Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2021/2676 E. 2024/12789 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2021/2676
- Karar No
- 2024/12789
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2676 Karar No : 2024/12789 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalılar):1- ... Rektörlüğü / ... Vekili: Av. ... 2- ... Kurulu Başkanlığı / ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 16/01/2020 tarihli Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ ile irtibatlı şirketlerde görev yaptığına dair bir delil bulunmadığı halde kamu görevinden çıkarıldığı, eksik bilgi ve belgelere dayanılarak karar verildiği, davaya konu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu kararının herhangi bir gerekçe içermediği, disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğradığı, savunma hakkının kısıtlandığı, hakkında soruşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun ispatı niteliğinde olduğu, kamuya yararlı dernek statüsünde olan bir kuruluşa insani duygularla para göndermesinin kamu görevinden çıkarma işlemine dayanak alınmasının hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. ... Üniversitesi Rektörlüğünün Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ve temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. ... Başkanlığının Savunmasının Özeti: Soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi:... Düşüncesi: ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesine dair ara kararı yapılması ve ara kararı cevabında gelen bilgi ve belgelere göre karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2024 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(d) maddesinde; 11/10/1983 tarih ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personelin, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;... 7) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla; ... kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(d) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. ... Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 33/a maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı, 375 sayıılı KHK'nin geçici 35. maddesi uyarınca Yükseköğretim Genel Kurulunun 16/01/2020 tarihli kararı ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının 2008-2009 yılları arasında FETÖ/PDY ile bağlantılı şirketlerde çalışmış olduğu, ... nolu telefonu ile 01/01/2013-31/12/2016 tarihleri arasında FETÖ/PDY bağlantılı birçok kişi ile mahiyeti bilinmeyen irtibatta bulunduğu, kızının 2014-2016 öğretim dönemlerinde FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Özel ... İlkokulu Anasınıfında öğrenim gördüğü, FETÖ/PDY'ye müzahir "Kimse Yok Mu" derneğine 23/06/2015 tarihinde 75,00-TL, 15/07/2015 tarihinde 100,00-TL ve 15/09/2015 tarihinde de 700,00-TL olmak üzere toplam 875,00-TL bağışta bulunduğu, B.P. isimli kardeşinin 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı gerekçesiyle hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde davacı hakkında başlatılan soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve İhbar Dosya No:..., Karar No:... sayılı dosyasında "Soruşturmaya Yer Olmadığına" karar verildiği görülmektedir. Davacının beyanları ile dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, davacı tarafından Kimse Yok Mu Derneğine gönderilen paranın örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir delil veya tespitin bulunmadığı, davacının kardeşi ile ilgili tespitlerde davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının eğitim saiki dışında örgütsel saikle çocuğunu örgüte müzahir okullara gönderdiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen kişilerle görüşmesinin bulunduğu iddiasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olmadığı, FETÖ/PDY ile bağlantılı şirketlerde görev yaptığına dair tespitin ise örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin herhangi bir idari veya adli soruşturmanın başlatılmadığı, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin de davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.