Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2023/9201 E. 2024/2165 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2023/9201
- Karar No
- 2024/2165
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/9201 Karar No : 2024/2165 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Hayvancılık Gıda Et ve Et Ürünleri Park Bahçe Düzenleme Otomotiv ve Oto Kiralama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Hayvancılık Genel Müdürlüğüne verilmiş olan ithalat taahhütnamesinin ihlal edildiğinden bahisle davacı şirkete verilen ... takip dosya numaralı ... türünde 04/2018 dönemli 07/06/2019 vadeli ... tutanak no'lu 556.087,64 TL tutarında ceza kısmının tahsil edilmesi için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrine karşı ''Borç olmadığı", ''Borcun ödendiği" ve/veya ''Borcun zamanaşımına uğradığı" iddialarıyla itiraz edilebileceğinden, olayda; kesinleşen bir borcun bulunduğu, bu borcun ödenmediği ve yapılan incelemede zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından, söz konusu borcun cebren takip ve tahsili maksadıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrine dayanak işlemin ihtar niteliğinde olduğu, kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı, kaldı ki idareye verdikleri taahhüdü ihlal ettiklerine dair bir belge sunulamadığı, şirket yetkilileri hakkında başlatılan soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Davacı tarafından Hayvancılık Genel Müdürlüğüne verilmiş olan ithalat taahhütnamesinin ihlal edildiğinden bahisle davacı şirkete verilen ... takip dosya numaralı ... türünde 04/2018 dönemli 07/06/2019 vadeli ... tutanak no'lu 556.087,64 TL tutarında ceza kısmının tahsil edilmesi için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yolundaki karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı ve Yem Kanunu ve Tarım ve Orman Bakanlığının Kontrolüne Tabii Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği ve anılan Bakanlıkça belirlenmiş olan Teknik ve Sağlık Şartları ile Damızlık Hayvan İthalatına Usul ve Esaslar kapsamında, Hayvancılık Genel Müdürlüğüne 18/02/2015 tarihinde vermiş olduğu taahhütname gereğince Almanya'dan 93 adet damızlık sığır ithal ettiği, söz konusu taahhütname uyarınca 3 yıl süreyle hayvanları satmayacağı ve devretmeyeceği hususunda idareye taahhüt verildiği, ... İli, ..., ... Köyünde bulunan davacı şirketin hayvancılık işletmesinde Tarım İl Müdürlüğü görevlileri tarafından 06/07/2017 tarihinde yapılan kontrolde hayvanlarının tespit edilememesi üzerine, bu hayvanlardan 9 adetinin et kombinasında kesildiğinin kayıtlarda belirli olduğu ancak 84 adetinin ise akıbetinin belirli olmadığı ve bu sebeple verilen taahhütnamenin ihlal edildiğinden bahisle, 84 adet hayvanın ithal tarihindeki CİF değerinin % 60’ı olan 556.087,64 TL'nin davacı şirket tarafından ödenmesi hususunda ... İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından...tarih ve E... sayılı işlemin tesis edildiği, 12/04/2018 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, söz konusu işleme karşı dava açılmayarak ödeme emrinin konusu olan kamu alacağının kesinleştiği, söz konusu bedelin davacı şirket tarafından ödenmemesi üzerine, İl Gıda Tarım Ve Hayvancılık Müdürlüğünün bila tarih ve E... sayılı yazısı ile ... Defterdarlığından davacı şirketten tahsilinin istenildiği, 556.087,64 TL'nin tahsili amacıyla ... Vergi Dairesi Müdürlüğünce... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenip davacı şirkete tebliğ edilmesi üzerine, söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Ödeme emrine karşı açılan davalarda, amme alacağının oluşumu ile ile ilgili hukuka aykırılık iddialarının incelenip incelenemeyeceği konusunda Danıştay dava daireleri arasında içtihat birliğinin sağlanamadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturur (AYMK., E.2009/83, K.2011/29). "6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesine göre kamu alacakları, Devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine ait vergi, resim, harç, mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası, gecikme zammı ve gecikme faizi gibi alacaklardır. 6183 sayılı Kanun’un esası, vergiler başta olmak üzere kamu alacağını güvence altına almak ve ödenmediği takdirde kamu alacağını zora dayanarak, Devlet gücü ve memurları eliyle tahsil etmektir (B. No: 2013/2420, 14/1/2014, § 27). Kamu alacağını ödemekle yükümlü olan borçlunun, bu alacak ile ilgili ödeme emri çıkartılması aşamasına gelmeden alacağın esasına ilişkin yargı mercilerine başvurma hakkı bulunmaktadır. Özel kanununda hüküm bulunan hâllerde ödeme vadesinde, yoksa 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre tebliğden itibaren bir aylık süre içinde yargı yerlerine başvurarak kamu alacağının esası dava konusu edilebilecektir. Kamu alacağı esasının dava konusu edilmemesi veya dava konusu edilmesine rağmen alacakta hukuki sakatlık bulunmadığına karar verilmesi durumunda alacak kesinleşmiş olacak ve tahsili için ödeme emri düzenlenecektir. 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrasına göre bu aşamada ödeme emrine itiraz hâlinde mahkeme davayı sırf tahsile ilişkin olarak, böyle bir borcun olmadığı, borcun kısmen ödendiği ve borcun zamanaşımına uğradığı nedenleriyle sınırlı olarak inceleyebilecektir (B. No: 2013/2420, 14/1/2014, §28)" AHMET TÜRKO, 12.03.2015, B. No: 2013/5949, §48-49). Davalı idarece idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan işbu davada; davacı tarafından, şirket yetkilileri hakkında ödeme emrine konu ithalat taahhütnamesinin ihlaline ilişkin başlatılmış olan soruşturma sonucu ... Cumhuriyet Başsavcılığının Sor.;..., K:... sayılı kararı ile "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiği, davacı şirket tarafından taahhütnamenin ihlal edilmediği, dolayısıyla idari para cezasının hukuka aykırı olduğu öne sürülmektedir. Bu bağlamda, davacı iddialarının, "böyle bir borcu olup , olmadığı" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından dayanak idari işlemin iptali istemiyle dava yoluna gidilmemiş ise de; ödeme emri içeriği alacağın, 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesinde belirtilen "böyle bir borcu olmadığı" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, amme alacağının kesinleştiğinden bahisle davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.