Danıştay · 6. Daire

Danıştay 6. Daire 2023/843 E. 2023/4200 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
6. Daire
Esas No
2023/843
Karar No
2023/4200
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/843 Karar No : 2023/4200 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … II- MÜDAHİLLER (DAVACI YANINDA): 1- … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … 11- … 12- … 13- … 14- … 15- … 16- … 17- … 18- … 19- … 20- … 21- … 22- … 23- … 24- … 25- … 26- … 27- … VEKİLLERİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı - … VEKİLİ : Av. … MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … İşletmeleri A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İzmir İli, Dikili İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı 2009/7" projesiyle ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, kimya mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve (flora ve fauna olmak üzere) iki biyolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna taraflarca ve müdahillerce yapılan itirazların ciddi nitelikte görülmesi nedeniyle Mahkemenin ara kararı üzerine hazırlanan ve dosyaya sunulan 04/10/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; maden mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, İzmir ili, Dikili ilçesi, … Mahallesi yakın çevresinde IR:… ve IR: … işletme ruhsat numaralı alanlarda yer alan Çukuralan Altın Madeni İşletmesinde, açık ocak ve yeraltı madeni işletme yöntemleri kullanılarak altın ve gümüş cevheri çıkartıldığı, gerçekleştirilmesi planlanan "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı" projesinin proje alanının 1.628 ha (IR:… ve 41.337ha (IR:… ) olmak üzere toplamda 42.965 ha olduğu, 16/02/2022 tarihinde yerinde keşif çalışmaları yapıldığı, açık ocak üretim faaliyetlerinin sonlanmış olduğunun keşif incelemesi esnasında tespit edildiği, "3. Kapasite Artırımı" projesi kapsamında yer alan yeraltı madenciliği üretiminin, kes ve doldur (cut&fili) ve ara katlı uzun delgili kazı (Sub-level long hole stopping) yöntemleri ile gerçekleştirileceğinin proje dosyasında beyan edildiği, bu yöntemlerin özellikle damar eğimlerinin fazla olduğu metal madenlerinde yaygın olarak kullanıldığı, madencilikte dolgunun, üretim yapılarak açılan bir alanın, kısmen veya tamamen el, gravite, mekanik, pnömatik ve hidrolik araçlar kullanılarak doldurulması işlemi olduğu, dünyada dolgu teknolojisinin gelişimi ve bundan faydalanımı son 30 senedir büyük bir gelişme kaydettiği, madencilik sektörünün, yeraltında geniş üretimli açık alanların doldurulmasıyla ilgili teknoloji ile özellikle ilgilendiği, yeraltında kullanılan dolgunun; güvenli ve ekonomik madenciliğe olanak sağladığı, tasmanı engellediği, havalandırma kontrolünü sağladığı, galeri ve üretim boşluklarının duraylılığına yardımcı olduğu, çalışma yerlerinin duraylılığını sağladığı, yan topukların duraylılığını sağladığı, topukların kazanımını sağlayarak, cevher kaybını azalttığı, ocak ve/veya tesis artıklarına yer teşkil ettiği, yeraltı madenciliğinde dolgu malzemesi olarak genellikle tesis atıkları ya da açık ocak veya yeraltı ocağından çıkan pasanın kullanıldığı, bu malzemelerin dolgu malzemesi olarak kullanılması, bir yandan dolgu için kolay malzeme teminini sağlarken, bir yandan da işletme atıklarını ortadan kaldırmak için ekonomik ve basit yol olduğu, yeryüzü hareketleri ve çevre sorunları bakımından dolgulu yöntemlerin kullanımının gittikçe artığı, yeraltının doldurulması zor bir işlem olduğu için ocağın çalışmalarını buna göre planlanması gerektiği, dolgulu yöntemlerinin en büyük çevresel faydasının yeryüzünde tasman (Çökmeler) hareketleri meydana getirmemesi olduğu, bu etkilerin çevresel olarak doğaya ve yaşam alanlarına (bina, yol. baraj vb.) zarar verebildiği, tasman etkileri özellikle yeryüzünde yamaç olarak bulunan bölgelerde daha fazla zararlara neden olabildiği, bu nedenle uygulanan dolgulu yeraltı üretim yöntemlerinin başarısı yüzeyde tasman meydana getirip getirmemesi ile önemli ölçüde ölçülebildiği, keşif esnasında yeraltı üretim alanlarının üstünde bulunan topoğrafya üzerinde ve özelliklede yamaçlı alanlarda gözlem yapıldığı ve herhangi bir tasman hareketine ya da izine rastlanılmadığı, keşif esnasında tasman hareketi belirlenmemiş olduğu için de yeraltı portallarının incelenmesine gerek duyulmadığı, sonuç olarak, maden mühendisliği açısından yürütülen projenin “Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi 2009/7” ile uyumlu olduğunun görüldüğü, yürütülen madencilik faaliyetlerinin bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda incelendiği ve faaliyetlerin yürütülmesinin uygun bulunduğu, jeoloji mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, bölgede aynı maden sahasında iki farklı zamanda bilirkişilik yapıldığı, sorulan sorular ilgili ÇED raporlarında belirtilen hususlar göz önüne alınarak cevaplandığı, bunlardan 2019 yılında yapılan çalışmada, sahada açık ocak işletmeciliği kapsamında yapılacak olan madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi istenildiği ve bu kapsamda ilgili ÇED raporundaki verilerin olası riskleri ile bu risklere karşı alınacak önlemlerin bilimsel açıdan değerlendirilerek, jeoloji mühendisliği disiplini açısından karar verildiği, sahada yürütülen ikinci bilirkişilik değerlendirmesinin, ÇED raporundaki yeraltı madenciliğine dönük çalışmaları ve etkileri üzerine olduğu, bilirkişi arazi tespit çalışmasında ÇED başvuru döneminin uzun zaman alması nedeni ile açık ocakların tamamlandığı ve artık tamamen yeraltı madenciliği yapılacağının firma yetkilileri tarafından beyan edildiği, buna ek olarak ÇED raporunda belirtilen araştırma ve planlamaların yeraltı madenciliğine dönük olduğu, bu durumun “ÇED raporu 9-22 de belirtildiği, (dolayısıyla "3. Kapasite Artırımı" projesi kapsamında yer alan açık ocaklarda 2019 yılı içerisinde üretim faaliyetlerinin sona erdiği ve rehabilitasyon çalışmaları kapsamında geri dolgu faaliyetleri tamamlandığı için, bu bölümde yapılan hesaplamalarda ve modelleme çalışmasında yeraltı madencilik faaliyetleri dikkate alınmıştır.) ÇED raporunda, bir öncekinden farklı olarak yeraltı işletme madenciliğinin yapacağının beyan edildiği, yüzey madenciliğinde, cevhere erişmek için üst toprak ve ana kaya çıkarıldığı, bu işlemlerin tamamının yüzeyden yapıldığı, yeraltı madenciliğinde, sadece cevherli zonun açılan galeriler ile işletildiği, bu anlamda daha önce açık ocak işletmesi için verilen karar ile yer altı ocağı işletmesi için verilen son kararın mukayese edilmesinin bilimsel açıdan mümkün olmadığı, ÇED raporunda yer alan madencilik sahası ve çevresinde akifer niteliğinde geçirimli birimlerin yer almadığı, jeoloji haritasına göre yörede geçirimsiz özellikte granit sokulum kayaçları ve volkanik kayaçların yayılım sunduğu, çalışma alanında yer alan fay ve kırık sistemlerinin devamlılığının olmadığının, sınırlı bir alanda kaldığının bölgede yapılan jeolojik çalışmalarda ortaya konulduğu, ayrıca, ocak ve çevresinde kırık zonlarının belirtilmediği, fay zonlarının bağlantısız olmaları nedeni ile yeraltısuyu akımı için elverişsiz ortam oluşturdukları, genelde yeraltısuyunun akımının oluşması için kırık ve çatlaklarının bağlantılı olması gerektiği, ayrıca sahada yapılan araştırma sonuçları ve yapılan geçirimlilik testlerine göre, elde edilen hidrolik iletkenlik değerlerinin 1.23X10-5 ile 5.82X10-9 arasında değişmekte ve düşük geçirimli/geçirimsiz özellik sunan litolojik birimleri yansıttığı, yapılan test sonuçlarında sadece bir CMW-3A noktasında 1.23X10-5 m/s olarak ölçüldüğü, CMW-3A kuyusu proje alanının yaklaşık kuzey doğusunda, İnkuyuları Mevkiinde, KD-GB doğrultu fayın hidrolik parametrelerinin türetilmesi için yapılacak testlerde pompa kuyusu olarak kullanılması amacıyla açıldığı, diğer kuyularda yapılan basınçlı su testi sonuçlarına göre de benzer sonuçlar elde edildiği ve ortalama değerlere bakıldığında birimin geçirimsiz özelliğe sahip olduğu, sahada yapılan geçirimlilik deneylerinden, kırık ve çatlakların, bağlantısız olduğu ve yeraltısuyu beslenme ve boşalımı açısından akifer özelliği taşımadığının anlaşıldığı, bu verilere göre, sahada Kozak İntrusif kütlesinin yeraltısuyu taşıma özellikleri açısından elverişsiz bir yapıya sahip olduğu, bu tür litolojik birimlerin kırık ve çatlaklarının sınırlı olması, bağlantılı olmaması nedeni ile yeraltısuyu birim içerisinde çok yavaş beslenim ve çok yavaş ve uzun süreli akım koşullarına sahip olması nedeni ile akifüj (geçirimsiz) birim olarak sınıflandırıldığı, akiferlerin ise ekonomik olarak yeraltısuyu sağlayabilen, yeraltısularını tutması ve çekilebilmesi için, yüksek porozite (gözeneklilik) ve permeabiliteye (geçirgenlik) sahip olan litolojik birimler olduğu, bu bağlamda madencilik yapılacak kesimin akifüj özelliği taşıyan ve yeraltısuyu sağlama açısından elverişsiz birim olarak değerlendirildiği, ayrıca çalışma alanında birçok çeşme tespit edildiği, tespit edilen çeşmelerin bir çoğunun kuru, akar durumda olanların ise 0.01 ile 0.6 L/s arasında değişen oldukça düşük debilere sahip olduğunun anlaşıldığı, çeşmelerin yağışlı dönem içerisinde akar durumda olduğu, yaz aylarında ise çoğunun kuruduğu ve diğerlerinin de debisinin oldukça düştüğünün belirtildiği, çalışma alanının yeraltısuyu seviye haritası bulunduğu, seviye konturlarına bakıldığında, bölgedeki yeraltısuyu hidrolik gradyanın yüksek olduğu, bu durumun ise bölgedeki litolojik birimlerin geçirimsizliği nedeni ile yeraltısuyu akışına uzun süreli izin vermesinden kaynaklandığı, geçirimsiz ve geçirimliliği çok düşük alanlarda yeraltısuyu yüksek hidrolik gradyan sunduğu, yeraltı işletme alanlarına bakıldığında, yüzey işletmelerine göre daha sınırlı bir alanı kapsadığı ve aynı zamanda yüzey madenciliğinin yapıldığı alan içerisinde kaldığı, günümüzde bir maden sahasında yapılacak madencilik faaliyetinin gerek yüzey suyu, gerekse de yeraltısuyuna miktar ve kalite açısından etkisinin değerlendirilmesi için en yaygın kullanılan yöntemin modelleme çalışmaları olduğu, modelleme çalışmalarında alanın jeolojik, hidrojeolojik ve hidrolojik özelliklerinin ortaya konulması için saha çalışmaları, sondaj çalışmaları ve uzun dönem izlem sonuçlarına göre, çalışma alanı kavramsal bir modele dönüştürüldüğü ve numerik modelleme ile modellendiği, bu çalışmaların dünyanın bir çok yerinde uygulandığı ve farklı senaryolara karşı, sahadaki faaliyetin su kaynaklarına olan olası etkilerin simule edildiği, yapılan modellemelerin gerçek dünya sistemlerinin, etki-tepki süreçlerini dikkate alarak çok basit hali ile ifade edilmesi olarak tanımlanabildiği, aksi takdirde gerçek bir ortamı tamamıyla oluşturmanın ve bu ortamda deneyler yapmanın çok pahalı ve çok zaman alan çalışmalar gerektirdiği, bu bağlamda hidrojeolojik çalışmalarda son zamanlarda numerik modelleme ile olası etki ve tepkilerin kolaylıkla yorumlanabildiği, kavramsal modelin oluşturulması ile yüzey suyu-yeraltısuyu ilişkisi, litolojik birimlerdeki yeraltısuyunun beslenim ve boşalım mekanizmalarının değerlendirilmesi, hidrojeolojik sistemin çözümlenmesi, olası bir kirlenmeye karşın etki alanının ve zamanının değerlendirilmesinin yapılabildiği, bu çerçevede, ÇED raporundaki sahada uygulanan numerik model çalışmasında, uluslararası düzeyde kabul görmüş bir yazılımın kullanıldığı, sahada açık ocak ve yeraltı madenciliği için iki farklı senaryonun çalıştırıldığı, bunlardan ilkinin 2015 yılında yapılan Kararlı Akım Koşullarındaki model olduğu, burada yapılan simülasyonda, gözlenen ve hesaplanan su seviyeleri arasındaki ilişkinin, diğeri ise gözlemlenen ve hesaplanan baz akım değerlerinin uyumunun dikkate alındığı, 2020 yılında gerçekleştirilen ve sahada açık ocak işletmeciliğinde gözlenen verilerle Kararsız Akım Koşullarında çalıştırıldığı, modelde girdileri ise 2015 yapılan model verilerine ek olarak, maden işletme sahasına gelen su gelişleri, kuyularda gözlemlenen düşümler ile modele göre beklenen düşümlerin kullanıldığı, 2020 yılında yapılan Kararsız Akım Koşulları kalibrasyonuna, 2015 yılında kalibrasyonu gerçekleştirilen modele göre yeraltı işletmelerine olan su girişi tahminleri ile 2015-2019 yılları arasında gözlemlenen gerçek su girişi kayıtlarının karşılaştırılması eklendiği ve verilerin daha uyumlu hale getirilmesinin sağlandığı, dolayısıyla en son çalışmada verilen değerlerin revize edildiği, bu kapsamda 2020 yılında yapılan modelin havzada daha kapsamlı verilere dayandığı ve yeraltı madencilik faaliyetlerinin değerlendirildiği, bu bağlamda en son sunulan ÇED raporunda kurgulanan model, daha önce yapılan model verilerine ek olarak daha sonraki aşamalarda elde edilen verilerle çalıştırıldığından, bu verilerin değerlendirilmesinin dikkate alındığı, model simülasyonlarına göre, proje alanındaki baz akım azalması ve bu baz akımın Madra Barajı beslenim akımındaki eşleniğinin sunulduğu, buna göre, proje etki alanının Madra Barajı beslenme havzasındaki alansal oranı da dikkate alındığında, baz akımda azalmanın en fazla olduğu işletmenin son yılında … İşletmeleri A.Ş. 2009/7 Nihai ÇED Raporu 2-125 Madra Barajı besleniminde yaklaşık 940.28'lik bir akım azalmasının olmasının beklendiği, işletme sonrası ise ocaklara olan su girişlerinin artık uzaklaştırılmayacağından, baz akımdaki azalımın giderek düşmesinin beklendiği, kimya mühendisliği tarafından yapılan değerlendirmede, 17/06/2020 tarihli keşif sonrasında o dönemde hazırlanmış ÇED raporu esas alınarak yapılan inceleme sonucunda hazırlanmış olan raporda, maden çıkarma işlemi esnasında oluşabilecek kimyasal etkilerin kaynaklarından olan asit kaya drenajının değerlendirmesi ve değerlendirmedeki eksik hususların belirtildiği, 16/02/2022 tarihinde gerçekleştirilen keşif sonrasında da, Mayıs 2021 tarihinde revize edilen ÇED raporu esas alınarak işletme faaliyetinin değerlendirilmesinin yapıldığı, mevcut durumda öngörülen işletme faaliyetinin kimyasal etkilerinin belirlenmesi için ÇED raporlarının incelenerek değerlendirme yapılması dışında bir seçeneğin mevcut olmadığı, proje tanıtım dosyasında pH seviyesinin nötre yakın tutulacağı ve ani pH düşüşlerinin olabileceği ve sülfat konsantrasyonlarının yükselebileceği durumlarda pH'ı nötr tutmak için gerekli tamponlama işlemleri gibi önlemlerin değerlendirildiğinin görüldüğü, 2020 yılında verilen raporda belirtilen projede Çukuralan mevkiinde çıkarılan cevherin Ovacık altın liç tesislerine taşınacağının belirtildiği, bu durumda oradaki siyanürlü atığın oluşturabileceği zararların göz önüne alınması gerektiği, gerekli tedbirlerin alınmadığı durumda atık depolama havuzlarında oluşabilecek sızıntı ile su kaynakları ve çevrenin olumsuz etkileneceği görüşü gerçeklik taşımakla birlikte, 2022 yılında hazırlanan raporda, dava konusu olan Çukurulan mevkiinin kendi içinde değerlendirildiği, Ovacık maden işletmesinde alınacak tedbirlerin ve kapasite artışı etkilerinin kendi içesinde değerlendirmesinin yapılması gerektiği, dava konusu alanın ve çevresinin bitki (flora ve vejetasyon) yönünden yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen keşif ve önceki raporlar dahilinde alanın mevcut şekliyle madencilik faaliyetlerinin yer altında sürdürülecek olması ve yer üstünde mevcut kaybın dışında habitat ve tür kaybının yaşanmayacak olması sebebi ile devam eden ve edecek olan madencilik faaliyetlerinin doğal flora ve vejetasyon üzerine etkisinin bulunmayacağı, incelenen alan ve çevresinin fauna, ornitoloji ve ekoloji yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusunun yeraltında maden araması üzerine olduğu, söz konusu uygulama noktasal bir uygulama olarak gözükse de, bilimsel açıdan söz konusu tesise üç nedenle bölgesel olarak bakmak gerektiği, birinci neden, bu tesiste maden çıkarımı sağlayacak olan yeraltı faaliyetin aslında öncesinde yer üstü faaliyet içermesine bağlı olarak geliştiği, dolayısıyla dava konusu olan faaliyetin, sadece yer altı maden araştırma ya da çıkarma faaliyetlerini içermemekte olup söz konusu madenin yersel yani yer üstü faaliyetlerine de bağlı olarak gelişen bir uygulama olup bağımsız faaliyetler olarak düşünülmesi bilimsel açıdan uygun olmadığının düşünüldüğü, dolayısıyla söz konusu yer altı maden arama faaliyeti etkilerinin noktasal olmayıp geniş yüzeysel ve yer altı faaliyetlerini içermesi durumunun söz konusu olduğu, ikinci neden, ilgli maden araştırmasının yapıdığı bölge bir ırmak yatağı vadisinde bulunması bu tesisin bu su kaynaklarını olası olarak kullanması, yeraltı maden yataklarının olası olarak yer altı suyu ile dolması ve/veya yer altında bulunan aktif bazı madenlerin yer altı suyuna karışması veya olası olarak suyla dolan yer altı maden yataklarındaki suyun pompaj yolu ile deşarj edilmesi olasılığı sonucu, söz konusu faaliyetlerin gerek su akış rejiminde değişiklikler yaratabileceği, gerekse nehir yatağında akan suyun olası olarak kimyasal özeliklerinin değişmesine dolayısıyla da biyoloik özelliklerinin değişmesine yol açma olasılığını barındırdığı, proje alanı ve çevresi biyolojik açıdan çok sayıda fauna türü barındıran, aralarında nesli tehlike altında türler olan koruma değeri yüksek bir bölge içinde kaldığı, alanda görülen fauna türlerin yüksek sayıda olması alandaki farklı iklim ve buna bağlı olarak gelişen farklı habitat-yaşam alanlarında bulunan doğal orman, akarsu ve maki doğal yaşam alanların gelişmiş olmasından kaynaklandığı, orman mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, alanın orman yangınlarına 1. derece hassas bir yapıda olması nedeniyle proje EK 23'de sunulan yangın müdahale eylem planının yerinde ve uygun bulunduğu, sonuç olarak bu hususta tespit edilen bir risk ve bu riskin bertarafı için bir planlamanın projede yer aldığı, alanın orman yapısı, fiili durumu, ormancılık ve orman ekosisteminin yapısal özelliklerini tanımlamak ve bununla ilgili durum değerlendirmesi yapmak uygulanacak projeyi tanımak ve projenin etkilerini belirleyebilmek adına zaruriyet oluşturduğu, ormancılık açısından yapısal değerlendirmede bulunmadan, orman ekosistem bütünlüğü ele alınmadan projenin irdelenmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple ormancılık ve orman ekosistemi açısından yapısal değerlendirmelerin kök raporda bahsedildiği şekliyle yer aldığı, kök raporda bahsi geçen hususlardan, bitkisel toprağın depolanması, erozyona karşı gerekli tedbirlerin alınacak olması, proje kapsamında gerçekleştirilecek olan madencilik faaliyetlerinin yapılacağı alanlara 50 m az olmamak üzere tohum meşçeresi tecrit zonu bırakılacağının belirtilmesi, tecrit zonunun varlığı ile tohum meşçeresinin sürekliliği ve sürdürülebirliği açısından makul karşılanmış olması değerlendirmeleri, projenin orman ekosistemi ve ekolojisi üzerine olası etkileri olarak değerlendirilmiş olup, bu sebeple kök raporda yerini aldığı, bahsi geçen bu değerlendirmeler orman ekosistemi ve ekolojisi açısından projenin ele alındığının göstergesi olduğu, burada kesilecek ağaçların orman ekosistemi üzerinde olası etkilerine yeteri kadar değinilmediği eleştirisi yapılmış olup, bu eleştiri proje öncesinde ve aşamasında planlamaya dahil edilebilecek rehabilitasyon ve ağaçlandırma projeleri ile bertaraf edilebilir nitelikte olduğu, ayrıca “2019 yılı içerisinde açık ocak üretim faaliyetleri sona ermiş olup, rehabilitasyon çalışmaları kapsamında geri dolgu faaliyetleri tamamlanmıştır ve üst yüzey rehabilitasyon çalışmaları kısmen devam etmektedir. Mevcut durumda ise tesiste faaliyet olarak sadece yeraltı madenciliği yapılmaktadır.” açıklaması dikkate alınarak yapılmış olan projede artık proje başlangıç ve gelişim aşamasından ziyade ormancılık açısından orman ekosisteminin rehabilitasyon ve ağaçlandırma projeleri ile geri kazanımın önem arz ettiği, bu sebeple faaliyet alanının iyi tanındığı ve ormancılık açısından olası risklerin iyi irdelenerek gerekli tedbirlerin alınmak üzere projede yer alması nedeniyle projenin ormancılık açısından uygunsuzluk içermediği kanaatine varıldığı, ziraat mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, "3. Kapasite Artırımı" projesi kapsamında yer alan açık ocaklarda 2019 yılı içerisinde üretim faaliyetleri sona erdiği ve yeraltı madenciliği yöntemleri kullanılarak altın ve gümüş cevheri çıkartılmakta olan "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı" projesi planlandığı, proje kapsamında "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi" dahilinde kırma eleme, zenginleştirme işlemlerinin yapılmayacağı, yeraltı madenciliği yöntemleri kullanılarak altın ve gümüş cevheri çıkartılarak işlenmek üzere tüvenan olarak zenginleştirme tesisine gönderileceğinin anlaşıldığı, maden sahasında yapılacak yeraltı madenciliği yöntemleri kullanılarak yapılacak faaliyetlerin su kaynakları ve su kullanımı açısından değerlendirildiğinde, ÇED raporunda yeraltısuyu kalitesi ve miktarına olası etkilerinin belirlenmesi için yeraltı suyu modeli ile değerlendirildiği, ÇED raporu üzerinde jeoloji mühendisi bilirkişisi tarafından yapılan hidrojeolojik değerlendirmelerde, madencilik faaliyetlerinin yeraltı suyu kaynağı üzerinde en belirgin etkilerinin, yeraltı suyu kaynağında kirlenme ve su seviyelerinde azalma olacağının beklenilmesinin olduğu, bu etkilerin belirlenmesi için sahada yapılan yeraltı suyu akım modeline göre, sahada yer alan Çukuralan su temin kuyusu ve Kaplan Mahallesi kaynaklarının etki alanı dışında kaldığının ortaya konulduğu, diğer kaynakların mevsimsel akış özellik sunduğu, doğrudan meteorolojik şartlara bağlı olarak (yağışlı dönemde akar durumda) değişkenlik sunduğunun da raporda belirtildiği, ÇED raporunda, mevcut su kaynaklarının öngörülmeyen nedenlerden dolayı bir etkilenme söz konusu olduğunda, firma tarafından gerekli tüm tedbirlerin alınacağı, herhangi bir etkinin tespit edilmesi durumunda ise alternatif su kaynakları sağlanacağının taahhüt edildiği, madencilik faaliyetlerinden kaynaklı olabilecek en temel etki ise pasa alanından yeraltı suyuna olası sızmalar olduğu, sızıntı suları, depolama alanınında yer alan havuzda toplanacak ve buradan ana toplama havuzuna aktarılacağının belirtildiği, ayrıca, DSİ onayı alınarak, açılacak gözlem kuyularından kalite ve miktar izlemesi yapılacağının belirtildiği, ayrıca yüzey suyunun toz malzeme ile temasını azaltmak için kuşaklama kanalları ile yağış suları toplama havuzlarına iletileceği, belirtilen önlemler ile madencilik faaliyetlerinin yüzey ve yeraltı suyuna ve dolayısıyla tarım alanlarına olabilecek olumsuz etkilerinin önlenmeye çalışıldığı, bu kapsamda raporda yapılan çalışmaların tarımsal çevreye olan etki değerlendirmesi açısından yeterli olduğu, çevre mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, nihai ÇED raporu sayfa 5-21 ve 5-22'de Çukuralan Altın Madeninin 2010 yılında beri işletmede olduğu, 3. Kapasite Artırımının halihazırda tamamlandığı, 2019 yılı içerisinde açık ocak üretim faaliyetlerinin sona erdiği, faaliyet olarak sadece yeraltı madenciliği yapılmakta olduğunun belirtildiği, başka deyişle 2019 yılından beri sürdürülen faaliyetlere devam edileceğinin anlaşıldığı, bu durumda Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen TKD değerinin ölçüm ile bulunmasının söz konusu olduğu, yani ölçümün yapıldığı koşullardaki madencilik faaliyetinin sürdürüleceği, ilave yeni faaliyetlerin olmayacağı, ölçüm sonuçlarının sürdürülen faaliyet kaynaklı toz yükünü temsil edeceği anlamına geldiği, bu bilgiler ışığında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği kanaatine varıldığı, yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; yeraltında maden üretim faaliyetlerinin kes-doldur ve ara katlı uzun delgili kazı yöntemleri kullanılarak gerçekleştireceğinin ÇED raporunda beyan edildiği görülmekle, söz konusu yöntemlerin yeraltı madencilik faaliyetleri kullanımında sağladığı faydalar göz önünde bulundurulduğunda, madencilik faaliyetlerinin bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda yürütüldüğü, madencilik sahası ve çevresinde akifer niteliğinde geçirimli birimlerin yer almadığı, yörede geçirimsiz özellikte granit sokulum kayaçları ve volkanik kayaçların bulunduğu, çalışma alanında yer alan fay ve kırık sistemlerinin devamlılığının olmadığı, fay zonlarının bağlantısız olmaları nedeniyle yeraltısuyu akımı için ortamın elverişsiz olduğu, yeraltısuyu akımının oluşması için kırık ve çatlakların bağlantılı olması gerektiği, sahanın düşük geçirimli/geçirimsiz özellikte olduğu, dolayısıyla sahadaki faaliyetin su kaynaklarına olan olası etkilerin düşük seviyede olacağı, "Ph" seviyesinin nötre yakın tutulacağı ve ani "Ph" düşüşlerinin olabileceği ve sülfat konsantrasyonlarının yükselebileceği durumlarda "Ph"ı nötr tutmak için gerekli tamponlama işlemleri gibi önlemlerin proje dosyasında değerlendirildiği, yeraltında sürdürülecek faaliyetler nedeniyle habitat ve tür kaybının yaşanmayacak olması sebebi ile devam eden ve edecek olan madencilik faaliyetlerinin doğal flora ve vejetasyon üzerine etkisinin bulunmadığı, ormancılık faaliyetleri açısından projenin uygunsuzluk içermediği, tarım alanlarına olabilecek olumsuz etkilerinin önlenmeye çalışıldığı ve faaliyetlerin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği görülmekle davaya konu alanda gerçekleştirilecek madencilik faaliyetlerinin; maden, jeoloji, orman, ziraat, çevre ve kimya ve flora bilim dalları açısından uygun olduğu, öte yandan her ne kadar bilirkişi raporunun fauna, ortinoloji ve ekoloji kısmının değerlendirildiği bölümde, bilirkişi tarafından faaliyetlerin sadece yeraltı maden araştırma ya da çıkarma faaliyetlerini içermediği, söz konusu madenin yerüstü faaliyetlerine de bağlı olarak gelişen bir uygulama olduğu, dolayısıyla bağımsız faaliyetler olarak düşünülmesinin bilimsel açıdan uygun olmadığı ve bölgede yer alan su kaynaklarının kullanılması durumunda nehir yatağında akan suyun olası olarak kimyasal özeliklerinin değişmesine dolayısıyla da biyolojik özelliklerinin değişmesine yol açma olasılığı barındırdığı belirtilmiş ise de, ÇED raporunun 5. bölümünde, yeraltı ve yüzey suları, hava kalitesi, gürültü, asit kaya drenajı ve olası tüm etkilerinin proje alanı ve etki alanını kapsayacak şekilde bir bütün olarak değerlendirildiği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da yine kimya ve jeoloji mühendisleri tarafından bu hususların değerlendirmesinin yapıldığı ve herhangi bir olumsuzluk içermediğinin belirtildiği görülmekle birlikte, … İdare Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı dosyasında aynı alana ilişkin açık ocak faaliyetlerinin yürütüldüğü sırada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde fauna bölümüne yönelik olarak aynı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda işbu raporda belirtilen çekincelerin yer almadığı sadece, ÇED raporunda birtakım eksik hususların bulunduğuna yönelik görüş belirtildiği, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususlara yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığının görülmesi ve madencilik faaliyetlerinin yeraltından yürütülecek olması dikkate alındığında, "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı Projesi"ne ilişkin verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, bilirkişi heyetinde ortak bir görüşe yer verilmediği, ek bilirkişi raporunda da açık ocak faaliyetlerinin sona erdiğinden bahisle, bu kısımla ilgili inceleme ve değerlendirme yapılmadığının belirtildiği, dolayısıyla bilirkişi raporunun sadece yeraltı ocak faaliyetlerine yönelik hazırlandığı, oysaki proje kapsamında açık ocak faaliyetlerinin de yer aldığı, nitekim ÇED raporunda mevcut proje sahasında 2 adet açık ocak bulunduğu, projeye toplam 3 adet yeni açık ocak ekleneceğinin belirtildiği, ancak yeraltı madencilik faaliyetlerinin devam ettiği vurgulanarak sadece buna yönelik değerlendirme yapılması ile açık ocak madencilik faaliyetlerinin hukuki denetim dışına çıkarıldığı, ayrıca açık ocak faaliyetlerinin sona ermesi, ÇED raporunun tümünü etkileyeceğinden, bu durumda 2009/7 sayılı Genelgenin uygulanmasının mümkün olmayacağı, nitekim açık ocak faaliyetleri dava konusu ÇED Olumlu kararından önce sona erdiyse açık ocak faaliyetlerinin sona erdiği ÇED raporunda belirtilerek ÇED Yönetmeliğine göre tam bir ÇED sürecinin yürütülmesi gerektiği, şayet açık ocak faaliyetleri dava konusu ÇED Olumlu kararından sonra sona erdiyse açık ocak faaliyetleri halihazırda dava konusu olan proje kapsamında bulunduğundan, bilirkişi raporunda benimsenen görüş gibi teknik değerlendirme dışında bırakılmasının hukuka uygun olmayacağı, bu durumda açık ocak faaliyetlerine yönelik de teknik bir değerlendirmenin yapılması gerektiği, bu haliyle eksik değerlendirmeyle hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması ile davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davacı yanında müdahillerden İZSU Genel Müdürlüğü tarafından, bilirkişi raporunun yeraltı madenciliği yapılan galerilerin gezilmeksizin yapılan keşfe göre hazırlandığı, keşifte yalnızca yer üstünden yeraltı galerilerinin izdüşüm koordinatları tespit edildiği, bu yönüyle keşfin hukuka uygun olmadığı, açık ocak faaliyetlerinin dava konusu ÇED Olumlu kararından önce sona erdiği belirtilmiş ise de, bu hususa yönelik herhangi bir tespitin dosyada mevcut olmadığı, ayrıca Çukuralan Mahallesini besleyen su kaynağının, kapasite artırımı nedeniyle yapılacak olan susuzlaştırma işlemi sonrası azalacağı veya kuruyacağı, nitekim galerilerde personelin çalışabilmesi için yeraltı suyunun uzaklaştırılması gerektiği, bunun da mevcut yeraltı suyu akiferinin tamamen dengesinin bozulmasına neden olacağı ve yeraltı suyu akış yönünde bulunan kaynakların beslenmesine engel olacağı, nitekim ocak sahasına girecek 70 lt/sn suyun bertaraf edileceği ve bunun tüm ekolojik sistemi etkileyeceği, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. 3- Davacı yanında (İZSU Genel Müdürlüğü haricindeki) diğer müdahiller tarafından, mahallinde yeniden keşif yapılması talep edilmiş ise de, yerel mahkemede ek bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmeyerek karar verildiği, önceki Mahkeme kararında yer alan iptal gerekçeleri ÇED raporunun tamamını etkileyen nitelikte olduğu için 2009/7 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu, bilirkişi raporunda açık ocak faaliyetlerinin sona erdiği vurgulanmış ise de, ÇED raporunda açık ocak faaliyetlerinin sona erdiğine ilişkin bir ibarenin yer almadığı, yeraltı galerilerinde keşif yapılmadığı, bir önceki davada hükme esas alınan bilirkişi raporu ile bakılmakta olan davada hükme esas alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, jeoloji mühendisi tarafından, proje alanı ve çevresinde geçirimli birimlerin yer almadığı belirtilmiş ise de, granit içerisindeki altın cevherinin, fay zonlarında oluştuğu düşünülecek olursa bu fay zonlarının drenajıyla baraja kirliliğin ulaşma riskinin bulunduğu, bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirilmediği, fauna uzmanı bilirkişi tarafından yer üstü ocak faaliyetleri sona ermiş olsa bile yeraltı ocak faaliyetlerinin devam etmesi nedeniyle yer üstü etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğinin vurgulandığı, orman mühendisi tarafından, ÇED raporunda kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerine tam olarak yer verilmediğini belirtmekle birlikte, projenin ormancılık faaliyetleri bakımından uygunsuzluk içermediği yönünde görüş verildiği, sonuç olarak, bu haliyle bilirkişi ve ek bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, projenin açık ocak ve yeraltı olmak üzere tümünün incelenmesi amacıyla yeniden keşif kararı verilerek bilirkişilerce incelenmesinin sağlanması gerektiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı idare tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, ek bilirkişi raporu kararından önce yeniden keşif kararı verilmesi gerektiren bir durumun olmadığı, davacının projenin orman ve tarım arazisine olumsuz etkilerinin bulunduğu iddia edilmiş ise de, ziraat mühendisi tarafından tarımsal faaliyetlerinin etkilenmeyeceğinin, rehabilitasyon ve ağaçlandırma projeleri ile de projenin etkilerinin bertaraf edilebileceğinin vurgulandığı, bilirkişi raporunda açık ocak faaliyetlerinin çevresel etkilerine değinildiği, açık ocak faaliyetinin sona erdiğinin beyan edilmesinin, ÇED raporunda açık ocak ve yeraltı madencilik faaliyetlerinin birlikte değerlendirilmediği anlamına gelmediği, yine bilirkişilerin ayrı görüş vermesinin, ÇED raporunun müzakere edilmediği, ortak bir kanaate varılmadığı anlamına gelmediği, açık ocak faaliyetleri sona erdiğinden buna ilişkin bir değerlendirme yapılmamasının bir eksiklik olmadığı, ÇED raporu maden mühendisi, jeoloji mühendisi, kimya mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, çevre mühendisi ve flora uzmanı biyolog tarafından yeterli bulunduğu, fauna uzmanı biyolog tarafından da ÇED raporuyla ilgili gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, ayrıca ÇED raporunun 5-1 sayfasında açık ocak faaliyetlerinin tamamlandığının açıkça beyan edildiği, açık ocak faaliyetleri sona ermiş olmasına karşın, faaliyet öncesi, faaliyet sırası ve açık ocaklar kapatıldıktan sonra devam eden bütün izleme çalışmalarına işbu dava konusu ÇED raporunda yer verildiği, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı yanında (İZSU Genel Müdürlüğü haricindeki) diğer müdahillerin duruşma istemi yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İzmir İli, Bergama İlçesi, …Köyü civarında davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Çukuralan Altın Madeni" projesiyle ilgili ilk olarak davalı idare tarafından 02/09/2009 tarihli "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Bu kararın, iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4066, K:2015/2198 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Sonrasında davalı yanında müdahil tarafından söz konusu projede kapasite artışı planlanınca davalı idare tarafından "Çukuralan Altın Madeni Açık ve Kapalı Ocak İşletmesi Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, anılan kararın iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4061, K:2015/2201 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Davalı yanında müdahil tarafından anılan projede ikinci kez kapasitenin artırımına karar verilmiş, davalı idare tarafından "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi İkinci Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak 11/03/2011 tarihli "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Söz konusu kararın iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/03/2015 tarih ve E:2013/4067, K:2015/2202 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmıştır. Kapasite artışlarıyla mevcut durumda 192 hektara ulaşan ÇED alanının, 132 hektar daha genişletilerek açık ocak ve yer altı ocak işletmeciliği suretiyle altın madeni işletilmesinin planlanması üzerine, toplam 324 hektar olan ÇED alanında gerçekleştirilecek "Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, anılan kararın iptali istemiyle …İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, 09/08/2018 tarihinde işlemin yürütmesinin durdurulmasına, sonrasında da Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, temyiz edilen bu kararın, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 05/03/2019 tarih ve E:2018/5434, K:2019/1606 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, kısmen davanın ehliyet yönünden reddine, kısmen feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/4388, K:2021/8783 sayılı kararıyla; anılan Mahkeme kararı bozularak, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Diğer taraftan, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine, 2009/7 sayılı Genelge kapsamında yürütmenin durdurulmasına ilişkin Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan hususlara ilişkin ÇED raporunun 1. bölümü, 4. bölümü, 5. bölümü ve 9. bölümü revize edilerek, 17/10/2018 tarihinde davalı idareye sunulmuş, ''Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı 2009/7'' projesi ile ilgili … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kısmen davanın ehliyet yönünden reddine, kısmen feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/965, K:2021/8784 sayılı kararıyla, Mahkeme kararının, haklarında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacıların bir kısmı yönünden bozularak, bu davacılar bakımından da dava konusu işlemin iptaline; haklarında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen diğer davacılara ilişkin kısmı ile dava açma ehliyeti bulunanlar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı onanmıştır. Son olarak, … tarih ve …sayılı "ÇED Olumlu" kararının … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali üzerine, davalı yanında müdahil tarafından 2009/7 sayılı Genelge kapsamında Mahkeme kararının gerekçesinde yer alan hususlara ilişkin ÇED raporunun 1. bölümü, 2. bölümü, 5. bölümü ve 9. bölümü revize edilerek 18/01/2021 tarihinde davalı idareye sunulmuş, 12/02/2021 tarihinde inceleme değerlendirme komisyon (İDK) toplantısı yapılmış, komisyon üyelerinin görüşleri ile halktan gelen görüşler çerçevesinde ''Çukuralan Altın Madeni İşletmesi 3. Kapasite Artırımı 2009/7'' projesi ile ilgili dava konusu … tarih ve …sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. Öte yandan, 13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Genelgesinde; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Öte yandan, anılan Genelge ile yapılması planlanan projeyle ilgili verilen ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararları, ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun bir veya birkaç bölümüne ilişkinse ve ÇED raporunun tamamını kusurlandırmıyorsa, ÇED raporunun yetersiz görülen bu kısımları yeniden düzenlenmek suretiyle davalı idareye sunulması üzerine, Yönetmelikte öngörülen ÇED sürecinin en başından işletilmeyerek değerlendirme yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda, (gerek keşif sırasında davalı yanında müdahilin beyanlarından, gerekse ÇED raporunun toz emisyon hesabına ilişkin kısmında dava konusu proje kapsamındaki açık ocaklarda 2019 yılı içerisinde üretim faaliyetleri sona erdiği, rehabilitasyon çalışmaları kapsamında geri dolgu faaliyetlerinin tamamlandığı, üst yüzey rehabilitasyon çalışmalarının kısmen devam ettiği, bu sebeple güncel hava kalitesi ölçümlerinin açık ocaklar kapatıldıktan sonra 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleştirildiği yönünde verilen bilgilerden) dava konusu projenin açık ocak üretim faaliyetlerinin 2019 yılında sona erdiği gerekçesiyle ÇED raporu, yeraltı ocak işletmeciliği yönünden değerlendirilerek bu yönden yeterli bulunmuş ise de, ÇED raporunda; proje sahası içerisinde hali hazırda 2 adet açık ocak bulunduğunun, 3. kapasite artırımıyla birlikte mevcut ocaklardan bir tanesinin (Ocak 5) genişletileceğinin, 2 adet (Ocak 6 ve 7) ve 1 adet (Ocak 8) olmak üzere, projeye toplam üç adet yeni açık ocağın ekleneceğinin belirtildiği ve bu nedenle ÇED raporunda açık ocak faaliyetleri, açık ocak patlatma dizaynı, açık ocak tasarımı vb. gibi bu konuya ilişkin bir çok hususa yer verildiği dikkate alındığında, projenin muhtemel çevresel etkileri ile alınması gerekli önlemlerle ilgili taahhütlerin yeterli olup olmadığına yönelik yargısal denetimin, ÇED raporu çerçevesinde yapılması gerekmekte olup, fiili durumdaki farklılıkların, ÇED raporunun tamamına yönelik değerlendirme yapılmasına engel teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır. Aksi yorumun kabulü, açık ocak faaliyetlerinin ve bu faaliyetlerin yeraltı ocak faaliyetleri ile birlikteki kümülatif etkisinin yargısal denetim dışında bırakılmasına yol açacaktır. Kaldı ki, bir projenin çevresel etkisi değerlendirmesi süreci, sadece üretim faaliyetleriyle sınırlı olmayıp, projenin inşaat öncesi, inşaat, işletme ve (örneğin rehabilitasyon kısmı gibi) işletme sonrası çalışmalarını da kapsayan bir süreç olduğu dikkate alındığında, tüm bu aşamalara yönelik ÇED raporunun bütünüyle yeterli olup olmadığının değerlendirmesi gerekmektedir. Ayrıca, yeniden yapılacak yargılamada, dava konusu ÇED Olumlu kararının 2009/7 sayılı Genelge kapsamında verildiği dikkate alındığında, ÇED raporunun, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri çerçevesinde revize edilip edilmediğinin de göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, davacı ile davacı yanında müdahiller tarafından yeraltı ocaklarında keşif yapılmadığının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, Mahkeme kararında bu hususa yönelik bir değerlendirme yapılmadığından ve keşif tutanağından yeraltı ocaklarında keşif yapılıp yapılmadığına yönelik bir bilgi bulunmadığından, yeraltı ocaklarında keşif yapılmamış ise, uyuşmazlığın çözümü bakımından ÇED raporunda yer alan bilgiler dışında bilimsel olarak bu kısımlarda ayrıca keşif yapılmasını gerektiren bir durumun olup olmayacağının da öncelikle (bu hususa yönelik ek bir bilirkişi raporu ile) açıklığa kavuşturularak, gerekli görülmesi halinde yeniden keşif yapılacağı da tabiidir. Bu itibarla, temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacı ile davacı yanında müdahillerin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 27/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, Halkın katılımı toplantısı: Kapsam ve Özel Format belirlenmesinden önce, halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere yapılan toplantıyı, ... ifade eder." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 9. maddesinde; "(1) Halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere; Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ve proje sahibinin katılımı ile Bakanlıkça belirlenen tarihte, projeden en çok etkilenmesi beklenen ilgili halkın kolaylıkla ulaşabileceği Valilikçe belirlenen merkezi bir yer ve saatte Halkın Katılımı Toplantısı düzenlenir. ..." kuralına,10. maddesinde; "(1) Komisyon üyesi kurum/kuruluşların görüş ve önerileri ile halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda Bakanlıkça ÇED Raporu Özel Formatı hazırlanır. ..." kuralına yer verilmiştir. 13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Genelgesinde; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda, dava konusu projenin açık ocak üretim faaliyetlerinin 2019 yılında sona erdiği gerekçesiyle ÇED raporu, yeraltı ocak işletmeciliği yönünden değerlendirilerek yeterli bulunmuş ise de, proje sahası içerisinde hali hazırda 2 adet açık ocak bulunduğu, 3. kapasite artırımıyla birlikte mevcut ocaklardan bir tanesinin (Ocak 5) genişletileceği, 2 adet (Ocak 6 ve 7) ve 1 adet (Ocak 8) olmak üzere, projeye toplam üç adet yeni açık ocağın ekleneceği belirtilerek, açık ocak faaliyetleri, açık ocak patlatma dizaynı, açık ocak tasarımı vb. gibi bu konuya ilişkin bir çok hususa yer verilen ÇED raporunun, 18/01/2021 tarihinde davalı idareye sunulduğu dikkate alındığında, 2019 tarihinde sona erdiği belirtilen açık ocak faaliyetlerinin, 2021 tarihli ÇED raporunun tamamını etkileyecek nitelikte olması nedeniyle, dava konusu kararın yukarıda yer verilen 2009/7 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmış olup, ÇED raporunun fiili duruma uygun olarak hazırlanarak, ÇED Yönetmeliğinin Ek-1 listesinde yer alan projelere özgü ÇED süreci işletilmek suretiyle işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, 2009/7 sayılı Genelge uyarınca tesis edilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile Mahkeme kararının bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 6. Daire, E. 2023/843, K. 2023/4200, T. 27.04.2023, www.arakarar.com/karar/danistay-6-daire-2023-843-e-2023-4200-k-0773881141cc