Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/1620 E. 2025/3390 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/1620
- Karar No
- 2025/3390
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1620 Karar No : 2025/3390
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ltd. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... numaralı ... adlı gemisinin Kocaeli İli, ... mevkiinde bulunduğu sırada, gemiden yağ yakıt akması ile deniz kirliliğine sebebiyet verildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 3 nolu alt bendi ve 2. fıkrası ile ek fıkrası uyarınca 14.409.865,00-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kocaeli Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali ile dayanağı maddenin iptali amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin ilgili hükümlerine ilişkin Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek karar verilmiş, uyuşmazlık konusu olayda; Belde Port Limanına yanaşık halde bulunan davacının donatanı olduğu ... isimli kuru yük gemisinin sancak ve sancak kıç tarafından denize yağ-yakıt deşarj ettiğinin deniz uçağıyla yapılan denetimle tespit edildiği, tespit sırasındaki izlenimlerin tutanakla kayıt altına alındığı, daha sonra gemi ilgilisi tarafından deşarjın sonlandırıldığı ve denize akan kirliliğin akıntı ve rüzgar sebebiyle yayılarak deniz yüzeyinden ayrıldığı, oluşan fiili imkansızlık sebebiyle numune alma işlemlerinin gerçekleştirilemediği, fiili imkansızlık durumunda kirliliğin ispatı için çevre denetim tutanağının yeterli olduğunun kanunda açıkça ifade edildiği, dosya içinde yer alan fotoğraf ve kamera kayıtlarının incelenmesinden, gemiden boşaltılan sıvının kirli yağ-yakıt niteliğinde olduğunun ve deniz yüzeyinde devam eden kirliliğin kaynağının bahse konu gemiden doğduğunun açık bir şekilde görüntülerde yer aldığı görülmektedir. Bu durumda; tespit tutanağı, çekilen fotoğraf görüntüleri ile "..." isimli kuru yük gemisinden yapılan deşarj sonucunda çevre kirliliğine sebebiyet verildiği açık olup, Çevre Kanunu'nun 8. maddesinde düzenlenen yasağa aykırı davranan davacıya Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca idari para cezası verilmesinde ve bu cezanın aynı maddenin ek fıkrası uyarınca dava konusu alanın 4 Kasım 2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesinde bulunması nedeniyle iki kat olarak uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan; davacı tarafından sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, yapılan deşarj sebebi ile oluşan deniz kirliliğinin davacı tarafından kendi imkanlarıyla gemi ilgililerince temizlendiği hususunun mevcut delillerle tam olarak ispatlanamadığı görüldüğünden, davacı hakkında kesilecek idari para cezasında 1/3 oranında indirimin uygulanmaması yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin istemin reddedilmesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, söz konusu geminin kirliliğin kaynağı olmadığı, kirliliğin rüzgar ve akıntı yoluyla geminin sancak bordasına taşındığının verilen ifade tutanaklarında belirtildiği, kirleten tespit edilmeden deniz uçağı ile rutin denetim sırasında yalnızca fotoğraf ve video kayıtlarına dayalı olarak ceza verildiği, aldırılan numune analiz raporuna göre kirliliğin petrol türevi içermediğinin kesin olarak tespit edildiği, analiz raporuna göre gemiden alınan yakıt numuneleri ile kirli deniz numunelerinin birbiriyle örtüşmediği, olayda fiili imkansızlık bulunmadığından numune alınması gerekirken alınmadığı, kabul anlamına gelmemek üzere, kirliliğin yayılmasının önlenmesi amacıyla her türlü girişimde bulunulduğu, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 4 nolu alt bendi maddesi uyarınca para cezasının 1/3 oranında uygulanması gerekirken hatalı bir şekilde işlem tesis edildiği, ayrıca işletmelere 3 kat para cezası uygulanmasına imkan veren maddenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, para cezası tesis edilirken dikkate alınan "gros ton" kriterinin de ölçülülük ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun reddine dair İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının iddiasının aksine, temizlik çalışmasının yeterli olmadığının, dolayısıyla kirliliğin gemiden kaynaklı olduğunun kamera görüntüleri ile ortaya konulduğu, ayrıca iddia edilenin aksine, kirliliğin giderilmesi söz konusu olmadığından para cezasının indirimli olarak uygulanmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.