tespitlerden sonra 27/06/2019 tarihinde yapı kayıt belgesi alındığı, Bu süreç bir bütün olarak incelendiğinde; yapı kayıt belgesinde beyan edilen aykırılıkların 31/12/2017 tarihinden önce yapılmadığı, zirâ aykırılıkların 31/12/2017 öncesinde yapılmış olması halinde 01/02/2018 tarihinde yapı kullanma izin (iskân) belgesinin düzenlenmeyeceği; ayrıca aykırılıkların yapı kayıt belgesinin edinilmesi öncesindeki 07/12/2018 tarihli denetimde tespit edilmiş olacağı, Dava konusu işleme konu imalatların nihaî olarak 31/12/2017 tarihinden sonra yapılmış olmasına istinaden; 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan imalata alınan yapı kayıt belgesinin maddî/fiilî gerçek durumla örtüşmediği, Bu nedenle maddî/fiilî gerçek durumla örtüşmeyen belgenin hukuka uygun bir belge şeklinde göz önünde bulundurulmasının hukuken mümkün olmadığı; kaldı ki, birel işleme ilişkin hukuka uygunluk karinesinin mahkeme nezdinde geçerli olmayacağı, mahkemenin belgenin (delilin) gerçek durumunu dikkate alarak maddî gerçeği inceleyip uyuşmazlığı çözmekle yükümlü olduğu; bu nedenle yapı kayıt belgesine hukuken itibar edilmeyerek tesis edilen işlemde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığına ilişkin gerekçeleri de ekleyerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararındaki gerekçelerle kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, davanın reddine yönelik... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince verilen kararın, Dairemizin 22/02/2023 tarih, E:2022/1590, K:2023/1858 sayılı kararı ile ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı ilk kararda ısrar edilmesine, istinaf başvurusunun ek gerekçeli reddine ilişkin kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/03/2025 tarih ve E:2024/362, K:2025/678 sayılı kararı ile ısrara ilişkin kısmın onanmasına ve uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere Dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Antalya İli, Kemer İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ruhsatlı yapıda, ruhsat ve eki mimari projesine aykırı toplam 5253,92 m² imalatlar yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacı şirkete toplam 3.438.033,30 TL para cezası verilmesine ilişkin...tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararı ile aynı Kanunun 32. maddesi uyarınca ruhsata aykırı imalatların yıkımına ilişkin ...tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, ruhsata aykırı imalatların yıkımına dair ... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararına ilişkin kısmı ile para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca toplam 1.515.046,04-TL para cezası verilmesine ilişkin kısımlarında; Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare Mahkemesi kararının bu bölümüne karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararı hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır. Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca verilen 1.922.987,26-TL para cezasına ilişkin kısmına gelince; 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde, anılan fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının (a), (b) ve (c) bentlerine göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği hükme bağlanmış; verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hâle getirilmesi durumunda ise (ç) bendi uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği öngörülerek, ilgilisi açısından yeni bir imkan getirilmiş olup, anılan şartın yerine getirilmesi halinde ilgililere ilave edilen para cezasından kurtulma imkanı sağlanmaktadır. "Belirlilik ilkesi", düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlemler içermesini ifade etmektedir. Bu bağlamda idari yaptırımların konusu ve sonuçları itibarıyla belirli, açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi belirlilik ilkesinin gereğidir. Bu bağlamda, örneğin para cezasına muhatap olan kişinin, hangi fiili sebebiyle ve hangi yasaya dayanılarak yaptırım uygulandığını, para cezasının nasıl belirlendiğini, sonuçlarını ve varsa hangi hallerde para cezasının tahsilinden vazgeçileceği hususlarını, diğer bir ifadeyle para cezasının sebebini ve ne gibi sonuçları olduğunu bilmesi gerekir. 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin ikinci fıkrasına 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunun 39. maddesiyle eklenen (ç) bendinin Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, 01/04/2022 tarihli, 31796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/01/2022 tarihli, E:2020/95, K:2022/3 sayılı kararıyla, anılan hükmün Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiş olup, anılan kararda aşağıda açıklanan değerlendirmelere yer verilmiştir. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/01/2022, s.13) İtiraz konusu kuralda hangi durumlarda ilave para cezasının verileceği, bu cezanın belirleneceği ve hangi hallerde cezanın tahsilinden vazgeçileceği hususlarının herhangi bir tereddüte yer verilmeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır. (AYM, s.14) Düzenli, sağlıklı ve çevre koşullarına uygun yapılaşmanın temini ile imar mevzuatına aykırı yapıların bir an önce ortadan kaldırılmasının kişilerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakları üzerindeki olumlu etki ve sonuçları gözetildiğinde kuralın imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önlenmesi, cezai yaptırım öngörülmesi suretiyle caydırıcılığın sağlanması, gerçekleşmiş olan aykırılıkların ise bir an önce bizzat ilgilisi tarafından ortadan kaldırılmasının teşvik edilmesi amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır. (AYM, s.18) Söz konusu kanun hükmünün belirlilik ilkesi yönünden Anayasaya aykırılığı tespit edilmemiş olmakla birlikte kanunun yaptırımın belirli sürede belirli şartların gerçekleşmesi halinde uygulanacağı öngörüldüğünden, cezanın muhatabı olan kişiye bu durumun bildirilmesi suretiyle yasada tanınan sürede imar mevzuatına aykırılığın giderilmesi için imkan verilmesi ve ancak giderilmemesi halinde yaptırımın uygulanması Kanun hükmünün lafzının ve amacının doğal sonucudur. 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının söz konusu (ç) bendi ile, imar mevzuatına aykırılıkların yapı sahipleri tarafından giderilmesinin ve mevzuata uygun hale getirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, anılan "ç" bendi uyarınca verilen para cezasının, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde uygulanabilmesi için ilgilisine Yasa kuralı belirtilmek suretiyle, bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi durumunda ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği yönündeki bilgilendirmenin ilgilisine yapılması, bu vesileyle ilgililere hem yapısını mevzuata uygun hale getirme imkanı, hem de anılan "ç" bendi uyarınca ilave edilen para cezasından kurtulma imkanı tanınması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, anılan "ç" bendi uyarınca para cezasına muhatap olan kişinin, bir aylık bir sürede ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapısında aykırılığı mevzuata uygun hale getirmesi halinde söz konusu para cezasını ödemeyeceğini, aksi halde para cezasının ödenmesinden sorumlu olacağını bilmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak bildirimin, yukarıda gerekçesinin bir kısmına yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere, cezai yaptırımdan kaçınmak için, ilgilisi tarafından aykırılığın bir an evvel ortadan kaldırılmasının teşvik edilmesi suretiyle esas itibarıyla söz konusu madde hükmü ile ulaşılmak istenen imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önlenmesi amacına hizmet edeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlem ile, anılan (ç) bendi uyarınca 1.922.987,26-TL para cezasının ilave edildiğinin belirtildiği, ancak dava konusu işlemde ya da dava konusu işlemin tebliğine dair üst yazıda, idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi durumunda ise (ç) bendi uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği uyarısına yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi durumunda (ç) bendi uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği hususunda davacının bilgilendirilmediği dikkate alındığında, anılan usule riayet edilmeden tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, temyize konu İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun ek gerekçeli reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ruhsata aykırı imalatların yıkımına dair... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararına ilişkin kısmı ile para cezası verilmesine dair ...tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca toplam ...-TL para cezası verilmesine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, para cezası verilmesine dair... tarih ve ... sayılı Kemer Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca verilen ...-TL para cezasına ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 6. Daire, E. 2025/3444, K. 2025/5645, T. 10.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-6-daire-2025-3444-e-2025-5645-k-dcb4fefd6574