Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2023/7771 E. 2024/1969 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2023/7771
Karar No
2024/1969

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/7771 Karar No : 2024/1969 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından işletilen ve faaliyet konusu "manav" olan işyerine ait işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; manav olarak faaliyet gösteren işyeri için daha önce düzenlenmiş işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmakla birlikte, davalı belediyece işyerinde yapılan denetimde manav faaliyet konulu işyerinin tapuda mesken olarak görünen bağımsız bölüm olması nedeniyle kat maliklerinin oy birliğiyle aldığı bir karar bulunması gerektiği, davalı idarece bu eksikliğin giderilmesi amacıyla verilen 15 günlük süre sonunda kat maliklerin oy birliğiyle muvafakatı alınarak eksikliğin giderilmediğinin tespiti suretiyle dava konusu işyerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Yasallara uygun olarak aldığı ruhsata binaen 16 yıldır manav faaliyetinde bulunduğu, vergi levhası ve işletme kayıt belgesinin mevcut olduğu, ruhsatının iptal edilerek, kazanılmış haklarının ihlal edildiği, küçük bir manav işletmesinde kat maliklerinin oy birliği ile muvafakat vermesine gerek olmadığı, 01/04/2002 yılından bu yana aynı ruhsat ile aynı adreste manav işletmesine devam etttiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin en önemli ögelerinden biri, hukuki güvenlik ilkesidir. Bir başka deyişle, "güvenin korunması ilkesi” gereği, ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveni dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması gerekir. Güvenin korunması, her zaman mevcut hukuki durumun gözetilmesi anlamında olmasa da, her düzenleme değişikliğinde idarenin göz önünde bulundurması gereken bir konudur. Hukuki güvenlik, sadece hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamına gelir. Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait işyerine ilişkin olarak 01/04/2002 tarihinde davalı Belediye Başkanlığı tarafından işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlendiği, ... tarih ve ... sayılı dava konusu Belediye Başkanlığı işlemi ile davacının kullandığı bağımsız bölümün tüm kat maliklerinin yazılı muvafakati olmaksızın işyeri olarak işletilmesi ve süresi içerisinde tüm kat maliklerinin muvafakatinin ibraz edilmemesi nedeniyle işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2002 yılında işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerine ilişkin olarak, ruhsat verilmesinin üzerinden uzunca bir süre (16 yıl) geçtikten sonra ve ruhsata esas alınan şartlarda herhangi değişiklik olmadan ve kazanılmış hakları gözetilmeden, 2018 yılında işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2023/7771, K. 2024/1969, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2023-7771-e-2024-1969-k-50564101c4b9