Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2020/4103 E. 2023/7131 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2020/4103
- Karar No
- 2023/7131
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4103 Karar No : 2023/7131 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Müşaviri Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...'ı temsilen ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Balıkesir ili, ... ilçesi, Toplum Sağlığı Merkezinde sağlık memuru olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 06/12/2018 tarihli kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işleme esas alınan soruşturma raporunda davacının özürsüz olarak toplamda 43 gün mesaiye gelmediği yönündeki tespitler incelendiğinde; soruşturma raporunda, davacının aldığı hastalık raporlarının, 29/10/2011 tarih ve 28099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu, bu sebeple bu sürelerin izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmemiş olarak kabul edilmesi gerektiği şeklinde bir sonuca ulaşılmış ise de; davacının aldığı hastalık raporlarının gerçeği yansıtmadığını ve raporlu olduğu tarihlerde hastalık özrü bulunmadığını ortaya koyan herhangi bir tespitte bulunulmadığı, dosyadaki belgelere göre davacının 2017 yılında hastalık raporu aldığı görülen 18-19-20-21-22-23-24-25-26 Temmuz, 2-3-9-10-11 Ağustos ve 5-6-7-8-13-14-15 Eylül tarihlerinde özürsüz olarak işe gelmediğinden söz edilemeyeceği; yine soruşturma raporunda, davacının, Bandırma Devlet Hastanesi mahkum servisinde nöbet usulü görev yaptığı, tutmadığı, 16-17 temmuz tarihlerindeki nöbetlerin 24 saatlik olduğu, 24 saatlik bir nöbetin 8 saatten 3 günlük bir çalışmaya karşılık geldiği, 24 saatlik iki nöbete gelmediğinden toplam 6 gün, 27-28 temmuz 2017 tarihlerinde ise 2 gün olmak üzere toplam 8 gün kesintili olarak izinsiz ve mazeretsiz olarak Bandırma Devlet Hastanesindeki nöbet görevine gelmediği ve bu durumun tutanaklarla imza altına alındığı şeklindeki tespite yer verilmiş ise de; davacının 24 saatlik bir nöbete gelmemekle 3 gün göreve gelmemiş sayılmasında isabet bulunmadığı gibi, dosyaya sunulan 2017 temmuz ayı nöbet listesi incelendiğinde davacının sadece 16 Temmuz 2017 Pazar günü 24 saatlik nöbetinin bulunduğu, 17 Temmuz 2017 Pazartesi günü ise H.G. isimli başka bir personelin görevli olduğu dikkate alındığında, davacının sadece 16 Temmuz 2017 tarihinde 1 gün göreve gelmediğinin kabulünün gerekeceği; dosyaya sunulan tutanak, rapor ve diğer belgeler birikte değerlendirildiğinde, davacının 2017 yılında 16-27-28 Temmuz tarihlerinde toplam 3 gün, 1-4-5-14-15-17-21-23-24-25 Ağustos tarihlerinde 10 gün ve 9-12-18-21-22-23-26-29 Eylül tarihlerinde 8 gün olmak üzere toplamda 21 gün özürsüz olarak göreve gelmediğinin görüldüğü; öte yandan, davacı hakkında eş zamanlı olarak yürütülen ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına esas alınan diğer soruşturmada 21-22-23-24-25 Ağustos 2017 tarihlerinde 5 gün kesintisiz olarak göreve gelmediğinden bahisle (22 ağustos tarihinde davacının nöbet görevi bulunmamasına rağmen) işlem tesis edildiği, bu tarihlerin ise dava konusu işlem ile verilen disiplin cezasına esas alınan tarihler ile çakıştığı, diğer bir ifadeyle, dava konusu işlemde bir yılda özürsüz ve mazeretsiz yirmi gün göreve gelmeme fiilinin hesabında davacının kesinleşen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına ilişkin eylem tarihlerinin de dahil edildiği, dolayısıyla bir fiil için mükerrer ceza uygulaması yapıldığı; diğer yandan, davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 4 günlük (22 ağustos tarihinde davacının nöbet görevi bulunmaması sebebiyle 4 gün olarak alınmıştır) göreve gelmeme süresinin, 21 gün olarak hesaplanan toplam devamsızlık süresinden çıkarıldığında 17 gün devamsızlığının bulunduğu, dolayısıyla davacının sübut bulmayan fiili sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında mevzuata aykırı olarak 12 gün hastalık izni kullandığı, ayrıca geçerli bir mazereti bulunmaksızın 31 gün göreve gelmediğinin soruşturma raporu ile ortaya konulduğu, eylemlerine karşılık 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) bendi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 26/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.