Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2020/871 E. 2023/5382 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2020/871
- Karar No
- 2023/5382
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/871 Karar No : 2023/5382 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Manisa ili, Salihli Devlet Hastanesinde ebe olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olayda, davacının, internet (facebook) paylaşımları hakkında yapılan soruşturmada, paylaşım yapılan facebook hesabının davacıya ait olduğunun ihtilafsız olduğu, davacının telefonunu zaman zaman aile içindeki küçük yeğenlerinin kullandığı, dolayısıyla bu paylaşımları kendisinin yapmadığı yönündeki iddiasının yerinde görülmediği ve bu paylaşımların davacı tarafından yapıldığının sabit olduğu kanaatine varılmış olmakla birlikte, davacının bu eyleminin, dava konusu işlemde belirtildiği gibi 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği; ancak, "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" şeklinde değerlendirilebileceği sonucuna varıldığı; öte yandan, disiplin soruşturmasına konu internet paylaşımları ifade özgürlüğü ve siyasi kişilerin sert eleştirilere muhatap olabileceğine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları açısından değerlendirilecek olursa, davacının herhangi bir vatandaş değil Devlet memuru olduğu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesinin amir hükmü uyarınca Devlet memurlarının herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamayacağı, hiçbir şekilde siyasi amaçlı beyanda ve eylemde bulunamayacakları gibi, disiplin hukuku ilkelerine göre amiri konumundaki kişilere karşı hakarette bulunamayacakları açık olduğundan, davacının eyleminin anılan Kanun'a aykırılık teşkil ettiği, nitekim, AİHM kararlarının da bu yönde olduğu; bu durumda, davacıya ait facebook hesabından, davacı tarafından yapıldığının sabit olduğu kanaatine varılan paylaşımların, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemi kapsamında değerlendirilemeyeceği; ancak, "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" şeklinde değerlendirilebileceği; diğer bir ifadeyle, davacı eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendiyle örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının, facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız hakkında tahkir ve rencide edici paylaşımlarda bulunduğunun tespiti üzerine usulune uygun olarak yapılan soruşturma sonucunda fiilin sübut bulduğu anlaşıldığından bahisle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde, kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Manisa ili, Salihli Devlet Hastanesinde ebe olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idarece işleme gerekçe olarak gösterilen mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmesi halinde yargı yerinin doğru hukuk kuralını belirleyerek işlemi denetlemesine "yasal temel ikamesi" idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu; idari işlemin sebebinin hukuka aykırı olması durumunda resen tespit edilen sebebe dayanarak saptanan sebebe göre uyuşmazlığın çözümlemesi de "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır. (Ramazan Çağlayan,İdari Yargılama Hukukunda Yargı Yerinin Sebep İkame Yetkisi,Danıştay Dergisi,Yıl: 2016,Sayı:141,S:14/15) Her ne kadar doktrinde, sebep ikamesi ile yasal temel ikamesi kavramları birbirlerinin yerine kullanılsa da, bu iki kavram yöntem olarak birbirinden farklıdır. Yasal temel ikamesi genel olarak idarenin dayandığı hukuk kuralı yanlış olsa bile yargı yeri tarafından tespit edilen doğru hukuk kuralına göre işlemin hukuka uygun bulunabilmesi olup; sebep ikamesi usulünde ise işlemin yasal temelinden ziyade işlemin sebebi değerlendirilmektedir. Yasal temel ikamesi ise idarenin işlem yaparken dayandığı hukuk kuralında yanılgıya düşülmüş olması durumunda yargı yerinin işlemin dayandığı doğru hukuk kuralını bularak işlemin hukuka uygun bulunması ve iptal talebini reddetmesini sağlayan bir yöntemdir .(İlhan ÖZAY, Günışığında Yönetim, İstanbul 2002, s. 406) İdari yargılama hukukumuzda kural olarak resen araştırma ilkesi geçerlidir. Resen araştırma ilkesi İdari Yargılama Usulü Kanununun 20. Maddesinde belirtilen durumlar dışında dava konusu olayın maddi yönünü belirlemek amacıyla her türlü inceleme ve araştırmayı yargı yeri olarak yapabilmeyi iddia ve savunmalarda ortaya konan maddi durumun gerçeğe uygun olup olmadığını araştırılabilmeyi ve tarafların hiç değinmedikleri olayları ve maddi unsurları araştırmayı da kapsamaktadır.(Aynur Hasoğlu,Danıştay Kararları Işığında İdare Hukukunda Sebep İkamesi Kavramı, 2019,s.170 ) Bu nedenle de yasal temel ikamesi ve sebep ikamesi ikamesi yöntemlerini resen araştırma ilkesi kapsamında değerlendirerek dava konusu uyuşmazlığın hukuki denetiminin yapılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararına (18.6.2009 tarih ve E 2009/189 sayılı kararı) atıf yaparak incelediği bir bireysel başvuru da; idari yargı yerlerinin sebep ikamesi yapabileceğini kabul edilmiştir. Fakat Anayasa Mahkemesi sebep ikamesi konusunda iş bu kararında ayrıca; İdarî yargı yerlerince sebep ikamesi yapılması durumunda çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde yeni durumun taraflara bildirilmek suretiyle görüş ve itirazların alınarak yeterli tartışma olanağının tanınması yahut ilk derece mahkemesince karar aşamasında sebep ikamesi yapılmış ise karara karşı etkili ve sonuç alabilecek kanun yollarına başvuru yapma imkânı verilerek yeni sebebe ilişkin yeterli itirazların sunulmasının sağlanması gerektiği şeklinde tespitlerde bulunmuştur. (Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Koray Erdoğan Başvurusu, 10/03/2016, 2013/1898, R.G. 19/04/2016-29689). 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde, "Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek," fiilleri ile, (g) alt bendinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilleri Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış; anılan maddenin dördüncü fıkrasında, “Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.” hükmüne; yine aynı Kanun'un 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından, Facebook isimli sosyal medya platformunda, herkese açık olan profilde yapılan hakaret içerikli paylaşımların, siyasi ve ideolojik içerik taşıdığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde düzenlenen çıkarma cezasını gerektiren fiillerin nitelik ve ağırlığı itibarıyla benzeri olduğu; söz konusu fiillerin nitelik ve ağırlığı itibarıyla 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (d) alt bendi kapsamında değerlendirme imkanı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yönde verilen karara katılmıyorum.