Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2021/3041 E. 2023/6109 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2021/3041
- Karar No
- 2023/6109
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3041 Karar No : 2023/6109 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Zırhlı 1. Hd. Tugay Komutanlığında teğmen olarak görev yapan davacının, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 13. maddesi, 20. maddesi birinci fıkrasının (b) ve (c) bendi ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca silahlı kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile statü dışında geçen sürelere ait özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ayırma işleminin dayanağı olan “zincirleme rüşvet almak, kaçakçılık olaylarına göz yummak" fiilleri ile ilgili olarak, idari tahkikat aşamasındna alınan ifadeler ile Askeri Savcılık dosyası, Askeri Mahkeme dosyası ve ... Ağır Ceza Mahkemesinde, M.K., A.B., S.T., L.T., H.T., O.A., Ş.K. isimli şahıslar tarafından verilen ifadelerden; davacının rüşvet karşılığında kaçakçılık yapan şahsılarla anlaştığı ve bu şahısların kaçakçılık faaliyeti yapmalarına göz yumduğu, dosya kapsamına göre davacının sabit olan bu eylemlerinin, ceza hukuku bakımından suç oluşmasa dahi 6413 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde tanımlanan “Ahlaki zayıflık” ve “Hizmete engel davranışlarda bulunmak” disiplinsizliğini oluşturduğu, kolluk görevlisi olması nedeniyle suçla ve suçlularla mücadele etmesi gerekirken, suç işleyen şahıslarla bu şekilde işbirliği yapan, karşılığında maddi menfaat temin eden davacı hakkında tesis edilen işlemde herhangi bir takdir hatası ya da hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan işlem hukuka uygun bulunduğundan, işlem nedeniyle yoksun kalındığı ileri sürülen statü dışında geçen sürelere ait özlük haklarının ödenmesi talebinin reddine hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, P.Er L.T'nin birlik komutanlığınca 23/11/2012 tarihinde alınan ve kendi içerisinde tutarlı ve birbiri ile uyumlu olan ifadelerden; ayrıca, konu ile ilgili olarak adli soruşturma yapan ... Komutanlığı Askeri Savcılığınca hukuka uygun olarak tespit olunan diğer kişilere ait ifade ve iletişimin tespiti bilgilerinden; davaya konu işlemle davacıya isnat edilen eylemlerin sabit olduğu, anılan eylemlerin ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibar ve güvenliğine zarar verecek boyutta olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde ve sonucu itibarıyla Mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediği; öte yandan, dava konusu işlemin maddi sebebi olan söz konusu eylemler nedeniyle davacı hakkında "zincirleme rüşvet almak" suçundan açılan kamu davasında, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca davacının beraatine karar verilmişse de, anıldığı üzere kararın "yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" hükmünden değil, şüpheden sanık yararlanır ilkesine ilişkin "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" hükmünden verildiği, karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği, bununla birlikte, ceza mahkemesince ceza kanununda düzenlenen rüşvet almak suçundan yargılama yapıldığı, anılan suçun Kanun'da "Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamak" biçiminde tanımlandığı, buna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre rüşvet almak suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için menfaat sağlanması ya da bu konuda anlaşmaya varılması gerekirken, dava konusu işlemin hukuki sebeplerinin oluşabilmesi için ise, "ahlaki zayıflık" fiili için "Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmak"; "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiili için "Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde bulunmak" eylemlerinin gerçekleşmesi gerektiği, bu durumda, ceza yargılaması ve disiplin soruşturmasına konu eylemler aynı olsa da, ceza yargılamasına konu olan rüşvet almak suçu ile disiplin soruşturmasına konu olan "ahlaki zayıflık" ve "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiillerinin unsurları yönünden aynı olmadığı, "ahlaki zayıflık" ve "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiillerinin rüşvet almak suçuna göre daha geniş maddi unsurları kapsadığı gerekçesiyle istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ceza yargılaması sonunda hakkında beraat kararı verildiği, İdare Mahkemesince bu karara rağmen ret kararı verilmesinin ceza yargılamasının evrensel ilkelerinden olan masumiyet karinesine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın usul ve Kanuna uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 28/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.