Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2022/328 E. 2025/979 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2022/328
Karar No
2025/979
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/328 Karar No : 2025/979

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde icra memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve .../... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; davacı hakkında rüşvet suçundan dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, yürütülen soruşturma sonucunda ''işlemin suç üstü tarihinden bir ay kadar önce yapıldığı ve dijital ortamda icra dairesine ulaştırıldığının gerek Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan soruşturmadan, gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğünce yapılan idari soruşturmadan tespit edilmekle, eylemin rüşvet ya da irtikap suçunun unsurlarını oluşturmayacağı, eylemin bu hali ile görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu kapsamda şüpheli hakkında soruşturmaya devam edilebilmesi için 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma iznine ihtiyaç olacağı'' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, uyuşmazlık konusu olayda, dosya içerisindeki soruşturma raporu, kamera görüntüleri ve diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının K.Z. isimli işveren vekilinin işlemlerini 18/09/2019 tarihinde yerine getirdiği, K.Z.'nin prim borçlarının tamamını ödeyip borçlarından kurtulmak için uğraştığı, bu yazıyı alıp ... İcra Dairesi ile görüşmeye gidip satıştan davalı idareye ödeme yapılmasını sağlamak istediği, aynı zamanda yapılan işi görmek istediği, davacının ise K.Z.'ye işlemlerini yerine getirdiğini söyleyerek "bizi de görürsün artık" şeklinde menfaat temin etme amacında olduğu, davacı tarafından disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesinde, K.Z.'nin kendisini tuzağa düşürdüğü, kendisine iftira etttiği, savcılıktaki ifadesinde ise; K.Z.'nin yazıyı almasından sonra eline bir kağıt tutuşturduğu, olay yerinde kameraların bulunması nedeniyle panikleyerek parayı cebine koyduğu, daha sonra polislerin kendisini yakaladığı, K.Z. ile para konusunda önceden yapılmış bir anlaşmasının bulunmadığı iddia edilmiş ise de, K.Z.'nin rızaen teslim ettiği telefonundan davacı ile mesajlaşmalarının bulunduğu ve buluşma yeri konusunda konuştuklarının anlaşıldığı, emniyet ekiplerinin yakalama tutanağı ve olay yerine ait görüntülerin incelenmesinden, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının içinde bulunduğu davranışlarının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacağı, davacının üzerine atılı eylemin sübut bulduğu sonucuna varıldığı, bu kapsamda davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve... soruşturma nolu kararıyla, eylemin rüşvet ya da irtikap suçunun unsurlarını oluşturmayacağı, eylemin bu hali ile görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu kapsamda soruşturma iznine ihtiyaç olacağı gerekçesiyle rüşvet almak ve vermek suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, dolayısıyla hakkında soruşturma izni alınmadan yapılan işlemlerin tamamının hükümsüz olduğu, mevzuatta hangi suçların yüz kızartıcı suç kapsamında bulunduğuna dair bir düzenlemenin bulunmadığı, daha önceki dilekçelerinde de eylemin rüşvet almak suçu yerine görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğini ifade ettiği, her iki suç türü arasında soruşturma usulü ve görevli mahkeme gibi çeşitli farkların bulunduğu, temyize konu kararda ceza mahkemesi yerine geçilerek rüşvet almak suçundan adeta mahkum edildiği, halihazırda kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, hakkında uygulanan koruma tedbirinin usul ve yöntemine aykırı bir şekilde gerçekleştirildiği, soruşturma konusu olaya ilişkin elde edilen deliller hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olup, bu kapsamda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, bu durumun Anayasa ve uluslararası mevzuat hükümlerine de aykırılık oluşturduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 26/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY: Dava, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde icra memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi ile ilgili olarak, 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezasını gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup, belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı, ..., idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin güç olduğu, kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine de aykırı olmadığı vurgulanmıştır. Öte yandan, 29/03/2011 günlü, 6215 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle değiştirilen 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un Ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının (d) bendi ile, federasyon başkanı olabilmek için getirilen, "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan hükümlü olmamak" koşulundaki "gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesince verilen 14/02/2013 günlü, E:2011/63, K:2013/28 sayılı kararda da; "gibi" edatının, metinde sayılan "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas" suçlarının yüz kızartıcı veya şeref veya haysiyet kırıcı birer suç olduklarını nitelemek için kullanıldığı, federasyon başkanı olabilmek için sadece maddede sayılan suçlardan mahkum olmamak şartının aranabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, "gibi" kelimesine dayanarak "yüz kızartıcı suçlar" veya "şeref veya haysiyet kırıcı suçlar" kavramlarının kapsamını genişletmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde, maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir. Buna karşın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5525 sayılı Kanun kapsamına ilişkin bir uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 12/11/2014 tarih ve E:2012/482, K:2014/3992 sayılı kararında, "Burada yer verilen 'gibi yüz kızartıcı suçlar' ibaresindeki 'gibi' sözcüğü, yüz kızartıcı suç olarak anılan Kanunda sayma yoluyla belirtilen 'Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından biri'ni ifade etmek üzere kullanılmıştır. Aksi yorumla, 'gibi' sözcüğünün, 'sayılanlara benzer suçları' ifade ettiğinin kabul edilmesi, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrası ile 657 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca memurların memurluklarının sona erdirilmesine ilişkin durumların bizzat kanunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin memur güvencesine aykırı olduğu gibi; idarelere, Kanunda gösterilen suçlar dışında benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılması konusunda, ölçütleri belirsiz, geniş bir takdir yetkisi tanınması sonucunu da doğurabilecektir." ifadelerine yer vererek, 5525 sayılı Kanunda sayma yoluyla belirtilen eylemler arasında yer verilmeyen "intihal" fiilinin yüz kızartıcı suç olarak kabul edilemeyeceğine ve bu fiile dayanılarak verilmiş dava konusu disiplin cezasının, nitelik itibarıyla 5525 sayılı Kanun'un kapsamına girdiğine karar vermiştir. Ancak, İdari Dava Daireleri Kurulu 04/03/2013 tarih ve E:2009/652, K:2013/751 sayılı bir diğer kararında, "cinsel taciz ve sarkıntılık" fiili nedeniyle hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilen davacının fiilinin, 5525 sayılı Kanun'da sayılan suçlardan olmamasına rağmen şeref ve haysiyet kırıcı suçlar kapsamında olduğu, dolayısıyla 5525 sayılı Kanun ile öngörülen disiplin affından faydalanacak disiplin cezaları kapsamında bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesinin ısrar kararını onamıştır.

Görüldüğü üzere, bu konudaki tartışmalar ve görüşler çeşitlilik arz etmekle birlikte, yüz kızartıcı suçların neler olduğunun, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanması daha uygun olacaktır. Bu değerlendirme yapılırken de verilen disiplin cezasının sebebi, niteliği ve kapsamı göz önüne alınacaktır. Davacının söz konusu fiiileri nedeniyle, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve .../... sayılı kararı ile eylemin rüşvet ya da irtikap suçunun unsurlarını oluşturmayacağı, bu hali ile görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gerekçesiyle rüşvet almak ve vermek suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup; ''görevi kötüye kullanma'' suçundan ise yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik kararının verildiği, söz konusu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece işlemin sebep unsuru olarak gösterilen fiillerin; "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında görülerek dava konusu disiplin cezasının verildiği anlaşılmakta ise de, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; soruşturma raporunda ifade edildiği üzere, K.Z.'nin vekili olduğu bilişim ve inşaat şirketinin SGK'ya borcunun yaklaşık 90.000,00-TL olduğu, bu borç için tapuya haciz bildirisi yapılmadığı, Ö.Z. L.Ş. sicili ve dosya numarasından yaklaşık 6.000,00-TL alacak için tapuya haciz bildirisi yapıldığı ve sıraya girildiği, K.Z.'nin kurumdaki bütün borçlarına karşılık 150.000,00-TL'lik gayrimenkulünü teminat gösterdiği, icra dairesinin bahse konu gayrimenkulu satışa çıkardığı ve İskenderun SGM'ye alacak miktarını sorduğu, İskenderun SGM'nin Ö.Z. L.Ş. için alacak bildirimi yaptığı, K.Z.'nin itirazları sonucu her iki dosyanın yeniden incelendiği, bu incelemeyi icra memuru davacının yaptığı, davacının hazırlayıp merkez müdürü M.C.G.'nin imzaladığı 18/09/2019 tarihli yazının icra dairesine gönderildiği ve K.Z.'nin kuruma olan borçlarının tamamını talep eden bir yazı olduğu, K.Z.'nin SGK borçlarının tamamını ödeyip borçlardan kurtulmak için uğraştığı, bu yazıyı alıp icra dairesi ile görüşmeye gidip satıştan SGK'ya ödeme yapılmasını sağlamak istediği, aynı zamanda yapılan işlemi görmek istediği, davacının dosyaları inceleyip yazıyı yazdığı, K.Z. için emek harcadığını bahse konu yazıyı vererek göstermek istediği, emeğinin karşılığı olarak bizi de görürsün dediği, K.Z.'nin talebi rüşvet olarak algıladığı, işveren vekili K.Z.'nin 10/10/2019 günü kendisi ile ilgili problemi görüşmek üzere Hatay İl Müdürlüğüne gelerek, durumunu müdür H.B.'ye anlattığı ve davacının kendisinden para istediğini ima ettiğini, kendisinin de üzerinde 200,00-TL'si olduğunu beyan ettiği, İskenderun'da emniyet yetkililerine de olayı anlattığı, emniyet yetkililerinin 200,00-TL paranın seri numaralarını aldığı, adı geçeni uzaktan takip ettikleri, davacı ile K.Z.'nin mesai bitiminde dışarıda buluştukları, davacının icra dairesine gönderilen yazının bir nüshasını K.Z.'ye verdiği, K.Z.'nin ise seri numaralan alınmış 200,00-TL parayı verdiği, davacının parayı cebine koyduğu, emniyet yetkililerinin yanlarına gelerek paranın davacının cebinde olduğunun tespitini yaptıkları, böylece davacı hakkındaki iddiaların sübuta erdiği anlaşılmakta olup, "görevi kötüye kullanmak" bağlamında, görevi ile ilgili olarak çıkar sağlamak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak niteliğinde olan söz konusu fiillerin, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamına girmediği, diğer bir anlatımla tipiklik şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından, anılan eylemleri nedeniyle yukarıda yer verilen; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2022/328, K. 2025/979, T. 26.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2022-328-e-2025-979-k-c384ee71cba7